img-a938a142-084c-42d1-8146-3111cfa19ca1.jpg

Deyrizor zaferi: Emperyalist kurgular için sonun başlangıcı

Suriye’ye dönük kurgularında başarısız olan ABD ve müttefikleri için projenin “kurtarılabilir” tek yanı, İran’ın direnişe uzanan elini kesmek için Suriye ile Irak arasındaki bölgeyi elde tutmaktı. Deyrizor zaferi bu anlamda ABD kurgusuna vurulan bir darbedir

7 Eylül 2017 Perşembe
Suriye ordusu, yaklaşık üç yıldır IŞİD kuşatması altındaki Deyrizor kentine ulaştı. 2014'ten bu yana kent merkezinin yarısı IŞİD'in kontrolü altındaydı ve Suriye ordusuna bağlı 137. Tugay Üssü bu zaman zarfında IŞİD saldırılarına karşı muazzam bir direniş gösterdi. 5 Eylül günü Suriye ordusuna bağlı birlikler 137. Tugay Üssü'ne ulaştı ve üç yıldır devam eden IŞİD kuşatması fiilen kırıldı. Kent merkezinde Suriye ordusunun kontrolü altındaki bölgelerde yaklaşık 120 bin sivil yaşıyor. Ama kuşatma altındaki mahallelerde yaşayan sivillerin, geçtiğimiz hafta sonundan bu yana Suriye ordusunu karşılama hazırlıkları yaptıkları bilgisi geldi. Bundan sonraki adım çok önemlidir, çünkü sıra kent savaşına geliyor.
 
Kent savaşında Suriye ordusunun ne yapacağı bellidir. Bir tek IŞİD militanı kalmayana ve kent tamamen özgürleşene kadar kararlı bir operasyon yürütecek. Hal böyleyken Deyrizor kent merkezinde IŞİD'in ne yapacağı sorusu kritiktir. IŞİD sivilleri vuracak ya da rehin alarak direnecek mi, yoksa teslim mi olacak? Bu bağlamda kent savaşı çetin geçecek diyebiliriz. Deyrizor operasyonu bu yönüyle oldukça kritiktir, çünkü IŞİD'in askeri anlamda bitişinin ilanı bu kentte olacaktır. Nedeni de şudur: Musul operasyonunda ABD'nin kurgusu, IŞİD'in bitirilmesine değil, sadece Musul'un kurtarılmasına dayanıyordu. Bunun için Musul'dan Telafer-Sincar (Şengal) hattında bir koridor bırakarak IŞİD'in Deyrizor'a kayması sağlanacaktı. Fakat Haşd el Şabi birlikleri ile Irak güvenlik güçleri Musul'un batısını tutarak bu kurguyu bozdular. Bu yüzden IŞİD Suriye'ye kaydırılamadan Irak'ta sıkışıp kaldı. Rakka operasyonunda da keza ABD'nin aynı kurguyu işlettiği basında yer aldı. Örneğin Suriye'deki Rus birliklerin komutanı Orgeneral Sergey Surovikin, 9 Haziranda “ABD'lilerin Suriye'de terörle mücadele görüntüsü altında, Suriye ordusunun ilerleyişini engellemeye çalıştığını” söyledi ve ABD öncülüğündeki SDG güçlerinin IŞİD'le bir anlaşma yaptıklarını iddia etti. Surovikin'in açıklaması şu yöndeydi: “ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyon ve DSG, binlerce Suriyelinin ölümünden sorumlu olan teröristleri imha etmek yerine IŞİD liderleriyle anlaşma yapıyor. IŞİD liderleri, bu anlaşma kapsamında kontrol ettikleri yerleşim birimlerinden çekilerek, Suriye ordusunun aktif faaliyet yürüttüğü bölgelere geçiş yapıyor.”[1] Zira IŞİD karşıtı koalisyon komutanı Korgeneral Steve Townsend'in “Rakka operasyonu zor ve uzun olacak ancak IŞİD'in halifelik fikrine önemli bir darbe vurulacak. Koalisyon olarak SDG'ye Rakka operasyonu sırasında taktiksel yardımın yanı sıra silah, eğitim, istihbarat ve lojistik destek sağlıyoruz.” Açıklamasından saatler sonra kentin kuzeyindeki ilk mahalleye girildiği duyuruldu. Buradan şu anlaşılıyor ki, ABD'nin IŞİD'i yok etme değil, “yol verme” kurgusu Rakka'da da işliyor.
 
Şam Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Dr. Bassam Abu Abdullah, IŞİD'i Rakka'dan Deyrizor'a yönlendiren ABD'nin niyetini şu şekilde analiz ediyor: “IŞİD, ABD ne istiyorsa onu yapıyor. Ve ABD sıkışan IŞİD militanlarını kurtarmak için defalarca Suriye ordusunu vurdu. Şu anda ABD Suriye'nin doğusunu bölmek ve Irak sınırıyla bağını kesmek istiyor. Bunun için Kürt birlikleri aracılığıyla Rakka'dan bir koridor açarak IŞİD'i Deyrizor'a ve Irak sınırındaki çöllere yönlendiriyor.  Buradaki amaç, Haşd el Şabi'nin sınıra kadar gelmesinden sonra Suriye ordusunun Irak sınırına doğru ilerleyişini engellemektir…”[2]
 
Ne var ki Deyrizor'dan başka IŞİD'e yol verecek bir alan kalmadı ve şu anda Suriye ordusunun Deyrizor'a ulaşması gerçek anlamda IŞİD'e yönelik büyük bir darbe olmakla birlikte, esas olarak ABD projelerinin de önemli oranda darbe aldığı anlamını taşıyor. Çünkü Suriye'ye dönük kurgularında başarısız olan ABD ve müttefikleri için projenin “kurtarılabilir” tek yanı, İran'ın direnişe uzanan elini kesmek için Suriye ile Irak arasındaki bölgeyi elde tutmaktı. Deyrizor zaferi bu anlamda ABD kurgusuna vurulan bir darbedir.
 
 
IŞİD çözülüyor; ya sonra?
 
Binlerce yabancı militan akışına, petrol zengini olmasına ve onlarca devletin her türlü desteğine rağmen IŞİD çözülüyor. Hatta sahada kazandığı bunca savaş deneyimine rağmen hızla kaybediyor. Bunun nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
 
Birincisi; IŞİD'i var eden ve besleyenlerin projeleri iflas etti. Bu yüzden dış desteği kalmadı. Başta Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri olmak üzere bütün destekçileri kendi dertlerine gömülüp örgüte arkalarını döndüler.
 
İkincisi; dünyanın çeşitli ülkelerinden militan toplarken, Musul yenilgisinden sonra çekim gücünü yitirdi ve özellikle Avrupa'dan militan takviyesi kesildi.
 
Üçüncüsü; en büyük finansman kaynağı petroldü. Irak'ta petrol gelirini kaybetti. Suriye'de ise Rakka ve Deyrizor'da petrol kuyularına olan hâkimiyetini yitirdi. Gelir bitince paralı militanlık da bitti!
 
Dördüncüsü ve belki de çözülmesinin en büyük sebeplerinden birisi, liderlerin örgütü bırakıp kaçmalarıdır. Kimi yerde ailelerini toplayıp kaçtılar, kimi yerde ABD onları kaçırdı. Ama liderlerin örgütü terk edip kaçmaları, geriye kalanlar üzerinde ciddi bir moral bozukluğu yarattı. IŞİD'in çözüldüğü ve gerçek anlamda sahada kan kaybettiği bir gerçektir. Fakat bu çözülmenin, sözde IŞİD'e karşı koalisyonuyla ABD sayesinde olmadığı kesindir. Eğer ABD kurgusuna göre Musul operasyonu işleseydi IŞİD belki daha güçlü bir şekilde yeni “zaferlere” imza atacaktı. Ama ABD'ye rağmen bu kurguyu, IŞİD liderlerinin Musul'dan Deyrizor'a sağ salim gitmeleri için bırakılması düşünülen koridoru kesen Irak güçleri ile Haşd el Şabi bozdu. Özellikle Musul operasyonu IŞİD için en büyük hezimetin başlangıcıydı. İkinci darbe de, ABD'nin Deyrizor üzerindeki kurgusunu bozan Suriye ordusundan geldi.
 
Fakat görünen o ki, bölgelerdeki IŞİD liderleri zaten örgütü terk etmeye başlayalı çok oldu. El Bağdadi'nin ortadan yok oluşu tam anlamıyla bir muamma… Bunun yanı sıra ABD'nin sıkışan IŞİD liderlerini helikopter göndererek kaçırdığı da biliniyor. İlkin geçen yılın Haziran ayında Tikrit ve Felluce'de IŞİD liderlerinin ABD helikopterleriyle kurtarıldıkları yazıldı. Kaynaklara göre hem Tikrit hem de Felluce'de Haşd el Şabi'nin kentlere girmesine önce izin verilmedi. Kentteki IŞİD liderleri çıkarıldıktan sonra Haşd el Şabi'ye yol verildi. Ve kente girdiklerinde sadece lidersiz IŞİD militanları vardı…[3] Yakın bir zamanda da Telafer ve el-Ayaziye'den tanınmış IŞİD liderlerinin kurtarıldığı bilgisi basına yansıdı. Bu kurtarma, Barzani ve Amerikalılar arasında yapılan bir anlaşmayla gerçekleşti.[4] Aynı şekilde diğer bir kurtarma haberi de Suriye ordusunun Deyrizor kuşatmasını kırmaya yaklaştığı bir dönemde basına yansıdı. Kudüs Haber'e göre “Suriye Ordusu Deyrizor'a doğru ilerledikçe terör örgütü için tehlike çanlarının çalmaya başladığı sırada, ABD helikopterleri iki defa IŞİD teröristlerini kaçırma operasyonu gerçekleştirdi. Ayrıca kaçırma operasyonlarından birisine Demokratik Suriye Güçleri'nin top atışlarıyla destek verdiği de bildirildi. Operasyonlar Deyrizor'un etrafındaki bölgelerde gerçekleşti.”[5] Şimdi gelelim El Bağdadi'nin ne olduğuna…
 
 
El Bağdadi nerede?
 
Obama döneminde ABD, spekülatif haberlerle El Bağdadi'yi birkaç kez öldürdü ve/veya yaraladı!.. Aslı olmayan başarı öyküleri yazıldı defalarca. Ama şu anda El Bağdadi'nin Musul'dan kaçarken vurulduğu ve “öldüğünün teyit edildiği” haberlerini Rus yetkililerden duyuyoruz. Fakat Trump'ın ABD'si Obama döneminin tersine bu konuda pek suskun. Sadece “el Bağdadi'nin öldüğünü teyit edemedik” açıklaması yaptı. Öncelikle şu söylenebilirdi; ABD'nin IŞİD'le işi bitmedi ve Halifenin ölüm ilanı örgütün derhal çözülmesine sebep olacağı için gizli tutulmasından yana. O yüzden sessiz kalıyor, ama bu arada sıkışıp kalan IŞİD'in lider kadrosunu kaçırıp kurtarıyor. Bu noktada, “Kurtarılan bu IŞİD liderleri arasında Ebubekir El Bağdadi'nin de yer alma olasılığı nedir” sorusu akla geliyor. Sebebi de şudur: 17 Temmuz 2017 tarihinde “KYB'nin terörle mücadele birimi, Bağdadi'nin yüzde 99 olarak hayatta olduklarından emin olduklarını bildirdi. Lahur Talabani isimli bir yetkili de yaptığı açıklamada, IŞİD lideri Bağdadi'nin hayatta olduğunu ve öldürüldüğüne dair spekülasyondan sonra Suriye'nin Rakka kentinin güneyinde bulunduğundan emin olduğunu söyledi.”[6] Bu açıklamadan yaklaşık 20 gün sonra ABD helikopterlerinin iki defa IŞİD liderlerini kaçırma operasyonu gerçekleştirdiği haberi yansıyor. Üstelik bu kaçırma operasyonu Rakka-Deyrizor arasında, yani KYB'lilerin El Bağdadi'nin bulunduğunu söyledikleri yerde gerçekleşiyor. Bu durumda kritik soruları sormamız lazım: ABD helikopterleri IŞİD liderlerini kaçırıyor, peki nereye sürmek için? Ve aralarında El Bağdadi de var mıdır?
 
 
ABD'nin yeni IŞİD'li projeleri üzerine
 
Önümüzdeki süreçte bu soruların yanıtlarını, ABD'nin yeni savaş hamlelerinde bulacağız. Ama ipuçlarından yola çıkarak şu varsayımlarda bulunulabilir: Suriye savaşının ikinci yılında Noram Sargon şunu söylemişti: “IŞİD'in Suriye ve Irak topraklarında barınma şansı yoktur. Önünde sonunda güneye göç edecektir…” Belki de güneye, yani Yemen'e göç etme zamanın geldiğine karar vermişlerdir. IŞİD, ABD'nin bekçilik yapmasını istediği ülkelere yönlendirilebilir; Yemen'e ya da tekrar Libya'ya vb…
 
İkinci bir varsayım da, durup durup kaynatılan Arakan mevzusuyla alakalıdır. Arakan'da 2016'da Myanmar ordusu birliklerini hedef alan radikal İslamcı bir örgüt ortaya çıkmıştı. Adı Yakin Hareketi. Bangladeş sınırında konuşlanan ve askeri eğitimlerini burada yapan örgütün lideri Ataullah Ebu Ammar Cununi'dir. Pakistan doğumlu olan Ebu Ammar, Suudi Arabistan'da dini eğitimini almış.  Daha sonra “Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu” ismini alan Yakin Hareketinin militanları Afganistan ve Pakistan'da gizlice eğitim görüyor. Bugünlerde Arakan'da olanların altından yine bu örgüt çıkıyor. 25 Temmuz 2017'de Arakan'da karakollara saldırı düzenlendi. Örgüt bu saldırıyı üstlendi. Böylece Myanmar hükümeti harekete geçti ve olan oldu!.. Yani Çin'in burnunun dibindeki Myanmar'ın yeni IŞİD'i hazır ve IŞİD tehdidi Çin sınırlarına doğru kayıyor. Belki de savaş deneyimini Suriye'de geliştiren IŞİD kadroları bu sebeple taşınıyor olabilir. Ama bu, Suriye ve Irak'ta IŞİD ve türevlerinin bittiği anlamına gelmez. Fakat IŞİD'in Suriye'de askeri anlamda yenildiği ve toprak kaybettiği için artık “Halifelik” hükmü kalmadığı gerçektir. Ve bundan sonra ABD ve özellikle İsrail'in korkulu rüyası haline gelen aşama başlıyor…
 
 
IŞİD'in çözülmesinden sonra soluğu ABD'de alan İsrail'in endişesi
 
İsrail, Suriye'de IŞİD ve türevlerinin yarattığı yıkım nedeniyle oldukça keyifliydi, ama son zamanlarda IŞİD'in terk ettiği alanları Hizbullah'ın doldurmasından oldukça endişeli. Özellikle Suriye Lübnan sınırından IŞİD'in tahliye edilmesini takip eden günlerde bir İsrail heyeti ABD'ye gitti. Heyette Mossad başkanı Yossi Cohen, askeri istihbarat dairesi üyesi General Herzl Halevi ve İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Albay Zohar Palti yer aldı. Mossad Başkanı Yossi Cohen, ABD'ye gitmeden önce şu açıklamayı yapmıştı: “IŞİD'in varlığı zayıflıyor, İran da boşluğu doldurmaya çalışıyor.” İsrail heyetinin ABD'den, Hizbullah'a karşı savaş açma konusunda destek istedikleri aşikârdır. Ancak ABD'den elleri boş döndü. Çünkü Hizbullah'a karşı savaş aynı zamanda İran'la savaş anlamına gelir ve ABD'nin şu zamanda böyle bir savaş için mecali olmadığı anlaşılıyor. O yüzden bu aşamada direniş ekseninin önünde Deyrizor'da IŞİD'in bitirilmesi ve Deyrizor sonrası, yani İdlip duruyor.
 
 
Sırada İdlip var; Türkiye ne yapacak?
 
İdlip, Türkiye-İran-Rusya arasındaki mutabakat gereği kabul edilen çatışmasızlık bölgesidir. Ancak İdlip'te daha etkin ve daha güçlü olan ise Nusra Cephesi'dir. İdlip'e yönelik bir operasyon esas olarak Nusra Cephesi'ni hedef almakla birlikte, Türkiye'nin garantör olduğu gruplar da hedefte olacaktır. Çünkü Nusralaşmayan ne kadar örgüt kaldı bilinmez ama varsa da bir çıkmazın içine girecekler; ya Nusra'yla bir olup savaşacaklar, ya da Nusra'ya kaşı duracaklar. Her halükarda İdlip'teki cihatçılar için kanlı ve zor bir süreç olacak. Peki, bu durumda Türkiye'nin pozisyonu ne olacak? Türkiye'nin bu savaşa yön verecek kadar müdahil olma şansı da yok, mecali de. Ama herkes biliyor ki bu savaş aslında Türkiye'nin savaşıdır. Çünkü İdlip'teki altı yıldır onca desteklenen cihatçı kampların sahibidir Türkiye. Keza bütün bunların üstüne Suriye'nin çeşitli bölgelerinden tahliye edilen cihatçı gruplar da İdlip'e yığıldı. Devasa boyutlara varan bu cihatçı potansiyelinin ne olacağı meselesine Türkiye'nin sorunu olarak bakılıyor. O yüzden gerçek anlamda AKP'ye endeksli bir savaş olacak gibi duruyor. Misal; Ya “hepsini al götür” ya da “hepsini yok etme savaşına ortak ol” denilirse Türkiye ne yapacak?  Kapıları açarsa Türkiye'nin IŞİD'i pek çeşitlenecek, onlara karşı savaşa ortak olursa, intikam eylemlerinin hedefi olacak…  Yani İdlip'te her anlamda en fazla belayla yüzleşecek olan Türkiye'dir.
 
Hamide Yiğit
sendika.org
 
---------------------------------------------------------------------------------------------------
[1] https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201706091028828503-rusya-koalisyon-dsg-isid-anlasti/
 
[2] Bkz. https://arabic.sputniknews.com/radio_orientalists_club/201706141024593917-%D9%84%D9%85%D8%A7%D8%B0%D8%A7-%D8%AA%D9%81%D8%AA%D8%AD-%D8%A7%D9%84%D9%88%D9%84%D8%A7%D9%8A%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D9%85%D8%AA%D8%AD%D8%AF%D8%A9-%D9%85%D9%85%D8%B1%D8%A7%D8%AA-%D9%87%D8%B1%D9%88%D8%A8-%D8%AF%D8%A7%D8%B9%D8%B4-%D8%A7%D9%84%D8%B1%D9%82%D8%A9/
 
[3] Bkz. https://www.tasnimnews.com/tr/news/2016/06/20/1109851/felluce-deki-%C4%B1%C5%9Fid-liler-nereye-gitti-amerika-g%C3%B6n%C3%BCll%C3%BC-halk-g%C3%BC%C3%A7lerini-neden-istemiyor
 
[4] “IŞİD'in en tanınmış liderleri, Barzani ve Amerikalılar arasında yapılan anlaşma neticesinde Telafer ve el-Ayaziye'den Neyneva çölüne nakledildi. Telafer'in kurtarılması operasyonu öncesinde IŞİD'liler Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin emrindeki 11 otobüsle yer değiştirerek el-Ayaziye'ye nakledildi. IŞİD'in en tanınmış liderinin Telafer'den el-Ayaziye'ye nakledilmesi Barzani ile Amerikalılar arasında yapılan anlaşma sonucu gerçekleşti.” Bkz. http://rasthaber.com/bati-asya/haber/11417-irak-hizbullahi-amerika-telafer-de-isid-e-yardim-etti
 
[5] http://kudushaber.com.tr/isid-mensuplari-abd-destegiyle-kacti_d4250.html
 
[6] http://www.gazetevatan.com/son-dakika-bagdadi-yasiyor–1085369-dunya/
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler