ortadoğu-e1498734302433.jpg

İran Kerkük satrancını nasıl kazanıyor?

...KYB'nin kaybettiği bölgeleri geri almasına İkbalpur ve Süleymani gibi isimler yardımcı olur. Irak'taki İran nüfuzunun asıl kaynağını bu tip adımlar ve Devrim Muhafızları'nın Irak'ta muhalif gruplara yaptığı uzun vadeli yatırımlar oluşturuyor. Iraklı Kürtler ve Şiiler İran'ı verdiği sözleri yerine getiren, güvenilir bir ortak olarak görüyor.

2 Kasım 2017 Perşembe
ÇEMÇEMAL, Irak — Irak Başbakan Haydar El Ebadi ayrılıkçı Kürtleri şimdilik geri püskürttü ve anayasaya göre ihtilaflı sayılan bölgelerde federal hükümetin otoritesini yeniden tesis etti. Kürtler yenildi ancak şimdi asıl soru bu dengenin ne kadar süreceğidir.
 
Kerkük gibi ihtilaflı bölgelerdeki Kürtler, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) başta olmak üzere Kürt partilerinden yana büyük hayal kırıklığı yaşıyor. 15-16 Ekim'de binlerce Peşmerge'nin Kerkük'ten çekilmesinin ardından Kürt liderlerinden hiçbiri halktan özür dilemediği gibi bu noktaya nasıl gelindiğini dahi izah etmedi.
 
Bu arada 25 Eylül bağımsızlık referandumu gibi adımlarla Kürtlerin çizgiyi aştığını düşünen Kerkük ve Tuzhurmatu'daki Türkmenler Kürtlere duyulan tepki üzerinden birleşti. Ancak Bağdat'ın Kürtlere karşı kazandığı zaferin etkisi geçtikçe eski husumetler, bölgesel devletlerin Kerkük'teki rekabeti yeniden su yüzüne çıkacaktır.
 
Türkmenler Şii ve Sünni olarak ayrışıyor. Kerkük'ün güneyinde ve Tuzhurmatu kentinde yaşayan Türkmenler, Haşdi Şabi olarak da bilinen ve İran'la doğrudan bağlantılı olan Şii ağırlıklı Halk Seferberlik Birlikleri'nin (HSB) himayesinde. Kerkük'teki Sünni Türkmenlerin büyük çoğunluğu ise Ankara'yla güçlü bağları olan Irak Türkmen Cephesi'nin (ITC) etrafında toplanıyor. ITC Sözcüsü Ali Mehdi, mayısta verdiği bir mülakatta şöyle demişti: “Irak'taki gruplar arasında Türkiye'den en büyük desteği Türkmenlerin gördüğü yadsınamaz. Biz de her zaman Türkiye'nin buradaki gelişmelerde etkili olmasını istedik.”
 
Türkmenler 2014'te Kerkük vilayet meclisi başkanlığı için ortak bir Türkmen adayda uzlaşamamıştı. Oysa uzlaşma sağlansaydı Kerkük'ü bağımsızlık referandumuna dâhil eden 29 Ağustos'taki karar engellenebilirdi. Kürtler ve Türkmenler arasında öteden beri var olan gerilim İslam Devleti (IŞ)(İD) tehdidi azaldıkça bilhassa Tuzhurmatu'da yükselmeye başladı. Tuzhurmatu'da birbirilerine üstünlük sağlamaya çalışan Şii Türkmenler ve Kürtler son yıllarda birkaç kez çatıştı. Bu bağlamda bölgenin Kürt sakinleri de KYB yönetimi de İran'ın Şii Türkmenler üzerinde kıyas kabul etmeyen bir nüfuza sahip olduğunu söylüyor.
 
Kerkük bölgesinde en az 10 yıldır kritik bir rol oynadığı söylenen isimlerden biri, Tuzhurmatu halkı arasında “Bay İkbali” diye bilinen üst düzey Devrim Muhafızları mensubu Hacı Ali İkbalpur. Al-Monitor, 18 Ekim'de Çemçemal'de bir camide gıda yardımı bekleyen Tuzhurmatu'dan kaçmış Kürtlerle sohbet etti. İkisi 20'li yaşlarının sonlarında, biri de 51 yaşında olan üç kişiyle konuşan Al-Monitor, İran'ın Tuzhurmatu'da etkili olup olmadığı sorusuna “Oradaki Türkmenler Bay İkbali'den sorulur.” cevabını aldı.
 
Bölgedeki pek çok üst düzey yetkili bu kudretli İranlı subayı biliyor ama görünen o ki Tahran'ı kızdırma korkusuyla İkbalpur hakkında konuşmaktan çekiniyor. İkbalpur'un ise pek de gizlenmediği görülüyor. Adı zikredilmese de İkbalpur HSB'nin birçok Facebook sayfasında boy gösteriyor.
 
Peşmerge'nin Kerkük hezimetinden iki gün sonra HSB bünyesinde yer alan bir grup, resmi Facebook sayfasında Kerkük'te bulunan kıdemli bazı HSB komutanlarının görüntüsünü paylaştı. Yapılan açıklamada “Kerkük'ün onurlu halkına: Sizleri bu zaferlerden dolayı kutluyor ve Kerkük vilayetinin federal hükümetin kontrolü ve koruması altında olduğunu teyit ediyoruz.” ifadesi yer aldı. Fotoğrafın sağ ucunda geniş omuzlu, atletik yapıya sahip, saçı ve sakalı ağırmış, yeşil üniformalı bir kişi görülüyor. Aynı kişi, Kerkük'ün güneyinde 14 Ekim'de çekilmiş bir fotoğrafta İran'ın yakın müttefiki ve HSB'nin tepe komutanlarından Ebu Mehdi El Mühendis ve HSB'nin kuzey Irak'taki liderlerinden Ebu Rıza Nacar'la birlikte yer alıyor. 18 Eylül'de paylaşılan bir başka fotoğrafta ise bu kişinin bir toplantı odasında Mühendis, Nacar ve Irak ordusunun 16. Tümeni'nden adı belirsiz bir albayla birlikte Havice'yi (IŞ)İD'den kurtarma hazırlıklarına katıldığı görülüyor.
 
Aralarında üst düzey bir KYB yetkilisinin de olduğu üç Kürt kaynağın Al-Monitor'a verdiği bilgiye göre fotoğraflarda kimliği belirtilmeyen bu kişi, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin bölgedeki temsilcisi olan İkbalpur'dan başkası değil.
 
Bu bağlamda ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın 22 Ekim'de İran destekli milislerin ve İkbalpur gibi İranlı danışmanların “eve dönmesi ve kontrolü Irak halkına bırakması” gerektiği yönündeki açıklaması, Devrim Muhafızları'nın bölgedeki işleyişi konusunda ABD yönetiminin temel bir yanılgı içinde olduğunu gösteriyor. Zira ABD'den farklı olarak İran'ın Lübnan, Suriye ve Irak gibi stratejik bölgelerdeki varlığı genelde uzun vadeli oluyor.
 
1988 baharında o zaman ABD ve Batı'nın desteğine sahip olan Saddam Hüseyin rejimi Kürtlerin başlattığı ayaklanmayı bastırınca Peşmerge mensuplarının aileleriyle birlikte sınırın İran tarafına kaçtığını o dönem Peşmerge'nin tepe komutanı olan Nevşirvan Mustafa daha sonra yayımladığı kitaplarda anlatır. İran'ın batısında çeşitli kamplara dağılan sığınmacılarla ilgilenme görevi Devrim Muhafızları'ndan genç bir subaya verilir. Bu subay İkbalpur'dur.
 
Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor'a konuşan üst düzey bir KYB mensubuna göre İkbalpur o günlerden itibaren Peşmerge ile irtibatını sürdürdü, hatta ağır bir aksanla konuşsa da Kürtçeye hâkim oldu.
 
Kürtler kendilerini Batı yanlısı sayıyor ancak ABD dâhil Batı'ya karşı derin bir güvensizlikleri var. Son Kerkük hezimeti ve bilhassa İran'ın kazanan tarafta yer alması bu hissiyatı iyice pekiştirdi.
 
KDP lideri Mesud Barzani 31 Ağustos 1996'da Erbil'in kontrolünü KYB'den geri almak için Irak ordusundan yardım istemiş, Amerikalılar ise Saddam güçlerinin kente girmesine izin vermeyeceklerine dair KYB lideri Celal Talabani'ye güvence vermişti.
 
Talabani, geçtiğimiz aylarda yayımlanan anılarında saldırının arifesinde bugün Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başbakan yardımcısı olan oğlu Kubad Talabani'ye uçuşa yasak bölgeden sorumlu ABD'li yetkiliyi arattırdığını anlatır. Yetkili, genç Talabani'ye Saddam'ın Erbil'e asker sokamayacağını söyler. Ancak ertesi gün Saddam güçleri Barzanilerin yardımıyla Erbil'e girer, bölgede konuşlu az sayıdaki ABD'li asker ise kaçar. İki ay sonra KYB'nin kaybettiği bölgeleri geri almasına İkbalpur ve Süleymani gibi isimler yardımcı olur.
 
Irak'taki İran nüfuzunun asıl kaynağını bu tip adımlar ve Devrim Muhafızları'nın Irak'ta muhalif gruplara yaptığı uzun vadeli yatırımlar oluşturuyor. Iraklı Kürtler ve Şiiler İran'ı verdiği sözleri yerine getiren, güvenilir bir ortak olarak görüyor.
 
Bağımsızlık referandumuna giden süreçte İkbalpur ve Süleymani, Kürtlere referandumdan vazgeçmeleri halinde anayasal haklarını almaları için yardım sözü verdi. Kürtler, ayrıca geri adım atmazlarsa kızılca kıyamet kopacağı konusunda uyarıldılar. Bundan bir ay sonra da 1975'ten bu yana en onur kırıcı yenilgilerini yaşadılar. 1975'te Barzani'nin babası önderliğinde Bağdat'a karşı başlayan isyan ABD, İran ve İsrail'in desteğini çekmesiyle bir gecede çökmüştü.
 
İran'ın Irak'ta ince ince düşünerek yürüttüğü faaliyetler ve Türkmenler gibi nispeten ufak toplumlarla bile iş birliği yapan İranlı görevlilerin dirayeti, İran'ın buradaki varlığının uzun vadeli olduğunu, İran nüfuzunu kırmanın ABD için kolay bir iş olmayacağını gösteriyor.
 
Tahran Irak'taki dostlarıyla beraber Kerkük gibi bölgelerde tıpkı Kürtlerin yaptığı gibi oldubittiler yaratmaya çalışıyor ve buralarda gücünü artırıyor. Sünni Türkmenler ile Sünni Arapların ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin bu gelişmelere karşı koymasıyla Irak'ta yeni bir felaketin zemini oluşabilir.
 
Tuzhurmatu'dan kaçan bir grup Kürt, 18 Ekim'de Süleymaniye'deki KYB merkezinin önünde protesto gösterisi yapıyordu. Terzilik yapan 40 yaşındaki İsmail Abbas kalabalığın içinde İran Konsolosluğu'nun adresini soruyordu. Ailesini iki gün önce Tuzhurmatu dışındaki dağlarda bırakıp gelen Abbas, konsolosluğa niçin gitmek istediğini Al-Monitor'a şöyle açıkladı: “İran konsolosuyla görüşmek istiyorum. İki buçuk yıldır (Türkmenlerle) uzlaşı olsun, diyoruz ama siyasetçiler bunu beceremiyor. İran'ın bu meseleyi çözecek gücü var (...) Bağdat'a hiç güvenimiz kalmadı.
 
 
 
Fazel Hawramy
Al-Monitor
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler