2017102111449271.jpg

Washington nükleer anlaşmayı değil, İran'ın rolünü hedefliyor

Asıl amaç, İran rejiminin ortadan kaldırılmasını kolaylaştırmak için, bölgeden söküp atmak üzere etkisini zayıflatmak ve İran'ı, ABD’ye muhalif olan savunma güçlerinden soyutlamaktır. Bu amaç, ister kuşatma yoluyla olsun, ister çetin, yumuşak, zekice ya da farklı bir savaş yoluyla olsun, bölgedeki diğer bazı ülkeler gibi itaatkâr bir rejim haline getirene kadar İran’ı güçsüzleştirmeyi hedefliyor.

24 Mayıs 2018 Perşembe

İNTİZAR - Washington'un İran'a yönelik yeni stratejisini okuyanlar, bu stratejinin İran'ın nükleer anlaşmanın şartlarına bağlı kalıp kalmaması ile hiçbir ilgisi olmadığı, bilakis tek amacının İran rejimini ve uluslararası rolünü devirmek olduğu sonucuna ulaşır.

Washington yönetiminin yeni İran stratejisine göre; İran, Hizbullah'a destek vermeyi durdurmalı, bölgedeki ajanlarını geri çekmeli, Irak'taki milisleri desteklemeye son vermeli, Husilere destek vermeyi kesmeli, Suriye'den tüm askeri gücünü geri çekmeli, tüm nükleer tesislerinin kapılarını açmalı ve uranyum zenginleştirmeyi derhal durdurmalıdır… Bu talimatların, İran'ın nükleer anlaşmaya bağlı kalması ile ne ilgisi var? İran'ın anlaşmaya bağlı kalmadığı, ya da tüm bu cezai yaptırımları gerektirecek şekilde anlaşmayı deldiğine dair Washington'un gözlemleri var mı? Burada sorulması gereken bir diğer soru da şudur: İran, ABD'nin taleplerini kabul edip uyguladıktan sonra, nükleer anlaşma Amerikan yönetimi için niçin problem teşkil etsin? Eğer ABD'nin bu konuda bir problemi yoksa bu, nükleer anlaşmanın da sorun olmadığı anlamına gelir.

Elbette asıl problem başka bir yerde. Asıl amaç, İran rejiminin ortadan kaldırılmasını kolaylaştırmak için, bölgeden söküp atmak üzere etkisini zayıflatmak ve İran İslam Cumhuriyetini, ABD'ye muhalif olan savunma güçlerinden soyutlamaktır. Bu amaç, ister kuşatma yoluyla olsun, ister çetin, yumuşak, zekice ya da farklı bir savaş yoluyla olsun, bölgedeki diğer bazı ülkeler gibi itaatkâr bir rejim haline getirene kadar İran'ı güçsüzleştirmeyi hedefliyor.

Peki neden? Cevap çok basit, İran, bölgede Washington'un projelerini engelleyen neredeyse tek güçtür. Bu güç, Amerika'da doğan ve Arapların parası ise beslenen tekfirciler ve teröristler karşısında, Direniş Ekseni ittifakının liderliği ile başladı, Suriye'de bölgeyi bölüştürme projesini engelleyerek devam etti ve en önemlisi, yüzyılın anlaşmasının yolunu kesme çalışmaları yürüttü. Bu anlaşma, Filistin davasını tasfiye etmenin yanı sıra, İsrail'i bölgedeki krallar ve liderlerin önünde eğildiği, ona secde ettiği, onu razı etmek için elini ayağını öpen krallar ve liderlere karşı emir sahibi mutlak otorite kılmayı amaçlıyor.

Peki, Washington yeni stratejisi ile bu hedeflerine ulaşabilecek mi?

İran'ın yakın tarihinde biraz geriye dönecek olursak, Washington, Avrupa ve BM Güvenlik Konseyi tarafından İran'a dayatılan yaptırımlar karşımıza çıkıyor. O vakit İran, dik durdu, direndi ve yaptırımları fırsata çevirdi. Direniş ekonomisi ilkesine dayanarak kendi başına yeterlilik denklemi kurdu… Ve başardı. İran o aşamada, askeri, teknolojik, ekonomik düzeylerde ya da uluslararası ittifakları ile bölge üzerindeki etkinliği bakımından, bugün sahip olduğu imkânlara ve yeteneklere sahip değildi. Bugün İran'ın, dosttan önce düşmanın bildiği muazzam yetenekleri vardır. Diğer yandan Rusya ve Çin gibi büyük güçler ile kuvvetli ittifaklar kuran İran, bölgedeki en geniş, kapsamlı ve aktif güç olan Direniş Eksenine de sahiptir.

Üstelik ekonomik darboğazda olan Avrupa Birliği de, İran'ın yanında duruyor. Onu sevmiyor, ancak Washington'un nükleer anlaşmadan ve iklim anlaşmasından çekilmesi, NATO'nun finansmanının sağlanması konusunda Trump'ın Avrupa'ya vergi dayatması ve Filistin'i Siyonist rejimin başkenti ilan etmesi gibi sebeplerden dolayı Avrupa birliği, zarar gören çıkarları için İran'ın yanında duruyor.

Basit bir çıkarım, İran'ın elinde güç birikimi olduğunu ve Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen üzerine oynanan projelerin Direniş Ekseni tarafından yenilgiye uğratılmasının ardından ABD ile müttefiklerinin gücünün düştüğünü açıkça gösteriyor.

Bu noktada şunu söylemek doğru olur, Washington yönetimi, Sadece İran ile değil, Trump yönetiminden zarar gören tüm dünya ülkeleri ile karşı karşıya.

Dr. Hakem Emhez – Uluslararası ilişkiler
Kaynak: Al-Alam
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler