39638-timthumb.jpg

Biri bölgenin kalkınması, diğeri de bölünmesi amacı taşıyan iki demiryolu projesi

İran'ın Hürremşehr limanını, Bağdat üzerinden, Irak sınırına, Suriye'nin Akdeniz kıyısına, Basra limanına bağlayan demiryolu projesi yeni değildir. İsrail ise bir başka demiryolunun yapımını önermiştir Biri bölgenin kalkınması, diğeri de bölünmesi amacı taşıyan iki demiryolu projesi birbiriyle rekabet halindedir. Batılılar insanca mı davranacaklar yoksa tahakküm düşlerini sürdürecekler mi?

24 Nisan 2019 Çarşamba
Batı, Körfezi Akdeniz'e bağlayan demiryollarının yapımına izin verecek mi?
 
ABD ve müttefikleri Kuzey Kore, ardından Sudan, Tunus ve bugün de Yemen'de kıtlık koşullarını kasten yaratmışken, bugün Suriye'yi de buna sürüklemeye başlıyorlar. Bundan korunmanın tek yolu, Irak ve Suriye savaşları sırasında çöken bölge ekonomisini yeniden ivmelendirmektir. Biri bölgenin kalkınması, diğeri de bölünmesi amacı taşıyan iki demiryolu projesi birbiriyle rekabet halindedir. Batılılar insanca mı davranacaklar yoksa tahakküm düşlerini sürdürecekler mi?
 
Suriye, yeniden inşası için sadece kendi gücüne güvenebilir, çünkü bu ülkeyi yok etmek için milyarlarca dolar harcayanların hiçbiri yeniden inşası için tek kuruş harcamaya hazır değildir.
 
Bu koşullarda ülkenin geleceği, geçmişiyle yeniden kuracağı bağlantıya bağlıdır: Hint Okyanusu ve Akdeniz arasındaki zorunlu geçiş noktası olduğu dönemler. Antik dönem boyunca « İpek Yolu » Çin'in eski başkenti Xi-an'dan başlıyor ve Antakya ve Sur'da sona eriyordu.
 
Bu yol sadece şehirden şehre mal değişimine imkan veren bir geçiş değil, aynı zamanda Çin felsefesinin Asya'ya yayıldığı ve İslam dininin Çin'e ulaştığı bir kültürel yoldu; kullanılan ortak dilin mandarinlerinkinin değil ama Farsçanın olduğu bir yol. Daha sonra Suriye, Hint Okyanusu ve Akdeniz arasında geçiş noktası olmayı sürdürmüş, bu da ona Süveyş Kanalı'nın inşasına kadar müreffeh olması imkanı tanımıştır.
 
İran'ın Hürremşehr limanını, Bağdat üzerinden, Irak sınırına, Suriye'nin Akdeniz kıyısına, Basra limanına bağlayan demiryolu projesi yeni değildir. Daha savaştan önce, Türkiye-İran-Suriye ortak pazarı döneminde planlanmıştı. Demiryolu Batı yanlısı paralı askerler tarafından sistematik bir şekilde sabote edilerek trenler raydan çıkarılmış, personel ve yolcular ölmüştür.
 
Böylece başlangıcından beri, savaşı tasarlayanlar –başta Birleşik Krallık olmak üzere– Suriye'deki ekonomik faaliyetleri engellemek niyetindeydiler. Bu İngiliz sömürgeciliğine özgü bir tutumdur: sömürgeleştirilen halkların daima bağımlı olacağından emin olmak.
 
Örneğin, Hindistan bir numaralı pamuk üreticisi iken, Londra üretimde bulunmasını sağlar, ama kumaşın sadece İngiltere'de yapılabilmesi için iplik üretmesini yasaklar. Mahatma Gandhi bu yüzden bir isyan eylemi olarak pamuk eğirmiştir.
 
ABD, bugün İran'a ait ağır silahların Lübnan'a gönderilmesini engellemek için bu demiryolu projesine karşı çıktığını iddia etmektedir. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bizzat geçtiğimiz ay beyan ettiği için, bunun bir gerekçeden ibaret olduğunu iyi biliyoruz. Washington'un tek hedefi, kendi kaya hidrokarbürlerini satabilmesi için (ki Uluslararası Enerji Ajansına göre üretimi 2023 yılından itibaren sert bir şekilde düşecektir), Suriye gaz ve petrolünün işletilmesini geciktirmektir.
 
Nisan 2017'de, ardından geçtiğimiz Kasım ayında, İsrail iki deniz arasında bir başka demiryolunun yapımını önermiştir. İstihbarat ve Ulaştırma Bakanı İsraël Katz'e göre, bu konuda Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman Sultanlığı'nın onayı alındı. ABD'nin özel temsilcisi Jason Greenblatt, İsrail'in projesinin « Asrın Alışverişi »ne dahil edilebileceğini belirtti.
 
Ulaştırılacak malların miktarı o kadar çok ki, rakip olsalar da, her iki proje gayet uygun bir şekilde var olabilirler, ama Tel Aviv'in çok paylaşımcı olduğu söylenemez.
 
Doğrusunu söylemek gerekirse, bundan asıl zarar edecek olan Batı Avrupalılardır. Çünkü bugünün malları, artık antik İpek Yolu'ndakilerle aynı değildir. Eskiden Avrupalılar İpek üretmiyorken, Çin onlara bu imkanı sağlıyordu. Bugün, Çinlilerinki daha az kaliteli ama çok daha ucuz olmak üzere, her iki taraf da aynı şeyleri üretiyor. Bunların büyük oranlarda varışı Avrupa sanayinden geri kalanı hızlıca yok edebilir. Batı Avrupalılar bundan korunmak için, ticaret kurallarını düzenlemek zorunda kalacaklardır.
 
Thierry Meyssan
Çeviri: Osman Soysal
Kaynak: El-Vatan (Suriye)
Voltairenet
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler