7be5a77d93e3b9aa3a6ad8a51d7e4037.jpg

Bahreyn inkılabı, 7 yaşında

14 Ocak 2018 tarihi, Bahreyn halkı inkılabının başlangıç günüdür, "İnci İnkılabı" olarak bilinen Bahreyn halkının ayaklanmasından 7 yıl geçmektedir, öyle bir ayaklanma ve inkılap ki Al-ı Halife'nin tüm baskıcı siyasetlerine rağmen azimli bir şekilde ilerlemektedir.

13 Şubat 2018 Salı
Bahreyn halkı Batı Asya ve Kuzey Afrika'da Arap baharı ile birlikte 14 Şubat 2011 tarihinde barışçıl gösterilerine başladı. Bahreyn'de halk ayaklanması bu ülkedeki halkın masumiyetini gözler önüne serdi. Bahreyn'de inkılapçı halkın her gün bastırılması, tutuklanması, işkence edilerek vatandaşlık hakkının iptal edilmesi, Al-ı Halife rejimin, en yüksek halkçı sesi söndürmek için baskıcı siyasetlerinin sadece bir bölümüdür. Bahreyn halkının masumiyetinin doruğu, krizlerin çözülmesi için başlıca merci olan insan haklarını savunduğunu iddia eden ülkeler ve Birleşmiş Milletler'in, Al-ı Halife rejiminin mazlum Bahreyn halkına karşı şiddet siyasetlerine sadece seyirci kalmasıdır.
 
Son 7 yılda Al-ı Halife rejimi hiçbir uluslararası taahhüt ve kurala bağlı olmadığını, Batı'nın destekleri ve uluslararası kurumların insan hakları konusundaki ikili tutumları sayesinde, krallık iktidarını korumaktan daha azına razı olmadığını ispatlıyor. Batı Asya'nın en küçük ülkesi olan Bahreyn, en fazla siyasi tutukluya sahiptir; nitekim yapılan açıklamalara göre son 7 yılda en az 11 bin kişi tutuklanmıştır. Buna ilaveten Bahreyn'de din alimlerinin hedef alınması ise, ”İnci Devrimi'nin” bir hedefe sahip olduğunu gösteriyor.
 
Bahreyn halkının mücadeleci din alimi şeyh İsa Kasım'ın, el-Doraz bölgesindeki evinin etrafında oturma eylemi düzenlemesi, din alimlerine saygısızlığın Bahreyn halkının kırmızı çizgisi olduğunu, aşılması halinde halkın kesin tepkisini beraberinde getireceğini gösteriyor. Şeyh İsa Kasım Bahreyn Şiileri için en yüksek siyasi ve dini merci olarak halk arasında büyük saygıya sahiptir. Geçen yıl en az 5 kişi Şeyh Kasım'ın evinin bahçesinde rejimin piyonlarınca öldürüldü. Al-ı Halife'nin baskıcı siyasetlerine rağmen Şeyh İsa Kasım kendi ilkelerinden geri adım atmadı ve rejimin, yargılama ve vatandaşlık hakkının iptal edilmesi gibi kışkırtıcı hareketlerine karşı, "İnci Devrimi'nin" hedeflerinden el çekmedi. Bu güçlü irade, Bahreyn halkının inkılapçı moralini hala canlı tutmakta; bu da "İnci İnkılabı"nı devam ettiren başarısının anahtar faktörüdür.
 
Al-ı Halife rejiminin, Bahreyn din alimlerine karşı sert tutumu, onların halk ayaklanmasının kalbinde yer aldığını, kendilerini bizzat bu ayaklanmanın bir parçası olduğunu, halk ile aralarında bir mesafenin olmadığının göstergesidir. "İnci İnkılabı"nın hedefi halk ve din alimleri için aynıdır; onlar Bahreyn'de temel değişiklikler ve reformları hedefleyerek, halkın serbest oyları ile seçilen demokratik bir hükümetin iş başına gelmesini istiyorlar. Halihazırda Bahreyn'de hükümet, azınlık Sünnilerin temsilcisidir, fakat ülkedeki çoğunluk Şiirlerin hükümette rolleri yoktur.
 
Unutmamak gerekir ki "İnci Devrimi"nin hedefi tüm iktidarı ele geçirmek değildir; "İnci Devrimi", halkın seçtiği bir hükümetin kurulması için mantıklı ve yasal bir süreçte seçimlerin düzenlenmesini hedefliyor. Al-ı Halife rejimi Batı ve özellikle Amerika'ya bağlı olması nedeniyle, kulaklarını Bahreyn halkının isteklerine adeta tıkamış ve Amerika'nın yeşil ışığı ile geniş çapta baskı ve insan hakları ihlalleri yolunda adım atmaktadır.
 
Bahreyn halkının bastırılmasına paralel olarak ülke kralının emri üzerine İnkılapçılar, askeri mahkemelerde yargılanıyorlar; bu konu sıradan halka karşı askeri tutumun yoğunlaşmasını gösteriyor. Bahreyn Kralı ve parlamentosu 2017 yılında askeri mahkemelere, sanık sivil vatandaşları tutuklama ve yargılama hakkı verdi. Bu bağlamda İngiltere basınından İndependent'de yer alan bir makalede, Bahreyn rejiminin kendi muhaliflerini askeri mahkemelerde yargılayan zorba rejimlerden olduğunu yazdı. İnsan Hakları Gözetleme Örgütü de Bahreyn hükümetinin, muhalefeti boğmak için mahkemeleri bir araç olarak kullandığını belirtti.
 
Bahreynli inkılapçıların bastırılması için askeri araçlara sarılmak, Ali halife rejiminin, boş elle rejime meydan okuyan inkılapçı halka karşı tüm imkanlar ve tecrübelerine rağmen çaresizliğinin doruğudur. Fakat Ali halife rejiminin inkılapçılara karşı kullandığı tüm araçlara karşı, halk ve din adamlarından sadece tek bir ses duyuluyor, o da Ali halife rejiminin devrilmesi ve 14 şubat inkılabının hedefe ulaşıncaya kadar hareketin durmayacağıdır.
 
Bu bağlamda Bahreyn Milli Vefak İslami Cemiyeti yayınladığı mesajda ”nizamın devrilmesine kadar buradayız” sloganı ile "14 Şubat Devrimi"nin devam edeceğine vurgu yapıp, bu sloganın, Bahreynlilerin, eskiye göre daha iradeli olarak reform ve değişim için direnişleri ve sahnedeki varlığının göstergesi olduğunun altını çizdi.
 
Bahreyn Milli Vefak İslami Cemiyeti ayrıca, milli uzlaşmanın ülkenin halihazırda yaşadığı krizin tek çıkış yolu olduğunu, zira 7 yıl sabır ve direnişin, krizlerin zorbalıkla çözülmeyeceğini ispatladığını önemle vurguladı.
 
"İnci Devrimi"nin temel özelliği, halkın Al-i Halife hükümetine itiraz amacı ile caddelerde gösteri yapmaları ile beraber, devrimcilerin isteklerinin gerçekleşmesi için en iyi yöntemin diyalog olduğunu savunmalarıdır; bu da Bahreyn halkı ekseriyetinin barışçıl duygulara sahip olduğunu gösteriyor. Fakat Al-i Halife rejimi Bahreyn halkının devrimini söndürmek için tek yolun kendince halkın bastırılması olduğunu düşünerek diyaloğa inanmıyor. Bu çerçevede Bahreyn'de ”el-Vefa” İslami hareketi liderlerinden Şeyh Murteza el-Sendi, Halife rejiminin ”ölüm odalarını”, ”müzakere odalarına” tercih ettiğini belirterek şöyle diyor:
 
"Bunun en bariz belirtisi Al-i Halife rejiminin inkılapçılar ve Bahreynli muhaliflere karşı tutumudur; Halife rejimi siyasi şahsiyetlerle görüşmek yerine onları siyasi hapishanelerde en ağır işkencelere tabi tutuyor".
 
İnci Devrimi'nin şekillenmesinde bütün etkenlerin yerli olmasına dair tüm belirtilere rağmen, Al-i Halife rejimi kamuoyunu saptırarak, dünyaya devrimin dış kaynaklı olduğunu göstermeye çalışıyor. Bahreyn rejiminin çürümüş bahanelere sarılmasını, Bahriyeli devrimcileri sindirme girişimlerini haklı çıkarmak için bir nevi üste çıkma olarak değerlendirmek gerekiyor.
 
Bu arada Bahreyn rejimi, devrimcileri en ağır şekillerde bastırmaya çalışmakla birlikte, onları İran İslam Cumhuriyeti ile bağlantıda olmakla suçlayarak mahkûm ediyor. İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri, Bahreyn içişlerine müdahalede bulunmadıklarını defalarca vurgulayarak, Al-i Halife rejimi tarafından boş suçlamaların ortaya atılmasının, devrimcilerin güçlü iradesine karşı çaresizliğin göstergesi olduğunu belirttiler.
 
Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi yaptığı açıklamalarda, ”En iyisi Bahreynli yetkililerin, bayatlamış eski senaryoları gündeme getirerek, tekrardan ibaret suçlamalar yöneltmek yerine, halkın meşru taleplerine yönelik baskıcı ve güvenlik tutumu yerine, kendi halkı ile ciddi diyalog yoluyla, ülkedeki krizi sonlandırmasıdır" dedi.
 
Al-i Halife rejiminin Suudi Arabistan askerlerinin yardımı ile tüm baskılarına rağmen, Bahreyn halkı direnişe azimle devam ediyor, öyle ki kaderlerini belirleme hakkına dayalı tüm meşru talepleri ve isteklerinin gerçekleşmesine kadar geri çekilmeyeceklerini dünyaya ispatladılar. Bahreyn halkının son 7 yıldaki direnişi Al-i Halife rejimi ve destekçisi rejimleri ”İnci Devrimine” son verme konusunda umutsuzluğa sürüklemiştir.
 
Bu direniş bir kez daha halkçı bir devrimin hiçbir şekilde bastırılamayacağını göstermiştir. Bahreyn halkının isteklerine boyun eğmek, Al-i Halife rejiminin önündeki tek seçenektir, zira ancak bu şekilde, karşı karşıya bulunduğu 7 yıllık siyasi krize çeki düzen verebilir. Polisiye siyaset, Bahreyn halkının devrimini söndüremez ve sadece halk ve din alimleri arasında Al-i Halife rejimine karşı nefret ve güvensizlik duygusunu arttırır ve ”İnci devrimi” sahip olduğu bu kanatlarla güçlü bir şekilde kendi yoluna devam eder.
 
IUVMPRESS
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler