208658.jpg

Rusya, Suriye’nin İdlib’e yönelik saldırısını erteliyor

Moskova, dün, milislerin Türkiye'deki ve NATO'lu emperyalist güçlerdeki destekleyicilerinden gelen artan tehditlerin ardından, Suriye ve Rusya güçlerinin İdlib vilayetindeki İslamcı muhalif milislere karşı planlanan ortak saldırısının ertelendiğini duyurdu.

17 Eylül 2018 Pazartesi
Moskova, dün, milislerin Türkiye'deki ve NATO'lu emperyalist güçlerdeki destekleyicilerinden gelen artan tehditlerin ardından, Suriye ve Rusya güçlerinin İdlib vilayetindeki İslamcı muhalif milislere karşı planlanan ortak saldırısının ertelendiğini duyurdu.
 
Dünden önce, Moskova ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimi, İdlib içindeki İslamcı terörist milisleri ezmeyi amaçladıklarını açıkça ortaya koymuşlardı. Birleşmiş Milletler, vilayetteki İslamcı milisler arasında, ağırlıklı olarak Heyet Tahrir El Şam'dan olmak üzere El Kaide bağlantılı 10.000 savaşçı olduğunu tahmin ediyor. Onlar, NATO destekli güçlerin halk desteğinden yoksun olmaları ve Rusya ile İran'ın Suriye yönetimine askeri yardımının NATO'ya karşı savaşın gidişatını değiştirmesi nedeniyle, Suriye'deki muhalefet desteğinin son kalesi konumundalar.
 
Bununla birlikte, son birkaç günde, Amerikalı, Avrupalı ve Türk yetkililer, bölgedeki askeri gerilimleri çarpıcı biçimde tırmandırarak, Rusya-Suriye saldırısını, en azından geçici olarak, engellediler. Onlar, tekrar tekrar, Suriye yönetiminin İdlib'deki El Kaide bağlantılı güçlere saldırması durumunda, nükleer silahlı Rusya ile doğrudan bir askeri çatışma riski yaratacak şekilde, Suriye kuvvetlerine ve müttefiklerine saldırma tehdidinde bulundular.
 
Dün, Londra merkezli Times, uzun bir olası hedefler listesi belirleyen “Britanya, Suriye'ye karşı hava saldırıları dalgası başlatmada ABD'ye ve Fransa'ya katılmaya hazırlanıyor” diye bildirdi. Gazete, şunları ekledi: “Pentagon, Suriye'de, Nisan ayında Şam yakınlarında en az 40 insanı öldüren bir kimyasal saldırının ardından Britanya, ABD ve Fransa savaş uçaklarının dahil olduğu tek gecelik saldırılardan çok daha geniş bir cezalandırma harekatında hedef alınabilecek bir kimyasal silah tesisleri listesi oluşturmaya başlamış durumda.”
 
Pentagon destekli Mahavir el-Tavra (“Devrimci Komando Ordusu”) milislerinden Albay Muhanad el-Tanaa, Suriye'de ABD askerleri ile birlikte sekiz gün boyunca büyük çaplı askeri tatbikatlar gerçekleştirmelerinin ardından, ABD destekli muhalefet milisleri “Ruslar ya da İranlılar istese de istemese de, kalıyor” dedi. El-Tanaa, onların, Pentagon'un kendi toprakları olarak gördüğü Suriye'nin kısıtlanmış bölgelerine ulaşmaları durumunda, ABD'nin hava saldırılarıyla “vurulmaları çok olası” diye ekledi.
 
Dün, Türkiye, İdlib'deki 12 askeri mevzisini takviye etmek için Özel Harekat askerleri, tanklar ve ağır top göndermeyi sürdürdü. Ankara, ayrıca, onlara yönelik herhangi bir askeri saldırıya karşı misilleme tehdidinde bulundu. Çarşamba günü, bir Türk askeri kaynak, Reuters'a şunları söyledi: “Orada bir askeri varlığımız var ve eğer bu askeri varlık herhangi bir şekilde zarar görür ya da saldırıya uğrarsa, bu, Türkiye'ye yönelik bir saldırı olarak görülecek ve dolayısıyla, gerekli karşılığı alacaktır.”
 
Yetkili, ayrıca, bir saldırının başlaması durumunda, Türkiye'nin, İdlib'deki savaştan kaçan sığınmacılara sınırlarını kapatacağı tehdidinde bulundu: “Sığınmacılar … Türkiye'ye kabul edilmeyecekler, çünkü önceki deneyimler, bu tür sığınmacı dalgalarıyla, radikallerin ve teröristlerin Türkiye'ye girişinin çok fazla olduğunu gösterdi. Hem Türkiye'nin hem de Avrupa ülkelerinin güvenliği için sığınmacıları Suriye içinde tutacağız.”
 
ABD'nin ve Türkiye'nin artan basıncının ortasında, Rus, Türk, Alman ve Fransız yetkililer, dün, İstanbul'da, Suriye üzerine görüşmek için bir araya geldiler. Görüşmeye katılanlar arasında, Rusya devlet başkanı danışmanı Yuri Uşakov, Türkiye devlet başkanlığı danışmanı İbrahim Kalın, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in dış politika danışmanı Jan Hecker ve Fransa devlet başkanlığı dış politika danışmanı Philippe Étienne vardı.
 
Görüşmeden sonra, yetkililer, Moskova ile Şam'ın saldırılarını ertelediğini belirttiler.
 
Toplantının ardından, ismi açıklanmayan üst düzey bir Türk yetkili, AFP'ye (Agence France Presse), “Eğer herhangi bir zamanda bir saldırı meydana gelecekse, bu saldırının birkaç hafta içinde olmayacağına inanıyorum” dedi. Yetkili, Moskova ile Ankara arasındaki bir uzlaşmanın, Ankara'nın, İdlib vilayetinin yüzde 60'ını denetleyen ve bu bölgeden Rus kuvvetlerine saldıran Heyet Tahrir El Şam üyelerini hedef alan Rus hava saldırılarını kabul etmesi biçimini alabileceğini ekledi.
 
Kalın, AP'ye, (Associated Press), dört yetkilinin, “asilerin elindeki Suriye vilayeti İdlib için bir çözümün, askeri değil, siyasi olması gerektiği” konusunda anlaştıklarını söyledi.
 
Wall Street Journal, Türkiye'nin, Rusya-Suriye saldırını engellemek için yaptığı İdlib müdahalesini övdü. Gazete, “Suriye'nin Yaklaşan İdlib Saldırısı Türkiye Tarafından Durduruluyor” başlıklı bir makalede, şunları yazdı: “Erteleme, Türkiye'nin, Suriye'nin rejim karşıtı silahlı muhalefetinin son büyük dayanağı olan İdlib vilayetindeki mevzilerini askerler ve tanklar ile takviye etmesinin ardından geliyor. Türkiye, aynı zamanda, savaştan kaçan Suriyeli sivilleri caydırmak için, güçlerini sınırlarında topladı. … Batılı ve Türk yetkililer, bu çabaların, bir saldırıyı geçici olarak bertaraf etmeye yardımcı olduğunu söylüyorlar.”
 
Moskova ve Ankara, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Suriye krizini görüşmek için, Pazartesi günü, Rus tatil kenti Soçi'de bir araya geleceğini doğruladı. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, “Bu tür bir görüşme olasılık dahilinde ve şu anda hazırlanıyor.” dedi.
 
İdlib'teki çatışmada geçici ertelemeye karşın, Suriye savaşının, büyük güçler arasındaki nihayetinde çözümsüz çatışmaların ifadesi olduğu gitgide daha açık hale geliyor.
 
Geçtiğimiz hafta boyunca, Suriye'deki savaş, büyük nükleer güçler arasında bir küresel savaşın patlaması riski yaratacak şekilde, bıçak sırtında dengede durdu. NATO güçleri ve Türkiye, savaşta yenilgiyi kabul etmeyeceklerini açıkça ortaya koyuyorlar ve İslamcı vekillerinin Suriye'de merkezi bir rol oynaması konusunda kararlılar.
 
Onlar, Kremlin'in, NATO'nun rejim değişikliği politikasını kendi temel ulusal güvenlik çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak gördüğü işareti verme girişimlerini bir kenara itiyorlar. Washington Rusya yakınındaki Kuzey Kore'yi tehdit ederken, Moskova, Rusya'nın doğusunda, II. Dünya Savaşı'ndan beri en büyük askeri tatbikatlarını düzenliyor ve Rus donanması, Akdeniz'de, onlarca yıldır düzenlediği en büyük deniz tatbikatlarını daha yeni tamamladı. Buna rağmen, NATO güçleri, Suriye'de rejim değişikliği sağlamak için, gerektiğinde askeri eylemle (hatta Rusya'ya karşı) ilerlemeyi planladıklarını açıkça ortaya koyuyorlar.
 
Onlar, bu pervasız ve siyasi açıdan canice politikada, hem içerideki hem de dışarıdaki kamuoyuna küçümseme ile ilerliyorlar. NATO güçlerinin Suriye'deki müdahalelerini tırmandırmanın ya da dosdoğru ülkeyi bombalamanın bahaneleri olarak kullandığı Hula'daki, Huta'daki ya da Han el-Assal'daki önceki kimyasal saldırıların hepsinin, Suriye'deki NATO destekli muhalefet güçleri tarafından düzenlenen provokasyonlar olduğu kanıtlanmıştı.
 
Yine de, Moskova, tekrar tekrar, Britanya ve NATO istihbaratının İdlib'de yeni bir provokasyon için kimyasal saldırılar hazırlıyor olduğu uyarısında bulunurken bile, Avrupalı güçler, yeni bir kimyasal saldırıya, Washington'ın, Londra'nın ve Paris'in Nisan ayında yaptığı gibi, Suriye'yi bombalayarak tepki verecekleri konusunda ısrar ediyorlar.
 
Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın, Suriye'nin olası kimyasal silah kullanımı üzerine Washington ile görüştüğünü doğrulamasının ardından, Bild gazetesi, Berlin'in Suriye'yi bombalayabileceğini yazdı: “Eğer Esad kendi halkına zehirli gazla saldırırsa, Britanya'nın ve Fransa'nın (ve muhtemelen başka yeni müttefiklerin) yeniden katıldığı ABD'nin yanı sıra, silahlı Luftwaffe [Hava Kuvvetleri] Tornadoları, askeri altyapıya (kışlalar, hava üsleri, komuta yerleri, mühimmat depoları, silah depoları, fabrikalar, araştırma merkezleri) karşı görev uçuşları yapabilir.”
 
Salı günü, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, “kimyasal silah kullanımı, Fransa için bir kırmızı çizgidir” diye ilan ederek, Paris'in Suriye'ye yeniden saldırmaya hazır olduğunu belirtmişti.
 
Alex Lantier 
WSWS
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler