ruslar-yazdi-ypg-afrini-esada-vermek-istiyor-QdX.jpg

Kürtler Suriye rejimiyle diyaloğa hazır

Afrin'in kaybı, Menbic'deki Tür-Amerikan mutabakatı ve Rusya'nın Ankara'yı kayıran tutumu Kürtleri Suriye yönetimi ile birlikte çözüm çizgisine çekiyor. Kürtleri “ya müzakere ya savaş” markajına almaya çalışan Suriye yönetiminin Rojava'ya heyet göndermesi ve Kürtlerin “Şam ile müzakereye hazırız” mesajı vermesi bu çerçevede önemli bir gösterge.

22 Haziran 2018 Cuma
Rusya'nın Zeytin Dalı Harekâtı'na yeşil ışık yakmasıyla Afrin'in Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) kontrolüne geçmesinin ardından ABD'nin de Menbic'de Türkiye ile anlaşma yoluna gitmesi Suriyeli Kürtlerin yol haritasını etkiledi. Bir süre öncesine kadar Amerikan askeri varlığına oldukça fazla önem atfeden Kürtler, şimdi 2012'de benimsedikleri dengeci üçüncü yol stratejisi'ne geri dönüyor. Kürtleri “ya müzakere ya savaş” markajına almaya çalışan Suriye yönetiminin Rojava'ya heyet göndermesi ve Kürtlerin “Şam ile müzakereye hazırız” mesajı vermesi bu çerçevede önemli bir göstergeydi.
 
Al-Monitor'a konuşan Suriyeli Kürtler Şam'ın ne önereceğini görmek için ön koşulsuz masaya oturacaklarını söylüyor.
 
İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı ABD ile kurulan ortaklığın yarattığı ikilem büyüdükçe Kürtler rejimle ne yapacakları hususunda tercihlerini netleştirmek durumunda kalıyor.
 
Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 4 Haziran'da Washington'da Amerikalı mevkidaşı Mike Pompeo ile görüşmesinde Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) Menbic'den çekileceği konusunda bir yol haritası üzerinde anlaştıklarını açıkladı.
 
Öte yandan Türk tarafının “YPG 30 gün içinde çekilecek, 45 günün sonunda ABD ve Türkiye kente kontrole başlayacak, altı aya kadar yerel unsurlardan yönetim belirlenecek” yönündeki net açıklamasına rağmen Amerikan tarafı “üzerinde çalışılacak” demekle yetindi.
 
ABD Dışişleri yetkililerinin Washington'da gerçekleştirdikleri 5 Haziran'daki brifingde mutabakatı tanımlamaktan kaçınmaları tarafların tam olarak neyin üzerinde anlaştığına dair soru işaretlerini artırıyor. Brifinge katılan bir yetkilinin “Uygulama aşaması adım adım olacak. Fakat şehrin caddelerinde istikrarı sağlayan Amerikan gücü olmayacak. Ve Menbic Askeri Konseyi'nin yerinde kalacağını umuyoruz” demesi önemliydi.
 
Haliyle Kürtler de “ne konuda anlaştılar bilmiyoruz” diyor. Ancak Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Eş Başkanı Eldar Halil ABD'nin tamamen Türkiye'nin suyuna gitmeyeceği kanaatinde. Eldar Al-Monitor'a şu değerlendirmeleri yapıyor: “YPG olmasın diyorlar. YPG zaten Menbic'de yok. YPG çıktı. Bazı askeri danışmanlar vardı onları da çektik. İşleri Menbic Askeri Meclis yürütüyor. Askeri konsey de yerel halkı temsil ediyor. ABD'nin Menbic Askeri Konseyi'ni dağıtacağını zannetmiyoruz. Bu (Cumhurbaşkanı) Tayyip Erdoğan'ın seçim propagandasıdır. Türkiye operasyonları daha fazla genişletemez, ekonomisinin durumu ortada. Afrin'de Ruslar Türklere yardım etti. Menbic'de Ruslar etkili değil. Afrin sınır hattındaydı, Menbic ise içeride. Afrin'de yaptığını Menbic'de yapmaya kalkarsa işi zor. Rejim güçleri de Menbic'e ilerleyebilir. ‘Rejimi çağırırız' demiyoruz ama Şam'la diyalog ilerlerse rejimin oraya girmesi mümkün.”
 
Bu minvalde Afrin'den sonra Menbic Kürtler için ikinci kırılma noktası oldu. Menbic üzerine pazarlıklar sürerken Kürtlerin yol haritasını etkileyecek başka gelişmeler de oldu. Suudi Arabistan, Birleşmiş Arap Emirlikleri (BAE) ve Ürdün'den oluşan bir heyet 29 Mayıs'ta SDG'nin kontrolündeki bölgeyi ziyaret etti. İddiaya göre heyet Kamışlı'da YPG ile görüştükten sonra Kobani'deki muhtelif Arap güçlerinin temsilcileriyle de bir araya geldi. Bölgede bir Sunni-Arap gücünün oluşturulması konuşuldu. Anadolu Ajansı'nın iddiasına göre yeni orduya 200 dolar maaş vaadiyle gönüllü toplamak için Haseke ve Kamışlı'da irtibat noktaları kuruldu. Suriye Kürt Demokratik Partisi (El-Parti) temsilcisi Azad Barazi de Suudi Bakan Samir El Sebhan'ın Rakka'yı ziyaret edip Menbic, Rakka ve Deyrizor'u içine alan bir “Sünni Arap Federasyonu” önerdiğini anlattı.
 
Bu gelişmeye paralel olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad “ya müzakere ya savaş” diye okunan çıkışını yaptı: “SDG konusunda iki metot kullanacağız. İlki müzakereler için kapı açıyoruz. (...) Eğer müzakereler başarısız olursa Suriye ordusu SDG'nin işgal ettiği bütün toprakları özgürleştirmek zorunda kalacaktır.” Bu çıkışın ardından ardından Suriye yönetimine yakın muhalif grup Suriye Demokrasi Cephesi Rojava'ya heyet gönderdi ve olumlu izlenimlerle döndü.
 
Peki Kürtler bu gelişmeleri nasıl yorumluyor? Al-Monitor'a konuşan TEV-DEM Eş Başkanı Eldar Halil Suriye ile diyalog noktasına gelinmesini özerklik projesinden bir sapma olarak görmese de “Şartlar değişti. Artık Şam ile ortak çözüm bulmanın zamanının geldi” diyor.
 
Şartlardan kasıt Rusya'nın Afrin'i Türkiye'nin insafına bırakması, Türkiye'nin Afrin'le yetinmeyip tehditlerini sürdürmesi, ABD'nin Türkiye'yi teskin etme eğiliminin artması ve Menbic'deki kazanımların tehlikeye girmesi. Halil müzakerede hiçbir konuda ön koşul koymadıklarını, önce rejimin sunacağı teklife bakacaklarını ve Suriye'nin demokratikleşmesine yönelik müzakere yoluyla bir çözümü hedeflediklerini anlatıyor.
 
Koşullar aktörleri müzakereye itiyor ama Kürtler bir taraftan da rejimin samimiyetini ve ciddiyetini hissetme gereği duyuyor.
 
Dahası Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in de dediği gibi resmen başlayan bir müzakere yok: “Açıkçası müzakerelere başlamadık. Henüz ilk seçeneği denemedik. Bir iletişim var ama geleceğe dair müzakereye başlamadık. Onları ülkeleriyle ilgili kaygıları olan Suriye vatandaşları olarak görüyoruz.”
 
Halil diyaloğun boyutuna dair şöyle diyor: “Heyet rejim adına gelmedi. Gelenler muhalefettir. Kendi başlarına gelmiş gibi bir hava verdiler. ‘Niye rejimle diyalog başlatmıyorsunuz?' dediler. (...) Biz de dedik ki Suriye'de çözüm Suriyeliler arasında olmalıdır. Birbirimizle görüşmeliyiz. Müzakere ve diyalog gerekiyor. (...) Onlara ‘Biz hazırız' dedik.”
 
Halil ABD ve Arap kesimlerin Şam'la diyaloğa yaklaşımını ise şöyle açıkladı: “Deyrizor ve Menbic'le ilgilenen güçlerimiz Amerikalılarla temasta. Ama Şam'la diyalog konusunu Amerikalılar ile konuşmadık. Bu konuda kararı biz veririz. (...) Arapların çoğu ile ilişkilerimiz iyi. Genel anlamda projemizi kabul ediyorlar. Onlar da Suriye eskisi gibi kalamaz diyorlar.”
 
Halil Suriye'nin kuzeyindeki son gelişmelerin ardından Kürtlerin elinin zayıfladığı savına ise katılmıyor: “Kartlarımız zayıflamadı. Hala güçlüyüz. Suriye'nin yüzde 30'u bizim kontrolümüzde. Deyrizor'a kadar gittik. Politik olarak da güçlüyüz. Beri tarafta ortada muhalefet kalmadı. Sahada bir biz bir de rejim var. Süreçler belli farklılıkları beraberinde getirdi.”
 
Halil Kürtlerin müzakerelerde masaya getireceği bir kırmızı çizgi olup olmadığına ilişkin soruyu ise şöyle yanıtlıyor: “Bu konuda şimdilik konuşmak istemiyorum. Hele bekleyelim, görüşme başlasın, o zaman koşullarımızı dile getireceğiz. Bizim hep dediğimiz şey Suriye mutlaka demokratik olmalı, halkların dilleri ve kimlikleri tanınmalı."
 
Fehim Taştekin
Al-Monitor
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler