1305-cnavy.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  McCain: Yakın gelecekte Amerikan etkisinin, Ortadoğu’dan kovulmuş olduğunu görebiliriz

McCain: Yakın gelecekte Amerikan etkisinin, Ortadoğu’dan kovulmuş olduğunu görebiliriz

Amerika dünyada olduğu gibi bölgemizde de etkisini kaybediyor. Bu tespit bir çok taraflı tarafsız kesimden gelmekle birlikte artık Washington'da önde gelen, Amerika'da kullanılan tabirle müesses nizama yakın siyasiler tarafından da ifade edilmeye başlandı. Bu siyasiler tedbir alınmaması durumunda Amerika'nın bölgeden kovulmasının yakın olduğunun endişesini yaşıyorlar.

3 Kasım 2017 Cuma
İNTİZAR - Amerika'nın büyük bir hızla etkisini kaybetmekte olduğunu ifade eden taraflı tarafsız bir çok uzman, analist veya siyasinin bulunması artık sıradanlaştı.
 
ABD'nin gücü çökmek üzeredir
 
İran İslam Cumhuriyeti Başkumandanı Ayetullah Hamanei'nin Askeri Başdanışmanı Tümgeneral Seyyid Yahya Rahim Safevi, kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, yapılan ayrıntılı inceleme ve analizlere göre, ABD'nin gücünün azalmak ve gücün Batı'dan Doğu'ya kaymak üzere olduğuna dikkat çekti. 
 
Tümgeneral Rahim Safevi, yapılan analizlerin ABD'nin gücünün süper güç olduğunu iddia etmesine rağmen çökmek üzere olduğunu gösterdiğini ifade etti. 
 
Belki bu ifadeyi kullananların bir kısmı için aynı zamanda bu noktadaki temennilerini de ortaya koydukları düşünülebilir. Fakat artık Amerika'nın baskın politik tavrını şekillendiren ve kendi ifadeleri ile 'müesses nizam' ile yakınlığı olan Senatör Jhon McCain gibi siyasilerin bunu "yakın gelecekte Amerikan etkisinin Ortadoğu'dan kovulmasını görebiliriz" şeklinde ifade ediyor olmasını kayda değer olarak görmek gerekiyor. 
 
 
Amerika için artık oyun bitti

Aslında sadece Senatör Jhon McCain değil başka Amerikalı yetkililer de bu minvalde açıklamalarda bulundular. ABD'nin Suriye'deki son Büyükelçisi Robert Ford, Suudi Şark-ül Avsat gazetesine, 2017 yılı Haziran ayında, Suriye'nin geleceğine ilişkin bu çerçevede birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulunmuş Amerika için oyunun bittiğini ifade etmişti. Söz konusu gazetede yayınlanan çarpıcı ifadeleri oldukça dikkat çekiciydi:

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nüfuzunu kırmaya çalıştığını belirten Ford, "Trump'ın nihai hedefi nedir?" şeklindeki bir soruyu da şu şekilde yanıtladı:

"O (Trump), İran'ın nüfuzunu kırmak istiyor. Bunu birkaç hafta önce bir danışmanından duydum. Fakat şunu bilmiyor ki oyun bitti. Artık çok geç. Obama, Trump hükümetine bu hedefi gerçekleştirmesi için bir miras bırakmadı." 

 
Amerikalı eski Büyükelçi Ford Kürtler ABD'ye güvenmenin bedelini ağır ödeyecek demişti
 
Şark-ül Avsat gazetesinde yayınlanan Robert Ford le gerçekleştirilen bu raoportajda yine dikkat çekici ve bu gün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin referandum politikası ile oluşan sürecin sonrasında gelinen noktaya ışık tutan çok önemli tespitler de yer alıyor:
 
Suriye'deki Kürt grupların durumuna da değinen Ford, ABD'nin Kürtleri geçici ve taktik sebeplerle kullandığını belirterek "Kürtler, Washington'a güvendikleri için ağır bedel ödeyecek. Amerikan ordusu onları Türkiye, İran ve Suriye'ye karşı savunmayacak. Kürtlere karşı yaptığımız sadece siyasi olarak aptalca değil aynı zamanda ahlaksızca bir yanlış" dedi.
...
 
"ABD Kürtleri yalnızca Rakka'yı IŞİD'den kurtarmak için kullandı."
...
"ABD, Saddam döneminde yıllarca Kürtleri kullandı. ABD'nin PYD ve YPG'ye, Henry Kissinger'in Iraklı Kürtlere davrandığından farklı şekilde mi davranacağını düşünüyorsunuz? Bunu, bana ABD'li yetkililer söyledi.
ABD gelecekte, Suriye'deki Kürt bölgesini bağımsız bir bölge olarak savunmayacak"
 
Görünen o ki artık Amerika kan kaybediyor. Kan kaybeden ve gücünü koruyamayan Amerika'nın öncelikle Batı Asya'dan kovulması ve daha sonra bütün dünyadaki etkisini kaybedip içine kapanması ve belkide çok hızlı bir çöküş süreci yaşaması gayet muhtemel gözüküyor. 
 
Tablo bu kadar netleşme sürecine girmişken, bölgede hala kozlarını Amerika üzerinden oynayanların kaybetmesinin beklenen bir netice olması normaldir. Bu netice ile karşılaşıldığında olaya farklı boyutlar yüklenmesinin de çok anlaşılabilir olmadığını tespit etmek gerekiyor. 
 
Bu çerçevede KBY'de gerçekleştirilen referandum süreci ile birlikte ortaya çıkan resmin hikayesini ortaya koyan ve Amerika'nın bu hikayedeki rolünün boyutlarına dikkat çeken WSWS'de Keith Jones imzası ile yayınlanan Irak'ın karşı saldırısı Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni karıştırıyor başlıklı  yazının Amerika'nın bölgedeki sultasının devamı ve İsrail'in geleceği ile ilgili Senatör Jhon McCain'in endişelerine de içeren ilgili bölümleri şöyle: 
 
Washington, dünyanın en önemli petrol ihracatçısı bölgesi üzerinde dizginsiz egemenlik ileri sürme yöneliminde bir araç olarak kullandığı KBY'yi uzun süredir himaye ediyordu. Ancak o, kendi planlarına karşı geldiği için, Erbil'in bağımsızlık girişimine karşı çıktı. KBY, tam da Washington'ın Suriye'de daha saldırgan bir şekilde müdahale ederek ve İran nükleer anlaşmasını baltalayarak İran üzerindeki askeri-stratejik baskıyı çarpıcı biçimde yoğunlaştırmaya hazırlandığı sırada, Bağdat'ı ve Ankara'yı Tahran ile daha sıkı bağlar geliştirmeye itti.
...
 
KBY, geçtiğimiz Haziran'da ilan edilen bir planı yerine getirerek, 25 Eylül'de bağımsızlık referandumu düzenlemişti. Erbil, özellikle kışkırtıcı bir hamleyle, referandumu, ABD işgali altında Irak halkına dayatılmış olan anayasadaki resmi KBY sınırlarının dışında kontrol ettiği etnik ve dinsel olarak tartışmalı topraklara genişletmişti. ...
 
Yine de, KBY yönetimi, referanduma yönelik açık duruşuna rağmen Washington'ın Bağdat'ı görüşme yapmaya iteceği ve Erbil'e kalkan olmak için NATO müttefiki Türkiye üzerindeki etkisini kullanacağı kumarını oynayarak, büyük risk aldı. Yetmiş yıl önce kurulmasından beri Barzani ailesinin önderlik ettiği Kürdistan Demokratik Partisi (KDP), uzun süredir, Washington ve İsrail ile sıkı ilişkilerin tadını çıkarıyordu. Dahası, peşmerge, Irak'ta IŞİD'e karşı harekat sırasında Pentagon ile sıkı bağlar geliştirirken (Washington ve ABD medyası tarafından hücum kıtaları olarak göklere çıkarıldı), ABD ordusunun işlediği daha da büyük savaş suçlarının yanında, etnik temizlikteki kendi rollerini örtbas etti.
 
Irak'ın KBY'nin bağımsızlık adımına yönelik karşı saldırısı, KDP'yi ve bir bütün olarak Kürt seçkinlerini karıştırmış durumda.
 
Pazar günü, KDP'nin uzun süreli önderi Mesut Barzani, KBY meclisinden, dörder yıl için seçildiği iki dönemin ve sonuncusu sadece kendi otoritesine dayanan birkaç yıllık olağanüstü uzatmaların ardından başkanlıktan istifa ettiğini duyurduğu hırçın bir televizyon konuşması yaptı.
 
Barzani, “Peşmerge ve tüm Kürdistan halkı, zehirli bir hançer ile sırtından bıçaklanmıştır.” dedi. O, referandumun bağımsızlığı onaylamasının “asla yok edilemeyeceği” iddiasında bulundu.
 
Irak'ın etnik parçalanmasına uluslararası destek olmamasından şikayet eden Barzani, “Dünya, bir kez daha, Kürdistan halkının kendisinden ve dağlardan başka dostu olmadığını gösterdi.” dedi. O, ardından, bağımsız bir Kürdistan'ın karşıtları olarak bilinen ve onun Kürt siyasi rakiplerini de kapsayan uzun bir listeyi şiddetle eleştirdi.
 
Barzani'nin Washington'a yönelik suçlaması özellikle keskindi. O, “Halkımız, şimdi, ABD'nin Irak'ın saldırısından haberdar olup olmadığını ve onu neden engellemediğini sorgulamalıdır.” dedi. Görevi bırakan KBY başkanı, ABD'yi Kürt halkına ihanet etmekle suçlarken bile, Irak ordusu ile ittifak halindeki Şii milislere yönelik İran desteğini kınayarak, ABD'nin Tahran karşıtı yönelimine KBY ve peşmerge desteği sağlamaya oldukça istekli olacağının işaretini verdi. Barzani, “Amerika'nın teröristler listesinde yer alan ve Amerikan silahı kullanan belirli insanların saldırısıyla şaşkına dönmüş durumdayız.” diye konuştu.
 
Barzani, peşmergenin Kerkük'ten barışçıl bir şekilde çekilmesinin sorumluluğunu, KBY'deki ikinci büyük parti olan Kürdistan Yurtseverler Birliği'ne (KYB) bağlı güçlere yükledi. O bu konuşmayı yaparken, bazı destekçileri, muhalif meclis üyelerine sataşıp fiziksel olarak saldırdıkları şiddetli bir gösteri düzenliyorlardı.
...
 
...Washington, “birleşik Irak” içinde “güçlü KBY” yönünde yaptığı çağrıların Bağdat tarafından önemsenmiyor görünmesinden giderek daha fazla kaygılanıyor. Bu tür çağrılar, kuşkusuz, Kürt halkının demokratik haklarını güvenceye almaktan çok, KBY'yi Irak ve bölge içindeki ABD operasyonları için bir üs olarak korumakla ilişkili.
 
ABD eski Başkan Yardımcısı Cheney'in üst düzey danışmanı (yani, Irak'ın 2003'te istila edilmesinden sorumlu savaş suçlularından biri) olan John Hannah, olayların son süreçteki yön değişikliğinden yakınarak, KBY'yi, “muhtemelen, Irak'taki tüm ABD projesinin en büyük başarısı” olarak betimledi. Hannah, KBY merkezli ve KDP güdümündeki Kurdistan 24 televizyon kanalına, referandumun “zamansız” olduğunu düşünmekle beraber, “Ortadoğu genelinde, savaş dönemi müttefiklerinin en sadıklarından biri” İran'a “minnettar güçler tarafından sindirilirken, Amerika'nın burnunu sokmamayı ve izlemeyi tercih ettiği yönünde yaygın bir algı var” dedi.
 
New York Times, geçtiğimiz hafta, ABD Senatörü John McCain'in, “Ortadoğu'da yeni bir stratejiye ihtiyacımız var” başlıklı bir yazısını yayınladı. McCain, yazısında, Ortadoğu'daki “Amerikan gücü”ndeki gerilemeden şikayet ediyor ve bunu ABD'nin bölgeden “çekilmesi”ne (yani, 2013'te Suriye'ye doğrudan bir ABD askeri müdahalesinden ve İran'ın Ortadoğu genelindeki “zararlı etkisi”ne karşı koymaktan geri adım atılmasına) bağlıyordu.
 
McCain, ABD'nin destekleyip silahlandırdığı Bağdat'taki hükümetin, peşmergeyi Kerkük'ten ve IŞİD ile mücadele adına işgal ettiği diğer topraklardan çıkarmak için Tahran'dan yardım almasının kabul edilemez olduğunu belirtiyordu. Cumhuriyetçi Partili savaş kışkırtıcısı, şunları yazdı: “Şimdiki yolumuzda uykuda yürümeyi sürdürmemiz durumunda, yakın gelecekte uyanabilir ve Amerikan etkisinin, dünyanın en önemli bölgelerinden birinden kovulmuş olduğunu görebiliriz. Bu yüzden Amerikalıların Ortadoğu'da şu anda olup bitenlere önem vermesi gerekiyor. Bu yüzden, Kürtler gibi gerçek dostlarımızı bırakmamamız gerekiyor.”
Amerika ve kendi siyasi ikballerini onunla birleştiren diğer bölgesel aktörlerin,  alışageldikleri bu siyaset yapma yöntemlerinin artık sonuç vermeyeceği iyice ortaya çıktı. Amerika ve dostlarının Batı Asya'da bir geleceğinin kalmadığı gerçeği gün geçtikçe netleşiyor. Bölgede siyaset yapacakların bundan sonra hesabını yaparken Amerika'dan ziyade Direniş Cephesi mensuplarını ve bu cephe ile stratejik ortaklık içerisinde olan güçleri dikkate almaları gerekiyor. 
 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler