IMG15470826.jpg

İran'a ve müttefiklerine karşı savaş hazırlığı mı yapılıyor?

Amerika ve başta İsrail ve Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki ortakları olan diğer ülkeler istikrarsızlaştırıcı politikalarının başarısızlığa uğraması ile birlikte yeni bir eşik noktasına ulaşmış gözüküyorlar. Direniş Cephesi'ne karşı yeni komplolar planladıklarına dair bir takım gelişmeler söz konusu. Başarısız olmaları muhtemel bu komplolar sonrasında bölgede yeni bir sayfa açılacak gibi..

13 Kasım 2017 Pazartesi

İNTİZAR - Direniş Cephesi karşsında her başarısızlığın ardından durmaksızın yeni komplolar planlayan Amerika ve öncelikle Suudi Arabistan ve İsrail gibi ülkeler başta olmak üzere bölgedeki ortaklarının bu günlerde; Hizbullah ve dolayısı ile Lübnan ve en nihayetinde İran İslam Cumhuriyeti'ne dönük bir savaş hazırlığı içerisinde olduklarına dair değerlendirmeler yapılıyor. 

Amerika daha önce böylesi bir operasyonu daha büyük bir kadro ile gerçekleştirmiş, Suriye ve Irak'ın istikrarsızlaştırılmasına dayalı planı başarısızlıkla sonuçlandığı bu günlerde artık iyice netleşmiştir. Bu planı gerçekleştirirken bütün Avrupa ülkeleri ile birlikte Türkiye ve Katar gibi bölgedeki önemli ürleker de Amerikan takımının içerisindeydi. 

Söz konusu planın başarısız olması ile birlikte başta Türkiye ve Katar'ın kulvarı farklılaşırken, Avrupa ülkelerinin de etkisi azalarak flulaştı. Bölgede Amerika'ın başat ülke olarak üzerine bahis oynadığı ve başarısız olması durumunda yarı yolda bırakacağı Suudi Arabistan kaldı. Suudi Arabistan bölgeyi Amerika'nın desteği ile başta İsrail olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri ve her an saf değiştirebilecek Mısır gibi ülkelerle tekrar domine etmenin peşinde. 

Direniş Cephesi'ne karşı eğer bu son planlanan komplo ile birlikte yine başarısız kalınırsa bölgede Amerika ve ortakları için sonun başlangıcı olarak tanımlayabileceğimiz bir süreç söz konusu olacak. Bu sebeple ya yeni bir şeyler yapacaklar ya da Direniş Cephesi'nin bileğinin gücünü kabullenecekler. İkincisi bir domino etkisi yapacak olan şeydir. O halde birinci seçeneğe mecburlar. Bu sebeple ya hep ya hiç mantığı ile bir savaşı göze almaları ihtimal dahilindedir. 

Bu çerçevede çokça analiz yapılıyor. Arap dünyasının önemli isimlerinden Abdulbari Atwan'ın Rai al Yaum'da yayınlanan analiz bu meyandaki analizlerden en dikkat çekici içerikli olanı. Ali Karataş'ın Evrensel'de hazırlayıp sunduğu söz konusu bu analizi ilginize sunuyoruz...  

 

İran'a ve müttefiklerine savaşın hazırlığı mı yapılıyor?
 
Bölgemiz savaşın eşiğinde. Hariri'nin istifası ve prensler ile eski bakanların tutuklanması gibi ayrıntılarla uğraşmamamız gerekiyor. Gerçek gelişmeler gizliden yürüyor. Prens Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan'daki ‘temizlik' faaliyeti tali mesele. Bundan daha tehlikelisi bu ‘temizlik'in bölge tarihinin en tehlikelisi olacak olan ‘bölgesel savaş' senaryolarına giriş niteliğinde olmasıdır.
 
Gelişmeler önceden planlanmış
 
Bugün herşey dikkatle örülmüş, düşünülmüş bir çerçevede gerçekleşiyor. Gelişmeler Arap bölgesinde bir mezhep savaşının başlangıcı. Esas hedef;  Amerika'yla, bölgesel güçlerle ve İsrail'le, genişleyen Şii İran gücünün ve Yemen, Lübnan ve Irak'taki kollarının  kesilmesi.
 
Eski Suudi Arabistan bitti. Dördüncü Suudi Devleti yeni modern sabitelere ve ittifaklara sahip. Bunların başında bu devletin kurucusu olmak isteyen Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın “İran rejiminin Yemen'deki  milislere füze tedarik etmesi doğrudan askeri bir saldırı sayılır. Hatta krallığa karşı bir savaş hareketi olarak düşünülebilir”söylemi geliyor.  
 
Kaos bölgede ilerliyor. Kuzey Riyad'a kadar ulaşan balistik füze fırlatan Husiler, Suudi Arabistan'ın iç bölgelerini; Suudi Arabistan ve BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) havalimanları ve limanlarını vuracaklarını yinelediler. Üç yıldır süren savaşta öğrendiğimiz; Husiler ne tehdit savurdularsa yaptılar. Üç yıl devam eden yıkıcı bir savaştan sonra kaybedecekleri bir şey yok.
 
Devletin dört noktasını ele geçirdi 
 
Muhammed bin Selman, birinci aşama olarak gerçekleştirdiği ev temizliği sonucunda devletin dört büyük kesimi olan “ekonomi, medya, güvenlik ve askeriye”ye hükmeder hale geldi. Bunların yanında resmi din müessesini (kıdemli alimler) ve gayri resmi din müssesini (uyanış alimleri) kontrol eder duruma geldi. Bütün hasımlarını ve iktidarına muhalefet edebilecek herkesi parmaklıkların arakasına koydu. Kimse nerede duracağını bilmiyor. Tutuklamaların “yemekteki ilk öğün” olması uzak değil. Yolunu kapatan herkesi ortadan kaldıran bir buldozerle karşı karşıyayız.
 
Bize göre sayılı günler ve haftalardan sonra daha tehlikeli olan ikinci aşamaya geçilecek; askeri çatışma aşaması. Yol haritası aşağıdaki noktalarda çizildiği gibi olabilir:
 
1-Suudi-İran çatışması başlayabilir 
 
Birincisi; Yemen'deki boğucu kuşatma üzerinden Suudi-İran çatışmasının başlaması. Suudi Arabistan'ın karadan, havadan ve denizden bütün pencereleri, bütün boşlukları doldurma bahanesiyle kapatması ve İran füzelerinin Husilere ulaşmasını engellemesi.
 
2-Yeni ittifak oluşturulabilir 
 
İkincisi; General Schwarzkopf'un 1990 yılında Irak kuvvetlerini Kuveyt'ten çıkarmak için  gerçekleştirilen “Çöl Fırtınası” operasyonundaki ittifakı ile aynı yoldan yeni bir ittifak oluşturulması. Bu ittifaka Suudi Arabistan'ın yanında katılması aday ülkeler BAE, Ürdün, Mısır, Sudan ve Fas.
 
3-Hizbullah hedefte
 
Üçüncüsü; Lübnan'ın “Hizbullah'ın ortadan kaldırılması” gerekçesiyle bombalanması ve alt yapısının yok edilmesi. Buna karşılık Hizbullah'ın işgal devletine binlerce füzeyle karşılık vermesi. Burada İran'ın ve Suriye'nin başka bir zamanda olmadığı kadar müdahale etmesi.
 
4-Katar'da rejim değişikliği 
 
Dördüncüsü; Katar'ın Mısır, BAE ve Suudi güçleriyle istilası ve Doha'da rejim değişikliği. Ağır ekipmanlarıyla sayıları 30 bini bulan Türk kuvvetleriyle çatışma. Recep Tayyip Erdoğan bu riskin farkında. Bu yüzden Savunma Bakanı Nurettin Canikli'yi, Doha'ya programlanmamış bir ziyarete gönderdi. Bu istilayı sadece ABD'nin baskısıyla pozisyonunda ani bir değişiklik ancak engelleyebilir.
 
5- ABD'nin yeni hamlesi 
 
Beşincisi; Amerikan'ın, İsrail'in ve Suudi Arabistan'ın Suriye'de karşı saldırısı ve Amerikan ittifakının Halep, Humus ve Deyrizor gibi kaybettiği alanlara tekrar hakim olması. Amerika; İran ve Rusya karşısındaki hezimetini kolayca affetmeyecektir. Lakin herhangi bir Amerika-İsrail müdahalesi Rusya ile çatışmadan gerçekleşmeyecektir. Böyle bir durumda dünya savaşı beklemeliyiz. Amerika, muhalefete boykot çağrısı yaparak Moskova'nın davet ettiği Soçi'de yapılacak Suriye Ulusal Diyalog Konferansının başarısız olmasını sağladı.
 
Uzmanlara göre öngörülen bölgesel savaşın olası başarısı, İran'ı yok edecek, Katar'ın rejimini değiştirecek, Hizbullah'ı yok edecektir. Ama başarısız olması durumunda Suudi Arabistan, İsrail ve BAE'nin yok olması ve Suudi Arabistan'ın birçok devlete bölünmesine yol açacaktır.
 
Abdulbari Atwan öngörülen savaşın başarısız olması durumunda Suudi Arabistan, İsrail ve BAE'nin yok olmasına yol açacağını söylüyor. Bu oldukça önemli bir tespit, zira eğer böyle bir şey olursa bu adeta yeni bir çağın başlangıcı demektir. Özellikle İsrail'in yok olacağı bir Ortadoğu, özgür bir geleceğin ifadesi olacaktır. Filistinlilerin özgürleşmesinden tutun da bölgenin egemen güçler tarafından sömürülmesi sebebiyle inşa edilemeyen özgür geleceeğin inşası mümkün olabilecektir. Bu özgür geleceğin inşasında en etkin gücün Direniş Cephesi'ni teşkil eden ülkelerin olacağı açıktır. O halde aslında tarihte çok nadir şahit olunabilecek bir sürecin tam da dönüm noktasında olduğumuzu söyleyebiliriz. 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler