neyin-savasi-kimin-zaferi_3_3_2_b.jpg
  • Anasayfa» 
  • Alıntılar»
  •  Amerika'nın en uzun savaşı sömürüye dayalı politikalarının devamı için aralıksız sürüyor

Amerika'nın en uzun savaşı sömürüye dayalı politikalarının devamı için aralıksız sürüyor

Amerika'nın var olma stratejisi: Önce çatışma çıkar, sonra sulh edici olarak çatışan taraflar için çözüm üretiyormuş gibi pozisyon oluştur. Böylece meşru otorite sahibi olarak istikrarsızlaştırılan coğrafyalarda sömürüye dayalı hakimiyetini geleceğe taşı. Bunun devam edebilmesi için istikrarsızlık devam etmeli ve küçük ya da büyük çaplı olsun çatışma ortamı hiç yok olmamalı. Bitmeyen savaş...

4 Mayıs 2017 Perşembe
İNTİZAR - Amerika gibi egemen güçlerin genellikle sömürüye dayalı hakimiyetlerinin geleceğini temin için uyguladıkları yöntem, 'kendi hegemonyalarına alternatif oluşturabilecek bir otoritenin oluşmaması için var olan güç merkezleri arasında çatışma oluşturup, istikrarsızlık temin etmek ve sonra da bu çatışan taraflar arasında büyük bir güç olarak uzlaşma zemini oluşturma adına kendi otoritesini inşa etmek' şeklinde formüle edilebilir. 
 
Amerika ve diğer Batılı egemen güçler bu formülasyon üzerinden dünyanın bir çok bölgesinde istikrarsızlaştırma stratejisine dayalı bitmeyen bir savaşın etkin taraflarıdırlar. Bu stratejiye göre 'savaş' asla sona ermemeli. Eğer savaş sona erecek olursa, kendilerinin dünyanın diğer coğrafyalarındaki ülkelerle karşılıklı saygı ve güvene dayalı bir diblomatik ilişki kurmaları gerekecektir. Bu ise sömürüye dayalı egemenliklerinin sonu demektir. 
 
Amerika ve diğer Batılı egemen güçler bu sömürüye dayalı hakimiyet stratejilerini sahaya aktarırken, bölgesel güçlerin de varlığından yararlanırlar. Bölgesel iktidar sahiplerinin şahsi iktidarlarını geleceğe taşıyabilmek için Amerika gibi dünya egemen güçlerinin stratejilerinin bir parçası olabilmeyi kendileri için bahşedilmiş bir imkan gibi değerlendirirler. ABD Başkanları tarafından Beyaz Saray'da kabul edilmek bu bölgesel iktidar sahipleri için itibar devşirebilecekleri muazzam bir kaynaktır! Mesela Ürdün Kralı Abdullah'ın yeni seçilen ve göreve başlayalı daha altı ayını bile doldurmamış Başkanı Donald Trump tarafından iki defa kabul edilmesi veya Mısır'ın darbeci lideri Abdulfettah Sisi'nin kabulü. Hele Suudi liderlerin farklı düzeylerde sayısız görüşmelerini ayrıca zikretmeye gerek var mı? Zira Suudi Arabistan'ın Amerika ile olan ilişkisinin boyutlarının izahı için, bu ülkeyi Amerika'nın bölgedeki mütemmim cüzü mesabesindeki eli olarak tanımlamak gayet mümkün. 
 
Yukarıda tanımlanmaya çalışılan stratejinin sahaya aktarılmasında devreye giren bütün bu ilişkiler ağından toplamda milyonlarca insanın yerlerinden olması, açlık ile yüzyüze kalması, geleceklerinin yok edilmesi ve ölmesi gibi muazzam acılarlar dolu bir tablo artaya çıkıyor. Bütün bu acıların karşılığında elde edilen ise sömürüye dayalı küresel egemenliklerin ve onların bölgesel ortaklarının iktidarlarının geleceğe taşınması. Ne kötü bir alışveriş...
 
Stephen Lendman tarafından Global Research'de yayınlanan, Özgür Girişen tarafından yapılan Türkçe çevirisi ozguruniversite.org'da yayınlanan bu yaklaşıma ışık tutan yazıyı ilginize sunuyoruz...
 
 
Trump Suriye'de rejimi değiştirmek istiyor, ABD'nin başını çektiği savaş Yemen, Afganistan ve Güney Sudan'a uzanıyor
 
Obama Mart 2011'de Suriye'nin egemenliğini ortadan kaldırmak ve Esad'ın yerine Batı yanlısı kukla bir yönetimi başa geçirmek amacıyla bu ülkeye  karşı savaşı başlattı. Trump ise vites yükseltti. Savaşı tırmandırdı, ABD bombardımanını artırdı ve sahadaki ABD kuvvetini iki katına çıkardı ve daha fazlasının da gelmesi muhtemel görünüyor..
 
Trump'ın son derece tehlikeli bu savaş planı Rusya'yla doğrudan karşı karşıya gelme riski taşıyor. Süreci sorumluca yönetmek yerine umursamaz bir şekilde Ortadoğu ve Kore Yarımadasını olası bir nükleer savaş riskine sokuyor.
 
Suriye'nin kuzeyinde yüz binlerce sivil, ABD'nin kendi yaratıp desteklediği IŞİD'e karşı savaş gibi sahte bir bahaneyle yaptığı, altyapıyı ve hükümetin kontrolündeki bölgeleri hedef alan bombardımanının tehdidi altındadır.
 
Pazartesi günü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in sözcüsü Staphane Dujarric; Yemen, Musul, Afganistan ve Güney Sudan'daki son derece vahim insani koşullar ile Rakka'da kurtarılmayı bekleyen 400.000'den fazla Suriyeliye ilişkin brifing verdi.  
 
10 milyon civarında Yemenlinin hayatını kurtarmak ya da yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak için acil  yardım gerektiğini vurguladı. “Ülke, gıda güvenliği açısından en acil durumun yaşandığı yer …… katastrofik bir açlığın eşiğinde.”
 
Musul'da savaş ve bombardıman sürüyor ve şu ana kadar yerlerinden edilen 400.000 kişi çaresizlik içinde yardım bekliyor. Yaklaşık iki milyon Iraklının yaşamı ve huzuru sürmekte olan savaş yüzünden tehdit altında. Sivil ölüm rakamları artmaya devam ediyor.
 
“Afganistan'da hükümet tarafından gözaltına alınanlar işkence ve kötü muameleye maruz kalmaya devam ediyor.”
 
Amerika'nın en uzun savaşı, hiçbir çözüm umudu taşımadan aralıksız sürüyor.
 
Güney Sudan'da,
 
“savaş sırasında işlenen suçların hesabının sorulamayışı ülkenin en büyük sorunlarından biri olarak duruyor.”
 
Rakka ve civarındaki Suriyeliler, günlük devam eden kara savaşı ve ABD'nin; ülkenin altyapısını, hastane, okul, cami, market ve yerleşim alanlarını da hedef alan bombardımanına maruz bırakılıyor.
 
Günlük sivil ölüm rakamı bilinmiyor bile, harekat bitene kadar belki de binleri bulacak.
 
Dujarric' e göre,
 
“geçtiğimiz bir kaç hafta içinde her gün devam eden çatışma ve hava saldırıları sivil ölüm ve yaralanma rakamlarını tırmandırdı…”
 
Birçoğu açık alanlarda yaşayan, herhangi bir sığınaktan ya da bombalardan korunabilecek koşullardan yoksun “39.000 kişi, daha yeni yerinden oldu,”. Çaresiz halk, insani yardımdan da mahrum durumda.
 
Rusya'nın Suriye'ye müdahalesi, halkın yaşadığı koşulları ciddi oranda düzeltti –öncesinde ABD destekli teröristlerin kontrol ettiği bölgeler özgürleştirildi, halkın yaşamını sürdürebilmesi için Moskova ve Suriye tarafından insani yardım sağlandı.
 
Bundan ayrı, pazartesi günü ABD Hazine Bakanlığı, Suriye Bilimsel Çalışmalar ve  Araştırma Merkezinde çalışan 271 personeli yaptırım listesine aldığını duyurdu  – kimyasal silah geliştirme suçuna karıştıklarına dair sahte bir bahaneden yola çıkarak.
 
Washington, Han Şeyhun'da 4 Nisan'da gerçekleşen saldırıda kullanılan kimyasal maddeleri geliştirme işinden bu personeli sorumlu tutuyor – olay Suriye'nin hiçbir şekilde dahlinin olmadığı, Suriye ordusunu ve Beşar Esad'ı suçlamak amacıyla sorumsuzca yapılmış bir sahte bayrak operasyonudur.
Geçen Cuma Sergey Lavrov, Rusya'nın konu hakkında, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısının batılı temsilciler tarafından hiçbir açıklama yapmadan reddedildiğini ifade etti.
 
“Bu apaçık yanlış bilgi” Amerika ve düzenbaz müttefikleri tarafından Esad'ı devirmek amacıyla kullanılıyor  – savaşı büyütüp ve daha fazla sayıda ABD kuvvetini dahil etmeleri muhtemeldir.
 
 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler