_102437460_reutersdera2.jpg

Halep ve Şam’dan sonra yeni bir stratejik zafer: Dera

Yahudi medyasından aktarılan açıklamalara bakıldığında, son olarak Yediot Ahronot gazetesine Suriyeli bir silahlı militanın verdiği açıklama dikkat çekiyor. Açıklamada, “isyancıların” teslim olmasının Suriye Başkan Beşar Esad'ın düşmanlarına karşı zafer kazandığının simgesi olduğu belirtilerek, “Bugün Dera'yı bitirenler aynı zamanda devrimi sona erdirmiştir” ifadesi kullanıldı.

15 Temmuz 2018 Pazar

İNTİZAR - “Biz bu savaşın kaybeden tarafıyız. Esad, sınıra ulaşacak. Bunun sadece isyancılara değil, aynı zamanda İsrail'e karşı da kazanılmış bir zafer olduğunu açıkça söylemeliyim.”

Bu sözler, İsrail televizyonu Kanal2'nin Arapça haberler müdürü Ehud Yaari'ye ait. Siyonist gazeteci, Suriye'nin güneyinde meydana gelen son gelişmeler hakkında, “İsrail'e karşı kazanılmış bir zafer” yorumunda bulundu. Aslına bakarsanız İsrail basınında genel olarak hâkim olan yorumlar bu şekilde geliyor. Gazetecilerin büyük kısmı, üstü kapalı bir şekilde yenilgiyi kabul ediyor. Siyonist düşman üzerindeki yaygın kanaat, Dera'daki hızlı ilerlemenin ardından, Suriye Başkanı Beşar Esad'ın, Suriye'nin güneyinde, silahlı gruplarla olan savaşı çözmeye çok yakın olduğu yönünde. Bu bağlamda, Suriye Ordusunun önümüzdeki haftalar içerisinde işgal edilmiş Filistin toprakları ile olan sınırın tamamını kontrol altına alacağını öngören İsrailliler, UNDOF güçlerinin, 2011'de savaşın başlaması ile terk ettikleri üslere acilen geri dönmesi gerektiği düşünüyor.

Halep kenti ile Şam ve kırsallarının kurtarılması ile birlikte silahlı muhaliflerin askeri bir başarı kazanması olasılığı iyice geriledi. Bu gelişmelerle birlikte muhalifler, destekçileri ve iyi gününde de kötü gününde de devrimin yanında olarak bu uğurda kurbanlar verenlerin saflarında büyük bir hayal kırıklığı oluştu. Halep'in kurtuluşu ile hızla devam eden gerileme, cihatçılara ve onları destekleyenlere, yaptıkları fedakârlıkların meyvesini toplayamayacaklarını tam anlamıyla gösterdi. Şam ve kırsallarının tamamının kurtuluşu, silahlı grupların kuzeyden güneye ulaşmasının önünü keserek, Suriye devletinin, askeri ve ekonomik olarak yeniden canlanmasını sağladı. Aynı zamanda bölgede yeni bir siyasi denklem yazılmasına olanak sağladı.

Dera'da gerçekleşen askeri operasyon

22 Haziran 2018 tarihinde, Suriye Ordusu askeri operasyonlara başlamadan önce, silahlı gruplar, toplamda 3900 kilometre kare olan Dera kentinin, tahmini olarak 2350 kilometre karesinden oluşan büyük bir alanı, yani ortalama olarak bölgenin yüzde 60'ını kontrol altında tutuyordu. IŞİD'in artığı olarak kabul edilen Halid bin Velid ordusu da, yaklaşık olarak 250 kilometre kare alan, yani toplam alanın yüzde 6'sı üzerinde hâkimiyet kurmuş durumdaydı. Suriye Ordusu ise, 1350 kilometre kareye ulaşan bir alana, yani bölgenin yüzde 34'üne sahipti.

Hal böyle iken, Suriye Ordusu güneyde iki paralel askeri taktik uyguladı. Bunlardan ilki, batı Suveyda kırsalı ile iç içe olan Dera'nın doğusunda yer alan kırsalların tamamını, stratejik öneme sahip olan Nasip sınır kapısını ve -Dera'nın batısında IŞİD kalıntılarının elindeki küçük bir kısım hariç- Ürüdün – Dera arasındaki idari sınırların tamamını yeniden kontrol altına alabilmeyi sağladı. İkinci taktik ise, ulusal uzlaşı ve çözüm yolu ile gerçekleşti. Dera'da uzlaşıyı kabul eden en önemli noktalar, Bosra el-Şam ve Daal şehirleri ile Muzrib, Ankhal, Kefr Şems kentleridir. Bu bölgeler, saha denklemlerini kökünden değiştirerek tersine çevirmiştir. Suriye Ordusu, bugün Dera'nın tamamı üzerinde 3200 kilometre kare alanı, yani yüzde 82'sini kontrol altına almayı başardı. Silahlı gruplar ise, 450 kilometre kare, yani yaklaşık olarak bölgenin yüzde 12'sini kontrol ediyor. IŞİD kalıntıları ise yüzde 6'lık alanı kontrol etmeye devam ediyor.

Buna göre, Suriye Ordusunun güneyde ilerlemesi için önünde hiçbir kırmızıçizgi bulunmuyor. Suriye liderlerinin belirlediği hedef, Suriye coğrafyasının tamamına uzanan teröristlerin bulunduğu tüm topraklarda güvenliği tekrar sağlayabilmektir.

Stratejik önemi

Dera, ekonomik ve siyasi çıkarlar ile güvenlik çıkarlarının buluşma noktasıdır. Ürdün ile sınırı olan coğrafi konumu, başkent Şam'a yakınlığı ve aynı zamanda Ortadoğu'nun en önemli geçiş noktalarından biri olan Nasip sınır kapısın barındırıyor olması itibariyle, stratejik bir öneme sahiptir. Nitekim bu sınır kapısı yoluyla Suriye ile Ürdün ve Arap körfezi arasında ticaret mallar aktarılıyordu. Burası güneye açılan bir kapı ve aynı zamanda Lübnan için de önemli bir geçiş noktasıydı.

Dera'yı kontrol altına almak, Amman ve Şam arasındaki siyasi ilişkileri değiştirecek ve ekonominin hayat damarlarını geri döndürecektir. Ürdün yönetimi de son zamanlarda silahlı militanların kuzey sınırından çıkarılmasını istiyor. Bunun yanı sıra Dera, uluslararası hassas hesaplarda önemli bir ağırlığa sahip olan siyasi bir ayrıcalık da taşıyor. Bu kentin, Kuneytra ile işgal edilmiş Filistin topraklarına sınır komşusu olmasından dolayı coğrafi konumu ve stratejik önemi açısından karmaşık bir siyasi boyutu vardır. Düşman İsrail üzerinde gerçek bir endişe uyandıran bu durum Siyonistler Rusya aracılığıyla güvenliğin yeniden düzenlenmesini istemeye götürdü.

Ekonomik önemi

Ekonomik açıdan konuşabileceğimiz en önemli konu, belki de uluslararası Şam – Amman yolunun güvenliğinin Suriye Ordusu tarafından tamam anlamıyla yeniden sağlanmasıdır. Bu da, Kuzey Halep'ten, Ürdün'ün güneyine uzanan ana yolun artık açık hale geldiği anlamına geliyor. 450 kilometreden daha uzun bir mesafe boyunca uzanan bu yol, Suriye'nin en uzun yolu olma özelliği taşıyor. Halep'ten başlayan bu stratejik yol, sanayi bölgeleri ve verimli tarım alanları üzerinden Hama, Humus ve Şam şehirlerine geçiyor. Buradan da Ürdün sınırına ulaşıyor.

Bu durum, ticaret malları ve insanların Nasip sınır kapısından geçişini sağlayarak, Suriye'deki şehirlerin sınırları dışındaki bölgeler ile hayati bağlantı kurmasına yol açıyor. Bunun yanı sıra, Suriye'de üretilen malların bölgeye ve dünyaya ulaşması ile elde edilebilecek fayda sayesinde ekonomik bir ağırlık oluşturuyor. Suriye ekonomisinin durumunun iyileştirilmesi bir yana Dera, Suriye'de tarım ve gıda alanlarında da büyük bir öneme sahiptir. Böylece Suriye devleti gıda güvenliğini sağlayacak ve düşük gıda fiyatlarını da koruyacaktır.

Askeri ve güvenlik önemi

Dera'da sahanın kontrol altına alınması, Suveyda ilinin güvenlik noktasının genişlemesi, Batı'dan Dera'ya sınırı olan Kuneytra'daki silahlılara baskının arttırılması ve yok edilmesi açısından önem teşkil ediyor. Gel gelelim ki bu silahlı gruplar, doğrudan bir savaş halinde Suriye güçlerini ayırmayı planlayan bir savunma planı çerçevesinde, bu gruplardan bir canlı duvar oluşturmayı hedefleyen İsrail'in amaçlarına ve beklentilerine hizmet ediyor. Buna ek olarak, güney bölgesinin art arda kurtarılması, özellikle de Suriye'nin doğu kısmının kurtarılmasının ardından el-Tenef üssünden çekilmesi yönünde Washington'a baskıyı arttırıyor.

Sembolik önemi

Silahlı grupların bakış açısıyla Dera, “Suriye devriminin beşiği” olarak kabul ediliyor. 2011 yılında savaşın ilk kıvılcımları burada alevlenmişti. Suriye ordusunun, şehrin tamamını kontrol altına alması ile, silahlı muhaliflerin motivasyonlarına büyük bir tokat vuruldu. Çünkü, bu sözde devrimin tüm kartlarını kaybetmiş oldular. Bu durum, “devrimi kucaklayan halk” pazarlamalarının da gerçek dışı olduğunu ortaya çıkardı. Özelde güney ve genelde Suriye'de yaşananlar, bunun kiralık bir devrim olduğunu gün yüzüne çıakrdı. Dera'da silahlı grupların kontrolünden kurtarılan bölgelerde halkın Suriye Ordusunu desteklemek için sokaklara dökülerek eylemler düzenlemesi de bunu doğruluyor.

Dera'daki en önemli silahlı gruplar

1- Nusra Cephesi

2- Ahraruş Şam Hareketi

3- Ebabil ordusu

4- Furkan Tugayları

5- Hamza Fırkası

6- İslam'ın doğuşu fırkası

7- Güney ittifakı güçleri

8- Özel görev tugayları

9- Kasiyun tugayları

10- Horan Mücahitleri tugayı

11- Halid bin Velid ordusu (Işid)

12- Topçu alayı

Bunlara ilaveten güney cephesi grubuna dahil olan çok sayıda farklı grupta vardır.

Mok operasyon odasının Günay savaşının yönetmekteki başarısızlığı

Ürdün merkezli Mok operasyon odası, ABD, Fransa, İngiltere, Ürdün ve bazı körfez ülkeleri tarafından yönetilen bir askeri oda, istihbarat, koordinasyon, emir ve komuta merkezidir. 2013 yılında, istihbarat operasyon odalarının sadece başarısız bir araçları olduklarını geç de olsa fark eden güneydeki muhalif grupları yönetmek için oluşturuldu. Suriye Ordusu güçlerinin geçtiğimiz aylarda kat ettiği geniş saha ilerlemelerinin ardından düştü. Suriye Ordusu askeri operasyonlara başlamadan önce, Washington'un silahlı grupları desteklemeyi bıraktığını açıklamaları da bunu doğruluyor.

Bu durum 20 Haziranda, yani operasyonların başlamasından iki gün önce silahlı grupları, Suriye'nin güneyinde ordunun ilerlemesini bastırmak için bir merkezi operasyon odası kurarak askeri bir kaçamak yapmak zorunda bıraktı. Ne var ki silahlı grupların koordinasyonunda açıkça görünen çırpınma, karşılıklı suçlamalar ve ihanet, bu grupların ve destekçilerinin başarısızlıklarının boyutunu ortaya koyuyor. Aynı amaç için Güney ordusu adı altında ikinci bir operasyon odasının kurulduğunun ilan edilmesi de koordinasyon başarısızlığı ve eksikliğinin göstergesidir.

Güneyde silahlı gruplara İsrail desteği

Suriye'nin güneyinde İsrail'in silahlı gruplara verdiği destek artık kimse için bir sır değildir. İsrail hastanelerinde silahlı gruplara verilen lojistik ve tedavi hizmetlerinin yanı sıra, tıbbi malzeme ve diğer materyallerin temin edilmesi ya da askeri yardım sağlayarak destek verildiği herkes tarafından biliniyor. Dera'da silahlı grupların kullandığı silahların fotoğrafları da bu desteği açık bir şekilde gün yüzüne çıkarıyor.

Düşman İsrail, geçtiğimiz dönemler boyunca Suriye Ordusuna ait mevkileri bombalayıp silahlı grupları güneyde bir savaş yaratmaya iterek, Suriye Ordusunun kazandığı zaferin atmosferini bozmaya çalıştı. Yahudi medyasından aktarılan açıklamalara bakıldığında, son olarak Yediot Ahronot gazetesine Suriyeli bir silahlı militanın verdiği açıklama dikkat çekiyor. Açıklamada, “isyancıların” teslim olmasının Suriye Başkan Beşar Esad'ın düşmanlarına karşı zafer kazandığının simgesi olduğu belirtilerek, “Bugün Dera'yı bitirenler aynı zamanda devrimi sona erdirmiştir” ifadesi kullanıldı. Silahlı militana bulunduğu konum sorulduğunda, Kuneytra'da yer aldığı cevabını vererek “Ancak, kimse orada ne olduğunu bilmiyor, Sınırın İsrail ile genişlemesini ve bizi de kapsayacağını umuyorum. Bu yolla Esad bize asla ulaşamayacaktır” sözleri kullanıldı.

Tüm bunlar, silahlı grupların güneyde aldığı yenilginin boyutunu gözler önüne seriyor. Düşman İsrail, Suriye güçlerini ayırmayı hedefleyen savunma planı kapsamında bu silahlı gruplardan canlı duvar oluşturma fikrinden vazgeçmek zorunda kaldı. Siyonist düşmanın bugün sahip olduğu tek şey, 2011 yılında savaşın patlak vermesi ile terk edilen mevkilere ve üslere acil bir şekilde geri dönme çağrısıdır.

Kaynak: Central-media

Çeviri: Merve Soydaş

Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler