yemen-dunya-kudus-gunu-etkinligi.jpg

Yemen'de Husiler artık daha güçlü

Yemen'de devrik lider Ali Abdullah Salih'in öldürülmesi ile sonuçlanan olayların ardından Husilerin artık daha güçlü oldukları şeklinde yapılan analizler dikkat çekiyor. Husilerin güçlenmesinin hem Yemen'de hem de bölgede oluşturacağı etki başta Suudi Arabistan olmak üzere Amerika'nın öncülüğündeki cephenin aleyhine yeni gelişmeleri tetikleyebilir.

11 Aralık 2017 Pazartesi
İNTİZAR - Batı Asya'da gelişmeler çok hızlı ve büyük etkileri olan olaylar şeklinde gerçekleşiyor. Bu durum gelişmeleri takip etmeyi zorlaştırırken, farklı ülkelerde meydana gelen bu gelişmelerin ardında aslında hepsini birbirine bağlayan bir akra planın olduğu tespiti üzerinden bakıldığında ise yaşananların takibi ve analizi kolaylaşıyor.
 
Aslında bölgede yaşanan şey tek: Amerika, bölgedeki biricik varlığı İsrail ve bunların ortakları ile oluşturalan cepheye karşı, bağımsızlıkçı, antiemperyalist, antisiyonist ülkelerin oluşturduğu cephenin savaşıdır şahit olduğumuz. Bu denklem üzerinden olaylar analiz edildiğinde Suriye'de, Irak'da, Yemen'de en son Filistin'in kalbi olan Kudüs üzerinden yaşananlarda karşılaştığımız tabloyu daha net görebiliriz.
 
Bölgede yaşananlar bu denklem çerçevesinde değerlendirildiğinde herhangi bir ülkede meydana gelen bir gelişme otomatik bir şekilde diğer ülkelerdeki gelişmeleri de şekillendiriyor olduğu görülebilir. Mesela Yemen'de meydana gelen eski devrik lider Ali Abdullah Salih'in öldürülmesinin sonuçları bölgedeki diğer dengeleri etkileyecek, gelişmelerin şekillenmesinde domino etkisi oluşturabilecektir. Bu noktadan bakıldığında Yemen'de Husilerin başarılı olması durumunda Amerika ve İsrail ile birlikte hareket eden Suudi Arabistan'ın bölgedeki geleceğinin pek de parlak olmayacağını tahmin etmek zor olmayacaktır. Bu aynı zamanda Bahreyn'e, Suriye ve Irak'daki gelişmelere otomatik olarak yansıyacaktır. Hatta bu günlerde gündemde öne çıkan Kudüs meselesini de etkileyecektir. Bölgedeki bütün gelişmeler bu anlamda birbiri ile en ileri düzeyde irtibatlıdır. 
 
Evrensel'de Ali Karataş'ın hazırladığı "Arap Coğrafyasında Geçen Hafta" köşesinde yer alan Yemen'de gerçekleşen son olayları analiz eden yazıyı bu çerçevede ilginize sunuyoruz... 
 
Yemen'da ne olmuştu?
 
Yemen'de eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in Husiler tarafından öldürülmesiyle ortaya çıkan gelişmenin nedenlerini anlayabilmek için 2011'den bu yana yaşananları hatırlatmakta fayda var.
 
Arapların en fakir ülkesi Yemen'de 2011 ocak ayında Ali Abdullah Salih'e karşı ekmek ve özgürlük talepleri ile gösteriler başladı.
 
Yaklaşık 2 bin kilometre ortak sınırı olan Suudi Arabistan'ın ilk hamlesi, sistemi ayakta tutmak için çaba sarf etmek oldu. Suudi Arabistan, Bahreyn'de olduğu gibi içinde Şii Husilerin de olduğu halk hareketini asker göndererek bastıramadı. Salih, Yemen'de özellikle başkent Sana'daki gösterilerden sonra Şubat 2012'de istifa etti. İktidarda 33 yıl kaldıktan sonra 27 Şubat'ta Abdurabbu Mansur el-Hadi lehine iktidardan çekildiğini açıkladı.
 
 
Çatışan üç ana güç
 
Hadi iktidara gelir gelmez ülkede ortaklaşmanın sağlanması için ulusal uzlaşı toplantıları düzenledi. Yemen'de bu süreçte üç güç iktidar için çatışmaktaydı. Azledilen Salih'in taraftarları, diğer tarafta milisleri devletin organlarını ele geçirmeye başlayan ve İran ile irtibat içinde bulunan Husiler ve üçüncü olarak BM Güvenlik Konseyi ve Körfez ülkeleri tarafından tanınan hükümeti ile devlet ekibi bulunmaktaydı. Bir yıla yakın bir süredir devam eden ulusal diyalog toplantıları, ihtilafları çözmede yetersiz kaldı.
 
 
Husiler'in ilerleyişi ve Salih'le ittifakları 
 
Ulusal diyalog toplantılarına katılan Husiler de, kuzeydeki güvenlik boşluğunu fırsat bilip, hem kontrol alanlarını hem de kabileler üzerindeki etkilerini arttırdılar. Husilerin Yemen'de iktidar ilerleyişi 18 Ağustos 2014'te Sana'da gerçekleşen kitlesel gösterilerle başladı. Gösterilere Husilerin dışında özellikle “iş ve ekmek” talepleri olan halk da katılıyordu. Husiler, eylül ayı sonlarında başkent Sana'nın kontrolünü ele geçirdi ve Kızıl Deniz liman kenti Hodeidah'ı alarak güneye doğru ilerlemeye başladı. Ali Abdullah Salih bu süreçte Husilerle ittifaka girdi. Bu adım güç dengesinin Husiler lehine değişmesinde önemli bir rol oynadı.
 
 
Husilerin başarılarının nedenleri 
 
Ülke içinde ve ülke dışında ortaya çıkan birçok faktör, Husilerin tarihi bir başarı elde etmesini sağladı. Birincisi; İran üzerlerinde ciddi bir nüfuz sahibi olduğu Husilerin etki alanlarını genişletmeleri için bu süreç boyunca doğrudan destek sağlandı.
 
İkincisi; Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan müttefiki olduğu Hadi ve hükümetine yeterince destek vermedi. Bu zayıf destek Arap devrimlerinden ve çağdaş, demokratik bir Yemen tecrübesinden korkuyu da içermekteydi.
 
Üçüncüsü; el Kaide'nin çevre ülkelerini korkutan riski nedeniyle, Yemen iktidarına darbe yapan Husilerden önce, el Kaide'ye karşı mücadele edilmesi stratejisi de başka bir etkendi.
 
 
Cumhurbaşkanı ve hükümetin istifası  
 
Gelişmeler karşısında Halid Mahfuz Bahhah başkanlığındaki hükümet, “Husi Ensarullah Hareketinin yönetime müdahale ettiği ve mutabık olunan anlaşmalara uymadığı” gerekçesiyle istifasını Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur Hadi'ye sundu. Hükümetin istifasının ardından, Cumhurbaşkanı Hadi de istifa etti.
 
Hadi'nin, Yemen Meclis Başkanı Yahya Ali er-Rai'ye sunduğu istifa dilekçesinde, “Barışçıl geçiş sürecine üstün gelen gelişmeler üzerine, uğruna birçok şeyi göze aldığımız hedefleri gerçekleştirmeye güç yetiremeyeceğimiz için sizden ve meclisinizden özür dileyerek cumhurbaşkanlığı görevimden istifa ediyorum” ifadeleri yer aldı.
 
 
Büyükelçilikler kapanıyor 
 
Husilerin hızlı ilerleyişi karşısında cumhurbaşkanı ve hükümetin istifasının ardından 2015 şubat ayında yabancı büyükelçilikler zamanla yarışırcasına ülkeyi terk etmeye başladı. Yemen'in stratejik açıdan en fazla ilgilendirdiği ülke olan Suudi Arabistan'ın Arap ülkeleri arasında elçiliğini kapatan ilk devlet olması dikkat çekti. Suudiler'in bu ülkedeki diplomatlarını geri çekmesi, yakın zamanda Yemen'de uzlaşma görünmediği anlamına geliyordu. Bu da durumun daha da kötüye gideceğinin işaretlerini veriyordu.
 
 
Hadi'nin dönüşü ve "Kararlılık Fırtınası"  
 
Ev hapsine alınan Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur Hadi ise 21 Şubat'ta ülkenin güneyindeki Aden kentine kaçarak daha önce verdiği istifasını geri çekti. Güney liman kenti Aden'e yerleşen kaçak Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur Hadi, Suudi Arabistan önderliğindeki Körfez ülkelerinin desteğini kazandı ve böylece  2015'in mart ayında başlayan ve başında Suudi Arabistan'ın olduğu dokuz ülke tarafından hala devam eden kararlılık fırtınası operasyonu başlatılmış oldu. Ali Abdullah Salih'in altı yıl Husilerle ittifak devam etmesinden sonra saf değiştirmesi öldürülmesiyle sonuçlandı.
 
Ortaya çıkan bu yeni durumun hangi sonuçlara sebep oluşturacağı sorularına Arap dünyasının en tanınmış yazarlarından olan Abdulbari Atwan'ın Rai al Youm'daki yorumu Husilerin artık daha güçlü olacağı şeklinde... 
 
 
Yemen'de Husiler artık daha güçlü
 
Eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ve onun liderliğini yaptığı Kongre Partisi'nin birçok liderinin öldürülmesinden sonra Husi Ensarallah hareketi Yemen'in siyasi ve askeri açıdan ana merkez kuvveti haline geldi. Öldürülenler arasında Salih'in Yardımcısı Arif el Zavka ve kardeşinin oğlu ve muhafızlarının komutanı olan Tuğgeneral Tarık Salih de var. Partinin üçüncü adamı Yaser Avadi kurtulan tek kişi oldu.
 
Ali Abdullah Salih'in siyasi şemsiyesini oluşturan Halk Kongresi Partisi zor iki seçenekle karşı karşıya kalmış durumda. Bu süreçte partinin içten bölünme olasılığı büyük. Gelen haberler doğruysa partideki en büyük akımın temsilcisi  Genel Sekreter Yardımcısı al Awadi, Enserallah ile ittifaka; Suudi Arabistan'ın önderliğinde devam eden saldırganlığa karşı durmaya devam edecek. Bu durum Suudi Arabistan'ın Yemen'de Husilere karşı paralel bir güç oluşturma ve onların cephesini dağıtma ümitlerini bozabilir. 
 
Salih, iktidara gelmiş her politikacı gibi hayatında birçok hata yaptı. Bize göre en büyük hatası rakiplerinin gücünü göz ardı etmesi. Bunun yanı sıra uluslararası alanda Yemen'e yönelik saldırganlığın durdurulması ve kuşatmanın kaldırması için baskı artarken ve Husilerle ittifak meyvesini verirken ittifaktan ayrılması.   
 
Başkan Salih'in müttefiki Husilere karşı gerçekleştirdiği darbe ve BAE aracılığıyla Suudi Arabistan'la ulaştığı anlaşmanın ayrıntıları hakkında bilgi cidden kıt. 
 
Bu anlaşmanın en önemli başlığı “azledilmiş başkandan”, “bir önceki başkana” dönüşmesi. Buna karşılık anlaşma, sahibini rekor sürede öldüren bir zehir oldu. 
 
Başkan Salih 1994'te kazandığı Güney'in Kuzey'den ayrılma savaşını hatırlattı. O zaman hasımları Suudi Arabistan tarafından desteklenmişti. Hatırlattığı diğer şey, daha önce Suudi Arabistan tarafından desteklendiği bütün savaşları kaybettiği. 
 
Salih kendisini deviren 2011'deki halk hareketinden sonra halk desteğini yeniden kazandı.  Çünkü ondan sonra gelenler daha iyi bir seçenek olmadılar ve  “Kararlılık Fırtınası” (Suudi Arabistan'ın Yemen operasyonunun adı) ve Yemen'e karşı saldırganlığa karşı durdu. Kongre Partisi'nin 35. kuruluş yıl dönümünde olduğu gibi “Sabiin Meydanında” iki milyon Yemenli'yi toplamasını sağlayan çoğu Yemenli tarafından desteklenen bu konumu terk ettiğini fark etmedi.
 
Husiler ve Tahran'daki destekçileri daha güçlü hale geldiler. Salih'i katletmeleri ve onun Sana'da kontrolü altında bulunan bir çok bölgeyi ele geçirmeleri, Yemen ordusu birliklerinin onlara katılma olasılığının artması bütün bunlar; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin onları başkentten, Hodeidah Limanında atmak için ördükleri “büyük bir komplo”dan korumakta önemli bir rol oynadı. Bu liman hayatta kalma ve onunla birlikte silahlanma olanağı sağlayan ana yaşam çizgisini oluşturmaktadır.
 
Başkan Salih'in kutuplaştırılması komplosunun çöküşünden sonra Suudi Arabistan'ın liderliğindeki Arap ittifakının elinde sadece bir seçenek kalmıştır; müzakere masasına oturmak, kayıpları azaltmak insani ve iktisadı kanamayı durdurmak.
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler