1062482332.jpg

Trump'ın yönetimindeki son değişiklikler bir felaket sürecinin habercisi mi?

Amerika'nın Barack Obama sonrası hiç beklenmeyen bir seçim sonucu ile iktidara gelen Başkanı Donald Trump, kısa iktidar süresi içerisinde de beklenmedik, şaşırtan uygulamaları ile birçok kesimin eleştiri oklarına hedef oldu. Bu kez en son dışişleri bakanı ve CİA başkanı değişikliklerinin "bir felaket sürecinin habercisi olduğu" değerlendirmelerinin yapılmasına sebep oldu.

14 Mart 2018 Çarşamba
İNTİZAR - Donald Turump, seçilmesi de dahil Amerika'da iktidara geldiği günden beri icraatları ile en çok şaşkınlığa sebep olan aynı zamanda da en çok eleştirilen bir siyasetçi olmayı başardı! Amerika'da yaşanan bu durumun dünyanın geri kalanı için belki çok da bir önemi olmayabilirdi, fakat ABD Başkanı olarak aldığı kararlar Amerika dışında, dünyanın dört bir tarafında da -genellikle olumsuz- etkileri olmaktadır. 
 
Amerika'nın uyguladığı politikaların dünyanın geri kalanı için zaten bir hayır getirdiği söylenemez. Buradan yola çıkarak Donald Turmp'ın kendinden önceki Amerikan yönetimlerinden pek de farklı bir şey yapmadığı söylenebilir, ama zenginliği ile bilinen bu yeni başkan aynı zamanda da şımarıklığı ile hem kendi ülkesindeki yerleşik devlet uygulamalarını ve hem de uluslararası hukuk açısından uyulması gereken yerleşik kuralları aşındıran, yok sayan iş görme tekniği ile adeta bir filin züccaciye dükkanına girmesi gibi sonuçların ortaya çıkmasına sebep oluyor. 
 
Donald Trump'ın en yeni icraatı ise mevcut dışişleri bakanı Rex Tillerson'u twitter hesabından yaptığı bir duyuru ile görevden alması ve yerine mevcut CIA başkanı Mike Pompeo'yu yeni bakan olarak ataması oldu. Ayrıca Pompeo'dan boşalan CIA başkanlığına da Pompeo'ya yakın Gina Haspel'i atadı. Trump'ın bu değişikliği gerçekleştirirken uyguladığı yöntemin bahsi geçen şımarık iş görme sitili ile örtüşmesi bir kenara bu değişikliğin zaten beklendiği ve burada bir anormalliğin olmadığı söylenebilir. Fakat birçok analistin de ortaya koyuduğu gibi değişikliklerle birlikte ataması yapılan bu iki ismin tıpkı Trump gibi iş görmeleri, hukuku, yerleşik kuralları aşan uygulamalarının olması, sertlik taraftarı olmaları hesaba katıldığında önümüzdeki günlerde nelerle karşılaşabileceğimiz hakkında bir takım ip uçları veriyor. 
 
Bu noktada özellikle Washington'da dönen dolaplara dair sıkı takibi ile kayda değer tespitler ortaya koyan gazeteci Serdar Turgut'un adeta 'telaş' olarak vasıflandırılabilecek yaklaşımı ile yaptığı değerlendirmeler dikkat çekici.
 
Serdar Turgut bu son değişiklikler ile ilgili yaklaşımını ortaya koyarken adeta bir felaket sürecinin başlangıcında olunduğu hissini uyandırıyor. Serdar Turgut Donald Trump'ın Mike Ponpeo'yu dışişleri bakanlığına Gina Haspel'i de CIA başkanlığına atamasını özellikle İran ve Türkiye için bölgesel bir takım belaların habercisi olarak görüyor.   
 
Gazeteci Serdar Turgut'un bu konudaki tespitlerini ortaya koyarken kullandığı ünlemler gerçekten dikkat çekici. Mesela gazeteci Serdar Turgut'un, Gina Haspel'in CIA başkanlığına atanması hakkında değerlendirme yaparken "yandım Allah" ünlemi ile olayın vehametini ortaya koyması bölgede bundan sonra yaşanabilecekler hakkında ip ucu niteliğindedir.
 
Toplamda ABD Başkanı Donald Trump Amerika'nın en önemli uygulamaları ile dünyanın geri kalanını ilgilendiren iki kurumunun (dışişleri ve CIA) başına tıpkı kendisi gibi hukuku, yerleşik uygulamaları tanımayan, şımarık ve bu vasıfları sebebiyle bölgesel hatta dünya genelinde bir faciaya sebebiyet verebilecek iki yeni ismi atamış bulunuyor.
 
Ortaya çıkan bu yeni denklemin bir takım olumlu sonuçlarının da olması mümkündür. Amerika'nın daha önce bir takım perdeler çekerek yaptığı işleri bu kez pervasızca aşikar bir şekilde yapacak olması, dünyanın geri kalanının birbirine biraz daha yaklaşmasını, Amerika karşısında yeni bir cephenin oluşmasını da getirebilir. Mesela bölge meselelerinde birbirinden farklı düşünen ama zamanla birbirine yaklaşan Türkiye ve İran gibi ülkeler daha yakın bir işbirliğine girebilirler. Zira Serdar Turgut ve bu konuyu işleyen diğer analistler genel olarak bu yeni durumun İran için zaten zararlı sonuçlarının olacağını tespit ederken, söz konusu durumun Türkiye için de olumsuz sonuçları olacağında ortak bir kanaate sahipler. 
 
Serdar Turgut Haber Türk gazetesindeki köşesinde bu gün tam da bu yeni değişikliğin en fazle hedefi olacak İran ile ilgili bir operasyonu konu edinmiş. Bu yazıdan yola çıkarak bütün bu olanların yakın gelecekte nelere kapı aralayacağına dair tahminde bulunmak biraz daha mümkün olabilecektir...  
 
Suudi Veliaht Prensi Selman, ABD'ye gelirken CIA'dan İran'a yönelik operasyon
 
Karartılmış operasyonlar uzmanı ve CIA merkezinde bile adından korkuyla bahsedilen “Ayetullah Mike” lakaplı Michael D'Andrea'nın İran'a yönelik operasyonların başına geçirildiğini bu köşede ilk kez duyurduğumda (17 Ekim 2017), İran'a karşı alışılmışın dışında bazı operasyonlar beklememiz gerektiğini söylemiştim.
 
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun Washington'da olacağı 19 Mart günü burada temaslarına başlayacak olan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın (MBS) bu önemli ziyaretine denk gelmesi için düşünülen sert bir ajitasyon başlatıldı.
 
Suudi Arap prodüksiyonu olduğu söylenen ama buram buram Amerikan yapımı kokan bir çizgi film etrafta dolaşmaya başladı.
 
İran ile Suudi Arabistan'ı savaşmaya tahrik eden bu filmin, İran ve Katar'da rejim değişikliği planları üzerine de konuşmak için Washington'a gelecek MBS'nin ziyareti öncesinde ortaya çıkması katiyen tesadüf değil.
 
Çizgi filmin içeriğini kısaca özetlemeliyim.
 
Kaba tahrik
 
Açılışta bir Suudi Arabistan bayraklı yük gemisi açık denizde seyrediyor.
Üzerinde insani yardım taşıdığı yazıyor.
 
Birden İran bayrağı taşıyan silahlı sürat botları gemiye doğru geliyor.
 
Suudi komuta merkezindekiler, Amerikan aksanlı İngilizce konuşarak hücumbotların imha edilmesi komutu veriyorlar.
 
İran botları imha edildikten sonra İran uçakları havalanıyor.
 
Suudi komutanın İngilizce emriyle onların uçakları da havalanıp İran uçaklarını düşürünce savaş başlıyor.
 
Komutanın “Şimdi öç alma zamanı” demesiyle İran'ı işgal edecek Suudi gücü yola çıkıyor.
 
Denizden ve havadan işgal başlatılıyor.
 
Bir Suudi timi aralarında tabii ki İngilizce konuşarak İran Devrim Muhafızları'nın binasını arıyor.
 
Bir kapının ardında odada yere diz çökmüş ve teslim olmuş bir İranlı subay görülüyor.
 
Korkudan tir tir titreyerek çizilmiş olan bu karakterin aslında Kudüs Gücü'nun komutanı Kasım Süleymani olduğu görülüyor.
 
Film Mekke'den bir huzurlu görüntü verilerek bitiriliyor.
 
Yani Suudi Arabistan, İran'ı işgal ederse İslam âlemine de huzur gelecek mesajı verilmek isteniyor.
 
CIA buram buram Ayetullah Mike imzası taşıyan bu savaş tahrikçisi filmi “Ben yaptırdım” demeyecek tabii.
 
Ama ben yine de bir boyut eksik kalmasın diye bunu bazı kişilere sordum.
 
Bu filmin Suudi Deterrent Force adlı bir sivil örgüt tarafından yaptırıldığını söylüyorlar.
 
İnanmış görünebiliriz ama bu filmin tam da Suudi Veliaht Prensi Selman'ın ziyareti öncesine denk gelmesinin benimkinden pek farklı bir yoruma izin vereceği de söylenemez.
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler