ARABIA-BIN-SALMAN02.jpg

Suudi veliaht prensi İran toplumunu nasıl birleştiriyor?

Suudi Veliaht Prensin İran'a yönelik sert çıkışları İran toplumunda birleştirici etki yapıyor. 19 Mart'ta CBS'nin “60 Dakika” programında İran'ı özellikle sert bir tonla hedef alan 32 yaşındaki prens İran'da hem kendisine hem Suudi Arabistan'a karşı öfke dalgası yarattı.

5 Nisan 2018 Perşembe
Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman'ın İran'a yönelik sözlü saldırıları genelde bölünmüş olan İranlılar üzerinde birleştirici etki yapıyor. 19 Mart'ta CBS'nin “60 Dakika” programında İran'ı özellikle sert bir tonla hedef alan 32 yaşındaki prens İran'da hem kendisine hem Suudi Arabistan'a karşı öfke dalgası yarattı.
 
İran'ı terörü desteklemekle suçlayan Muhammed şöyle konuştu: “Pek çok El Kaide militanı İran'da koruma altında. (...) El Kaide'nin yeni lideri olan Usame Bin Ladin'in oğlu da bunların arasında. Bu kişi İran'da yaşıyor, faaliyetlerini İran'dan yürütüyor. İran ona destek veriyor.” İran'ın askeri ve ekonomik güç bakımından Suudi Arabistan'la kıyaslanmasını alaya alan Muhammed şu ifadeleri kullandı: “İran Suudi Arabistan'ın rakibi olamaz. İran ordusu Müslüman dünyasının en güçlü beş ordusu arasında yer almıyor. Suudi ekonomisi İran ekonomisinden büyük. İran Suudi Arabistan'ın eşiti olmanın çok uzağında.”
 
Bu sözler İran'da anında tepki doğurdu, insanlar sosyal medyada öfkelerini dile getirdi. Twitter'da Muhammed'e tepki yağarken Yemen savaşına dikkat çeken bazı kullanıcılar, güçlü ordusuna rağmen Suudi Arabistan'ın üç yıldır devam eden savaşta hâlâ başarı sağlayamadığını vurguladılar. Siyasi konularda genelde sert bir kutuplaşma içinde olan sosyal medya, Muhammed'in sözlerine gelince görüş birliği içinde görünüyordu.
 
Yemen savaşının yanı sıra pek çok İranlı Muhammed'in sözlerindeki çelişkilere dikkat çekti. Örneğin İran'da yasaklı olan BBC Farsça servisinin New York muhabiri Bahman Kalbasi bile Twitter'dan şu mesajı paylaştı: “Suudi veliaht prensi ABD ziyareti öncesinde CBS'nin ‘60 Dakika' programına mülakat verdi. Prens bir taraftan İran ordusu ile İran ekonomisinin Suudi Arabistan'a rakip olamayacak kadar zayıf olduğunu söylüyor, bir taraftan ise İran liderinin yeni Hitler olduğunu, gücünü yaymak istediğini söylüyor.”
 
Bu arada Muhammed'le bağlantılı tüm sosyal medya sayfalarının hedef alınması için Instagram'dan çağrılar yapıldı. Veliaht prensin resimlerini ve hayatını yansıttığını söyleyen “Special Royal” isimli hesap, hem Farsça hem Arapça Muhammed aleyhine yorumlar yazan İranlı kullanıcıların saldırısına uğradı.
 
İran'ın eski Ürdün Büyükelçisi Nusretullah Tacik Al-Monitor'a şu değerlendirmede bulundu: “İranlılar Muhammed'in tehditlerini farklı sebeplerle ciddiye almıyor. Birincisi Suudi Arabistan, tahta kimin geçeceği konusu ve halktan yükselen karşılanmamış talepler gibi kritik bazı fay hatları üzerinde duruyor. Dolayısıyla hassas bir dönemden geçiyor. İkincisi içteki krizi atlatmak için Suudi Arabistan'ın bir dış düşman yaratması lazım. Bu arada (Muhammed) Donald Trump'ın siyasi ve askeri desteğini de kazanmaya çalışıyor. Ancak Trump'ın (Muhammed'le yaptığı) görüşmenin ardından söyledikleri şuna işaret ediyor: Trump Amerika'sının asıl önceliği, askeri teçhizat satışı gibi gerekçelerle Suudilerin kaynaklarını olabildiğince tüketmek. İran toplumunun tüm siyasi farklılıklarına rağmen böyle bir konuda, böyle bir dış düşman karşısında ortak tutum alması doğal. İran mevcut koşullarda stratejik sabır politikası izlemeli ki bu ülke kendi yarattığı sorunlara iyice gömülsün.”
 
İç siyasetteki hedeflere ulaşmak için dış düşman yaratmak siyaset biliminde iyi bilinen bir kavram. Nitekim İran'daki yorumculara göre Muhammed'in İran'la gerilimi artırmasının ana sebeplerinden biri içeride gerçekleştirmek istediği reform ve hedeflerin yolunu açmak. Ancak belirtmek gerekir ki prens bunu yaparken İslam Cumhuriyeti'ne de aynı armağanı sunmuş oluyor. Tahran aslında Suudi Arabistan'la tansiyonu artırmak istemiyor. Üst düzey İranlı yöneticiler çeşitli vesilelerle Suudi krallığıyla diyalog ve gerilimi bitirme çağrıları yaptılar. Ancak bu çabalar iki bölgesel güç arasında tansiyonu ve husumeti azaltmakta pek sonuç vermedi.
 
Bu koşullarda İran halkı ülkesindeki siyasal sisteme daha çok güvenme eğiliminde oluyor, bu da vatanseverlik duygusunu pekiştiriyor ve bu meselede birlik beraberliği güçlendiriyor. Bu sayede İranlı yetkililer de Muhammed Bin Selman'ın tehditleri ve maceracılığına daha büyük bir özgüvenle kafa tutabiliyor.
 
Görüldüğü kadarıyla Washington'da işler şimdilik Muhammed'in lehinde gidiyor. Trump'ın ekibine prense yakın isimler katılmaya devam ediyor. Ancak akılda tutulması gereken önemli bir nokta var: Eski ABD Başkanı Barack Obama İran'da ciddi siyasal reform yapılabileceği konusunda kuşkuları artırarak İran toplumundaki bölünmüşlükten yararlanmayı başarmıştı. Bugün ise Trump ve Muhammed sayesinde dikkatler ABD ile Suudi Arabistan'ın tehditlerine odaklanıyor ve İslam Cumhuriyeti'nin pek çok yeminli muhalifi bile dış düşmanlarla uğraşmak gerektiğini kabul ediyor.
 
 
Saeid Jafari
Al-Monitor
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler