1629424.jpg

"İran, Amerika'nın Bahreyn'den sonra hazırladığı Yemen tuzağına da düşmedi"

İran, ABD'nin Bahreyn'den sonra hazırladığı ikinci tuzağa da düşmedi ve Arabistan ile direkt çatışmaya girmekten uzak durdu. Böylece, iki ülkenin de yıpratıcı bir savaşa girmesi ve Şii-Sünni, Arap-Acem savaşının yeniden alevlenmesinin önüne geçti.

18 Nisan 2015 Cumartesi

İNTİZAR - MHA'nın Lübnan ordusundan emekli general ve aynı zamanda askeri ve stratejik bilimler uzmanı Dr. Emin Muhammed Hatit ile gerçekleştirdiği söyleşiyi istifadenize sunuyoruz:

Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husiler ile savaş için bir Arap Birliği kurmasından amacı nedir ve neden daha önce böylesi bir birlik kurulmamıştır?

Bence Arabistan'ın Yemen'e saldırmasını, ABD ve İsrail'in bu saldırıyı düzenlemek için gerçekleştirdikleri yönlendirmenin dışında,  5 ana maddede inceleyebiliriz.

Birincisi, bu saldırıyı Arabistan'ın son on yıl ve özellikle “Arap Sonbaharı” olarak tanımladığım 4 yıl içerisinde bölgedeki konumunu kaybetmesi ile yeni bir stratejik yapılanma çalışması olarak görebiliriz. Arabistan, bu süreç içerisinde Arap dünyasındaki güçlü konumunu kaybetmiştir ve stratejik gücü sadece petrol satışlarından elde ettiği paralar ile bazı devletleri güvenini satın alması ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'yle kısıtlanmıştır.

İkincisi, Arabistan'ın Amerika'nın gözündeki konumunu kaybetmesinden ve iki ülke arasındaki tarihi ilişkilerin, son 70 yılda benzeri olmayan yeni olaylar ile darbe almasından duyduğu korkudur. Arabistan bu birliği kurarak, Amerika'ya bölgedeki önemli rolünü ispatlamak istiyor.

Üçüncü konu ise Al-i Suud yönetimine meşruiyet kazandıran Vahhabiyet cephesinde yaşanan farklılıklar ve yeni uygulamalar sonucu güce sahip olan yeni Vahhabi akımın oluşmasıdır. Modern Vahhabiyet'in ürünü olan IŞİD'in bile Arabistan'ı resmi olarak tanımadığı ve Hicaz'ı ele geçirmek istediğini görüyoruz. Bu nedenle de Arabistan  bu birlik ile IŞİD'e gücü ve savaş cesareti olduğunu göstermek istiyor.

Dördüncü olarak, Arabistan yönetimi ve Suudi emirlerin birbirine hazırladıkları komplolar nedeniyle, Arabistan Kralı'nın ortak bir yabancı düşman belirleyerek tüm ülkenin bu savaşa odaklandığı dönemde, kendi tahtını sağlamlaştırabilme düşüncesidir.

Beşincisi ise, Türkiye'nin Sünni ülkeler arasındaki gücünün artması ve Arabistan'ın Müslüman Kardeşler'i de destekleyen Türkiye'nin böylesi güç kazanmasından duyduğu korkudur. Bu nedenle de Arabistan, Yemen'e saldırarak Suriye ve Irak'taki yenilgilerini örtbas edip ve Türkiye ve Mısır'ı kenara atarak, Arap dünyasının lider ülkesi olmak istiyorlar.

Arabistan'ın Yemen'e saldırması sadece bölgedeki konumunu korumak amacı ile mi yapılmıştır, yoksa bu, Amerika'nın Suudi Arabistan'ın yıpratıcı bir savaşa girmesi için tasarladığı bir komplo mudur?

Bu durum Suudilere göre bölgedeki stratejik konumlarını koruma amaçlıdır, ama bunun da Amerika'nın 1991 yılında ve Irak'ın Kuveyt'e saldırması olayında Saddam Hüseyin için tasarladığı komploya benzediği görülüyor. Arabistan yakın bir gelecekte bu komplodan kurtulamayacak ve sonuç olarak da siyasi yalnızlaşma ve askeri gücünün yıpranmasından başka bir şey eline geçmeyecek. Amerika da bu fırsatı, Suudilerin hiçbir endişesi ve müdahalesi olmadan bölgedeki etkisini arttırmak için kullanacaktır.

Arabistan'ın bu saldırısını, bölgedeki denklemler ve özellikle de İran ve Arabistan arasında yaşanan rekabet ve Fars Körfezi ülkelerinin nükleer anlaşmadan duydukları tedirginlik açısından nasıl değerlendirebiliriz?

Arabistan, İran ve P5+1 ülkelerinin anlaşması ve yaptırımların kaldırılmasından sonra bölgede yaşanacak olan değişimlerden korkuyor. Arabistan, İran ve Batı arasındaki ilişkilerin düzelmesinden endişe duyuyor ve kendini dışlanmış gibi hissediyor. Bu nedenle Batı'ya hala güçlü olduğunu ve birçok ülkeyi kendi cephesinde toplayabileceğini göstermek istiyor. Ama bu amacın, savaşın yıpratıcı olması ve Arabistan'ın yenilgiye uğraması ile ters tepki verdiği ve Arabistan'ın Yemen'deki amaçlarına ulaşmasının imkansız gibi bir şey olduğunu görüyoruz.

Bazı kesimlerin son günlerde İran veya Şiiliğin bölgedeki etkisinin artması ile ilgili uyarmalarına bakacak olursak, İran'ın bölgede gelişen son olaylar ve özellikler Yemen savaşındaki rolü nedir?

İran, dış politika alanında derin bir bakışa sahip ve bölge güvenliğinin ve İslami birliğin korunması isteğindedir. İran, böylesi kapsamlı bir saldırı ve uluslararası yasaların ayaklar altına alınmasının Amerika'nın izni olmadan gerçekleşemeyeceğini bildiği gibi, bölgedeki tüm gelişmeleri tamamen açık bir şekilde algılıyor. Bu nedenle de bu cinayetlerden Amerika sorumlu tutulmalıdır.

İran, Amerika'nın Bahreyn'den sonra hazırladığı ikinci tuzağa da düşmedi ve Arabistan ile direkt çatışmaya girmekten uzak durdu ve böylece, iki ülkenin de yıpratıcı bir savaşa girmesi ve Şii-Sünni, Arap-Acem savaşının yeniden alevlenmesinin önüne geçti. İran, Yemen sorununun barışçıl yöntemler ve müzakereler ile çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır ve bu da Suudilerin vahşice davranışlarının aksine, tamamen doğru ve mantıklı bir çözümdür.

Kaynak: old.mehrnews.com

 

Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler