5bfd6c2aba379.image.jpg

Washington’un sinsi planı: Varşova Zirvesi

Amerika devleti Ortadoğu politikaları çerçevesinde 13 – 14 Şubat 2019 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da “Ortadoğu’da barış ve güvenlik” başlıklı bir oturum düzenlemek istiyor. Peki ama, Amerika bu oturumu düzenlemekle neyin veya nelerin peşindedir?

28 Ocak 2019 Pazartesi
Amerika yönetimi Varşova Zirvesi'ne katılmak üzere 70 ülkeyi davet ettiğini ileri sürüyor. Ancak Amerika'nın bu zirveye onlarca ülkenin Dışişleri Bakanlarının katılacağını ileri sürmesine rağmen birçok ülkenin üst düzey yetkilileri bu zirveye katılmayacaklarını açıkladı.
 
Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Varşova Zirvesi'nin düzenleyeceklerini açıkladığı ilk günde, zirvenin amacını Ortadoğu bölgesinde sözde istikrar ve özgürlüğü pekiştirmek ve özellikle İran'ın bölgesel nüfuzu ile mücadele etmek şeklinde açıklamıştı. Amerika Dışişleri Bakanı Pompeo şöyle demişti: "Bu zirve en çok İran üzerinde odaklanacaktır".
 
Aslında Amerikalı yetkililer bu zirvede Amerika güdümünde hareket eden bazı ülkeleri bir araya getirerek İran'a karşı bir nevi uluslararası konsensüs oluşturmaya çalışıyor. Pompeo 22 Ocak Salı günü Davos ekonomik Zirvesi'nde video konferans aracılığı ile yaptığı konuşmada bir kez daha İran'ı tehdit ederek Tahran yönetimini bölgede istikrarsızlık etkeni olmakla suçladı. Pompeo, Washington yönetimi İran'a karşı bölgesel bir ittifak oluşturmayı umduğunu ifade etti.
 
Ancak Varşova Zirvesi'nin İran karşıtı bir oturum olmasına yönelik eleştirilerin artması ile birlikte, ABD Dışişleri Bakanlığı açıkça eski tutumundan çark ederek zirvenin gündemini değiştirmek zorunda kaldı. Amerika Dışişleri Bakanlığı geçenlerde yayımladığı bildiride konferansın ana gündem maddelerini bölgesel krizler, füze sistemlerinin geliştirilmesinin önlenmesi, siber güvenlik ve enerji alanında yeni tehditler ve radikalizmle mücadele şeklinde açıkladı.
 
Amerika'nın BM temsilcisi yardımcısı Janatan Cohen 22 Ocak Salı günü yaptığı açıklamada, Varşova Zirvesi'nin amacı İran'ı tahrip etmek veya bu ülkeye saldırmak için hazırlık yapmak olmadığını, zirvenin amacı Ortadoğu bölgesinde güçlü bir güvenlik yapısı oluşturmaktan ibaret olduğunu ileri sürdü. Bu arada Polonya Cumhurbaşkanı da Davos ekonomik forumunun kulisinde yaptığı açıklamada, Varşova yönetimi zirveye İran İslam Cumhuriyeti'ni davet edip etmeme konusunda henüz karar almadığını belirtti. Oysa bundan önce Polonyalı yetkililer İran'ı zirveye davet etmeyeceklerini açıklamıştı.
 
Bazı gözlemciler, Amerika yönetimi İran karşıtı olduğunu belirttiği konferansa ilgi gösterilmemesi yüzünden İran'ın adından söz etmemeye ve böylece başka ülkelerin Dışişleri Bakanlarının Varşova Zirvesi'ne katılmama riskini azaltamaya karar verdiğini belirtiyor. Bundan önce de bazı Batılı medya organları bazı AB ülkeleri Varşova Zirvesi'ne katılmayacaklarını veya çok düşük düzeyde katılacaklarını yazmıştı.
 
İran Dışişleri Bakanlığı da Polonya'nın başkenti Varşova'da İran karşıtı bir zirvenin düzenlenmesine gösterdiği tepkide Polonya yönetimine itiraz etti ve bu ülkenin Tahran Maslahatgüzarını Dışişleri'ne çağırdı. Amerika'nın Wall Street Journal gazetesi 23 Ocak Çarşamba günkü sayısında Polonya'da Ortadoğu'nun durumunun ele alınma bahanesi ile düzenlenmesi planlanan zirveye yönelik eleştirilere yer verdiği raporunda, bazı Avrupalı diplomatların Varşova Zirvesi'nin iptal edilmesini düşündüklerini belirtti.
 
Bu arada Amerika Dışişleri Bakanlığının zirve ile ilgili yeni bildirisi, El Monitor haber sitesi Avrupalı diplomatlardan naklen Amerika'nın Avrupalı müttefikleri bazı bahaneleri ileri sürerek Dışişleri Bakanı düzeyinden daha düşük düzeyde Varşova Zirvesi'ne katılacaklarını ve ayrıca zirvenin gündemini sulandırmak için bazı tedbirleri düşündüklerini duyurmasının ardından yayımlandı. El Monitor, Avrupalı yetkililer aynı zamanda bu hareketleri Amerika'yı umursamamazlık şeklinde algılanmamasına da özen göstermeye çalıştıklarını kaydetti.
 
Öte yandan bu zirveye davet edilen ülkelerin Dışişleri Bakanları oldukça uyumsuz bir topluluğu oluşturuyor, zira aralarında ciddi anlaşmazlıklar ve görüş ayrılıkları bulunuyor ve bu yüzden Amerika'nın istediği İran karşıtı bir konsensüs oluşturmaları uzak bir ihtimal gözüküyor. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise Polonya yönetimi ve Varşova Zirvesi'ne katılmak isteyen ülkelere hitaben attığı twitte şöyle dedi: "Amerika'nın İran karşıtı son şovuna katılanlar ya öldüler ya da rezil oldular ya da dışlandılar, ancak İran her zamankinden daha güçlü bir şekilde ayaktadır".
 
Aslında Amerikan yönetimi Varşova Zirvesin'i düzenleyerek çeşitli hedeflere ulaşmak istiyor. ABD Başkanı Trump'ın başkanlığı döneminde daha da ciddi bir hal alan bu hedeflerden biri, AB içinde çatlak oluşturmak ve bu birliği kurucularından oluşan eski Avrupa ve 2000 yılından sonra birliğe üye olan ülkelerden oluşan yeni Avrupa şeklinde ikiye bölmektir. Nitekim bu yüzden Amerika zirveye ev sahipliği yapması için Polonya'yı seçmiş bulunuyor. Polonya AB'nin politikalarını eleştiren ve üye ülkelerin milli egemenliğine vurgu yapan ve aynı zamanda dış politika ve savunma politikalarında Amerika'yı izlemeyi tercih eden ülkelerden biridir.
 
Ancak bu durum AB liderlerinin hassasiyetini tetikliyor. Üstelik Varşova Zirvesi'nin İran karşıtı oluşu da AB'nin Bercam nükleer anlaşmasını koruma politikası ile çelişki arzediyor. Bu yüzden Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini Varşova Zirvesi'ne katılmayacağını açıkladı. Gerçi Mogherini bunun için Afrika ziyaretini bahane gösterdi. Ancak kesin olan şey, Mogherini'nin Varşova Zirvesi'ni esasen umursamamasıdır, zira bu zirveye katılmayı bir nevi Amerika'nın İran karşıtlığı ile eşgüdümlü hareket etme şeklinde değerlendiriyor.
 
Bundan önce Fransa yönetiminin de muhtemelen Varşova Zirvesi'nde Dışişleri Bakanı düzeyinden daha düşük düzeyde katılacağı açıklanmıştı. Almanya ise Varşova Zirvesi'ne katılıp katılmama konusunda henüz bir karar vermiş değil. Avrupa ülkeleri arasında bir tek Britanya Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt Varşova Zirvesi'ne katılacağını açıkladı. Bu durum Almanya ve Fransa'nın AB ile birlikte ve Bercam nükleer anlaşmasını koruma doğrultusunda Amerika'nın İran karşıtı uygulamalarını izlemek istemediklerini ortaya koyuyor.
 
AB'den başka Ortadoğu gelişmelerinin önemli aktörlerinden biri olan Rusya da Polonya yönetiminin Amerika tarafından tasarlanan Varşova Zirvesi'ne katılma çağrısını reddetti. Bu gelişmenin üzerine Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Rusya Ortadoğu bölgesinde önemli rol ifa ettiğini, Moskova yönetimi Varşova Zirvesi'ne katılmadığı takdirde bu zirveden herhangi bir anlaşma çıkmasını beklememek gerektiğini açıkladı.
 
Rusya yönetimine göre, mevcut şartlarda Washington ve Tel aviv yönetimleri Varşova Zirvesi'nde İran kaşıtı bir sonuç çıkmasını amaçladıklarını, böylece Amerika, İran'a karşı en ağır yaptırımları uygulayarak iktisadi gücünü dayatmanın yanında, İran'ın bölgesel nüfuzunu kısıtlamak için propaganda ve siyasi savaşta da yumuşak gücünü kullanmak istiyor. Bundan önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Moskova yönetimi Amerika'nın planladığı Varşova Zirvesi'ne resmi davet mektubunu aldığını, fakat bu zirvenin bölgenin sorunlarını çözümleyebileceğinden kuşku duyduklarını açıklamıştı.
 
Amerika yönetiminin Varşova Zirvesi'ni düzenlemekle peşinde olduğu hedeflerden biri de Bercam nükleer anlaşmasını etkilemektir. Oysa bu anlaşma BM güvenlik konseyi tarafından da onaylanan bir anlaşmadır ve İran, Rusya, Çin ve AB troykası bu anlaşmayı korumak istiyor. Bu konu, Rusya yönetiminin de üzerinde durduğu konudur. Moskova yönetimi Varşova Zirvesi Bercam karşıtı mahiyeti olan bir zirve olduğunu düşünüyor.
 
Aslında başta 4+1 grubunun üyeleri ve BM olmak üzere uluslararası büyük kurumlar ve küresel güçler Amerika'nın Bercam karşıtı tutumuna eşlik etmek istemiyor. BM genel sekreteri sözcü yardımcısı Ferhan Hak konu ile ilgili yaptığı açıklamada, BM genel sekreteri Antonio Guterres İran İslam Cumhuriyeti'ni bölgenin önemli ve yapıcı devleti bildiğini belirterek BM'nin Bercam nükleer anlaşması ile ilgili tutumu bu anlaşmanın önemli bir diplomatik kazanım olarak korunmasına yönelik olduğunu belirtti.
 
Varşova Zirvesi'nin bir başka amacı, Amerika'nın bölgeye yönelik şom politikalarına ve planlarına hizmet etmektir. Amerika yönetimi bu zirvede Ortadoğu'nun en önemli sorunu olan Filistin meselesini gündeme getirmek yerine sadece kendi çıkarları doğrultusunda olan konuları gündeme getirmek istiyor. Gerçekte Trump yönetimi bu zirveyi, bölgeye yönelik önemli politikalarından biri olan Arap rejimlerle İsrail arasında bir ittifak kurma zemini haline getirmeye ve sonuçta Filistin meselesini marjinal hale getirmeye ve İran'ı Ortadoğu bölgesinin en önemli sorunuymuş gibi göstermeye çalışıyor.
 
Amerika yönetimi aynı zamanda Trump'ın hazırladığı Yüzyılın anlaşması adlı kumpasını ilerletmek ve kendince Filistin meselesini İsrail lehine sonuçlandırmak istiyor. Bu doğrultuda Amerika yönetimi, sözde Ortadoğu bölgesinde barış ve istikrarı amaçlayan Varşova Zirvesi'ni Arapların desteğini kazanmak için iyi bir fırsat olarak görüyor. Oysa Amerika yönetimi korsan İsrail'in stratejik müttefiki olarak hiç bir zaman Filistin meselesine tarafsız yaklaşmamıştır, nitekim Yüzyılın anlaşması adı ile anılan planı da tamamen korsan İsrail'in lehine ve Filistin milletinin zararına göre hazırlanan bir plandır.
 
Aslında Washington ve Tel Aviv, mevcut şartlarda Varşova Zirvesi'nden İran karşıtı bir sonuç çıkmasını bekliyor ve böylece Amerika, İran'a karşı en ağır yaptırımları uygulayarak iktisadi gücünü dayatmanın yanında, İran'ın bölgesel nüfuzunu kısıtlamak için propaganda ve siyasi savaşta da yumuşak gücünü kullanmak istiyor. Rusya'nın BM daimi temsilcisi 22 Ocak Salı günü yaptığı açıklamada Varşova Zirvesi'ni İran karşıtı bir zirve diye niteleyerek bu zirvenin bölgenin güvenliğini olumsuz etkileyeceğini belirtti.
 
Doğal olarak mevcut şartlarda Amerika'nın esas amacı uluslararası bir konsensüs çerçevesinde İran'a baskı uygulamak ve bölgesel politikalarını değiştirmek ve özellikle Suriye'den çekilmesini sağlamaktır. Nitekim bundan önce de ABD milli güvenlik danışmanı John Bolton başta olmak üzere bazı üst düzey yetkilileri bu amaçlara vurgu yapmıştı.
 
Aslında İran İslam Cumhuriyeti'nin Irak, Yemen, Suriye ve Lübnan gibi bölge ülkelerinde belirleyici rol ifa etmesi, Amerika ve İsrail'in yanı sıra bölgedeki Arap müttefiklerini de öfkelendiren durumdur. Amerika ve İsrail bölgedeki gerici Arap rejimlerini de yanına alarak İran'a baskı uygulamaları şimdiye kadar onların istediği sonuca ulaşmadı. Nitekim başta 4+1 grubu üyeleri olmak üzere dünyanın önde gelen önemli ülkeleri de Varşova Zirvesi'ne karşı çıkmaları Amerika ve müttefiklerinin itibarına ağır bir darbe daha indirdi.
 
Böylece, Amerika tüm iddiaları ve İran'ın bölgesel nüfuzunu engelleme çabaları ve bu nüfuzu tehdit gibi gösterme gayretlerine rağmen Rusya, Çin ve hatta Amerika'nın Avrupalı müttefikleri İran'ın Ortadoğu bölgesinde barış ve istikrar konularında önemli rol ifa ettiğini itiraf ediyor.
 
Parstoday
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler