Lübnan sürekli Amerika ve Siyonist rejimle Fransa ittifakının fitne ve komplolarına maruz kalıyordu. Siyonist İsrail rejimiyse, Falanjistler denen aşırı sağcı Hıristiyan katilleri Lübnan'da örgütleyip, Müslümanlara ve özellikle şii Müslümanlara kan kusturuyordu. Lübnan Şiileri İmam Musa sadr'ın liderliğinde "Hareketül Mahrumin" teşkilatını kurdular. Bu teşkilat Lübnan Hizbullah'ın temel taşlarını oluşturdu.
İran'da zafere kavuşan islam inkılâbından esinlenen Lübnanlı Şiiler ise Lübnan'ı Amerika ve Siyonist rejimin istilacı girişimlerinden kurtarmak ve bağımsızlığa kavuşturmak için Lübnan İslami direniş hareketi Hizbullah'ı kurdular. Hizbullah'ın kuruluş amacı, Siyonist rejimin ve uzantılarını Lübnan'dan temizlemek, Sünni, Şii ve Hıristiyan farkı gözetmeden bütün Lübnanlıları kucaklamak, Filistin halk kurtuluş savaşına destek vermek ve Siyonist çeteler rejimine son vermekti.
Lübnan Şiileri İmam Humeyni'nin Filistin ve Beytul-Mukaddes'i Siyonist Yahudi göçmen işgalcilerden kurtarmak, Müslümanlar yerli Yahudiler ve Hıristiyanlardan oluşan bağımsız birleşik Filistin devletini kurma stratejisine biat etmiş ve Lübnan Hizbullah'ına gönülden destek vermiş bulunuyor.
Lübnan hizbullah'ın diğer asıl hedefi bölgedeki bütün anti Siyonist ve anti emperyalist halk direnişlerini desteklemektir. Nitekim Siyonist rejimin casusluk ve terör örgütü Mossad ile işbirliği yapan MİT'in 30 Mayıs 1997 raporuna göre; Hizbullah siyasi, sosyal ve kültürel hizmetlerle eğitim alanında Sünni Şii ayrımı yapmaksızın kamplarında değişik Müslüman ülke kökenli birçok İslamcı unsurlara ideolojik, askeri eğitim, lojistik yardım veriyordu. Bu nedenle tehdid kaynağı sayılıyordu.
Peki Hizbullah kime karşı tehdit sayılıyordu... Katiller sürüsü Siyonist rejim işgalcilerine ve destekçilerindan başka hiçbir kimseye.....
Nitekim Lübnan iç savaşı boyunca Hizbullah, katil İsrail rejimiyle Siyonizm işbirlikçisi Falanjistleri destekleyen Amerika ve Avrupalı işgal güçlerinin Lübnan'dan atılması amacıyla birçok operasyon gerçekleştirdi.
Hizbullah Mücahitleri 1993 yılında Amerika Elçiliğine ve Amerika askeri üslerine şehadet operasyonu düzenleyerek 241 Amerikalı işgalci askeri öldürdü. Bu kurtuluş savaşı operasyonlarından kısa bir süre sonra Amerika bütün askerlerini Lübnan'dan geri çekti.
Lübnan Hizbullah'ı Siyonist işgalcilere karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmekle birlikte Lübnan iç savaşına son vermeye çalıştı. Nitekim 1990 yılında imzalanan Taif antlaşmasıyla Lübnan'da iç savaş son buldu. Taif antlaşmasyla katil falanjistlerden oluşan ve Siyonist rejim işbirlikçisi olan "Güney Lübnan ordusu"yla işgalci Siyonist İsrail'i rahatlatmak için Lübnan Hizbullah'ının silahsızlandırılması öngörüldü. Fakat Hizbullah mücahitlerinin katil İsrail işgalci güçlerine karşı gerilla savaşını sürdürüp, 15 Mayıs 2000 tarihinde hunhar İsrail askerlerini Lübnan'dan söküp attı.
Irkçı İsrail rejimi Gazze Halkını bombaladıktan hemen sonra 12 Temmuz 2006 – 14 Ağustos 2006 tarihleri arasında yeniden Lübnan'ı işgal etmek için savaş başlattı. İsrail-Arap savaşlarında ilk defa olarak Lübnan Hizbullah'ı katiller sürüsü ırkçı İsrail rejimini ağır hezimete uğrattı. Bu nedenle hunhar ve gayri meşru İsrail rejimini destekleyen Amerika emperyalizmiyle fitneci ve eski sömürgeci İngiltere ve İngiliz müstemlekesi Kanada ve Avusturalya tarafından Lübnan Hizbullah'ı terörist ilan edilmiştir.
Amerika ve Batılı müttefikleri ve İslam ile arap dünyasındaki işbirlikçi rejimleri, islam inkılabının yol açtığı özgürlükçü, anti emperyalist ve anti Siyonist İslami vahdet ve ümmet birliği dirilişini bozmak ve saptırmak için sahte devrimci, tekfirci-Sünni örgütleri kurdurdular.
Batılı sömürgeci ve işgalci güçler bu amaçla İslam ülkelerinde iç savaş çıkarıp parçalamak için, Afganistan ve Pakistan'da El-Kaide ve Taliban ile diğer tekfirci terörist örgütlerini kurdurup, Şii ve Sünni Müslüman katliamını hızlandırdılar. 2011 yılından itibaren ise Suriye'ye demokrasi ve özgürlük getirmek için en gerici ve dikta rejimler olan Suudi Krallık rejimi, Birleşik Arap Emirlikleriyle Katar emirliği tekfirci terör örgütlerini kurdurdular. Bu tekfirci terör örgütlerinin eliyle Suriye hükümetini devirmek, Suriye'yi parçalamak, Siyonist rejimin Golan tepelerindeki işgalini pekiştirmek ve Suriye içlerine yayılmasını sağlamak, 600 bin Filistinli mülteciyi Suriye'den kovmak, İran İslam Cumhuriyetiyle Suriye ve Lübnan Hizbullah'ıyla Filistin halkı ve Filistin halk kurtuluş örgütlerinin anti Siyonist direniş eksenini kırmak ve Filistin halkını teslim almaktı.
Suriye Batılı güçlerle Siyonizm işbirlikçisi arap rejimlerinin gladiyatörleri olan tekfici teröristler, Suriye'de alevi Şii ve Hırıstiyan katliamını hızlandırdıkları ardından Lübnan Hizbullah'ı da Suriye halkına yardımcı olmak için bu islam ülkesine birliklerini gönderip, tekfirci hunhar teröristlerin belini kırdı.
Bazı iddialara göre, Hizbullah Suriye'de İhvan-ül-Müslimin teşkilatına karşı savaşırken HAMAS gibi İhvan'ın diğer koluna destek oluyor. Fakat gerçek şu ki; asıl İhvan-ül-müslimin tekfirci değildir. Suriye ihvanı denilen örgüt, tekfirci ve Suudi rejimine bağımlıdır ve Filistin halk direnişinin düşmanıdır. HAMAS ise asıl ihvan'ı temsil etmekte ve anti Siyonist bir hareket olarak İran İslam Cumhuriyeti ve Lübnan Hizbullah'ı tarafından desteklenmektedir.
Lübnan Hizbullah'ı Suriye'deki bütün tekfirci selefi Vahhabi terör örgütleri olan IŞİD, Nusra cephesi, İslam cephesi ve sözde İhvancı Tevhid Tugayları tarafından tekfir edilmektedir. Bu tekfirci terör örgütleri Suudi Vahhabi rejiminin petro dolarlarıyla beslendikleri için ister istemez, ırkçı İsrail rejimiyle de işbirliği yapmaktadırlar. Türkiye hükümeti tarafından da lojistik destek sağlanan bu hunhar tekfirci terör örgütleri açıkça Irak ve Suriye'yi yıkım ve teröre boğup, ırkçı İsrail rejiminin ablukası altındaki Filistin halkına yardım yollarını kapatmaya çalışmaktadırlar.
Bilindiği gibi hunhar ve Siyonist terör çetelerinden oluşan soykırımcı ırkçı İsrail'in korkulu rüyası olan Lübnan Hizbullah'ı, başbakan Erdoğan'ın yardımcısı ve AKPli adalet bakanı Bekir Bozdağ tarafından da Hizbuşşeytan olarak karalanmaya çalışılmıştı.
Fakat gerçek şu ki; islam inkılabı rehberi Ayetullah Hamenei'nin vurguladığı gibi bütün islam ülkeleri Filistin halkını silahlandırmalı ve Siyonist işgalcilerin saldırılarına karşı savunma güçlerini temin etmelidirler. Bu nedenle Siyonist çeteler rejiminin gizli ve açık destekçilerinin büyüleri bozulmuş olacaktır.
Seyid Ali Gaemmagami
İRİB