9181291099892640360no.jpg

Assange operasyonu: Emperyalizmin dinmeyen öfkesi

Sahi İngiliz polislerinin kollarının arasında sürüklenerek götürülen Assange, şimdilerde gözlerimizin önünde olup bitenleri; Orta ve Güney Amerika'da ABD çizgisinde olmayan demokratik-halkçı hükümetlerin yerine saf ABD uşağı hırsız, soyguncu ve faşistlerden oluşan hükümetlerin hazırlanmakta olduğunu seneler önceden haber veren gerçek belgeleri dünyaya sunmaktan başka ne suç işledi?

12 Nisan 2019 Cuma
Wikileaks kurucusu Julian Assange'ın Londra'da 2012 yılından beri kapalı kaldığı Ekvador Büyükelçiliği'nden İngiliz polisleri tarafından yaka paça dışarı çıkarılıp polis merkezine zorla götürüldüğü videoyu izlediğimde; elim kendiliğinden kütüphanede hemen yakınımda bulunan 615 sayfalık koca bir kitaba gitti. Kitabı iki yıl önce almış ve okumuştum.
 
Kitabın ismi THE WIKILEAKS FILES idi.
 
Batı'nın en fazla tanınan solcu yayınevlerinden Verso, kitabı 2015 yılında yayımlamıştı.
 
Kitabın önsözünü Julian Assange yazmıştı, o herhalde bu önsözü yazmaya en uygun insanlardan birisiydi; kitapta yer alan Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın, daha doğrusu Amerikan emperyalizminin ipliğini pazara çıkaran iç yazışmalarını dünyanın gözleri önüne seren ve bunun bedelini 2012 yılından beri şimdi zorla çıkarıldığı büyükelçilikte dört duvar arasında yaşamak zorunda bırakılarak ödemişti Assange.
 
Assange, Wikileaks belgelerini içeren bu kitaba yazdığı önsözde, kitapta yer alan belgeler hakkında değerlendirmeler yaparken, “Dünyadaki hiçbir bölge ABD'nin emperyal müdahalelerini Latin Amerika kadar canlı biçimde göstermez” diyordu. Assange, ABD'nin 1950'lerden beri Orta ve Güney Amerika'da CIA eliyle düzenlediği gizli hükümet değişikliği operasyonlarından, CIA güdümlü askeri darbelerden, CIA'nın oluşturduğu ölüm mangalarından, işkenceci katillerden, gözaltında kayıplardan söz ediyor ve bunların tümünün Amerika'nın emperyal egemen sınıfının çıkarları için gerçekleştirildiğini vurguluyordu.
 
Assange, belgelerin sunulmasından sonra, İngilizce basında genel olarak belgelerde “Amerika'nın genelde sağcı güçlerle işbirliği yaptığına, sadece iş dünyasının çıkarlarını gözettiğine ve hükümet darbeleri düzenlediğine dair önyargılara” uygun veriler bulunmadığı yönünde bir kanaatin oluştuğunu ama bu hakim kanaatin kesinlikle yanlış olduğunu dile getiriyordu. Ona göre bu belgeler, ABD'nin Orta ve Güney Amerika'da Soğuk Savaş döneminde uyguladığı kanlı politikalarla, Soğuk Savaş sonrası uyguladığı daha sofistike politikaların aynı hedeflere sahip olduğunu ve birbiriyle uyumlu olduğunu gösteriyordu.
 
“Venezuela tehdidi”
Soğuk Savaş sonrasının daha sofistike politikalarının da aynı emperyal ABD egemen sınıfının çıkar ve öncelikleri doğrultusunda şekillendiğini belirten Assange, 2002 yılında Venezuela'da Hugo Chavez'e karşı düzenlenen ABD güdümlü darbe girişimini örnek vererek gerektiğinde Soğuk Savaş döneminin araçlarının da kullanılmasından hiç vazgeçilmediğini gösteriyordu.
 
Wikileaks'in dünyaya sunduğu belgelerle, Kenya'dan Irak'a, Afganistan'dan Latin Amerika'ya ABD emperyalizminin halklara karşı işlediği ağır suçların boyutları daha da görünür hale gelmişti. Wikileaks Files kitabının Venezuela ile ilgili belgelere ayrılan bölümüyse, Venezuela'ya yönelik son aylarda giderek yoğunlaşan emperyalist saldırının arka planına ve yakın geçmişine dair önemli açıklıklar sunuyordu.
 
Wikileaks'in 2010 yılında dünyaya sunduğu bir belge, “Başkan Chavez'in agresif planlarına” karşı koymak için ABD'nin Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Paraguay ve Uruguay'daki en üst düzey diplomatik şeflerinin Rio de Janerio'da 2007'de düzenledikleri bir toplantıyla ilişkiliydi. Toplantı sonunda hazırlanan rapor dönemin ABD Başkanı Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı'na gönderilmişti.
 
Belgede Hugo Chavez'in “Latin Amerika'yı agresif bir tarzda, kendisinin popülist, anti-Amerikan ve otoriter politikalarını satın alanlarla, serbest pazar, demokratik temele sahip politika ve kurumları yerleştirmek ve güçlendirmek isteyenler arasında bölmeye çalıştığı” iddia ediliyordu. ABD diplomatik şefleri raporlarında Venezuela ve Chavez “tehdidine karşı” mücadele etmek için Amerika'nın bölgeye daha güçlü araçlarla ve daha geniş maddi fonlarla daha fazla müdahil olmasını öneriyorlardı.
 
Şeflerin bir başka önerisi, bölge ülkelerinin silahlı kuvvetleri ile ilişkilerin geliştirilmesi, komuta kademeleriyle var olan bağların daha da sıkılaştırılmasıydı. Özellikle de bölgenin “Chavez'in politikalarından kaygı duyan askeri liderlikleriyle” bağların sıkılaştırılmasının önemine dikkat çekiyorlardı. 2007 yılında bölgeye daha fazla müdahil olma yönündeki önerinin kabul gördüğünü ve Venezuela “tehdidi” üzerine odaklanıldığını sonraki yaşananlardan çıkarmak hiç güç değil.
 
“Demokratik temele dayalı” faşizm
Amerikalı diplomatların 2007'de “demokratik temele sahip politika ve kurumlardan” kast ettiklerinin ne olduğunu anlamak için ABD'nin bölgeye aradan geçen zaman içinde yerleştirdiği sıkı siyasi partnerlerine şöyle bir göz atmak yeterli. Arjantin'de iktidara yerleştirdikleri adamları hırsızlığı ve rüşvetçiliği mahkeme kararlarıyla tescillenen Mauricio Macri herhalde bölgede serbest pazarı sembolize edecek en nadide isimlerden birisidir. “Serbest pazar” sayesinde salt kendisi değil babasından oğluna bütün ailesi en serbest biçimde doya doya çalmış çırpmış.
 
ABD'nin “demokratik temele dayalı politika ve kurumları” ise herhalde en parlak Brezilya'ya yerleştirdikleri adamları faşist devlet başkanı Bolsonaro şahsında sembolize olabilir. Assange'nin sözünü ettiği Soğuk Savaş dönemi CIA marifetlerinden olan 1964 Brezilya askeri faşist darbesini kutsayan ve sadece kutsamakla kalmayıp, bir ilke imza atarak Brezilya Ordusu'na yıldönümünde faşist darbeyi kutlama emri veren Bolsonaro'dan daha demokratik temele dayalı politikacı gerçekten de nerede bulunur?
 
Bolsonaro, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir programda, “Venezuela'nın yeni bir Küba veya Kuzey Kore olmasına izin veremeyiz” dedi ve Venezuela ordusunu istikrarsızlaştırmak için ABD'yle birlikte çalışma yürüttüklerini açıkladı. Devlet Başkanı olarak ilk resmi ziyaretini ABD'ye yapan Bolsonaro, uçaktan indiğinde yine bir ilke imza atmış, ayağının tozuyla CIA merkezine götürülmüş, CIA merkezindeki toplantıda Venezuela konusunun görüşüldüğü Amerikan yetkilileri tarafından basına aktarılmıştı. Zamanımız böyle, “demokratik temele dayalı politika ve kurumlar” ancak CIA merkezlerinde etüt edilebiliyor.
 
Assange'ın suçu
Sahi İngiliz polislerinin kollarının arasında sürüklenerek götürülen Assange, şimdilerde gözlerimizin önünde olup bitenleri; Orta ve Güney Amerika'da ABD çizgisinde olmayan demokratik-halkçı hükümetlerin yerine saf ABD uşağı hırsız, soyguncu ve faşistlerden oluşan hükümetlerin hazırlanmakta olduğunu seneler önceden haber veren gerçek belgeleri dünyaya sunmaktan başka ne suç işledi?
 
İngiliz İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn konuyla ilgili mesajında, “İngiliz hükümeti, Irak ve Afganistan'daki zulmün kanıtlarını teşhir eden Julian Assange'ın ABD'ye iadesi talebine direnmelidir” diyor. İngiliz hükümeti neden dirensin? İngiliz askerileri de Amerikan askerleriyle birlikte Irak ve Afganistan'da uygulanan zulme ortak değil miydi? Afganistan ve Irak'ın işgallerinden İngiliz hükümeti de Amerikan hükümeti kadar sorumlu değil mi?
 
Julian Assange “zulmün kanıtlarını teşhir ettiği” için 7 yıldır Londra'da dört duvar arasında; yüzbinlerce insanın ölüm emrini veren zulmün sorumluları ise kendi egemen sınıflarından aldıkları ödüllerle Londra'da, New York'ta Washington'da keyif çatıyor. Zamanımızın yalın gerçeğini bundan daha iyi ortaya koyacak bir tablo bulunabilir mi?
 
Yüzbinlerin ölüm emrini veren, koca ülkeleri viraneye çevirenlerin hiçbiri bırakalım yargılanmayı, kötü bir söz bile işitmedi. “Demokratik temele dayalı politika ve kurumlar” çok yaşasın… Savaş suçlusu katillerden saygın demokrasi ihraççılarını ve zulmü, katliamları teşhir edenlerden suçluyu ancak bu “demokratik temele dayalı politika ve kurumlar” çıkarabilirdi ve çıkardılar.
 
Amerika'yı utandırmak mı?!
New York Times konuyla ilgili haberinde, Assange'ın “Amerika'yı utandıracak bazı belgeleri ifşa ettiğinden” söz ediyor. Amerika neden utansın? Her şey “demokratik temele dayalı politika ve kurumları” dünya çapında yaymak, serbest pazarı genişletmek kutsal misyonları için yapılmadı mı? Bizatihi kendisi serbest pazarın ve demokratik temele dayalı politika ve kurumların en militan savaşçılarından birisi olan New York Times, tıpkı Corbyn gibi bu anlamsız sözleri neden sarf eder?
 
Corbyn öncelikle kendi partisinin eski başkanı ve Irak ve Afganistan işgallerinin birinci dereceden sorumlusu Tony Blair'i işlediği büyük suçlardan ötürü mahkûm etmeli ve yargılanması için çaba harcamalıdır. Başbakanlık görevinden ayrıldıktan sonra, Irak sürecinin birinci dereceden taraflarından Kuveyt'teki hanedandan 26 milyon dolarlık bir ihale alan Tony Blair bu yaptıklarıyla zengin Körfez Araplarının paralı askeri değilse nedir? Blair'in sahip olduğu şirketin aldığı ihalenin belgeleri İngiltere'de yine Verso tarafından yayımlanan bir kitapta seneler önce sunuldu ve İngiliz basınında da yer aldı. Tüm bunlar “demokratik temele dayalı politika ve kurumlar” hâkim olmadan kabullenilebilir miydi?
 
Ekvador Devlet Başkanı Moreno'nun Assange'ın İngiliz polisine verilmesine yol açan kararı almasının gerisindeki en önemli nedenin, hakkındaki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle ABD'nin uyguladığı baskı olduğu ve onun bu kararı alarak yolsuzluk dosyalarından kurtulmak istediği çeşitli mecralarda dile getirildi. Böyle midir bilinmez, ama Moreno'nun kararının gerekçesi ne olursa olsun, onun tarih ve halklar nezdinde Amerikan emperyalizminin uşağı bir alçak olarak yargılanacağı kesindir.
 
Assange halklar ve tarih nezdinde bir devrimci olarak değer kazanmıştır çünkü gerçekler devrimci ve özgürleştiricidir. O yayımladığı belgelerle zamanımızın gerçekleri üzerine güçlü bir ışık tutmuştur. Emperyalist egemen sınıfların Assange'a duyduğu nefret ve öfke boşuna değildir. Moreno'yu ve uşaklıklarını yaptığı emperyalist egemen sınıfları lanetlemek ve Assange'a sahip çıkmak tüm dünyada devrimcilerin, sosyalistlerin öncelikli görevleri arasına girmiştir. Assange sadece ifşa ettiği belgelerle değil, aynı zamanda maruz kaldığı zulümle emperyalizmin yüzündeki “demokrat maskeyi” çıkarıp atmasını sağlayarak gerçekliğe başka bir düzlemden de ışık tutmuştur. Assange'a yönelen bu saldırının zamanlaması, Ortadoğu'dan Latin Amerika'ya saldırganlık dozunu giderek arttıran Amerikan emperyalizminin genel yönelişiyle bağlantılıdır.
 
Cenk Ağcabay
sendika.org
 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler