68530-Adsız.png

Suudi cezaevlerinde insan hakları aktivistlerine uygulanan işkence ve idam

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ülke halkına daha fazla özgürlük getirmeye çalıştığını iddia ederken, diğer yandan Suudi Arabistan cezaevlerinde uygulanan en kötü işkence yöntemlerine maruz kalan Suudi insan hakları aktivistlerini işkenceye tabi tutup, onlara karşı aşağılık bir şekilde cinsel taciz uygulanıyor.

25 Kasım 2018 Pazar

İNTİZAR - İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve Uluslararası Af Örgütü, Guantanamo'yu andıran işkenceler uygulayan cezaevlerindeki işkenceleri ve yöntemlerini gündeme getirdi. Biz de bu yazıda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ülke halkına daha fazla özgürlük getirmeye çalıştığını iddia ederken, diğer yandan Suudi Arabistan cezaevlerinde uygulanan en kötü işkence yöntemlerine maruz kalan Suudi insan hakları aktivistlerinden bahsettik. Gerçek şu ki, dünya kamuoyu, son örneği İstanbul'daki ülkesinin konsolosluğunda öldürülen Suudi Gazeteci Kaşıkçı'nın cinayeti gibi Suudi Arabistan'ın yurt içinde ve yurt dışında vatandaşlarına uyguladığı acımasızca insan hakları ihlallerini sürekli dinlemeye devam ediyor.

Cezaevindeki kadın akivistler neler yaşıyor?

İnsan Hakları İzleme Örgütü, konu hakkında şu ifadelere yer verdi: “Suudi Arabistan, insan hakları aktivistlerine işkence uyguluyor ve onlara karşı aşağılık bir şekilde cinsel taciz uyguluyor.” Örgüt, ilgili kaynaklara dayandırdığı raporunda, Suudi soruşturmacıların, 2018 yılı Mayıs ayından beri gözaltında tutulan en az 3 kadın aktiviste karşı ağır işkenceler uygulandığını aktardı.

Örgütün kullandığı raporlara göre Suudi Arabistan yönetimi tarafından uygulanan işkence yöntemlerinin arasında, uyluklar üzerinden cilde elektro şok ve zor kullanarak cinsel taciz uygulamak gibi insanlık dışı uygulamalar yer alıyor. Kaynaklar ayrıca, bahsi geçen kadınların kimliklerinin açığa çıkması durumunda, kendileri ve tutuklu kadınlara uygulanacak bir cezalandırmaya maruz kalmaktan endişe ettiklerini bildirdi.

Garip olan şu ki, Kral Abdulaziz Âl-i Suud ve oğlu Muhammed bin Selman geçtiğimiz yıl kadınların araba kullanmasını kapsayan bir modernleşme kampanyasını başlatmışken, buna karşın bugün kadın aktivistler böylesine bir baskıya maruz kalıyor. Gel gelelim ki, modernleşmeye dair düşünceler ve açıklamaların, muhalefet, din adamları, vaizler ve hatta bazı prenslerin bastırılması ile eşzamanlı olarak gelmesi, bu şaşkınlığın şiddetini azaltıyor.

İnsan Haklar İzleme Örgütü'ne göre, şu anda Suudi hapishanelerinde 12'den fazla aktivist, barışçıl eylemlerinden dolayı uzun yıllar hüküm giymiş durumda. Bunların arasından 9 kadın, herhangi bir suçlama olmaksızın tutuklanmış, bazılarının ise 20 yıla kadar hapis cezası alması bekleniyor.

Örgüte göre, Suudi Arabistan BM tarafından 2013 yılında gerçekleştirilen bir önceki Evrensel periyodik gözden geçirmeden bu yana, 650'den fazla insanı idam cezasına çarptırdı. Bunlardan 200'ünü şiddet içermeyen uyuşturucu suçlarından hüküm giyen suçlular oluşturuyor. Suudi Arabistan'ın onayladığı "Arap İnsan Hakları Sözleşmesi" de dahil olmak üzere uluslararası standartlara göre, idam cezasını uygulayan ülkelerin bu cezayı ancak "en tehlikeli suçlar" için kullanması gerekiyor.

Suudi Arabistan İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Dr. Bender bin Muhammed el-Ayban, Suudi Arabistan'ın çeşitli insan hakları konularına dair 258 kere öneri aldığını, bu önerilere olumlu bakıldığı ve dikkate alındığını belirtti.

Suudi Arabistan'daki kadın aktivistler konusuna dönecek olursak, İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu Direktör Yardımcısı Michael Page, konu hakkında şu ifadeleri kullandı:

"Suudi Arabistanlı kadın aktivistlere karşı her türlü vahşi işkence, insan hakları savunucularına karşı acımasız kampanyaları ile sınırlı kalmayacaktır. Temel haklarını istedikleri için kadınlara işkence yapan her ülke yönetimi, ciddi uluslararası eleştiriler ile karşı karşıya kalmalı ve Amerika ile İngiltere gibi ülkeler tarafından aldıkları sınırsız destek sonlandırılmalıdır."

Page şunları ekledi: "Cemal Kaşıkçı'nın vahşice öldürülmesi suçunun cevaplarının dünya tarafından arandığı bir zamanda, Suudi Arabistan cezaevlerindeki kadınlar ve insan hakları aktivistlerinin kaderi hala muallakta. Dünya liderlerinin, Bin Selman'a yerel aktivistlere karşı yürüttüğü kampanyaya son vermesi içi çağrıda bulunması gerekiyor. Bunun yanı sıra Yemen'deki yasa dışı saldırılarına devam ettiği sürece hiçbir ülkenin Sudi Arabistan'a silah tedarik etmemesi gerekiyor."

Suudi Arabistan'da gözaltına alınan kadın aktivistlerin, henüz sorgulamanın başlangıcında maskeli kişiler tarafından işkenceye uğratıldığını gösteren kaynaklar, ancak itiraf belgesini imzalamak için zorlanıp zorlanmadıklarının belli olmadığına işaret ediyor. Kaynaklara göre, sorgulamadan çıkan kadınlarda yürüme zorluğu, ellerde titreme, yüz ve boyunlarında kırmızı çizikler ve yaralar dahil olmak üzere pek çok işkence bulgusuna rastlanıyor. işkenceye uğrayan kadınlardan en az biri ise intihar girişiminde bulunuyor.

Kadın hakları aktivistlerine yönelik baskılar, uzun zamandır beklenen kadın sürücülere araba kullanma yasağının kaldırıldığı 24 Haziran tarihinden birkaç hafta önce başlatıldı. Araba kullanma talebi de tutuklanan pek çok kadının yargılanmasına sebep olan davalar arasında bulunuyordu. Bu isteklerinden dolayı tutuklanan kadın aktivistlerin bir kısmı yasanın çıkmasının ardından hemen serbest bırakılırken, bir kısmı ise hala keyfe keder bir şekilde cezaevlerinde tutuluyor.

Bugün herkes Kaşıkçı davasının sonuçlanmasını bekliyor. Suudi Arabistan'dan üst düzey yetkililerin bu işe bulaştığının kanıtlanması halinde, bu özellikle insan hakları ile ilgili konularda ülke içinde daha önce gerçekleşen benzer davalara da yansıyacaktır.

Kaynak: Al-Waght
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler