yasar-yakis.jpg
  • Anasayfa» 
  • Röportaj»
  •  Yaşar Yakış: Türkiye PKK ile çatışmamalı; IŞİD hem Kürtlerin hem de Türkiye'nin ortak düşmanıdır

Yaşar Yakış: Türkiye PKK ile çatışmamalı; IŞİD hem Kürtlerin hem de Türkiye'nin ortak düşmanıdır

Ak Parti kurucularından ve ilk Ak Parti hükümeti Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış Türkiye'nin PKK ile çatışmaması gerektiğini, bununla birlikte IŞİD'in hem Kürtlerin, hem de Türkiye'nin orta düşmanı olduğuna vurgu yaparak Ak Parti'nin mevcut politikalarından farklı bir yaklaşım ortaya koydu.

27 Temmuz 2015 Pazartesi
İNTİZAR - Ak Partı'nin kurucularından ve Ak Parti hükümetlerinin ilk Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış Rudaw için Cesim İlhan'ın sorularını yanıtladı. Yaşar Yakış'ın verdiği cevaplar mevcut Ak Parti hükümeti ve önceki Ak Parti hükümetlerinin ortaya koyduğu dış politika yaklaşımlarından farklılık arz ediyor. Yaşar Yakış'ın Ak Parti'nin ilk dönem ruhuna uygun düşen yaklaşımı belki de bölgedeki problemlerin çıkış yollarının da neler olabileceği sorusunu izah eder nitelikte. Ayrıca bakanlık yaptığı ilk döneme ve o dönemde Abdullah Gül'ün yaklaşımına dair paylaştığı bilgiler de oldukça dikkat çekici... Bu yönleriyle kayda değer olduğunu düşündüğümüz bu ropörtajı ilginize sunuyoruz.
 
----
 
AK Parti döneminin ilk Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Türkiye'nin PKK ile çatışmaması gerektiğini belirtti.
 
Yakış, operasyonlar ve çatışmalar olmadan, sorunlara yine masanın etrafında toplanarak çözüm yolları aranması gerektiğini söyledi.
 
Eski bakan, IŞİD'in hem Kürtler'in hem de artık Türkiye'nin düşmanı olduğunu belirterek, “Türkiye, Kürtler'in IŞİD'e karşı daha güçlü hale gelmesini sağlasaydı belki IŞİD bu kadar güçlü olmazdı” dedi. 
 
 
 
Türkiye'nin IŞİD'e yaptığı operasyonlar Kürtler'i nasıl etkiler sizce?
 
IŞİD'e karşı yapılan operasyonlarda Suriye Kürtleri'ni olumsuz etkileyecek bir durum sözkonusu değildir. IŞİD hem Kürtler'in, hem de artık Türkiye'nin ortak düşmanıdır. Ben uzun vadede Türkiye'nin Suriye'deki Kürtler'le olan münasebetlerinin tıpkı Güney Kürdistan'daki Kürtler'le yaptığı gibi dostça ilişkiler kurmak suretiyle Türkiye'nin Suriye'deki Türkmenler'in güvenliğini böylelikle daha iyi sağlayacakları kanaatindeyim. Benim 15 yıl önce “Güney Kürdistan'daki Kürtler'le iyi geçinmemiz lazım” dediğim yaklaşımımın arkasındayım ve benim söylediğim de doğru çıktı.
 
2001 yılında AK Parti'yi kurarken “Kuzey Irak'ta otonom bir bölge kursunlar da görelim” diyen bir yöneticimiz bir gazeteye beyanat vermişti. Ben de o gazeteyi aldım Abdullah Gül'ün odasına gittim. Böyle beyanlardan kaçınılması gerektiğini söyledim. Kürtler'e otonomi mi, bağımsızlık mı verilecek, bu bizim işimiz değildir. Bizim onlarla dost kalmaya çalışmamız lazım dedim. Bugün Kuzey Irak'la iyi ilişkilerimiz var. Biz eğer bugün Güney Kürdistan'daki Kürtler'le bu düzeye gelmişsek, Suriye'deki Kürtler'le daha kolay ve güzel bir seviyeye gelebiliriz.
 
 
Ama şu durumda Suriye Kürtleri ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok iyi görünmüyor…
 
Çözüm süreci diye bir şey başladı Türkiye'de. Bu açılımı PKK'nın lideri Abdullah Öcalan ile işbirliği yaparak yürütüyoruz.  Suriye'deki Kürtler'in en güçlü partileri PYD ve liderleri Salih Müslim, Öcalan'ın sözünden çıkmayan bir insandır. Bizim en büyük endişemiz Kürtler, Suriye'de Türkmen nüfusu yerlerinden etmesindir.  Umarım Türkiye Öcalan ile işbirliğini devam eder. Öcalan üzerinden Suriye'deki Kürtler'le çatışmaya girmeden sorunları daha kolay hallederiz. Kürtler de Türkmenler ile ilişkilerini iyi bir duruma getirirler.
 
 
Hükümet - Öcalan ilişkisi nasıl durumda sizce?
 
Ben son günlerde Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşmalarında çözüm süreciyle birlikte bir çeşit hayalkırıklığına uğradığını düşünüyorum. Bu durumda sanki süreç devam edemez gibi bir düşüncenin hakim olduğu kanaatindeyim. Süreç sanki bir parça dondurulmuş gibi görünüyor. Şu sıralarda IŞİD ve PKK tehlikesi birbirine karışmış durumda. Bunlar zaman içerisinde ayrılır da. Türkiye PKK ile bu süreci yeniden başlatırsa IŞİD ile daha kolay mücadele edebilir. Muhtemelen Türkiye bu süreci yeniden başlatırsa IŞİD ile mücadele daha kolay olur, çünkü IŞİD hem PKK'nin, hem de Türkiye'nin ortak düşmanıdır. Bu şekilde Türkiye PKK'yı da yanına almış olur.
 
Bu açılımın, yine PKK'nın hapishanedeki lideri Öcalan ile de işbirliği yapılarak yürütülmesi lazım. Ben Türkiye'deki Kürt açılımının AK Parti'nin, özellikle Erdoğan'ın şimdiye kadarki en cesur projesi olduğu kanaatindeyim. 
 
 
Siz daha önce “devlet PKK'yi silahlandırmalı” demiştiniz. Bu görüşünüzü halen savunuyor musunuz?
 
Çözüm süreci yeniden başlar ve sonuca ulaşırsa PKK silahsızlanma noktasına gelmiş olacak. PKK'nin devamı olan YPG Suriye'de silahlı olmaya devam edecektir. Çünkü onlar şuan IŞİD ile savaşıyor. Türkiye kendi içerisinde PKK ile sorunları çözümlemişse Türkiye'deki Kürtler'den Kuzey Suriye'deki ırkdaşlarına IŞİD ile mücadelede onların desteklerinden de yararlanır. Çünkü onlar Kuzey Suriye'de hakimiyeti kim tesis edecek, bunun mücadelesi içerisinde. Böyle bir mücadelede Türkiye YGP ile savaşmazsa, dost kalırsa uluslararası camianın da Kürtler'e yardım etmesi sayesinde IŞİD ile mücadelesini daha etkili yürütülebilir.  Kürtler'e daha fazla destek olup da, IŞİD'e karşı daha güçlü hale gelmesini sağlasaydık, belki şuan IŞİD bu kadar güçlü olmazdı.
 
 
Bu operasyonlar Akdeniz'e uzanacak petrol güzergâhını engellemeyi içeriyor mu sizce?
 
Petrolü Akdeniz'e sevketmek için başka ülkelerin topraklarından geçerek de sevketmek mümkün. İran'dan başlayarak Güney Kürdistan'a, Kuzey Suriye'ye, oradan da Akdeniz'e kadar kesintisiz bir Kürt bölgesi yok. Kürtler şuan bölgesel ve kantonlar şeklindedir. Ancak bağımsız Kürdistan olduğu zaman Kürt toprakları olmuş olur. Bu da burada yaşayan, Kürt olmayan halkların haklarına da tecavüzdür. Şimdi nasıl Güney Kürdistan'daki petrol Türk toprakları üzerinden Akdeniz'e akıtılabiliyorsa, oradaki ülkeler dost kaldıkları sürece petrolün geçmesi daha sağlıklı geliyor bana. Bu aynı zamanda orada kurulacak devletlerin birbirlerinin istiklaline de yardım etmesine katkıda bulunur.
 
 
IŞİD, Türkiye'yi içeride vurma gücüne sahip mi sizce?
 
Suruç'taki gibi kendini bilmez birkaç intihar bombacı bulunabilirlerse yine 32 kişinin ölümüne sebep olabilecek olaylar olabilir. Ve bu şekilde Türkiye birden ayağa kalkıyor. Bunu yapabilmek için büyük ordulara sahip olmak gerekmiyor. Onlar için gözü dönmüş bir adam bulmak yetiyor. Şimdi Türkiye'den Suriye'ye gitmiş bine yakın IŞİD'çi var. Belki bunun gibi birkaç bin kişi de Türkiye'de var. IŞİD'in İslami anlayışına göre bir kişiye “sen cennete gideceksin” dediklerinde IŞİD'in Türkiye'yi içeride vurmak yetiyor. Bir bomba ile bütün Türkiye ayağa kalkıyor. Ama IŞİD Türkiye'yi yıkacak bir tehdit teşkil etmez.  Yani bunlar Türkiye'yi yıkamazlar ama rahatsız edebilirler.
 
 
Şimdi Türkiye'nin Suriye'ye girmesi sözkonusuyken birden IŞİD'e karşı operasyonlar başlattı. Sizce Türkiye nasıl ikna oldu?
 
Şimdi IŞİD'e operasyon yapmak Suriye topraklarına girerek müdahale yapılmadı. Türkiye hava sahası kullanılarak IŞİD yerleri bombalandı.  Burada Türkiye ikna olmaya kalmadı. IŞİD Suruç'a girdi 32 insanı öldürdü. Türkiye direkt “sıcak takip” yaparak IŞİD'i bombaladı. Türkiye bu şekilde uluslararası hukuku ihlal etmiş olmuyor IŞİD'e karşı.
 
 
Türkiye'de devam eden böyle gergin bir zamanda koalisyonun kurulması mümkün mü sizce?
 
Böyle bir kargaşa hükümetin kurulmasını teşvik edecektir. Çünkü seçmenin beklentisi “yahu vatan elden gidiyor biraraya gelin, hükümetin kurum” beklentisi olabilir. Tersi de olabilir. Partililer biraraya gelmeyip hükümetin kurulmama taraftarı da olabilirler. Diyelim hükümet kuruldu, hemen biter mi meselesi de o da hükümetin bu işin nasıl yürüteceğine bağlıdır. CHP, AK Parti'nin Suriye politikasına karşı çıkan bir partidir.
 
 
Sanırım siz de AK Parti'nin Suriye politikasına karşıydınız?
 
Evet ben de AK Parti'nin Suriye politikasının hep yanlış olduğunu söyledim. Abdullah Gül de karşıydı. Ama o zaman devletin en başındaki kişi Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu karşı değillerdi.
 
 
Çözüm süreci biterse asker ile PKK savaşır mı sizce?
 
Türkiye geçmişte bu işi sadece askere havale ederek yürütüyordu.  Şimdi biraz daha topyekun bir yaklaşımı var.  Dolayısıyla başlanan operasyonlar ile birlikte çatışmalar da başlarsa devletin PKK karşısında yenik düşeceğini düşünemeyiz herhalde. Her iki tarafta büyük zayiatlar vermiş olur.  O zayiatlardan sonra yine Dolmabahçe'deki masanın etrafında toplanacaklar, çözüm yollarını arayacaklar. Bu operasyonlar ve çatışmalar olmadan sorunlar çözülürse çok daha iyi olur. Ne PKK'daki gençler ölür,ne de asker ve polis ölür. Operasyon ve çatışmalar olmadan da diyalog yoluyla sorunlar çözülebilir.   
 
 
Türkiye, bölgede IŞİD tehlikesine karşı İran ile stratejik bir ittifak yapabilir mi?
 
Türkiye ile İran Suriye'de kolay kolay ittifak yapamazlar. Çünkü Türkiye'nin ve İran'ın Suriye'deki çıkarları farklıdır. İran Suriye'de Alevi kesimle işbirliği halinde, Irak'ta Maliki'nin izlediği mezhepsel politikalar nedeniyle Irak'ta güçlü bir konuma gelmiş durumda. Başka bir durum ise, ABD, Irak'tan çekildiği zaman boş kalan yerleri Türkiye'nin doldurması gerekirken, bir tek kurşun atmadan İran askerleri doldurdu.
 
Ama IŞİD'le savaşta Türkiye'nin İran ile anlaşması mümkündür. IŞİD üzerinden hem Türkiye hem de İran'ın çıkarları örtüşebilir.
 
 
Peki, ya Suriye deki Kürtler'in durumu ne olur sizce?
 
Kürtler'in durumu şimdiki süreci nasıl yöneteceklerine bağlıdır. Barzani, duruma hakim olup orada son derece akılcı bir politikayla hiçbir ülkeyi kışkırtmadan “Tamam bağımsızlık ama mevcut şartlar elverişli değil” demesi lazım. Suriye Kürtleri böyle bir politika izliyor. Kürtler Suriye'de Araplar'ı, Türkmenler'i, Hıristiyanlar'ı karşılarına alırda bu süreci kötü yönetirlerse, bu onların ellerinde patlar. Ama daha akıllıca, oradaki yönetimde diğer milletlere yönetme hakkı tanırlarsa, daha olumlu bir geçiş olur. Dolaysıyla, “Türkiye ile İran anlaşırsa Suriye Kürtleri ne olur?” sorusunun cevabı, Kürtler'in bu süreci nasıl yöneteceklerine bağlıdır.
 
 
Davutoğlu, operasyonların süreceğini söyledi. IŞİD'in içerideki hücrelerinin çökertilmesi mümkün mü sizce?
 
Akşamdan sabaha mümkün değil. Uzun bir süreçtir. Operasyonların ne kadar devam edeceği de belli değil. Şimdi Türkiye'de hiç saldırgan olmadan kendi halinden olup da IŞİD'e sempati duyanlar vardır. Bu tarz düşünen belki binlerce Türk var. Dolayısıyla “bunların kökünü kazıyacağım” dediğin zaman köyünde oturup on beş yaşında bir çocuğa cennete gitme hayalini kurdurtan kişinin kökünü de kurutacak mıyız? Veya Bu insanları hapse atamazsın. Onun için “kökünü kazıyacağız” deyimi Türkiye'de yerine oturmayan bir durum. 
 
 
PORTRE/ Yaşar YAKIŞ
 
1938'de Düzce Akçakoca'da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Dışişleri Bakanlığı'nda değişik görevlerde bulunduktan sonra, NATO Savunma Koleji'ne devam etti. NATO Daimi Temsilciliği ve Şam Büyükelçiliği Müsteşarlığı görevlerine getirildi. Riyad Büyükelçisi, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Kahire Büyükelçisi ve BM nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi oldu.
 
AK Parti'nin kurucularından olan Yakış, çok iyi düzeyde Fransızca ve İngilizce, iyi düzeyde Arapça biliyor. Evli ve 1 çocuk babası.
 
 
 
 
 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler