1547971272267.jpg.852x400_q90_box-0,28,710,367_crop_detail.jpg

ABD gerçekten İsrail ile birlikte İran'a saldıracak mı?

Son zamanlarda Amerika'nın İsrail ile birlikte İran İslam Cumhuriyeti'ne saldırabileceğine dair haberlerin sayısında dikkat çekici bir artış gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump için adeta bir takıntı haline gelen İslami İran'ın bölgedeki etkisini kırıp İsrail'in geleceğini teminat altına almak gayreti bölgede bir çatışmanın sebebi olabilir mi?

8 Mayıs 2019 Çarşamba
İNTİZAR - Faruk Loğoğlu Amerika'nın İran'a "ABD İran'a saldırır mı?" sorusunu analiz ettiği bir yazıda "Başkan Bush'un Saddam Hüseyin saplantısı ABD'yi Irak'ta nasıl bir savaşa götürdüyse, Başkan Trump'ın da İran saplantısı Ortadoğu'da yeni bir felaketi tetikleyebilir" ifadeleri ile dikkat çekici bir şekilde özetliyor. 
 
Aslında -ABD İran'a saldıracak mı?- sorusu yıllardır gündemi işgal eden bir sorudur fakat Trump yönetimi sonrası, Obama döneminde yapılan nükleer anlaşmanın yırtılması ile başlayan süreç bu gün iki ülke arasındaki gerilimi en üst seviyeye taşımış durumda. Son dönemde bu çerçevede medyada yer alan haber ve analizlerin sayısında da giderek artan bir ivme söz konusu. Bu çerçevede konuyu inceleyen Politik Merkez'de yer alan aşağıdaki yazıyı ilginize sunuyoruz...
 
İran'a müdahale kapıda
 
Ortadoğu yine ısınıyor. Gelişmeler peşi sıra geldi. Bugün İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin açıklamaları güne damgasını vurdu. İsrail ve Amerika'da başka açıklamalar ve hazırlıklar var. Neler oluyor, hepsine birlikte bakalım.
 
 
Hedef ülke İran
 
Son Ulusal Güvenlik Stratejisi dokümanına göre ABD'nin Ortadoğu'da ismi zikredilen düşmanı İran'dır. ABD İran'da rejimi değiştirmek istemektedir.
 
İran Devrim Muhafızları “terörist”
 
ABD İran'ın Devrim Muhafızları birliklerini terör listesine aldı. Buna göre İran'ın Lübnan ve Suriye'deki milislerine ilave olarak kendi ülkesi içindeki güçleri de terörist olarak işaret edilmiş oldu. Bu terörist ilanı durumu uluslararası hukuk adına meşruiyet açısından önemliydi.
 
Halen İsrail ile İran'ın fiili çatışması Suriye ve Lübnan'da Hizbullah üzerinden sürmektedir.
 
İran'ın nükleer programa yeniden başlama resti
 
Cumhurbaşkanı Ruhani, İran'ın nükleer anlaşmadaki çıkarları korunmazsa 60 gün içinde zenginleştirilmiş uranyum seviyesini artıracaklarını duyurdu. İran ilgili ülkelerin taahhütlerini yerine getirmeleri ve nükleer silah programına yeniden başlaması hakkında mektup gönderdi. Buna göre Tahran 5 ülkeye 60 gün süre tanıdı, “petrol ve bankacılıkla ilgili taahhütlerinizi yerine getirin” dedi. Bilindiği gibi ABD, İran ile 2015 yılında yaptığı nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklamıştı.
 
Açıklamalara göre İran uluslararası nükleer anlaşması kapsamındaki kilit taahhütlerden vazgeçiyor. Ruhani, Tahran'ın ülkedeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarını koruyacağını ve yurtdışına satmayacağını söyledi. Ayrıca ilgilileri 60 gün içinde zenginleştirilmiş uranyum üretimine devam etmekle tehdit etti.
 
Tam bir yıl önce, İran, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimî üyesi ve Almanya'nın kabul ettiği nükleer anlaşma, Donald Trump'ın kararıyla bozulmuştu. P5+1 formülüne göre ilgili ülkeler ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya ve Almanya'dır. ABD'nin uyguladığı yaptırımlar neticesinde İran'ın para birimi değer kaybetti, yıllık enflasyon oranı dört katına çıktı ve yabancı yatırımlar kaçtı. İran'ın nükleer faaliyetini izlemekle görevli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (IAEA) gelen müfettişlere göre İran anlaşmayı taahhüt etti. Yaptırımlara karşı çıkan İran'ın Avrupalı ​​destekçileri, onu kurtarmanın yollarını bulmaya çalışıyorlar. İran ile ticarete devam etmek isteyen uluslararası firmaların yaptırımları görmezden gelecek özel bir ödem başladı. Ancak İran'ı da anlaşmanın tüm yönlerine, özellikle nükleer faaliyetle ilgili unsurlara uymaya devam etmesi gerektiği konusunda uyardılar. Anlaşmada Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen yönüyle, “taahhütlerini tamamen veya kısmen yerine getirmeyi durdurma gerekçesi,” çerçevesinde şimdi İran ilgili ülkelere, “Ben üstüme düşeni yaptım, şimdi sıra sizde,” demek istiyor.
 
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesine karşılık, “İran, nükleer anlaşma kapsamında gönüllü şekilde uyguladığı bazı taahhütleri yerine getirmemeyi çıkarlarına uygun görmüştür,” dedi.
 
Bu açıklamaya ilk tepki İsrail'den geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bir konuşmada şöyle dedi: “Bu sabah buraya gelirken İran'ın nükleer programını sürdürmeyi planladığını duydum. İran'ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz. Bizi öldürecek olanlarla savaşmaya devam edeceğiz.”
 
Ekonomik yaptırımlar
 
Halen ABD'nin ekonomik yaptırımlarıyla ortaya çıkan daralmanın etkisiyle İran halkı rahatsızlık duyuyor. ABD halkın rahatsızlığının İran yönetimine yansımasını bekliyor ve nihayetinde İran'da rejimin değişmesini istiyor. İran'da rejimini değiştirmek için gerekirse bazı noktalara askerî harekât düzenlenebilir. Böyle bir durumda sadece rejimde değişiklik olmayacak, öngörüye göre, Devrim Muhafızları, Hizbullah gibi yapılar dağıtılacak, nükleer faaliyetler söndürülecek, hidrokarbon fiyatlamasında İran ABD'nin sözü dışına çıkmayacak, Basra Körfezi kontrol edilecek, İran ile İsrail'in ortak hareket edebileceği bir Ortadoğu düzeni kurulacak.
 
İsrail'in “Yeni Filistin” planı
 
İsrail ordusu, abluka altındaki Gazze Şeridi'ndeki Anadolu Ajansı ofisinin de bulunduğu binaya 4 Mayıs Cumartesi günü en az 5 roketle hava saldırısı düzenlemiş, saldırıda bina tamamen yıkılmıştı.
 
İsrail Yüzyılın Planı dediği Filistin ile ilgili yeni statü için planını resmi olmayan maddelerini sızdırdı. Plan gelecek ay imzaya açılacak. Buna göre “Yeni Filistin” isimli bir devlet kurulması öngörülüyor.
 
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Israel HaYom gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda yakında açıklaması beklenen, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır'ın da destek verdiği belirtilen “Yüzyılın Anlaşması” planının resmi olmayan maddelerini yayımladı.
 
“Yüzyılın Planı” Anlaşma Taslağından: “İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Hamas arasında üçlü bir anlaşma imzalanacak. Bu anlaşmaya göre işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan Yahudi yerleşim birimleri dışındaki topraklar ile Gazze Şeridi'nde Yeni Filistin adlı bir Filistin devleti kurulacak… Hamas ve FKÖ'nün bu anlaşmaya itiraz etmesi durumunda ABD, Filistin'e sağladığı tüm mali desteği kesecek ve diğer ülkelerin de mali destek sağlamasını engelleyecek. FKÖ bu anlaşmayı kabul eder de Hamas ya da Filistin İslami Cihad Hareketi bu anlaşmayı reddederse bu iki hareketin liderleri sorumlu sayılacak ve Gazze Şeridi ile İsrail arasındaki yeni bir savaşta ABD, İsrail'in bu liderleri hedef alması konusunda destekleyecek. Dolayısıyla onlarca kişinin milyonların hayatını tehlikeye atması makul bulunmayacak. Eğer İsrail bu anlaşmaya itiraz ederse, İsrail'e sağlanan mali destek durdurulacak.”
 
Yakın zamanda İsrail'in ve ABD'nin müştereken Kudüs'ün statüsü üzerine attıkları adımlar var. Son olarak ABD İsrail'in Golan Tepeleri işgalini tanıdı. İsrail sürekli Batı Şeria ve Gazze üzerine operasyon düzenliyor.
 
Son olarak Katar Filistin'e 30 milyon dolar yardım yapacağını açıkladı.
 
Bölgeye ABD Askeri İntikalleri
 
İsrail ABD'ye istihbarat verdi: “İran saldırıya hazırlanıyor.” İsrail istihbaratı iki hafta önce Beyaz Saray'da bir toplantı esnasında “İran'ın muhtemel birkaç planını” Amerikan yönetimine aktardı. İran'ın Irak, Suriye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere bölgede ABD'ye ait hedeflere saldırabileceği bilgisinin verildiği öne sürüldü.
 
CENTCOM Sözcüsü Albay Bill Urban şu açıklamayı yaptı: “Merkez Kuvvetler Komutanlığı, son zamanlarda İran ve İran destekli güçlerin bölgedeki ABD askerlerine yönelik saldırı hazırlığında olduğuna dair açık emareler görmesi üzerine kuvvet talebinde bulundu.” Bunun üzerine USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz Grubu ile bir bombardıman görev grubunun Ortadoğu'ya sevk edildi. Bu sevkiyat bölgede mevcut Amerikan askeri varlığına ilavedir. Bölgeye yapılan sevkiyatın tedbir amaçlı olduğunu kaydeden Urban, “İran rejimini, ordusunu, İran Devrim Muhafızlarını ve uzantılarını yakından izliyoruz ve ABD güçlerini ve menfaatlerini savunmak için iyi konumlanmış durumdayız,” değerlendirmesinde bulundu. Urban, bombardıman görev gücüne ilişkin ise ABD Hava Kuvvetlerine bağlı ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahip B-52 tipi bombardıman uçaklarının bölgeye sevk edilebileceğini kaydetti.
 
Diğer taraftan EUCOM sözcüsü Yarbay Joe Hontz, Lincoln uçak gemisinin beraberindeki gemilerle Avrupa'da Hırvatistan olmak üzere birkaç liman ziyareti planının da söz konusu sevkiyatla iptal edildiğini belirtti. Hontz, USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz grubunda, Abraham Lincoln uçak gemisinin yanı sıra 7'nci Uçak Gemisi Hava Filosu, bir güdümlü füze kruvazörü ve 4 muhrip gemisinin bulunduğunu kaydetti. USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Görev grubu, bir tatbikat için İtalya açıklarında konuşlu bulunuyordu. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton dün yaptığı açıklamada, uçak gemisinin, bir bombardıman görev gücü ile Körfez'e yönlendirildiğini açıklamıştı. Bolton, bu sevkiyatı İran yönetimine “net ve kesin bir mesaj” olarak nitelemişti.
 
Sonuç
 
ABD ve İsrail, bir yandan hedefledikleri İran'a, diğer yandan Ortadoğu'daki her bir konuya değinecek şekilde, “çok yönlü bir eylem planı” süreci içine girdi. Önemli sıcak gelişmeler beklenmelidir.
 
İsrail'in Amerika'nın gücünü İran'ın bölgedeki etkisini kırmak için adeta bir kaldıraç gibi kullandığı bilinmektedir. Bununla birlikte bir saldırı halinde İran'ın öncelikli olarak İsrail'i hedef alacağı da İran'daki en üst düzey irade sahiplerince ilan edilmiş durumdadır. İran'a gerçekleştirilecek bir saldırı, saldırı sahipleri için astarı yüzünden pahalıya gelecek bir sonuç ortaya çıkaracaktır. Bir başka deyimle eğer İsrail İran'a bir saldırı gerçekleştirilmesine sebep olursa kaş yapayım derken gözünden de olabilir. Böylesi bir durum ise hem İsrail için hem de ABD'nin bölgedeki hegemonyası için sonun başlangıcı olacaktır. 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler