sysyt-iran-usa-china-01.jpg

Çin ve Rusya sayesinde İran'ın bir B planı var ve bu, Trump yönetimine köstek olabilir

ABD'nin anlaşmadan çekilmesi ve küresel meselelerdeki saldırgan tutumu Moskova'yı, Pekin'i ve diğerlerini Tahran'la saf tutmaya teşvik ediyor. Gündelik ihtiyaçlarının ötesinde İran'ın bir B planı da var. Ve bu plan, rakipleri ABD'nin kuyusunu kazmaya fazlasıyla istekli Çin ve Rusya'nın güdümündeki ülkelerden oluşan ve giderek gelişen Avrasya ağına daha derinden dahil olmayı içeriyor.

7 Ekim 2019 Pazartesi
İran ya da müttefiklerinin dünyanın en mühim petrol tesislerine düzenlediği tartışmalı saldırıların ve ABD'nin saldırı hazırlıklarında "ateşe hazır" olduğu yönündeki tehditlerinin ardından, İran'ın liderleri bombaların düşmeye başlamasını beklemek üzere sığınaklarına çekilmedi.
 
Bunun yerine İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif; NATO üyesi Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başkan Vladimir Putin'le birlikte ABD'nin savunma sistemleriyle alay ettiği bir toplantıya katılmayı ve Ankara'ya gitmeyi seçti. Saldırıdan günler sonra İranlı bir yetkili; Çin ve İran arasındaki ekonomik işbirliğini muhtemelen derinleştirecek ve İran'ı Pekin'in kuşak ve yol girişimine dahil edecek bir dizi mega anlaşma önerisini konuşmak için Çin'e gitti.
 
İkincil yaptırımlar Avrupa'yı İran'la herhangi bir ekonomik ilişkiden kaçmak zorunda bırakırken, Donald Trump yönetimi, Tahran'la imzaladığı nükleer anlaşmadan geçen yıl çekilerek İran'ı köşeye sıkıştırdığına ve 2020 seçimleri öncesinde elde edilmiş büyük bir dış siyaset zaferi olarak İran'ı müzakere masasına oturtup, ona daha iyi bir anlaşma sunduğuna ya da en azından bir fotoğraf çekimine zorladığına inanmış olabilir.
 
Ama Rusya'nın sağladığı istikrarlı diplomatik korumayla ve Çin'in ülkenin enerji sektörü ve endüstrisine yapmayı düşündüğü yatırımlarla İran, 2020'de ikinci dönem için seçimleri kazansa bile Trump'ı atlatabileceğine çok güveniyor.
 
Yaptırımlar İran'ın ekonomisine zarar veriyor, kalkınma hedeflerini örseliyor, nüfusunu kızdırıyor ve belki de bölgesel hedeflerini bile kısıtlıyor. Iran'daki şahinler bir süredir, vekiller aracılığıyla ve küresel tankerlere yönelik gri bölge saldırılarıyla ani askeri çıkışlarda bulunuyor, Suudilerin kritik petrol tesisine yapılan da yüksek olasılıkla bunlardan biri. Ayrıca diplomatları bütçedeki kayıpları kapatmak için 15 milyar dolar (yaklaşık 85 milyar TL) temin etmeye çalışırken Tahran, ABD ile müzakere olasılığını reddettiğini söyledi ve çeşitli şekillerde ima etti.
 
Fakat gündelik ihtiyaçlarının ötesinde İran'ın bir B planı da var. Ve bu plan, rakipleri ABD'nin kuyusunu kazmaya fazlasıyla istekli Çin ve Rusya'nın güdümündeki ülkelerden oluşan ve giderek gelişen Avrasya ağına daha derinden dahil olmayı içeriyor.
 
Avrasya'ya politik ve ekonomik entegrasyon, İran'ın acil sorunlarını çözmeyecek kadar yavaş hareket eden, uzun vadeli bir eğilimin parçası. Ama bu fenomen, Trump devri sona erene kadar bekleyebileceklerine dair İranlı liderlere güven veriyor.
 
Trump yönetiminin, Washington merkezli yüksek bütçeli düşünce kuruluşlarının yarattığı ve ideolojik açıdan aşırıcı şahinlerden terkip küçük bir hizbin elinde şekillenen dayatmalarına karşı Rusya, sesini Çin'e göre daha gür çıkarıyor. ABD, İran Merkez Bankası'na uygulanacak yeni yaptırımları duyurduğunda Rusya'nın Dışişleri Bakanlığı, Moskova'nın bunları görmezden geleceğini derhal açıklamıştı.
 
RIA Novosti'ye göre Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Zamir Kabulov, "Bu İran'a yaklaşımlarımızı etkilemeyecek. Planladığımız gibi bankacılık alanında İran'la işbirliğine devam edeceğiz” diye konuşmuştu.
 
İran'ın Merkez Bankası başkanı da Rusya ve Tahran'ın ABD'nin izleyebildiği SWIFT ağını aradan çıkarmak için bankacılık sistemlerini entegre ettiklerini söylemişti.
 
Ruhani'nin de “Rusya'yla ve gelecekte, Avrasya Ekonomik Birliği'ndeki ve diğer bölgesel devletlerle bankacılık ilişkimizi bu kanal üzerinden yürütebiliriz” dediği belirtilmişti.
 
Rusya'yla İran arasındaki ticaret asgari düzeyde. Ama iki ülke, ABD yaptırımlarının üstesinden gelmenin yollarını bulmak konusunda ittifak halinde. İran ekonomisinde uzman Esfandyar Batmanghelidj “Rusya; yaptırımların etkisini azaltmak konusunda İran'ı bir vaka çalışması olarak görüyor ve ekonomilerini ABD yaptırımlarına karşı daha güvende kılacak yeni bankacılık mesajlaşma sistemleri gibi mekanizmalara dair İran'la diyalog halinde" dedi.
 
Çin ise Rusya'dan daha sessiz ve ihtiyatlı. Çin-İran işbirliğinin emareleri yine de bol. 11 Eylül'de Çin, ülkedeki ordu ve donanma tesislerini ziyaret eden İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bageri'yi ağırladı.
 
Perşembe günü yapılan ve Çin'in İran'la sürdürdüğü işbirliğinin boyutlarına işaret eden açıklamada ABD Maliye Bakanlığı, İran petrolünün taşınmasına yardımcı olarak Amerikan yaptırımlarını ihlal ettiği iddiasıyla 5 Çin vatandaşının ve 6 şirketin ismini verdi.
 
Çin'in İran'a yaptığı ve halihazırda kayda değer boyutlara ulaşmış yatırımlarını artırdığına dair çok az kanıt var ki bu, Çin için hala ufak bir meblağ. Ancak Washington'ın İran'a karşı hamleleri, Tahran'ın Pekin nezdindeki önemini artırdı. Batmanghelidj “Ekonomik açıdan bakarsak, Çinli şirketlerin odağını İran'dan diğer pazarlara kaydırması kolay. Siyasi açıdan konuşursak, Çin yönetiminin ABD yaptırımları karşısında teslim olması zor” dedi.
 
Ayrıca İran; Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya'dan -hepsi Washington'ın bozduğu nükleer anlaşmanın imzacılarından- sürekli şikayet ederken, Rusya ve Çin'den çok az yakınıyor.
 
Tahran'daki Ortadoğu Stratejik Çalışmalar Merkezi'nde misafir akademisyen ve Iran Front Page'in genel yayın yönetmeni Abas Aslani "İran'ın Çin ve Rusya'yla ilişkilerinin doğası Avrupa'yla ilişkisinden farklı. (...) İran; Çin ve Rusya'yla farklı kanallardan sürdürdüğü işbirliğine güveniyor olabilir. Fakat Avrupa, İran'la işbirliği yaparsa daha açık bir kanaldan çalışmak zorunda” dedi.
 
Erdoğan'ın Avrasyacı bakış açısıyla yönettiği komşu ülke Türkiye de İran'ın arkasını kolluyor. Batılı diplomatlar büyük Türk şirketlerinin Trump yönetimini öfkelendirme korkusuyla Tahran'la iş yapmaktan kaçındığını söylese bile, İran'ın Türkiye ve Irak gibi ülkelerde ABD tehditlerini atlatabilecek finansal mekanizmalar geliştirmede uzmanlaştığını kabul ediyor.
 
ABD merkezli Fox News'a verdiği röportajda Erdoğan, Suudi petrol tesislerine yapılan saldırının ardında İran'ın olduğu yönündeki ABD iddialarını reddetmiş ve ABD yaptırımlarını eleştirmişti.
 
Erdoğan “Suudi petrol tesisine saldırıda İran'ı suçlamayı doğru bulmuyorum” demiş, “Çünkü belgeler, bu noktadaki deliller bunu tevsik etmiyor. İran'la komşuyuz ve yaptırımların hiçbir şeyi çözmediğini biliyorum” diye eklemişti.
 
Moskova ve Pekin ise Güvenlik Konseyi'nde Batılı ülkelerin Tahran'ı cezalandırma çabalarını düzenli olarak engellerken, Başkan George W. Bush İran'ı nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda baskı altına almaya çalışmış ancak nihayetinde başarısız olmuştu. Başkan Barack Obama, İran'ın o zamanki Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın toksikliğinden ve düşmanca tavırlarından uluslararası ağır yaptırımlar için destek toplamak amacıyla istifade edip, usulca diplomatik bir cephe oluşturarak Çin ve Rusya'nın bile uyum sağladığı sert yaptırımlar getirmeyi başarmıştı.
 
Trump'ın anlaşmadan tek taraflı çekilmesi, İran'a uygulanacak sert uluslararası yaptırımları masadan muhtemelen kaldırıyor ve bir dizi küresel meseledeki düşmanca tavrı da aslında Moskova, Pekin ve diğerlerini Tahran'la ortak hareket etmeye teşvik ediyor.
 
Aslani “İran, Rusya, Türkiye ve Çin'in, Amerikalıların baskısıyla karşı karşıya olmak gibi ortak bir noktası var” dedi:
 
Ortak bir zemin bulduklarına inanıyorlar. Daha fazla işbirliğiyle, Güvenlik Konseyi'nde ya da başka bir yerde, birbirlerinden daha fazla destek alabilirler. Donald Trump'ın tek taraflı yaklaşımı İran için ne kadar tehlikeliyse Rusya, Çin ve diğer ülkeler için de aynı derecede tehlikeli.
 
Borzou Daragahi 
İndependent Türkçe
Çeviri: Noyan Öztürk
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler