pixta_26008952_M.jpg

İran’a saldırı bölgesel savaşı ateşler

Savaş eğer patlarsa, kaçınılmaz olarak bölgesel olacaktır. Bir yanda İran ve Direniş Ekseni'ndeki müttefikleri, diğer yandan Amerika ve Arap müttefikleri bulunacaktır. Ancak tehlikeleri küresel olacak. Çünkü bölge, küresel ekonominin büyük bir yaşam arterinin olduğu bir alan. Dünya ekonomisi tamamen gaz ve petrole bağlı.

20 Mayıs 2019 Pazartesi
Bitmek bilmeyen savaşların ve çatışmaların coğrafyası Ortadoğu, bu sefer ABD'nin İran'a yönelik tehditleri ve yaptığı askeri yığınak ile gündemde. ABD Başkanı Trump, yönetime gelir gelmez İran'a yönelik politikanın değişeceğini açık bir şekilde ifade etti. Nitekim politikadaki değişimin ifadesi olarak ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan'a yaptı. İran'a karşı Körfez ülkeleri, Ürdün ve Mısır'ın katılımıyla Arap NATO'su olarak adlandırılan MESA'yı kurmak için adımlar attı. Mayıs 2018'de, İran'la imzalanan Nükleer Antlaşmadan tek taraflı olarak çekildi. Trump'ın son hamlesi ise İran'a yönelik yaptırımları tekrar devreye almak ve bölgeye askeri yığınak yapmak.
 
Ramazan sonrası Arap zirvesinde saldırı hazırlığı
Arap dünyasının tanınmış yazarı Abdulbari Atwan, ABD askerlerinin bölgede konuşlanma talebinin Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden geldiğini yazdı. Atwan, ramazan ayının sonunda Mekke'de düzenlenecek İslami Zirve'nin akabinde bir Arap zirvesinin yapılacağını belirtti. Atwan, “Zirveye katılması gereken Arap liderlerinin varlığı nedeniyle Sünni Arap NATO ittifakının ABD ve İsrail'in İran'a karşı açabilecekleri herhangi bir savaşa hazırlanmalarını sağlayacak şekilde ilk resmi toplantıyı yapacaklar” tespitinde bulundu. Atwan, ayrıca bir savaşın başlaması durumunda bunun bölgesel bir savaş olacağına dikkat çekerek, “Savaş eğer patlarsa, kaçınılmaz olarak bölgesel olacaktır. Bir yanda İran ve Direniş Ekseni'ndeki müttefikleri olacak, diğer yandan Amerika ve Arap müttefikleri bulunacaktır” dedi.
 
Petrolün üçte biri Basra Körfezi'nde 
Bölgede ABD'nin tırmandırdığı gerginlik ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) ait gemilerin hedef alınması ticaret yollarının güvenliği konusunu da tartışmaya açtı. Mısır'da devletin yarı resmi gazetesi olan el Ahram, “Ticari gemileri hedef almak uluslararası barış için bir tehdit oluşturuyor” başlıklı bir başyazı yayınlandı. Makalede, “Saldırı; deniz seyrüseferinin güvenliğini ve emniyetini ve uluslararası sularda gemi, tanker ve malların serbest dolaşımını tehdit eden tehlikeli bir gelişmedir” denildi. Son günlerde gündemde olan ve İran'ın kontrol ettiği Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi, “Dünya petrol ihracatının üçte birinden fazlasının geçtiği ve büyük bir ticaret hareketinin yaşandığı yer” olarak nitelendirildi. Makalede Mısır'ın gemilere yapılan saldırılara karşı BAE ile dayanışma içinde olduğu vurgulandı.
 
ABD saldırmayacak
Arabi al Cedid gazetesinden Rafid Canuri, ABD'nin yakın zamanda İran Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak sınıflandırmasının “türünün tek örneği” olduğunu vurguladı. Canuri, Trump yönetimi İran üzerindeki baskıyı çarpıcı biçimde artırmasına rağmen İran'la savaşı ve İran rejimini devirmeyi değil, zayıflatmayı amaçladığını söyledi. Canuri, “Durum bölgede iltihaplı. Ancak Washington'da İran'la savaşmak için medya seferberliği yok. Amerikan stratejisi, Tahran'ın Trump'ın dayattığı şartlarda anlaşana kadar ekonomik baskıyı arttırmak. Amerika bir askeri saldırı başlatmayacak” dedi. 
 
Suudi Arabistan'ın ABD'den asker talebi
Abdulbari ATWAN
Rai al Youm
 
Şark al-Awsat  gazetesi, Suudi Arabistan ve bir dizi Körfez ülkesinin ABD askerlerinin karada ve denizde konuşlandırılmasında hemfikir olduklarını onaylayan bir rapor yayınladı. 
 
Sızdırılan bu haber ciddiye alınmalıdır. Çünkü böyle bir haber ancak kasıtlı olarak sızdırılabilir ve Riyad'daki en yüksek resmi organlardan alınabilir. Daha da önemlisi, gazete kutsal ramazan ayının son on günü içerisinde Mekke kentinde düzenlenecek bir İslami Zirve'nin yanı sıra bir Arap Zirvesi yapılacağını vurguladı. Zirveye katılması gereken Arap liderlerinin varlığı nedeniyle Sünni Arap NATO ittifakının ABD ve İsrail'in İran'a karşı açabilecekleri herhangi bir savaşa hazırlanmalarını sağlayacak şekilde ilk resmi toplantıyı yapacaklar.
 
Arap NATO'su toplanıyor
Mini zirveye katılacak Arap liderleri bilmek bizim için erken olabilir. Ancak Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Ürdün ve belki de Kuveyt ve Umman liderlerinin aralarında olacağı ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin dışta tutulacağı tahmin edilebilir. Çünkü resmi olmayan haberlere göre Sisi Washington'a yaptığı son ziyarette ABD'ye verdiği demeçte, ülkesinin İran'a karşı savaş için kurmak istediği ittifaka katılmak istemediğini söyledi. Ancak, Abu Dabi Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed'i kabul ettikten sonra bu konuda fikrini değiştirebileceğini reddetmiyoruz. Değişiklik hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Prens, “Körfez'in güvenliğinin Mısır'ın güvenliği” olduğunu vurgulamıştı.
 
Bölgede durum gergin 
Birleşik Arap Emirlikleri'nin Umman Körfezi'ndeki Fujairah limanında petrol tankerlerini ve Suudi Arabistan'ın doğu ve batısındaki boru hattındaki petrol pompalarını hedef alan iki saldırının ardından Körfez'de durum giderek belirsizleşti. İran'ın (dini) lideri Ali Hamaney ve ABD Başkanı Donald Trump, savaş istemediklerini ifade ettiler. Eğer durum öyleyse, savaşı kim istiyor?
 
Bu savaşı isteyen üç taraf var. Bunlardan ilki Amerika; aralarında Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Başkan Danışmanı Jared Kushner'in olduğu yönetimin şahinleri. İkincisi Araplar; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri.  Üçüncüsü İsrail.
 
Savaş bölgesel olacak 
Savaş eğer patlarsa, kaçınılmaz olarak bölgesel olacaktır. Bir yanda İran ve Direniş Ekseni'ndeki müttefikleri, diğer yandan Amerika ve Arap müttefikleri bulunacaktır. Ancak tehlikeleri küresel olacak. Çünkü bölge, küresel ekonominin büyük bir yaşam arterinin olduğu bir alan. Dünya ekonomisi tamamen gaz ve petrole bağlı. Çoğu enerji alanının kısmen ya da tamamen tahrip olması muhtemel. Veya en iyi halde müşteriler İran'ın füze menzili içinde olacağı için petrol ve gazdan yoksun olacaklardır. 
 
İran ve müttefiklerini Amerikan ordusunun kapasitesinin farkında. Şu anda büyük devlete karşı bir savaş yapacaklarını biliyorlar. Lakin Trump yönetiminin, İran'ın ve müttefiklerinin gücünü küçümsediği yönünde şüphelerimiz var. 
 
Trump'ın, düşmanını “terörize etmesi ve onu müzakere masasına zorlamak için tüm tehdit araçlarını kullanması” öğretisi üç ülkede çöktü: Venezuela, Kuzey Kore, Çin (ticaret savaşı). Dördüncüsü de yolda, yani İran.
 
İran'la savaş önceki tüm savaşlardan farklı olacak çünkü muazzam askeri yeteneklere sahip ve bu savaşa iyi hazırlanmış. Amerika'nın Irak ve Libya işgallerinden dersler çıkarmış durumda. Bunlardan daha da önemlisi, İran para karşılığı kurulan müttefiklere değil güçlü bir ideolojik müttefik ağına sahip. Amerika müttefiklerine en az 150 milyar dolardan fazlaya harcadığı Suriye'de yenilmişti.
 
***
 
Amerika İran'a saldıracak mı?
 
Rafid CANURİ
al Arabi al Cedid
 
ABD'ye ve Başkan Donald Trump'ın yönetimine yönelik İran'dan meydan okuyan söylemler artıyor. Buna mukabil yönetim, Amerikan taleplerine yanıt bulabilmek için İran'a yönelik baskı politikasını yükseltiyor. Trump, İran'ın üzerindeki baskının şimdiye kadarkilerin en büyüğü olduğunu söyledi. ABD yakın zamanda İran Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak sınıflandırdı. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin bir kısmını bir terörist grup olarak sınıflandırmak türünün ilk örneği. Washington ayrıca petrol ihracını önlemek amacıyla İran'dan petrol satın alma konusunda ülkelere verilen istisnaları iptal etme kararı aldı. Ayrıca, İran ekonomisinde petrolden sonra en önemli sektör olan madencilik sektörüne de yaptırımlar eklendi. Ekonomik zorluklarla ve halkın hoşnutsuzluğuyla karşı karşıya olan İran rejimi için durum zorlaştı.
İran bir meydan okuma politikası izlemiş ve Avrupa ülkelerinin kendisiyle görüşmesi için son tarih vermişti. Avrupa buna bağlı kalırken sadece Trump, nükleer anlaşmadan çekildi. İran'ın verdiği son tarih doğrudan reddedildi. Ancak ABD, İran'ın aldığı kararlarla ilgili endişelerini dile getirdi. Bu karar; ABD'nin çıkarlarına saldırmaları için Ortadoğu'da ilişkili olduğu gruplara yeşil ışık yakması.
 
Basra Körfezi'ndeki ABD 5. Filosu, “yüksek alarm” durumuna geçti. Tüm ABD sivil gemilerine, İran'a hedef olabilecekleri konusunda bir uyarı yapıldı. Bölgeye askeri takviyeler gönderildi. Takviyelerin en önemlisi dev uçak gemisi USS Abraham Lincoln. Ancak tüm bu önlemler koruyucu ve savaşa veya saldırıya başlama hazırlığına değil. Herhangi bir saldırıya yanıt vermeye yönelik. Daha da önemlisi Trump yönetimi, İran üzerindeki baskıyı çarpıcı biçimde artırmasına rağmen İran'la savaş başlatmayı hedeflemiyor. İran rejimini devirmeyi değil, zayıflatmayı amaçlıyor. Birkaç gün önce krizin zirvesinde Trump, İranlı liderler ile pazarlık etmek için temas kurmak istediğini ve İran'ı ekonomik sıkıntılarından kurtarmanın tek yolunun bu olduğunu söyledi. Garip bir şekilde, İran'ın güçlü ve kuvvetli olmasını istediğini de ekledi! İran'ın verdiği yanıt, Trump'ın müzakere teklifini açık bir şekilde reddetmek oldu. 
 
Gerilimin tırmanmasına rağmen gizli görüşmeler olabilir. Aslında Trump'ın saldırısına uğramış bir iletişim kanalı vardı. Trump yönetiminin göreve gelmesinden bu yana İranlı Bakan Cevat Zarif ile görüşen eski Dışişleri Bakanı John Kerry oldu. Görüşmeden sızan Kerry'nin Zarif'nin nükleer anlaşmadan çekilmemesini ve 2020'ye kadar sabır göstermesini istediği yönünde. Demokrat Parti, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde Trump'ı yeneceğine inanıyor. Trump, Kerry'ye ciddi bir şekilde saldırdı. Onu ihanetle suçladı ve İranlıların doğrudan iletişim kurmasını istedi.
 
Irak; İran-Amerikan çatışmalarında çok önemli bir saha. Dışişleri Bakanı Pompeo, Almanya ziyaretini iptal etti ve Bağdat'a gitti. Irak'taki ABD kuvvetlerini, İran'a bağlı Iraklı gruplardan yapılabilecek saldırılara karşı korumak için Irak'tan taahhüt aldı. 
 
Durum bölgede iltihaplı. Ancak Washington'da İran'la savaşmak için medya seferberliği yok. Amerikan stratejisi, Tahran'ın Trump'ın dayattığı şartlarda anlaşana kadar ekonomik baskıyı arttırmak. Amerika bir askeri saldırı başlatmayacak. 
 
İran'ın seçenekleri çok sınırlı. Özellikle ABD'nin İran'a bağlı herhangi bir kuvvetle yapılan herhangi bir saldırının, “doğrudan İranlı bir saldırı” olarak kabul edildiği uyarısı nedeniyle. Savaş açmak zorlaşmış durumda. Ancak ekonomik açıdan zor durumda olan İran rejimi için bir seçenek olmaya devam ediyor. Büyük olasılıkla Tahran, doğrudan bir askeri harekat olmadan devam eden sözlü ve siyasi gerginliği yükseltecek. Sabrıyla bilinen İranlılar, Trump bir sonraki seçimleri kaybedinceye kadar bir buçuk yıl bekleyebilirler.
 
Ali Karattaş
Yusuf Ertaş 
Arap Coğrafyasında Geçen Hafta
Evrensel
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler