79B6E1A0-B382-498A-B2FF-4E451F9F80A0_cx0_cy5_cw0_w1023_r1_s.jpg

"IŞİD'in varlığı sonsuza kadar bitti"

Amerika'nın ağırlıklı olarak Batı Asya'da gerçekleştirmeyi planladığı bölgenin kristalize edilerek yönetilebilir küçük parçalara ayrılmasına dayalı Büyük Ortadoğu Projesi'nin gerçekleştirilebilmesi için, bir buldozer etkisi oluşturacak tekfirci terör örgütleri üzerinden yaratıcı kaos oluşturma planı, sembolik değeri en üst seviyede olan IŞİD'in yenilgiye uğratılması ile birlikte akim kaldı.

30 Haziran 2017 Cuma
İNTİZAR - Irak Savunma Bakanlığı, Musul'un tümünün IŞİD'den kurtarılması ile ilgili bilgilendirme yaparken "IŞİD'in Irak'taki varlığı sonsuza kadar bitti"  ifadesi ile aslında bölgede uzunca bir zamandır başını Amerika'nın çektiği Batılı egemen güçlerin planlarının da akamete uğradığını ilan etmiş oldu.
 
IŞİD Suriye'de de tamamen yok edilmek üzere. Musul'daki yok oluşunun ardından yine simgesel değeri olan Suriye'deki Halep'ten de aynı yönde haberler geliyor. Suriye Ordusu'nun IŞİD'in Halep'teki varlığına son verdiği haberi de simgesel anlamda değer taşıyan bir gelişme.
 
 
IŞİD'in sonsuza dek bitirilmesi ile BOP sonuçsuz bırakıldı
 
Bölgedeki bütün yapıları ezip geçerek yok etmek üzere bir buldozer etkisi yapacak şekilde musallat kılınan tekfirci terör örgütlerinin oluşturacağı etki üzerine bina edilen Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi, simgesel değeri yüksek olan IŞİD'in hilafetini ilan ettiği Musul'da yok edilmesi ile sonuçsuz kaldı. Suriye'de de tekfirci terör örgütleri ile birlikte IŞİD'in etkisinin kırılması artık Amerika'nın hesapları için sonun başlangıcında olunduğunun açık göstergesi oldu. 
 
 
Bölgenin geleceğinin belirlenmesinde BOP'u işlevsiz bırakan irade olan Direniş Cephesi en etkin aktör
 
Büyük Ortadoğu Projesi'nin sonuçsuz kalmasına sebep olan iradenin bu proje ile planlanan buldozer etkisi ile ortaya çıkacak sahada yeni bir düzen inşa etme noktasında da belirleyici olacağını öngörmek mümkün. Peki, Büyük Ortadoğu Projesi'ni akamete uğratan temel irade hangisidir? Bölgedeki olayları yakından takip edenler için bu temel irade sahibinin "İslam İnkılabı" düşüncesi ile birlikte bölgede etkin olan 'Direniş Cephesi' olduğu gayet nettir. Bu aslında şu tespiti yapmayı da gerektiriyor; Büyük Ortadoğu Projesi'ni akamete uğratan irade, bölgenin geleceğini tayin etme noktasında da belirleyici irade olacaktır. Yani bundan sonra 'Direniş Cephesi' bölgenin şekillenmesinde daha belirleyici bir rol oynayacak. 
 
 
Direniş Cephesi'nin öne çıkan belirleyiciliği diğer bölgelerdeki belirsizlikleri de ortadan kaldıracak
 
Başını İslami İran'ın çektiği 'Direniş Cephesi'nin belirleyici rol oynaması ile birlikte halen belirsizliklerin devam ettiği diğer bölgelerde de hızlı bir şekilde olayların sonuçlanmaya doğru seyredeceği söylenebilir. Başta Suriye'de, Yemen'de, Bahreyn'de ve diğer yerlerde yaşanan belirsizlikler hızlı bir şekilde bir nihayete doğru şekillenebilir. Bu IŞİD'in tamamen Musul'da yok edilmesi ardından başlayan bir süreç olacaktır ki, buradan yola çıkarak karşı karşıya olduğumuz olay, aslında ne denli önemli bir dönüm noktasında olduğumuzu da ortaya koyuyor.
 
IŞİD'in yok oluş süreci ile ilgili olarak Parstoday'da yayınlanan haber anlizi bu çerçevedeki dikkat çekici önemine binaen ilginize sunuyoruz...
 
 
IŞİD'in hilafet merkezinin çöküşü ve Irak halkının şanlı zaferi
Irak Televizyonu Musul'un DAEŞ katiller sürüsünün işgalinden kurtarıldığını, bu hunhar tekfirci teröristlerin imha edildiği haberini yayınladı.
 
Musul 2014 yılında Selefi Vahhabi IŞİD ile Irak Baas partisi kalıntıları ve Bağımsız Irak düşmanlarının ittifakı tarafından işgal edildi. Kent Musul Valisi Esil Nuceyfi'nin ihaneti sonucu IŞİD tarafından işgal edilip, büyük yıkım ve katliamlara sahne oldu. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, Musul'un Irak Ordusu ve halk güçleri Haşdi Şabi tarafından kurtarılmasının engellenmesi gerektiğini, Amerika'nın buna müdahale etmesi gerektiğini çünkü Sünnilerin katliamdan geçirileceğini iddia etti.
 
Ancak Musul'un Kurtarılması operasyonları Irak Ordusu ve Haşdi Şabi güçlerince başlatıldı. Nihayet Musul'un insanlık ve İslam düşmanı IŞİD'ten temizlenmesi operasyonlarının genel komutanı Tümgeneral Abdul-Emir Reşid Yarullah Perşembe günü yaptığı açıklamada, Irak'ın anti terör güçlerinin 850 yıllık Nur camisini IŞID'ın patlayıcılarla imha ettiklerini ve tahrip edilen Nur camisinin enkazına ulaştıklarını söyledi. Irak ordusu sözcüsü general Yahya Resul ise yaptığı açıklamada, Irak ordusu ve halk güçlerinin Nur camisine ulaşmasıyla sözde Irak-Şam İslam devletinin de yok edildiğini söyledi.
 
IŞİD'in Hunhar elebaşısı Ebu Bekr Bağdadi Haziran 2014 de Musul'u işgal ettikten sonra Nur camisinde hutbe okuyup hilafetini ilan etti. Bu nedenle Nur camisi IŞİD'in güç ve iktidar odağı olarak nitelendiriliyordu. Yaklaşık 200 IŞİD teröristi, Musul'un eski mahallelerinde ablukaya alınmış bulunuyorlar. Kaçacak yerleri kalmadı. Ya teslim olacaklar ya da imha edilecekler. IŞİD Irak topraklarının tümünü işgal edebileceğini ve karanlık sultasını kurabileceğini sanıyordu. Çeşitli ülkelerden ne kadar uyuşturucu madde müptelası ve katil ile suçlu varsa toplatılıp IŞİD'in saflarına katıldılar.
 
Bazı kimseler de mezhebi inançları suistimal edilip, IŞİD'e katıldılar. Ancak Irak halkı bu katiller sürüsüne karşı mücadelede kararlı ve inançlı bir şekilde harekete geçti. Şii Müslümanların Taklid mercisi Ayetullah Seyid Ali Sistani ise Cihad Kifaye fetvası vererek Irak halkı direniş güçleri Haşdi Şabi'nin kurulmasına ve Irak ordusunun terörizmle Mücadele gücünün kat kat artmasına sebep oldu. İran İslam Cumhuriyeti de Irak Ordusuna ve Halk direniş güçlerinin eğitimine ve silahlanmasına büyük bir katkıda bulundu. Haşdi Şabi'nin kurulması ilk andan itibaren IŞİD'in imha fermanının imzalanması anlamındaydı. Bu halk güçleri ve Irak ordusunun yüksek moral gücü Irak'ın IŞİD'ten temizleneceğinin habercisiydi.
 
Haşdi Şabi, stratejik bir güç olarak ortaya çıkıp, etkin gücünü ortaya koydu. Amerika, Türkiye hükümeti ve diğer gerici Arap rejimlerinin karalama kampanyaları ve baskıyla tehditlerine rağmen Bağdat hükümeti Haşdi Şabi'yi destekleme ve yasal bir güce dönüştürme kararlılığını sürdürdü. Irak halkı da Şii-Sünni camiası da Haşdi Şabi'yi meşru bir halk direniş gücü olarak koruyup kolladılar. Irak halkının düşmanlarıysa, Haşdi Şabi'yi terör örgütü olarak suçlayarak ve karalayarak IŞİD'i açıkça ve dolaylı olarak desteklemeye ve Musul'un vahşi IŞİD'den temizlenmesini engellemeye çalışıyorlardı. IŞİD, Musul'dan temizlendi.
 
Ancak bu vahşi ve şirret tekfirci terör örgütünün diğer bölgeler ve ülkelerdeki kolları varlığını sürdürmektedir. Diğer ülkelerde IŞİD ve benzeri teröristlerin imha yöntemini ve kararlı mücadelesini Irak halkından öğrenmelidirler. Irak başbakanı Haydar El-Ebadi de Perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul'un IŞİD'ten temizlendiğini, kaçan IŞİD teröristlerini de imha edip yahut tutuklayacaklarını söyledi. Musul halkı da kendi yıkılmış evlerine ve bölgelerine geri dönmeye başladı. 
 
Haşdi Şabi ortaya koyduğu başarı ile kendisine karşı olanların gerçek yüzlerini de açığa çıkarmış oldu
 
Gelen bu haberlerden IŞİD'in bir daha ayağa kalkamayacak şekilde yere serildiği anlaşılıyor. Yine bu analizde Haşdi Şabi'nin IŞİD'in yok edilişinde ne kadar önemli bir fonksiyon icra ettiğni de anlayabiliyoruz. Özellikle IŞİD'in Irak'ın başkenti Bağdat'a bir kaç km kadar yaklaştığı o çaresiz günler hatırlandığında Haşdi Şabi'nin kurularak devreye girmesi ile nasıl bir büyük başarı elde edildiği daha iyi anlaşılabilir. Aynı zamanda bu nokta üzerinden Haşdi Şabi'ye o dönemde yapılan büyük baskıların aslında neye dönük olduğunun da aslı böylece daha iyi anlaşılabilir. O zaman Haşdi Şabi'ye itiraz edenler hatta "IŞİD'in Şii versiyonu" diyecek kadar ağır değerlendirmelerde bulunanların aslında esas amacının Irak'ın kendi halk gücüne dayanarak ayağa kalmasının önüne geçme endişesi olduğu bu gün daha iyi anlaşılabiliyor. 
 
 
Komplo sahipleri artık eskisi kadar rahat iş göremiyorlar
 
Bu gün bölgede gelinen noktada bir çok şey artık daha net bir şekilde anlaşılabiliyor. Kurulan komplolar üzerinden oluşturulan algı operasyonları ile aldatılan halklar oluşan resmin tamamını şimdi daha rahat görebiliyorlar. Amerika ve bölgesel ortakları önceden olduğu kadar rahat komlo kurup netice elde edemiyorlar. En son ABD'den gelen ve Suriye'de yeni bir kimyasal saldırı olacağı iddiasında geri adım atılması bunun en açık örnekliğini teşkil ediyor. 
 
 
İnternet ile çeşitlenen doğru bilgiye ulaşma yolları komplo sahiplerinin işini zora soktu  
 
İnternetin yaygınlaşması, iletişim imkanlarının çeşitlenmesi, haber ağlarının tekel olmaktan çıkması komplo sahiplerinin işlerini iyice zora soktu. Özellikle sosyal medya insanların eskiden olduğu gibi maddi altyapıya ihtiyaç hisseden haber kaynaklarının hakimiyetini en aza indirdi. Bu da bu büyük maddi imkanlarla oluşturulabilen haber kaynaklarına hakim olan güçlerin bu imkanları kendi menfaatleri doğrultusunda kullanarak etki oluşturma kabiliyetini en aza indirdi. Eğer abartılı bulunmazsa; 'belki bundan sonra hakikate bağlı siyaset yapanların geleceği tayin edeceğini söylemek mümkün' denilebilir.
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler