wirathu.jpg

Myanmarlı Müslümanlar dünyanın en mazlum azınlığı

Daha önceleri bir azınlık olmalarına rağmen İngilizlerden bağımsızlığın kazanılması sürecinde oldukça etkin olan Müslümanlar ile bir arada yaşayan Budistlerin radikalleşerek, milliyetçilikten ırkçı bir kimliğe geçişleri Myanmarlı Müslümanları dünyanın en mazlum azınlığı haline gelmelerine sebep oldu.

1 Eylül 2017 Cuma
İNTİZAR - Bu günlerde Myamarlı Müslümanların yaşadığı insanlık dışı muameleler en çok dikkat çeken haberler arasında yer alıyor. Myanmarlı Müslümanlar uzunca bir zamandır aralıklarla dozu artan sürgün, işkence, şiddete maruz kalmaları ile dünya kamuoyunun dikkatlerini çeken haberlere konu oluyorlar. 
 
Ortaya çıkan bu durumun tarihi, sosyolojik ve siyasi arka planına dair önemli bilgiler içeren, Parstoday'da 2016 yılı aralık ayı içerisinde yayınlanmış olan haber yorumu ilginize sunuyoruz... 
 
Budizm'in milliyetçilikten ırkçılığa geçişi
 
Radikal Budistler ve askerlerin Myanmar'ın Rahin eyaletinde Ruhingiya Müslümanlarına yeni tur saldırıları, bir kez daha tüm dünyanın dikkatini, Myanmarlı Müslümanların üzerine topladı.
 
BM Myanmarlı Müslümanları ise dünyanın en mazlum azınlığı olarak açıkladı.
 
Budizm ideolojisi her zaman şiddetten uzak durmak, özel ibadetleri ile iç huzura kavuşmak, her türlü şiddet ve insanların haklarına saldırıdan kaçınmakla bilinirken, Rohingya Müslümanları, aşırı Budist rahiplerin eziyeti ve şiddetine maruz kalıyorlar.
 
Buna karşılık İslam dini de sevgi, barış, dayanışma dinidir. Bu yüzden tarihi açıdan Rohingyalı Müslümanlar ve Myanmarlı Budistler yan yana huzur içinde yaşayıp, kendi geleneklerine ve göreneklerine saygı duyarlardı. Öyle ki birbirine saygı bağlamında karşılıklı dini mekanlarına adak adıyorlardı.
 
Rohingyalılar, Myanmar'ın batısında Rahin eyaletinde yaşayan Müslümanlardır ve ülkenin yaklaşık 60 milyonluk nüfusun %4'ünü oluşturuyorlar. Onların önceden Arakan olarak bilinen bölgedeki yaşama tarihi, İslam'ın hicri birinci asırda Myanmar'a ulaşması ile başlar. İslam'ın zuhuru ve Araplar ile İranlıların Müslüman olması ardından, İranlı ve Arap Müslüman denizciler bölgeye yaptıkları ticaretler sırasında bölge halkını İslam'a davet ettiler. Sonraki yıllarda ise Myanmar'ın batı bölgeleri ve Arakan eyaletinden geçen Müslüman tacirler Çin'in batı bölgelerine geçtiler. Bir çokları ise Arakan'ın verimli bölgelerinde ikamet etmeye başlayınca Myanmar'da ilk Müslüman toplumları oluşturdular. Çinli tacirler de kendi yazı ve notlarında bu konuya değiniyorlar. Tarihin bir kesitinde de Arakan bölgesinin yüz yıllarca özerk İslami hükümete sahip olduğu belirtiliyor.
 
Myanmar'da aşırı ve ırkçı akımlar, Rohingyalı Müslümanlar göçmen ve Bengal tanıtarak şimdiye kadar onların Myanmar'lı vatandaş olarak tanınmalarını ve vatandaşlık haklarından yararlanmalarını engellemiştir. Onlara baskı, 1962 Myanmar darbesi ardından arttı.
 
Son yıllarda Budist rahipler arasında yayılan aşırı ve radikal akımlar, Müslümanları sultacılık ve yayılmacılıkla suçluyorlar. Onların iddiasına göre Budistlerin davranış ve düşüncelerindeki esnekliği nedeni ile Müslümanların Myanmar ve güney Asya'da yayılmacı girişimlerine ortam hazırlamıştır.
 
Rahipler derneği Mabasa, Myanmar ulusal ve yurtsever ağı, ayrıca Yangon ve Bagan ve diğer bölgelerin nasyonalist rahipleri, Myanmar'da İslamofobi ve Rohingyalı Müslümanları boykot siyasetlerini yaymaya çalışan radikal Budist gruplar olarak tanınıyorlar.
 
Bu arada "969 hareketi" olarak bilinen radikal Budist grup, artık nasiyonlizm ve milliyetçiliği aşarak ırkçılığa yönelen en sert ve aşırı grup olarak tanınıyor. Bu grup Müslümanların Budistlerin gücü ve milli güvenliğe ciddi tehdit sayıldığını propaganda ediyor. Rohingyalı Müslümanlar, Budistlerin mabetlerinde lideri tarafından Müslümanlara nefretin yayılmasına çalışan bu grubu, terörist grup olarak biliyor.
 
Radikal ve şiddet yanlısı 969 hareketin lideri Ashin Wirathu, Myanmar'ın ikinci büyük kenti olan Mandelay'da, Masoin mabedin yaklaşık 50 yıllık lideridir. 969 sayısı Budistler için kutsal sayıdır. Zira bu sayı, Buda'nın 9 öğretileri, Buda'nın 6 yolu ve öğretisi ayrıca ruhbaniyetin 9'lu yollarını simgeliyor. Bu yüzden Ashin Wirathu, kurduğu gruba bu adı seçerek, ona kutsallık ve manevi anlam kazandırmaya, böylece Budistlerin dikkatini çekerek, radikal Budist rahipleri grubuna katmaya çalışıyor. Aslında Ashin Wirathu, bir çok komplekslerle mabette yetişen bir Budist olarak, başta Müslümanlar olmak üzere azınlıklara karşı planları gerçekleştirmeye çalışıyor. Wirathu, Myanmar halkının, cahil ve eğitimsizliğini suiistimal etmekle kendi İslamofobi siyasetleri ve düşüncelerini ülkede propaganda ediyor. Böylece kendi düşüncelerini Sri Lanka'da da yaymayı başarmıştır.
 
Sri Lanka'da ırkçı ve radikal "Buda Bala Sena- BBS" grubu da Ashin Wirathu'nın düşünceleri etkisinde olan radikal bir gruptur. Grup liderleri, Müslümanları şiddetle suçlarken, Müslümanlara karşı uluslararası Budist cephenin kurulmasını talep ediyorlar. Müslümanlar Sri Landa'da da azınlıkta bulunuyor ve her zaman çoğunluk Sinhali ve Tamil grupları ile savaşın kurbanı olmuşlar; buna rağmen radikal Budist rahipler, Müslümanları doğum oranlarını arttırmakla nüfuslarını çoğaltmaya, böylece sulta kurmaya çalışmakla suçluyorlar. Tabi ki bu görüşler, Ashin Wirathu'nın radikal ve aşırı düşüncelerinden kaynaklanıyor.
 
Radikal Budistler ve 969 hareketi üyeleri, Ashin Wirathu'yu Myanmar'ın bin Ladin'i biliyor. Tabi ki onun karşıtları da kendisi ve yanlılarının eylemlerini Almanya'da Neo-Nazi'lerin ırkçı girişimlerine benzetiyorlar.
 
Wirathu İslamofobi plan ve programlarını ilk önce Myanmar'da Müslümanlara karşı suçlamalarla başladı ve Müslümanların daha fazla çocuk doğurmakla ülkede çoğunluk olmaya çalıştıklarını lanse etmeye çalıştı. Kendine destek veren yanlılarına, Müslümanlarla evlenme ve alış veriş yapmayı yasaklarken, Müslümanları evlerinden sürüp çıkarmaya teşvik etti.
 
Wirathu Ruhingiyalı Müslümanların ticaret ve çalışmaları ile her geçen gün daha da güçlendiğini, onların Myanmar ve diğer ülkelerde güçlü düşmana dönüştüğünü ayrıca Müslümanların tüm Budistlerin kaynaklarına saldırdığını iddia ediyor. Fakat Budist rahiplerin çoğunluğu ve Myanmar halkı, sadece Ashin Wirathu'nıun radikal ve şiddet içeren düşüncelerine karşı çıkmakla kalmayıp, Müslümanlarla dostane ve kardeşçe yaşamaya vurgu yapmaktadırlar. Fakat 969 hareketin intikam çalışmaları nedeni ile kendi düşüncelerini açıkça belirtmekten adeta korkuyorlar.
 
Bu grup başlangıçta Müslümanlara ambargo ve yaptırım siyasetini propaganda ederken, şimdilerde Müslümanları kendi ev ve barklarından ihraç etmek için yakılmış toprak siyasetini uygulamaya çalışıyor. Bu yüzden 969 hareketi, artık Rohingyalı Müslümanlara karşı askeri kolu olan bir örgüte dönüşmüştür.
 
Bu grup ayrıca Müslüman erkeklerin Budist kadınlara tecavüzü gibi gerçek dışı söylentilerle, ırkçı siyasetlerini ciddiyetle takip ediyor. Nitekim şimdiye kadar birkaç Rohingyalı Müslüman, sırf Budist kadınlara tecavüz söylentisi ile öldürüldü, ev ve iş yeri ise yakıldı.
 
Aslında Ashin Wirathu, Myanmar'da ve Budist bölgelerde tamamen Budist bir toplum oluşturmaya, kendi iddiasına göre bölgede Budistleri etkin bir güce dönüştürmeye çalışıyor. Bu yüzden mabette en yoğun bir biçimde Rohingyalı Müslümanlardan nefreti öğretiyor. Ashin Wirathu kendi propaganda ve öğretilerinde, Myanmar halkının barış ve huzur istemeleri halinde Müslümanlarda ayrı yaşamaları gerektiğini iddia ediyor.
 
Ashin Wirathu 2003 yılında Müslümanlara karşı nefret içeren düşünceleri yayma suçundan 25 yıl hapse mahküm oldu. Fakat 7 yıl sonra 2010 yılında genel affın ardından serbest kaldı. Wirathu Budistleri vatanseverlik gurularını hiçe saymakla suçlarken, rahiplerin de aşırı derece esnek olduklarını öne sürerek, İslamofobi siyasetlerini ciddiyetle takip ediyor. 2012 yılında 969 hareketi, Myanmar'ın Budist toplumunda birkaç yıl Müslümanlara yaptırım çalışmaları ardından, onların evlerini yakmaya ve müslümanları öldürmeye başladılar. Bu dönemde bir çok çevre, ülkeye egemen askerler ve özellikle dönemin cumhurbaşkanı Tin Sin'in Wirathu'ya verdiği desteği, Rohingyalı Müslümanlara karşı şiddetin yayılmasında etkili olduğunu savunuyorlar.
 
Fakir fakat Asya'nın güney doğusunda stratejik bir konuma sahip olan Myanmar, 1948 yılında İngiltere sömürüsünden kurtularak bağımsızlığına kavuştu. Bir çok uzmana göre söz konusu bağımsızlığın kazanılmasında Müslümanların büyük katkısı bulunuyor. Londra'da bulunan Budistlerin manastırı, müslümanlarn kasabı olarak bilinen Ashin Wirathu eylemlerine ve saldırılarına destek vermesi nedeni ile, radikal Budistlerin Müslümanlara yönelik şiddet eylemlerinin batılı güçler tarafından hesaplanan bir siyaset olduğu tahmin ediliyor.
 
 
***
 
 
Budistlerin en radikal grubu olan 969 hareketi yaklaşık 4 yıl önce Miktila kentinde bir okula saldırarak, 20 öğrenciyi öldürüp parçalaması ile saldırılarına başladı.
 
Budistler daha sora parçalanan cesetleri yaktı. Myanmar'ın dönem milletvekili Vin Hetin, Budist rahip Ashin Wirathu grubunun bu tüyler ürperten cinayetini ifşa ederek, grubun söz konusu öğrencileri onun gözleri önünde parçaladıklarını belirtti. Vin Hetin polisin 969 hareketinin bu cinayet karşısında sessiz kalmasından da hayret ettiğini ifade etti. Budist rahipler ile politikacılar ve askerler arasında çok yakın ilişkilerin bulunması nedeni ile askerler, 1962 yılına kadar düzenlenen çok partili seçimlere kadar kendi hükümetlerine meşruiyet kazandırmak için her zaman rahiplerin nüfuzundan yararlandı. Bu sebepten dolayı Myanmar hükümeti her zaman radikal Budistlerin cinayetlerine göz yummuştur. Hükümette etkili olan Budist rahipler de kendi siyasetlerinin gerçekleşmesi için her zaman askerlere destek vermişlerdir. Eski cumhurbaşkanı Tin Sin'in 969 hareketi'ne verdiği destek de bu doğrultuda değerlendirilmelidir.
 
Tin Sin, Myanmar'da çeşitli çevrelerin bu grubun cinayetlerine karşı itirazlarına karşılık, Ashin Wirathu'nun Buda'nın evladı ve özel biri olarak tanıttı. Fakat Ashin Wirathu'nun ırkçı ve radikal düşünce ve görüşlerine karşı olan Budist rahiplere göre, hükümette aşırı akımlar ve askerler Wirathu'ya destek vermiş olmasalardı, 969 grubun Rahin eyaletinde bu kadar cinayet işleyemezdi. Myanmar askerleri her zaman söz konusu grubun cinayetleri ardından sahneye giriyor, cinayetkarları tutuklamak yerine Rohingyalı Müslümanların kendi evlerini terk ederek, sözde daha güvenli bir bölgeye göç etmeye zorluyor.
 
Başka bir ifade ile Müslümanlar kendi evlerini terk ederek kamplara intikal ettiriliyor ve bir çokları da komşu ülkelere sığınıyor. Bangladeş, Tayland ve Malezya gibi bu ülkeler ise her türlü normal yaşam koşullarından yoksun kamplar, Rohingyalı Müslümanları bekliyor.
 
Myanmar'a egemen askeri yönetim de aldığı kararlar ve izlediği siyasetlerle Müslümanlardan nefretin yayılmasına yardımcı oldular. Yeni camilerin inşaatı ve eski camilerin restorasyonlarının yasaklanması ise radikal Budistlere onlarca camiyi yakmak için yeni fırsatlar sundu. Rohingyalı Müslümanlar açısından, Batı medyası veya Myanmar hükümetine bağlı basın yayın organlarının propagandalarına rağmen, Budistlerle çatışmalar asla iki taraflı olmamıştır, zira örgütlenmiş olan radikal Budistler, İslamofobi semboller kullanarak Müslümanların evlerine ve işyerlerine saldırıyorlar.
 
Bu arada bazı çevreler Myanmar'da Rohingyalı Müslümanların bastırılmasının, Çin hükümetinin Sin Kiang Müslümanları ile ilgili siyasetlerine paralel ve koordineli olarak gerçekleştiğini savunuyorlar.
 
Pekin yönetimi Uygur aktivistlerin Rohingyalı Müslümanlarla bağlantı kurarak onlardan insani güç devşirerek daha güçlü olmalarından endişe ediyor.
 
Bu yüzden Rohingyalı Müslümanların bastırılması, muhtemel olan bu bağlantıyı kesmek hedefi ile yapıldığı düşünülüyor. Zira Hindistan da benzer endişeler taşıyor. Hindistan Tamil Nado eyaletinde yaşayan Müslümanların Sri Lanka'daki Müslümanlarla bağlantı kurarak, ülkenin parçalanmasından endişeli. Hindistan hükümeti her zaman Sri Lanka Tamillerinin bu ülke ordusu tarafından bastırılmasına destek vermiştir.
 
Çin de Sin Kiyang'da ayrılıkçı hareketlerden endişeli olduğu için Rohingyalı Müslümanların Uygurlarla bağlantılarını kesmek için her yola baş vuruyor. Bu yüzden onların evlerinin yakılması ve çeşitli ülkelere sığınarak dağılmalarından asla endişe duyulmamıştır. Zira bu süreç Rohingyalı Müslümanların zayıflamasına yardımcı oluyor.
 
Vatandaşlık haklarından mahrum olan Rohingyalı Müslümanlar, Myanmar hükümeti tarafından da Bengal göçmen muamelesi görüyor; bu yüzden hükümet kanadında radikal Budistlere karşı hiçbir dayanakları veya baskı aracına sahip değiller. Fakat terörist 969 hareketi ise Batı ve Myanmar hükümetinin gizli ve açık destekleri ile kendi cinayetlerinin devamı için teşvik ediliyor.
 
TIME dergisi Ashin Wirathu resmini, Budist terörist olarak yayınlamasına rağmen Batı ülkeleri onu ve grubunu terör listesine almazken, Britanya'daki Budist manastır Ashin Wirathu'yu, Rohingyalı Müslümanların katliamı ve sözde ırk temizliği nedeni ile mezhep özgürlüğü ödülü ve madalyası ile  ödüllendirdi.
 
Anlatılanlara göre Ashin Wirathu'nun destekçilerinden olan Myanmar'ın eski cumhurbaşkanı Tin Sin de onu Nobel Barış ödülüne layık görmüştür.
 
Myanmar Ulusal Demokrasi Birliği partisinin lideri ve hali hazırda cumhurbaşkanı bayan "Ang San Su Çi", Myanmar'da askerlerin hakimiyeti döneminde askerlere muhalefeti ve insan hakları sloganları nedeni ile Müslümanlar tarafından destek görüyordu. Zira Müslümanlar bayan Su Çi'nin iktidar olması ile Rohingyalı Müslümanların sorunlar ve çilelerinin sona ereceğini umut ediyorlardı. Fakat cumhurbaşkanı artık Budist rahiplerle karşı karşıya gelmemeyi tercih ediyor. Bu yüzden Ang San Su Çi ve partisi  Myanmar Ulusal Demokrasi Birliği, Müslümanların sorunlarının sona ermesi için hiçbir adım atmazken, adlarını bile Rahin eyaleti Müslümanları olarak değiştirdi.
 
Buna rağmen yine radikal Budistler cumhurbaşkanına muhalefet ediyorlar, zira onlara göre bu şekilde Rahin eyaleti Müslümanlarının varlığına resmiyet verilmiştir. Bu yüzden çeşitli gösterilerle Rohingyalı Müslümanların adının Bengal göçmenler olarak değiştirilmesini istiyorlar.
 
Rohingyalı Müslümanlara göre, Batılı çevreler Myanmar'da siyasi reform sürecine yersiz anlamlar kazandırmak yerine, şiddet yanlısı radikal 969 hareketini terörist grup olarak tanısınlar. Myanmarlı Müslümanlar, şimdiye kadar şiddet yanlısı Budist terörist grupların her geçen gün artan cinayetlerine karşı sessiz kalan İslami ülkeleri ve İİT'ından da aynı beklenti içindeler.
 
Rohingyalı Müslümanlar açısından eğer Sri Lanka ve Hindistan, nüfuzları her geçen gün artmakta olan radikal Budistlere karşı girişimde bulunmazlarsa, söz konusu gruplar bu ülkelerde Müslümanlara karşı nefret duyguları oluşturarak, şiddet ve etnik çatışmaları alevlendirecekler.
 
Her halukarda Myanmar'da halkın çoğunluğu ve Budist rahipler, Buda'nın öğretileri gereği Müslümanlar ve diğer azınlıklarla barış, kardeşlik ve dayanışma içinde yaşamayı vurguluyor; Müslümanları ise yıllarca beraber yaşadıkları kardeşleri biliyor. Fakat Myanmar hükümeti Müslümanlara iki çocuk ve cami inşaatı gibi yasaklar getirerek onları kısıtlayıp radikal Budistlerin düşüncelerini destekliyor; işte bu konu, Myanmar'ı şiddet yanlısı 969 hareketi gibi grupların dayattığı girdaba doğru sürüklüyor.
 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler