john_bolton_donald_trump.jpg

İdlib operasyonu ve ABD

İdlib ile ilgili olarak İlk noktayı düşünürsek, Suriye'deki yedi yıllık savaşın takipçilerinin ana izlenimi, ABD yönetiminin Suriye Ordusunun şehri yeniden ele geçirmeye yaklaştığının farkında olduğu ve bu saldırıya şiddetle karşı çıktığıdır.

26 Ağustos 2018 Pazar
Arap coğrafyasında geçen haftanın en tartışmalı konusu İdlib'e yönelik yaklaşan operasyondu. Türkiye ve Rusya arasında operasyonla ilgili pazarlıklar sürerken ABD, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un ağzından kimyasal silah kullanılması durumunda müdahale edeceğini belirtmesiyle aslında bu operasyona karşı olduğunu ifade etmiş oldu. Arap dünyasının tanınmış yazarı Abdulbari Atwan ABD'nin bu iddialarını temellendirmek için geçmişte “beyaz kasklılar” yardım örgütünü kullandığını söyledi. Operasyon yaklaşmışken uzun bir süredir meydanda gözükmeyen Heyet Tahrir el-Şam'ın (eski adıyla el Nusra)  lideri Ebu Muhammed el Culani'nin bir video görüntüsüyle yeniden sahneye çıkmasının rastlantı olmadığına dikkat çekti.
 
İdlip operasyonu, El-Culani ve Beyaz Kasklılar  
Abdulbari Atwan / Rai al Youm
 
Başkan Donald Trump yönetiminin en güçlü adamlardan biri olan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un, İsrail'e üç gün süren ziyareti bir “savaş” ziyaretiydi. Bolton, Araplara ve Müslümanlara karşı düşmanca düşüncelere sahip olmakla biliniyor. Yakın müttefiki Benjamin Netanyahu ile müzakerelerini Suriye'deki İran'ın varlığı, silahlı muhalefetin son kalesi İdlib şehrinde yakınlaşan savaş ve İran halkını ayaklandırmak için ekonomik yaptırımların nasıl sıkılaştırılacağı üzerine odakladı.
 
Ziyaretin sonunda Kudüs şehrinde düzenlenen basın toplantısında üzerinde durulan iki noktayı ve satır aralarında verilmeye çalışılan mesajları okuyalım;
 
Birincisi; İdlib'e yönelik herhangi bir saldırıda kimyasal silah kullanılması halinde ABD'nin Suriye liderliğine “çok güçlü” yanıt vereceğine dair güçlü bir uyarı yaptı.
 
İkincisi; Amerika, Tahran'daki rejimini değil, davranışlarını değiştirmek istediğindeydi. Çünkü nükleer anlaşma İran'a Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen'deki silahlı faaliyetleri finanse etmesine izin verdi.
 
ABD İdlib'in alınmasına karşı
 
İdlib ile ilgili olarak İlk noktayı düşünürsek, Suriye'deki yedi yıllık savaşın takipçilerinin ana izlenimi, ABD yönetiminin Suriye Ordusunun şehri yeniden ele geçirmeye yaklaştığının farkında olduğu ve bu saldırıya şiddetle karşı çıktığıdır. Bu operasyonu başarısızlığa uğratmak için elinde bir planın olması uzak bir ihtimal değildir. Bu plan için hazır bahane Duma'da (Doğu Ghouta) ve Han Şeyhun'da (İdlib kırsalı) yaşananlara benzer şekilde, rejimin kimyasal silahlar kullandığı iddiasıdır. Rus istihbarat raporları, ABD'nin “Beyaz Kasklar” adlı kuruluşu söz konusu silahların kullanımıyla ilgili iddiaları “üretmesi” için kullandığını doğruladı. Bu durum, Suriye ordusunun başarısından sonra İsrail ordusunun özel birimlerinin bir askeri operasyonda bu kuruluşun yaklaşık 800'ünü ve ailelerini güney Suriye'den tahliyesini açıklıyor. Bu operasyonun ana hedeflerinden biri, “Beyaz Kasklıların” herhangi birinin Suriye makamlarının veya Rusların eline düşmeden ve kimyasal silahlar alanındaki rolleri hakkında belgelenmiş itiraflar sağlamadan  Tel Aviv'e kaçırılmasıydı.
 
El-Culani sahnede
 
Heyet Tahrir el-Şam'ın (eski adıyla Nusra) lideri Ebu Muhammed el Culani, birkaç gün önce uzun bir aradan sonra  bir videoyla ortaya çıktı. Kuzey Lazkiye kırsalında bir operasyon odasını teftiş ediyordu. Terör listesindeki örgüt, İdlib'deki herhangi bir Suriye ordusu saldırısını bertaraf etmek için diğer gruplarla “teslim olmak ve rejimle barışmak ihanettir” adıyla bir plan oluşturdu. Plan silahların teslimini kesinlikle reddediyor. Culani'nin bu ani ortaya çıkışı, özellikle NATO'dan generalinden birinin konuşmasında örgütün ABD tarafından desteklendiğini söylediği bir süreçte gerçekleşmesi tesadüf olamaz. Bu güne kadar generalin konuşmasına yönelik herhangi bir yalanlama gelmedi.
 
Bolton, Kudüs'teki  basın toplantısında hükümetin Tahran'da rejim değişikliği istemediğini, davranışlarını değiştirmek istediğini söylediğinde gerçeğin yanında değildi. Sadece üç ay önce İran rejiminin devrilmesinin kaçınılmazlığına olan inancından dolayı görevine geldiği için değil. Fakat aynı zamanda Kudüs'e yaptığı ziyaretin asıl amacı,  onun müttefiki olan Netanyahu'yla beraber hedefe ulaşmak için planlar yapmaktı.
 
Ali Karataş
Evrensel
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler