79846-suudi-yemen-husi.jpg

Yemen ordusu ve Ensarullah savunma pozisyonundan saldırı pozisyonuna geçti

Bugün Yemen savaşı çok hassas bir dönemece girmiştir. Şimdi Yemen savaşında askeri sahada dengeler büsbütün değişmiştir. Yemen ordusu ve Ensarullah hareketi de artık savunma konumundan çıkmış ve savaş taktiğini değiştirerek savunma pozisyonundan taarruz pozisyonuna geçmiş ve sonuçta bu savaşın S. Arabistan için bedelini ağırlaştırmaya başlamıştır.

26 Eylül 2019 Perşembe
Yemen'in ARAMCO tesislerine operasyon düzenlemesi
 
Son iki ayda Yemen ordusu ve halk güçleri S. Arabistan'a karşı üç büyük operasyon düzenledi.
 
Birinci operasyon, 1 Ağustos 2019'da S. Arabistan'ın doğusunda yer alan Damam kentinde yer alan petrol tesislerine füzeli saldırı şeklinde gerçekleştirildi. Damam operasyonu, Yemen ordusu ve halk güçleri ilk kez S. Arabistan'ın doğusunda yer alan ve başkent Sana'dan 1300 km uzaklıkta bulunan en uzak askeri hedefi vurması bakımından önem arz ediyordu.
 
Rusya'nın Russia El Yom haber kanalı bu saldırıyı görülmemiş bir gelişme niteleyerek şu ifadelere yer verdi: Bu operasyonu bundan önce S. Arabistan'ın çeşitli noktalarına düzenlenen operasyonlardan farklı kılan şey, operasyonda kullanılan füzenin ilk kez bu denli uzun bir mesafeden ateşlenmesiydi; zira bundan önce Riyad, Yemen füzelerinin hedefi olan en uzak noktaydı.
 
Yemen ordusu ve halk güçlerinin ikinci büyük operasyonu 17 Ağustos 2019'de gerçekleşti, ki bu da Yemenli güçlerin S. Arabistan'a karşı düzenledikleri en büyük İHA operasyonuydu. Bu operasyonda Yemen ordusunun İHA birliği 10 İHA kullanarak S. Arabistan'ın Şibe petrol tesislerini vurdu. Bu operasyonda Yemen İHA'ları ilk kez S. Arabistan topraklarının 1200 km derinliklerine nüfuz ediyordu.
 
Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliği üçüncü büyük operasyonu geçen Cumartesi günü “caydırıcı güç 2” adı altında düzenledi. Yemen ordusu bu büyük operasyonda kendi ürünü olan 10 İHA ile ARAMCO firmasının Bakik ve Hurays adlı iki petrol rafinerisini hedef aldı.
 
Bu operasyon 17 Ağustos 2019'da düzenlenen bir önceki İHA operasyonundan çok daha büyük kapsamlı bir operasyondu ve S. Arabistan'ın petrol tesislerinde büyük hasara yol açtı.
 
Operasyonun ardından Yemen silahlı kuvvetleri sözcüsü General Yahya Seri bir açıklama yaparak, bu operasyon Yemen'in meşru ve doğal hakları çerçevesinde ve Suud ittifakının Yemen'de beş yıllık cinayetlerine tepki olarak yapıldığını belirtti.
 
Yemen ordusunun Şibe petrol tesislerine operasyonu S. Arabistan'ın petrol üretimini günde bir milyon varil kadar olumsuz etkilemişti. Ancak Bakik ve Hurays tesislerine düzenlenen operasyon S. Arabistan'ın petrol üretiminin yüzde 50 kadarı, yani günde 5 milyon 700 bin varil üretiminin durmasına yol açtı.
 
Olaydan sonra Bakik ve Hurays tesislerine düzenlenen saldırının önemi hakkında bir rapor yayımlayan Reuters haber ajansı şöyle yazdı:
 
Bakik tesisleri ARAMACO firmasının en büyük petrol sahasıdır ve Damam kentinin 75 km güneyinde yer almaktadır. Bu kent S. Arabistan'ın en önemli petrol kentlerinden biri sayılır.
 
Bundan başka Bakik petrol tesisleri de dünyanın en büyük yağ mahzeni ve ham petrol rafinerisidir. S. Arabistan'ın ürettiği ham petrol bu rafineriye getiriliyor ve burada getirilen ham petrolün gazı ayrılarak halis ham petrol elde ediliyor. Ayrılan gazlar da ikincil ürün olarak sıvı gaz mahzenlerine sevk ediliyor. Bundan başka Bakik tesisleri uluslararası açıdan da büyük önem arz ediyor. Zira bu tesisler S. Arabistan'ı petrol boru hatlarının yardımı ile Bahreyn topraklarına bağlıyor ve bu boru hattı günde 35 bin varil petrolü Bahreyn'e sevk ediyor. Bu boru hattının uzunluğu 110 km kadardır ki 42 kilometresi S. Arabistan topraklarında, 42 kilometresi deniz tabanında ve 28 kilometresi de Bahreyn topraklarında yer alıyor.
 
Bakik petrol tesisleri aynı zamanda ARAMCO firmasının doğudan batıya uzanan boru hattının ana damarı sayılıyor. Bu boru hattı S. Arabistan'ın Şarkiye bölgesinde petrol üreten tesisleri birbirine bağlamakta hayati rol ifa ediyor.
 
Hurays petrol sahası da dünyanın en büyük petrol sahası sayılıyor ve günde 1.2 milyon varil hafif Arap yağı üretiyor. Tüm bu özellikler neden Bakik operasyonu Suud rejiminin yüzüne indirilen ağır bir tokat olduğuna ışık tutuyor.
 
Bakik petrol tesisleri, S. Arabistan Enerji Bakanı Abdulaziz bin Salman'ın tabiri ile bu ülkenin petrol sektörünün kalbi sayılıyor ve gerçekte Yemen ordusu ve Ensarullah hareketi düzenledikleri operasyonla S. Arabistan'ın petrol tesislerinin kalbini hedef aldıkları anlaşılıyor.
 
Bloomberg haber sitesi bu operasyonu ve Bakik rafineriinin S. Arabistan için önemini göz önünde bulundurarak yaptığı yorumda, bu operasyon S. Arabistan için enfarktüs geçirme anlamına geldiğini belirtti.
 
Gerçekte Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı füze birliği ve İHA birliğinin S. Arabistan topraklarına karşı düzenlediği operasyonları, Yemenlilerin aslında Suud rejiminin ekonomisini hedef aldıklarını gösteriyor. Yemenlilerin Suud rejimi ve müttefiklerinin Yemen milletine karşı işledikleri cinayetlerin misillemesi olarak düzenlenen bu operasyonlar, Yemen silahlı kuvvetlerinin bu savaşın iktisadi bedelini Suud rejimi için daha da ağırlaştırmak istediğini gösteriyor.
 
1 Ağustos 2019 tarihinde Yemen'in füze birliği tarafından hedef alınan Damam kenti, S. Arabistan'ın iktisadi firmalarının ana merkezi ve yine ARAMCO petrol firmasının ihracat faaliyetlerinin ana üssü sayılıyor. Yine 17 Ağustos 2019'da Yemen'in İHA'ları tarafından vurulan Şibe tesislerinden her gün bir milyon varil petrol ihraç ediliyor. 14 Eylül 2019'de ARAMCO tesislerine düzenlenen operasyon ise Yemen silahlı kuvvetlerinin en büyük operasyonu sayılır. Bu operasyonda Bakik rafineriinin 13 noktası vuruldu. Bu arada bu operasyon askeri saldırı telakki edildiğinden sigorta firmaları da tazminat ödemeye yanaşmadıkları anlaşılıyor.
 
Ray El Yom gazetesi internet sitesinde 50 yılı aşkın bir süre petrol işleri danışmanlığını yapan Abdulhay Zelo'nun kaleminden yayımladığı raporunda ham petrolden gazı ayırma işlemine işaret ederek şöyle yazdı:
 
Bakik ve Hurays saldırılarının S. Arabistan'a verdiği zarar sadece günde 5 milyon 700 bin varil üretimin durması veya günde 350 milyon dolar zarardan ibaret değildir ve bunun yanında S. Arabistan'ın ürettiği gazın yüzde 50 kadarını da hasara uğramıştır. Bu mesele petro kimya sektörünün üretimini olumsuz etkileyecektir ki bu da günde 500 milyon dolar veya ayda 15 milyar dolar zarar demektir.
 
Bundan başka bu operasyonlar S. Arabistan'ın 2030 belgesini de doğrudan etkilediği ve hatta Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman'ın tüm hayallerini suya düşürebileceği anlaşılıyor.
 
Suud veliaht prensi Muhammed bin Salman geçenlerde 2030 belgesi üzerinde anlaşmazlık yaşadığı Halid Falih'i, özellikle ARAMCO firmasının 500 milyar dolar değerindeki yüzde beşlik hisselerinin satışa çıkarılmasına karşı çıkması yüzünden enerji bakanlığı görevinden azletmişti.
 
Aslında Suud kralı Salman bin Abdulaziz'in oğlu Abdulaziz'in enerji Bakanı olarak Halid Falih'in yerine atanması da ARAMCO hisselerini satışa çıkarma yolundaki engeli ortadan kaldırmak için gerçekleştirilmişti. Ancak şimdi Yemen ordusu ve Ensarullah hareketinin İHA operasyonu, ARAMCO firmasının hisselerinin satışa çıkarılmasını zor duruma sokabilir veya en azından erteletebilir. Zira gerçekte her türlü yabancı yatırım için güvenlik ilk temel şarttır. Ancak Yemen ordusu ve Ensarullah hareketinin 14 Eylül 2019'de olduğu gibi ARAMCO tesislerine art arda saldırıları S. Arabistan'da güvenlik sorunu yaşandığını ve bu ülkenin şartları yabancı yatırımcılar için elverişli olmadığını gösteriyor.
 
Yemen'in başkenti Sana'dan neredeyse 1200 km uzaklıkta olan hedeflere düzenlenen bu operasyonlar, S. Arabistan'ın tüm iktisadi altyapı tesisleri Yemen ordusunun kendi ürünü olan silahlarının menzili altında yer aldığını gösteriyor. Öte yandan New York Times gazetesi, Ensarullah hareketinin S. Arabistan'a karşı kullandığı her İHA'nın değeri yaklaşık 15 bin dolar olduğunu yazdı. Bu da 150 bin dolarla S. Arabistan'ın ARAMCO firmasının yüzde 5'lik hissesinin 500 milyar dolara satış rüyasını suya düşürdüğü demektir.
 
Bundan başka, bu operasyonların ardından S. Arabistan ve bazı Fars körfezi iş birliği konseyine üye ülkelerin borsaları ciddi şok geçirdi, ki en önemli şoku da S. Arabistan'ın Sabec firması yaşadı. Son operasyondan hemen sonra S. Arabiston borsası yüzde 3 düşüş kaydetti ve enerji sektöründe bu düşüş yüzde 4'ün üzerine çıktı. Bundan başka bankaların ve iletişim sektörünün hisseleri de yüzde 3 değer kaybına uğradı.
 
***
Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliği geçen Cumartesi günü “caydırıcı güç 2” adı altında düzenlediği büyük bir operasyonda kendi ürünü olan on İHA ile ARAMCO firmasının Bakik ve Hurays adlı iki petrol rafinerisini hedef aldı.
 
Yemen ordusu ve Ensarullah halk güçlerine bağlı İHA birliği ve füze birliğinin S. Arabistan topraklarında bazı hedefleri vurması iktisadi sonuçlardan başka Riyad için siyasi ve güvenlik alanlarında da bazı sonuçları olduğu anlaşılıyor.
 
Bu operasyonların ortaya koyduğu ilk sonuçlardan biri, S. Arabistan'ın petrol sahaları ve sanayilerinin oldukça kırılgan konumda olduğudur.
 
S. Arabistan rejimi özellikle Salman bin Abdulaziz iktidarın başına geçmesi ve oğlu Muhammed bin Salman'ı 2015 yılında savunma Bakanı ve veliaht prensi olarak atamasının ardından savunma ve askeri alanlarda büyük harcamalara başladı. Bazı veriler Suud rejiminin askeri giderleri yüzde 112 artış kaydettiğini gösteriyor. Ancak Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin düzenlediği son operasyon, Suud rejiminin özellikle Batı'dan aldığı silahlar ve harcadığı bunca paralar S. Arabistan'a güvenlik getirmediğini, bilakis bu ülkeyi daha da kırılgan hale getirdiğini ortaya koydu.
 
Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin düzenlediği operasyonun ortaya koyduğu ikinci gerçek, Amerikan ve Fransız füze savunma sistemlerinin S. Arabistan hava sahasını savunmaktan aciz olduğu gerçeğiydi. Bu bağlamda Saddam rejimi ile 1980'li ve 1990'lı yıllarda asimetrik ve gerilla savaşlarının uzmanı ve Irak İslami yüksek meclisi üyesi Celaleddin Sagir bu konuda şöyle diyor:
 
S. Arabistan'ın doğusunda yer alan Bakik ve Hurays petrol tesisleri altı kadar geliştirilmiş Hawk füze savunma sistemi, iki adet geliştirilmiş Patriot füze savunma sistemi, bir kaç Kortal füze savunma sistemi ve yine Sky Guard füze savunma sistemi tarafından korunuyor. Bu füze savunma sistemleri geniş bir alanı kapsıyor ve her türlü muhtemel saldırıya karşı koyabiliyor.
 
Öte yandan bunca füze savunma sisteminden başka, bu alanın üzerinde F-15 ve F-16 savaş uçaklarından oluşan filolar ve bu uçakların üstünde de Awacs casus uçakları sürekli uçuş gerçekleştiriyor ve hepsi karada konuşlandırılan savunma sistemleri ve uzayda uydularla bağlantıları bulunuyor ve hepsinden daha da önemlisi Fars körfezinde bulunan savaş uçakları ve uçak gemilerinin radar sistemleri de bu devasa hava savunma sistemleri ile iş birliği yapıyor.
 
Gerçi tüm bu geniş kapsamla radar ve füze savunma sistemleri, Bakik ve Hurays gibi S. Arabistan'ın petrol tesislerinin küçük bir bölümünü savunmak için kurulmuştur, ama yine de Yemen'in 10 İHA'sı tüm bu sistemleri kolay bir şekilde aşarak gözetledikleri hedefleri imha etmeyi başardı.
 
Kuşkusuz Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin bu başarısı en başta Amerikalılar için büyük bir fiyasko ve skandal sayılır. Zira biraz önce sözü edilen devasa hava savunma şebekesinde yer alan tüm sistemler, Fransa yapımı olan Kortal füze savunma sisteminin dışında hepsi Amerikan patentlidir. Bu skandalın ikinci ucu Suud hanedanına dokunmaktadır, zira Suud hanedanı bunca askeri bütçeye karşın Arap dünyasının en yoksul ülkesinin en zayıf askeri teçhizatına karşı S. Arabistan'ı savunmakta başarısız olmuştur.
 
Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin düzenlediği operasyonun iktisadi sonuçların dışında ortaya koyduğu üçüncü sonuç, Suud rejiminin istihbarat zafiyetini gün yüzüne çıkarmaktır.
 
Bundan önce 1 Ağustos 2019 ve daha sonra 17 Ağustos 2019'da Yemen ordusu ve halk güçlerinin 10 İHA ile saldırılarına şahit olan Suud rejimi bu tür operasyonların bir daha düzenlenmesini önlemek için istihbarat çalışmalarını arttırmıştı. Ancak ne var ki Yemen İHA'ları bu kez 14 Eylül 2019'da S. Arabistan'da son 54 ayda en ağır darbeyi indirdiler ve Suud hanedanını adeta derin bir şoka sürüklediler.
 
Gerçekte Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin düzenlediği operasyonlar, S. Arabistan'ın en stratejik tesisleri ve noktaları Yemen füzeleri ve İHA'larının menzili altına girdiğini ve savaş devam ettiği takdirde Suud hanedanı daha ağır kayıplara katlanmak zorunda kalacağını ortaya koydu. Bundan başka Yemen'in S. Arabistan'ın petrol tesislerine başarılı İHA operasyonu ve bu ülkenin petrol ihracatının yarısını durdurması, Suud rejiminin ekonomisini çökertme tehdidi askeri bir blöf olmadığını gösterdi.
 
Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin düzenlediği operasyonun ortaya koyduğu dördüncü sonuç, Suud hanedanının şiddetle aşağılanmasıydı. Oysa Suud rejimi Arap dünyasının en temel ve en güçlü devleti olduğunu iddia ediyordu. Gerçekte Yemen Arap dünyasının Batı Asya bölgesinde yer alan en yoksul ülkesi ve S. Arabistan da en zengin ülkesidir. S. Arabistan dünyanın en modern askeri teçhizatına ve en gelişmiş ileri teknoloji silahlarına sahiptir. Oysa Yemen ordusu daha yeni yeni füze ve İHA teknolojilerine kavuşmuştur.
 
Suud rejimi bu noktadan hareketle, fakat hiç bir belge veya kanıt göstermeksizin, 14 Eylül 2019'da Yemen ordusu İHA birliği tarafından ARAMCO tesislerine düzenlenen büyük operasyondan İran İslam Cumhuriyeti'ni sorumlu tutmaya çalışıyor. Bu süreçte Amerikalı yetkililer de hemen Suud rejiminin bu iddiasını tekrarlayarak İran'ı suçluyor.
 
Gerçekte Suud rejimi ve Amerika'nın bu iddiayı ortaya atmalarının sebebi, Riyad ve Washington'un Arap dünyasının en yoksul ülkesinin karşısında hezimete uğradıklarını hazmedememesidir. Batı Asya meseleleri uzman Muhammed Ali Mehtedi ise bu konuda şöyle diyor:
 
S. Arabistan rejimi Yemen karşısında hezimete uğramadığını, bilakis Yemen'e dayattığı savaşta, füze ve İHA gücü çok yüksek olan İran adında bölgesel bir güçle karşı karşıya bulunduğunu telkin etmeye çalışıyor.
 
Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin düzenlediği operasyonun ortaya koyduğu beşinci sonuç, bu operasyonların arada bir İran'a askeri saldırı düzenleyeceğini ileri süren başta ABD olmak üzere bölge dışı güçlere, bölgede her türlü savaş veya çatışma durumu küresel boyutları olacağı ve bedeli de küresel ekonomi için çok ağır ve telafisi mümkün olmayacağı yönünde bir mesaj vermesidir.
 
Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA birliğinin S. Arabistan'ın Bakik ve Hurays petrol tesislerine düzenlediği operasyon kısa bir sürede petrol fiyatlarını yüzde 20 kadar arttırdı. Kuşkusuz bu fiyat artışı başta Batılı devletler olmak üzere petrol ithal eden ülkelerin ekonomisi üzerinde ciddi tesirleri olacaktır. Gerçekte bu durum Arap dünyasının en yoksul ülkesi tarafından tüm dünyaya dayatılan bir sonuçtur. Bu yüzden benzer durumda İran İslam Cumhuriyeti gibi bölgesel bir gücün dayatacağı bedel, Yemenli güçlerce ARAMCO tesislerine düzenlenen operasyona kıyasla binlerce kat daha ağır olacağı kesindir.
 
Evet, bugün Yemen savaşı çok hassas bir dönemece girmiştir. Şimdi Yemen savaşında askeri sahada dengeler büsbütün değişmiştir. Bu arada S. Arabistan ve BAE arasında ihtilafların tırmanmasının ardından Suud rejiminin başını çektiği Yemen karşıtı askeri ittifak pratikte çöküş noktasına gelmiştir. Öte yandan Yemen ordusu ve Ensarullah hareketi de artık savunma konumundan çıkmış ve savaş taktiğini değiştirerek savunma pozisyonundan taarruz pozisyonuna geçmiş ve sonuçta bu savaşın S. Arabistan için bedelini ağırlaştırmaya başlamıştır.
 
Yemen milleti ve silahlı kuvvetleri bu savaşta Suud rejimine karşı zafer kazanacaklarından emin oldukları bir sırada, Suud hanedanından ayrılan prens Halid bin Ferhan ise Suud ordusu ve müttefiklerinin Yemen savaşında art arda hezimete uğramasını, Arabistanlı askeri güçlerin bu savaşın zaruretine asla inanmamalarına bağlıyor.
 
Gerçekte bu konu, bu savaşın tarafı olan Yemen milleti ve Suud rejimi arasında en önemli farklılık durumudur ve hatta savaşın kaderini belirleyebilecek nitelikte sayılır.
 
Ve son olarak Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı füze birliği ve İHA birliğinin S. Arabistan'ın hayati altyapı tesislerine düzenlediği operasyonlar, Suud veliaht prensi Muhammed bin Salman'ın ülkesinin askeri bütçesini yüzde 112 arttırması ve Arap dünyasının en yoksul ülkesine savaş dayatması ile büyük bir stratejik hata işlediğini ve S. Arabistan'ın güvenliğini tehlikeye attığını ve Muhammed bin Salman'ın şimdi bu savaştan çıkış için bir yol bulması gerektiğini ortaya koyuyor.
 
Kuşkusuz bu savaşın devam etmesi hatta Muhammed bin Salman'ın S. Arabistan kraliyetinin başına geçme hayalini de suya düşürebilir. Nitekim bu hayal bin Salman'ın yanlış politikaları yüzünden ciddi bir şekilde şimdiden tehlikeye girdiği anlaşılıyor.
 
 
Parstoday
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler