4bpu0bdb7b8a4d19vxg_800C450.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Suudi iktidar ailesi, 11 Eylül krizini atlattığı gibi, Kaşıkçı krizinden de kurtulabilir mi?

Suudi iktidar ailesi, 11 Eylül krizini atlattığı gibi, Kaşıkçı krizinden de kurtulabilir mi?

Bu suç, televizyonların yayın akışından ve gazetelerin manşetlerinden düşmeyecektir. Suudi liderliği, para ve silah anlaşmaları ile 11 Eylül saldırılarının yarattığı krizi aştı. Gel gelelim ki, Karşıkçı krizinin üstesinden gelmesi çok daha zor görünüyor.

21 Ekim 2018 Pazar

İNTİZAR - Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürüldüğüne ilişkin, Suudi Arabistan'ın boşluklarla dolu olan resmi açıklaması, zaman kazanmak için üretilen umutsuz bir girişim olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle şüphe ile karşılanan açıklama, uluslararası şeffaf bir soruşturma başlatılması yönündeki talepleri de tırmandırdı.

Kaşıkçı'nın, konsoloslukta tanıştığı kişilerle yaşanan arbede sonucu hayatını kaybettiği belirtilen açıklama, içi boş, budalaca ve kesinlikle ikna edici olmayan ifadelerle doludur. Zira bu adam, konsolosluğa kavga etmek için değil, yasal bir belge almak için gitti. Bunun için hazırlıklı olması gerekiyordu ve normal şartlar altında bu iş, birkaç saniyeden fazla zamanını almazdı. Öte yandan, bu olayın bir kavga olduğunu varsayacak olursak, niçin bu kavganın diğer tarafı 15 kişiden oluşuyor? Şayet bu açıklama doğru olsa bile, bu adamın bir saldırıya uğradığı ve kendini savunma durumunda olduğu ifadeleri kesinlikle uydurmadır.

Bu suça karışan 18 kişinin tutuklanması ve Suudi İstihbarat Şefi Ahmed el- Asiri ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a yakınlığıyla bilinen medya danışmanı ve Kraliyet Araştırma ve Enformasyon Merkezi Başkanı olan Suud el- Kahtani'nin önde geldiği 5 kişinin görevden alınması, olayı üstlenecek günah keçilerini arama girişimidir. Aynı zamanda dikkatleri bu suçun asıl sorumlusu, yani Suudi Veliaht Prensinin üzerinden başka bir yöne çevirmeye çalışmaktır.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın emri olmadan İstihbarat Servisi Başkan Yardımcısı General Asiri'nin bu işe cesaret etmesi ve ekibinden adam seçerek kendine ortak bulması mümkün değildir. Bin Selman'ın medya danışmanı olan Kahtani, Twitter hesabı üzerinden attığı veda yazısında, Veliaht Prensin emirleri dışında hiçbir şey yapmadığını belirterek bu gerçeği doğruladı.

***

Suudi Arabistan kraliyet ailesi, varlığını ve devamlılığını tehdit eden en önemli zorluklardan biri ile karşı karşıya kalmış durumda. Hatta bu durumun, Yemen'in birinci ve ikinci savaşlarından daha tehlikeli olduğunu söylersek abartmış olmayız. Çünkü bu skandal, iç bölünmeler, uluslararası baskılar ve hem ülke içinde hem de dışında popülerliğin düşük olduğu bir zamanda geldi. Kraliyet ailesine yakın bir kaynağın aktardığına göre, Suudi Krallığı içerisinde aile meclisi düzenlenmiyor, büyük prensler dışlanmış durumda, küçük ya da büyük diğer prenslerin de kralı görmeleri ve onunla aile ve devlet işleri hakkında istişare etmeleri çok zor. Bunlar arasından şanslı olanları, kral ile görüşmek için günlerce beklemek zorunda. Eğer taleplerine olumlu cevap gelirse, son derece sıkı güvenlik önlemlerinden geçtikten sonra ancak kral ile görüşebiliyorlar. Silah taşımamak ve cep telefonunu dışarıda bırakmak bu önlemler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Suudi Arabistan'ın resmi itirafının bu trajik davanın sayfasını kapatacağını düşünmüyoruz. Hatta bu, sonuncu açıklama olmayacaktır. Tıpkı ilk etapta kullandıkları, “Kaşıkçı konsolosluğu terk ettiği ve içeride öldürülmedi” ifadeleri gibi, gerçekleri karartan başka açıklama dosyaları da bu davaya eklenecektir.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Kaşıkçı'nın ortadan kaybolmasından üç gün sonra Bloomberg'e verdiği röportajda, Kaşıkçı'nın konsolosluğu terk ettiğini vurgulayarak, aslında gerçeklerden uzaklaşmadı. Ancak konsolosluktan nasıl ayrıldığını söylemedi. Ölü mü yoksa canlı mı, bütün halde mi, yoksa parçalanmış mı?

Bu suç, televizyonların yayın akışından ve gazetelerin manşetlerinden düşmeyecektir. Çünkü Türklerin zekâsı, bu şekilde kalmasını istiyor. Zira Suudi hükümeti, hala birçok gerçeği saklıyor.

Şimdiye kadar kesin olan tek şey, Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda boğularak ya da doğranarak öldürülmüş olmasıdır. Ne var ki, herkes bu suçun en önemli delilini, yani kurbanının cesedinin bulunmasını ve gizlendiği yerin açığa çıkmasını bekliyor.

Suudi liderliği, para ve silah anlaşmaları ile 11 Eylül saldırılarının yarattığı krizi aştı. Gel gelelim ki, Karşıkçı krizinin üstesinden gelmesi çok daha zor görünüyor. Çünkü bu meseleye ilk olarak Amerika, ikinci olarak dünya müdahil oldu ve ara seçimler için kilit noktası haline geldi. Kaşıkçı davası, ABD ile dünyanın medya organları için birleştirici bir faktör oldu. Bu konuda istisnalar varsa bile, bunlar sınırlı sayıdadır.

***

Trump, Suudi Krallığını mümkün olan en büyük anlaşmayı yapmaya ikna etmek için Kaşıkçı olayını, mali ve adli şantaj unsuru olarak kullanmak istiyor. Belki de Suudi Arabistan'ın cinayet itirafına ilişkin Trump'ın son açıklaması, bunun en iyi kanıtıdır. ABD'nin Arizona eyaletinde Kaşıkçı hakkında basın mensuplarına değerlendirmeler yapan ABD Başkanı Trump, Suudi Arabistan'ın "Kaşıkçı'nın ölümüyle" ilgili açıklamasının "güvenilir" olduğunu savundu. Trump, bahsi geçen açıklama için “bu iyi bir ilk adımdır ve akıl dışı değildir” dedi. Dilerseniz daha fazlasını biz açıklayalım: Trump'ın sözlerindeki “ilk adım” ifadesi, bu adımın devamının gelmesi gerektiği anlamına geliyor. Öyleyse kastettiği bu adımlar nedir? Suudi Arabistan yönetiminin temel yapısında, yeni bir veliaht prensin getirilmesini kapsayan bir değişim midir? Peki yeni veliaht kim olacak?

Uluslararası bir soruşturmaya benzer bir senaryo ve “Lockerbie” davası yolunda özel bir mahkeme ile karşı karşıya olduğumuzu hissediyoruz. Ancak bu kez büyük değişimler yapılacaktır. Bunlardan en önemlisi, günah keçisine değil, asıl suçluya yönelmek olacaktır. Zaman ve şartlar değişti. Uluslararası Ceza Mahkemesi, bu serinin son bölümü olabilir.

Suudiler, operasyonu yürütmeyi başardı, zaten bu bir operasyonun en kolay kısmıdır. Ancak olayı örtmek ve delilleri gizlemek konusunda başarılı olamadılar. Bu da operasyonun en karmaşık tarafıdır.

Abdulbari Atvan
Kaynak: Ray el-Yevm
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler