resized_239a7-8d34fb39mansetyemenresimustu.jpg

Yemenli sivilleri öldüren Suudi bombaları, Körfez’de savaş gerilimlerini arttırıyor

ABD emperyalizminin ve Suudi rejiminin geçtiğimiz dört yılda Yemen'de yol açtığı devasa insani acı, İran'a karşı, tüm bölgeyi içine çekecek ve bir üçüncü dünya savaşını tutuşturma tehlikesi yaratacak bir savaş eliyle hızla gölgede bırakılacaktır.

22 Mayıs 2019 Çarşamba
Perşembe günü Yemen'in başkenti Sana'nın merkezinde bulunan bir sivil mahallesine yönelik vahşi bombardıman, ABD emperyalizminin Basra Körfezi'nde kışkırttığı şiddetli savaş gerilimlerinde yeni bir tırmanmaya işaret ediyor.
 
Hava saldırıları, hepsi aynı aileden olan ve aralarında dört çocuğun bulunduğu en az sekiz sivilin ölümüne neden oldu. Yemen Sağlık Bakanlığı, toplam 71 kişinin (27 çocuk, 17 kadın ve 27 erkek) yaralandığını açıkladı.
 
Olay yerindeki insanlar, yıkılmış bir apartmandan cesetler çıkaran, cansız bir çocuğun ve beyaz bir kefene sarılmış bir kadının naaşlarını kaldıran bir insan kalabalığına tanık oldular.
 
Bombardıman nedeniyle ağır yaralananlar göz önünde bulundurulduğunda ve Sana sakinlerinin enkazı çıplak elleriyle kaldırmayı sürdürmeleri nedeniyle, öldürülenlerin sayısının artması bekleniyor. Yemen'e uygulanan ABD destekli ablukanın sonucunda oluşan ilaç ve tıbbi gereç eksikliği de, yaralananların yeterli derecede tedavi görmesini engelliyor.
 
Suudi bombaları ve füzeleri, Perşembe sabahı erken saatlerde Sana'nın en yoğun nüfuslu mahallelerine düştü ve en büyük yıkım, Rabat ile Rakas caddelerinin kesiştiği noktada meydana geldi.
 
Yemenli gazeteci Afrah Nasser, Al Jazeera'ye şunları söyledi: “Bu caddeyi biliyorum. Orada hiçbir askeri hedef yok. Suudilerin önderliğindeki koalisyonun hiçbir bahanesi söz konusu olamaz. Bu, sivilleri hedef alan kasıtlı ve sistematik bir bombardımandı.”
 
Suudilerin önderliğinde Yemen'e karşı yürütülen savaş, artık beşinci yılında. Husi asilerin, 2014'te, Riyad ve Washington kuklası Devlet Başkanı Abdurabbuh Mansur Hadi'nin yozlaşmış hükümetini indirmesinden sonra başlatılan savaş, zaten Arap dünyasının en yoksul ülkesi olan Yemen'de, dünyadaki en ağır insani krizi yarattı.
 
Riyad, bu kanlı harekatı, yalnızca, Washington'dan gelen, Obama yönetimi döneminde başlayıp Trump ile devam eden kesintisiz destek sayesinde yürütebilmiştir. ABD, Yemenli sivilleri öldürmek için kullanılan jetleri ve bombaları, aralıksız hava saldırılarına olanak sağlayan havada yakıt ikmalini ve hedeflere yönelik istihbaratı sağlıyor. Ayrıca, ABD Donanması, gıda, ilaç ve diğer temel malzemelerin akışını kesen barbarca bir ablukaya destek veriyor.
 
Geçtiğimiz ay, ABD'nin Suudilerin önderlik ettiği katliama doğrudan askeri desteğini sona erdirme çağrısı yapan bir Kongre önergesi, Başkan Donald Trump tarafından veto edildi. Bu önergeyi savunanlar, vetoyu iptal ettirmek için gereken üçte iki çoğunluğa hiçbir yerde yaklaşamadılar. Önergeyi yaygın savaş karşıtı duyarlılığı kontrol altında tutmayı amaçlayan içi boş bir siyasi taktik olarak destekleyen Demokratlar, o zamandan beri, Yemen'de ABD'nin desteğiyle devam eden savaş suçları hakkında sessizliğe bürünmüş durumdalar.
 
Washington, Suudilerin önderliğindeki savaşı, İran'a karşı daha kapsamlı savaş takviyesinin parçası olarak destekliyor. Geçtiğimiz on günde, bölgeye, USS Abraham Lincoln'ün önderlik ettiği bir uçak gemisi vurucu kuvveti ve aralarında nükleer kapasiteli B-52'lerin olduğu bir bombardıman görev gücü konuşlandırıldı. Bunu, ABD Deniz Piyadelerini, savaş gemilerini, çıkartma araçlarını ve bir Patriot füze bataryasını taşıyan USS Arlington adlı amfibi hücum gemisinin bölgeye sevk edilmesi takip etti.
 
Gerilimler, ikinci derecedeki tüm personelin Bağdat'taki devasa ABD büyükelçiliğinden çekilmesine ilişkin son derece kışkırtıcı karar eliyle daha da tırmanmış durumda. Bu karar, İran destekli milislerden yakın bir tehdit olduğuna ilişkin, hem kanıtlanmamış, hem de ABD “koalisyonu” içindeki üst düzey bir Britanyalı general tarafından çürütülmüş iddialara dayandırıldı.
 
Sana'ya yönelik Suudi hava saldırıları, Husi asilerin Suudi Arabistan'ın başlıca doğu-batı petrol boru hattındaki pompalama tesislerini vuran bir insansız hava aracı (İHA) saldırısını üstlenmelerinden sadece iki gün sonra gerçekleşti. Husiler, bunu, Yemenli sivillere yönelik aralıksız saldırıların intikamı olarak adlandırmışlardı.
 
Yürüttüğü hava savaşı tahminen 80.000 sivili öldüren ve okulları, hastaneleri, fabrikaları ve konutları yerle bir eden Suudi monarşisi, hiç kimseyi öldürmeyen bu İHA saldırısını, bir “terör” eylemi ve “savaş suçu” olmakla suçladı.
 
Riyad, İHA saldırılarının “emri Tahran'daki rejim tarafından verildi” iddiasında bulunsa da, Husi önderliğindeki Sana hükümeti, bunu şiddetle reddetti.
 
Yüksek Devrimci Komite'nin başında bulunan Muhammed Ali El Husi, “Hiç kimsenin ajanı değiliz,” dedi ve ekledi: “Kararlarımızı bağımsız bir şekilde alırız ve İHA'lar ya da başka bir şey için kimseden emir almayız.”
 
Hem ABD, hem Suudi hükümetleri, ülkeye gıda akışını bile engelleyen bir deniz ablukası sürdürmelerine rağmen, uzun süredir, hiçbir kanıt sunmadan, İran'ın Husi güçlerine silah gönderdiğini iddia ediyorlar. ABD emperyalizminin ve onun Arap dünyasındaki başlıca müttefikinin asıl kaygısı, Yemen'de Riyad tarafından tamamen kontrol edilmeyen bir hükümetin, Suud Hanedanı'nın gerici monarşik diktatörlüğüne bir tehdit oluşturmasıdır.
 
Suudi monarşisinin Basra Körfezi'ndeki savaş takviyesine yönelik yaklaşımı, rejimin bir propaganda yayını işlevi gören İngilizce gazete Arab News'in Perşembe günü yayınlanan başyazısında ifade edildi. Başyazı, ABD'yi, İran'a “nokta operasyonu” yapmaya çağırıyordu:
 
“Bize göre, sert biçimde vurulmaları gerekiyor. Onlara, koşulların artık farklı olduğu gösterilmeli. Biz, olanlara karşı kararlı, cezalandırıcı bir tepki istiyoruz ki İran, attığı her adımın sonuçları olacağını anlasın.”
 
Çarşamba günü, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) başkanı, BM Güvenlik Konseyi'ne, ABD'nin destek verdiği ve Suudilerin önderlik ettiği savaşın Yemenli çocuklara yönelik etkileri hakkında yürek parçalayıcı bir rapor sundu. 7.300 çocuğun apaçık şiddet eliyle öldürüldüğüne ilişkin bir resmi raporu aktaran Henrietta Fore, “gerçek rakam, kuşkusuz daha fazla,” diye kabul ediyordu. Geçtiğimiz ay Sana'daki bir kız okulunu yıkan bir hava saldırısına değinen Fore, “Bir daha asla eve koşamayacak olan 14 çocuğun ailesinin çektiği acıyı hayal edin,” diyordu.
 
Fore, Yemen'de her 10 dakikada bir çocuğun önlenebilir nedenlerden öldüğünü; 360.000 çocuğun ciddi seviyede yetersiz beslenme sorunu olduğunu ve ülkedeki beş yaş altı çocukların yarısında ya da 2,5 milyon çocukta, tersine çevrilemez bir durum olan bodur büyüme olduğunu bildirdi.
 
Fore'nin raporunu, BM Acil Durum Yardımı Koordinatörü Mark Lowcock'un raporu takip etti. Lowcock, Güvenlik Konseyi'ne, 10 milyon insanın acil durum yardımıyla hayatta kalıyor olması nedeniyle, Yemen'de “açlık tehlikesi hala kol geziyor” dedi ve bu yılın sadece ilk dört ayında, 300.000 insanın koleradan etkilendiğini söyledi. Bu sayı, 2018 tamamında 370.000'di.
 
ABD emperyalizminin ve Suudi rejiminin geçtiğimiz dört yılda Yemen'de yol açtığı devasa insani acı, İran'a karşı, tüm bölgeyi içine çekecek ve bir üçüncü dünya savaşını tutuşturma tehlikesi yaratacak bir savaş eliyle hızla gölgede bırakılacaktır.
 
Bill Van Auken 
WSWS
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler