indir.png

Feminizm, LGBT ve Veganizm, sermayenin beden politikasının tezahürleridir

Yapılan haberler, söz konusu olguların reklâmı, promosyonu için servis ediliyor. Taciz, tecavüz ardında başka bir ilişki biçimi meşrulaştırılıyor. Bugün feminizm, LGBT ve veganizm, sermayenin beden politikasının tezahürleridir. Bu üç ideolojik çizginin kesiştiği yer, robotlaşmış bir beden kurgusudur. Robot, “köle” demektir.

18 Haziran 2019 Salı
Cabrón
 
Bugün feminizm, LGBT ve veganizm, sermayenin beden politikasının tezahürleridir. Sonuçta bu politikayı epey bir zamandır tartışılan Endüstri 4.0 ve yeni yönelimlerle bağlantısı dâhilinde ele almak gerekmektedir. Bu üç ideolojik çizginin kesiştiği yer, robotlaşmış bir beden kurgusudur. Robot, “köle” demektir. Küçük burjuvalar, evlerine Filipinli hizmetçiler ve dijital köleler alma derdindedirler. Kadın, eşcinseller, hayvanlar ve doğa onların umurunda değildir. Yeni politikaya göre örülmüş, kalıba dökülmüş beden, robotik bir hamamböceğidir. Gregor Samsa* dijital âleme uyanmıştır. O âlem, tanrısız, ailesiz ve vatansızdır.
 
* * *
 
15 sene önceydi. Konya'da yabancılara Türkçe öğreten biri anlatmıştı. Meksikalı bir çifte ders veriyordu. Anlattıklarına göre, Meksika'da her gün ortalama yüz kadar insan öldürüldüğü için kaçıp Türkiye'ye gelmişlerdi. Bugün o şehirde Tevfik Ali isimli bir genç, yol ortasında bıçaklanarak öldürülüyor. Çayırova'da bir fabrika yanıyor, biri Afgan üçü Suriyeli dört kişi yanarak can veriyor. Bunlar insandan sayılmadığı gibi işçi yerine de konmuyorlar. Tek bir sendikadan ve tek bir sol örgütten ses çıkmıyor. Hepsi de devlet ve sermayenin icazetiyle yaşama hakkına sahip olmak için yarışıyor.
 
* * *
 
Eskiden halk denize hücum eder, vatandaş denize giremezdi, bugün Suriyeliler halktan bile sayılmadığı için plajlara alınmıyorlar. Mudanya belediyesi, Suriyelilerle denizi kirletmek istemiyor. Bu haber üzerine, CHP'nin imajını düzeltmek için, Çeşme'de plajın yağmaya kapatıldığı haberi giriliyor. Suriye Türkiye'nin uzun zamandır sömürgeci emeli, hiç kimse bölgeye dair, bölge içinden, bölgenin devrimci imkânlarıyla düşünüp hareket etmiyor. Çünkü herkes, 1907 tarihli Enternasyonal kongresinde “sömürgeler kalsın, onları sosyalist yapacağız” diyen solcuların çizgisine geldi.[1] Lenin'in kılıcı kırıldı.
 
* * *
 
Meksika'daki uyuşturucu kartellerinin başı Chapo ile ilgili bir Netflix dizisi çekilmiş. Netflix özünde sermayenin yeni beden politikasına ait bir propaganda aracı. Uyuşturucu ile ilgili dizileri, DEA ve CIA kaynaklı. Oysa bir yerde uyuşturucu ticareti varsa, ardında illaki CIA'i aramak gerek. Düşmanlarını yok etmek için uyuşturucuyu her daim bir silâh olarak kullanıyor. Ayrıca uyuşturucu ticareti, ülkelerin yönetilmesi için de zaruri.[2] Chapo isimli dizide kartelin dünya ağından bahsedilirken Türkiye'nin de adı geçiyor. Bu ağın arkasında hırslarının ve kibrinin kurbanı olmuş biri olduğuna inanmamızı istiyorlar.
 
Diziler ve oralarda anlatılan hikâyeler, küçük burjuvanın sermayeye göre yeniden kurgulanmış bedeninin erojen yerlerini gıdıklıyor. Küçük burjuva, bu tür dizilerde içki, uyuşturucu ve seks serbestiyetine dair imgeler deryasına dalıyor. Neticede yılların özgürlük mücadelesi, bu serbestiyete doğru kapatılıyor. Zaten cennette olanlar, cennet için mücadeleden içtinap ediyorlar. Sermayenin her yeri düzleyen, zaman-mekânı kendine göre ören eşitleyici pratiğini, kimi sosyalistler bile, özgürlükçü bulup bağırlarına basıyorlar. O bağır, ezilenlerin derdini, emekçilerin çilesini tanımıyor.
 
Esasen Türkiye'de yaklaşık on yıldır bir Chapo dizisi çekiliyor. Bu dizide başrolü Erdoğan'a veriyorlar. Nedense Meksika'da işleri hırslarına ve kibrine yenik düşmüş bireyler mahvediyorlar. Aynı hikâye, sermaye ve CIA eliyle, Chapo türü dizilerde de anlatılıyor. Conrado ve Chapo gibi isimler arayıp buluyor küçük burjuvazi kendi hayatında. Bireye bu kadar anlam ve değer biçen kişi, anlamsızlaşan ve değersizleşen bedenini yücelttiğini sanıyor. Bireye gaz veren cümleler boca ediliyor sosyal medyaya. Bunu eleştiren solcular bile, aynı bireycilikle analiz ediyor ülkeyi, dünyayı.
 
Chapo'da muhayyel siyasetçiye “gizli devlet”in başkanı, “ülke sana hazır değil, çünkü eşcinselsin”; yanındaki kızına, “sana da hazır değil, çünkü güçlü bir kadınsın” diyor. Burada verilen örtük mesaj, sermayenin beden politikasına ait. Sermaye ve tekeller bizi, her türlü çapak ve pürüzden kurtulduğumuzda özgürleşeceğimize inandırmaya çalışıyor. Öte yandan, kendilerini çapak ve pürüz olarak görmemizi asla istemiyorlar.
 
Sermayenin beden politikası, metroda karşısına oturan Müslüman adam, kadının çıplaklığı karşısında gözlerini kapattığında, küfür ve hakaret etme hakkını buluyor kendinde. Adam baksa “sapık”, bakmasa “gerici” olacak. Üstelik bu adamın patriarkal düzlemde eril iktidarın temsilcisi olduğundan söz ediyorlar. Çünkü sürekli “uçmak”, ihtiyaç bağlarını kesmek istiyorlar. Sermaye, kendi bilincini bireylerde yeniden üretiyor. İçten içe çürüttüğü bedene ruh misali yerleşiyor.
 
Sonuçta son yıllarda küçük çocuklara yönelik taciz ve hayvan tecavüzü haberlerinin bu tür pratiklerin meşrulaştırılması için raflardan, özel olarak indirildiğini düşünmek gerekiyor. Hiyerarşi, sınırlar ve ayrımlar siliniyor. Yeni beden politikası bunu emrediyor. Bir yandan kınıyorlar, eleştiriyorlar, Müslüman halka saldırma imkânı karşısında ellerini ovuşturuyorlar ama bir yandan da “baktığım hayvanla ilişkiye girme hakkım olmalı” diyorlar. Yapılan haberler, söz konusu olguların reklâmı, promosyonu için servis ediliyor. Taciz, tecavüz ardında başka bir ilişki biçimi meşrulaştırılıyor.
 
Zira internette kısa bir aramayla, Batı'da pedofili destekçileriyle LGBT ağlarının iç içe geçtiğini ortaya koyan haber ve yazılara rastlamak mümkün. “8 yaşından önce seks yap”[2] diyen bu dernekler ve STK'lar, devletlerden ciddi destek görüyorlar. Bugün ABD'de, AB'de veya Türkiye'de herhangi bir özel üniversitenin lisans ya da lisansüstü programının müfredatında LGBT ile ilgili bir derse illaki rastlıyorsunuz. Üstelik şeriatla yönetilen bir ülkede oluyor bunlar!
 
Bu, “ezilen” kategorisi altında sahip çıkılan şeyin bu müfredatta anlatılanlar olmadığını birilerinin anlaması lazım. Ama anlama pratiği de hiyerarşik, sınırlayıcı ve ayrıştırmaya dair. Bu sebeple artık solun dünyayı yorumlaması bile mümkün değil. O, İspanyolcada her manaya gelen, Chapo gibi dizilerde sürekli işittiğimiz, Cabrón kelimesi gibi, onda her fırsatta kullanılmayı seven bir yan var.
 
Eren Balkır
İştiraki
 
------------------------------------------------------------------------------------------
Dipnotlar
[1] Erhan Baltacı, “İştirakiyyun Fırkası: İlk Huruc”, 31 Ocak 2012, İştirakî.
[2] Lars Schall, “CIA: Örgütlü Suçun 70 Yılı”, İştirakî.
[3] Mücahit Gültekin, “Zümrüt Apartmanı Müstakil Bir Apartman mı?”, 31 Mayıs 2019, İslami Analiz.
------------------------------------------------------------------------------------------
* Gregor Samsa, Franz Kafka'nın uzun öyküsü Dönüşüm'deki hayali karakter. Gregor Samsa bir sabah kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Kafka, hamamböceği kelimesini kullanmamıştır ama genel görüşe göre dönüştüğü şey hamamböceğidir. 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler