4bhhe231241e0ezrv_620C350.jpg

Amerika, Direniş Ekseni'ne karşı düşmanlıktan ne umut ediyor?

Kuşkusuz Arap dünyası bugün peyder pey bir yıkımın karşısındadır. Çünkü hayal güçleri neredeyse tamamen boş inançların kontrolü altında kalmış durumda. Halkın meşru talepleri de, bundan önemli bir pay alıyor. Siyasi kültür, entelektüel düzeyde düşürüldüğünde ve akıllara sızdığında, inandığımız şeylerin sonucu olarak sahtekarlık gelir. Peki neden İran düşmanlığı?

29 Ocak 2018 Pazartesi

İNTİZAR - Yıpranmış bir zamanda, çoğu kişi tarafından sadece bir vizyon olarak görünen gerçekler vardır. Ancak bunun özünü göz önüne aldığımızda, perde arkasına girmiş ve onu ışığın altına, ya da en azından araştırma ve soruşturma dairesine kimin çıkaracağını araştıran biri gibi görünüyor. Bahsettiğimiz şey, Amerika ve Direniş Ekseni arasındaki çatışmanın gerçeği değildir elbette. Bu, yalnızca hayatta bize eşlik eden veya vizyonumuzdan payını alan kişilere yönelik duygulardır.

Bu durum, aklımızı işgal etmeye devam edecek olan diğer gerçekler düşünüldüğünde, daha basit ve daha kolaydır. Örneğin, bu eksen ne zaman gerçeklik devrimi ve kalıcı standartları dahiline girebilir? Bu mümkündür, ancak ne yazık ki bugün birçok Arap ülkesi, daha fazlasını ararken hayallerinde kaybolmuş durumda. Krizlerinden çıkış yolu olarak Direnişin etrafında toplanmak yerine değerli günlerini boşa harcıyorlar. Ama siyasi profesyonelliğin, gerçeklerin üzerinden sıçrayarak bundan pay almak olduğunu düşünenler var. (Suudi Arabistan ve BAE modeli) Onlar, bunun nasıl bir sonuca yol açacağının farkında değildir. Zira sonuç, programlanmış bir kırılmaya yol açabilir. Normalleşmeye alkış tutanlar ve Direnişe karşı komplocular, çoğu zaman siyasi tüketim ve hedefsiz yapılan bir konuşma ile, belirli bir sınırı olmayan ve beklenen bir konuşma arasında dönüp dolaşıyor. Bu, Suudi Arabistan'ın bilerek ya da bilmeyerek bugün ve geçmişte işlediği bir hatadır.

Kuşkusuz Arap dünyası bugün peyder pey bir yıkımın karşısındadır. Çünkü hayal güçleri neredeyse tamamen boş inançların kontrolü altında kalmış durumda. Halkın meşru talepleri de, bundan önemli bir pay alıyor. Siyasi kültür, entelektüel düzeyde düşürüldüğünde ve akıllara sızdığında, inandığımız şeylerin sonucu olarak sahtekarlık karşımıza çıkar. Peki neden İran düşmanlığı? Muhakkak ki İran, askeri ve siyasi açıdan beynelmilel rüzgarların estiği bir bölgede askeri, medeni ve İslami bakımdan ayrıcalıklı bir vizyona ve ağırlığa sahip olan bir İslam ülkesidir. Yükselme ve parçalamaya meyilli Amerikan vizyonu karşısında birçok seçeneği vardır. İran, bugün askeri gücü ve Rusya ile stratejik ittifakı ve Direniş Ekseni ile, Amerika'nın kendisine yönelik saldırısı ve tüm bölgeye karşı programlı bir düşmanlık karşısında bölgesel bir güçtür. Dolayısıyla, Rusya, İran'a önemli bir stratejik boyutu olan ve vazgeçilmesi mümkün olmayan bölgesel bir güç olarak bakıyor. Tıpkı Suriye gibi. İran aynı zamanda yıkılması zor olan ideolojik ve siyasi bir tarihe dayanıyor. ABD'de dahil olmak üzere dünyada hiçbir ülkenin sahip olmadığı bir toplumsal çeşitliliğe sahip olan İran, bu çeşitlilik sayesinde herhangi bir dış etkenin altında meydana gelecek çatlaklara karşı güçlü bir durumda.

İran'ın yanı sıra, son tavrıyla Amerika'nın her türlü sınırlamasını reddeden Pakistan'ın durumu da İran'ın kine benziyor. Pakistan, bu rolü ile olaylar bağlamında küresel bir konum arayışına girerek, gerçekler ve çelişkiler doğrultusunda tarihin çukurundan çıktı ve en kısa sürede nükleer gücünü oluşturmayı başardı. Bu bağlamda, iki ülke de, İslami coğrafya çerçevesinde Amerika'ya karşı sert bir meydan okuma ile seçkinleşen iki bölgesel güçtür.

Buna karşın Amerika ve Körfez ülkeleri, bu iki gücü ekonomik ve siyasi olarak bastırmaya çalıştı. Tekfirci Vahhabi maşalarını bu ülkelere karşı kullandı. Ancak bunu başaramadılar. Öyleyse, on yıllar boyunca Amerika'nın hegemonyası sebebiyle bölgede fırtınalar estiren olaylar karşısında birleşmiş bölgesel bir İslami gücün bulunmayışı ve bu bölgesel güçlerden bazılarının Amerikan gücüne bağlı bulunması, her şeyin askeri ve ekonomik kutuplaşmaya dayandığı dünyada Arap - İslam dayanışması kavramına karşı ölümcül bir hatadır. Amerika'nın bölgedeki görünen ve görünmeyen askeri üsler ile varlığı, Körfez ülkelerinin İran'a karşı düşmanlığını ortaya koyuyor.

Amerika'nın globalleşme çağında, medeniyet yakınlaşması bir zorunluluk haline geldi. Ancak dışlayıcı olmamak ve benzer olayların tarihsel bağlamlarından önemli noktaları almak gerekiyor. Avrupa bugün, tam bir birleşmenin eşiğindeyken, İslam dünyası ise hala bundan oldukça uzak durumda. Aksine dini faktörlere rağmen, dağıtmak için birbirlerini takip ediyorlar. Donald Trump'ın İsrail'e ve bölge ülkelerine doğuracağı kötü sonuçlarından dolayı endişelenmesine rağmen, Amerika nükleer anlaşma konusunda bazı hataların sınırını aştı. Burada, İran'ın sert meydan okumasını görenler ve gerçek durumu çarpıtarak bunu bir ölümcül hata olarak görenler arasında fark vardır. Nitekim İran'ın nükleer anlaşmasını memnuniyetle karşılayanlar, uluslararası ve bölgesel arenada aktif bir çoğunluğa sahiptirler. Buna karşın anlaşmayı reddedenler, gerçekleri çarpıtarak Amerika'nın siyasi suçlarının ortaklarıdır. Başlarında ise Suudi Arabistan ve İsrail geliyor. Bu ülkelerin, özellikle de Suudi Arabistan olmak üzere, uluslararası ve bölgesel arenada aktif ve ümitvar bir etkisi yoktur.

Suriye ve Cezayir gibi ülkeler, yeni gelişen eksende etkili ülkeler olarak sınıflandırılabilir. Suriye, mevcudiyetini muhafaza ederken, çok kutuplu dünya olarak adlandırılan siyasi denklem gereği Ortadoğu'daki değişim rüzgarı ile karşı karşıya kaldı. Cezayir de, "Arap baharı" efsanesinin yarattığı karanlık tünelden çıkmak için, uzlaşma ve Arap düşüncesi birliği yoluyla Arap dünyasındaki kanlı şiddetin yolunu aşmaya çalışıyor. 

Muhammed Lavati
Kaynak: El-Meydadin 
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler