87433.jpg
  • Anasayfa» 
  • Alıntılar»
  •  Bölgede yaşananların odağında Amerika'nın İslam İnkılabını yok etme amacı yatmaktadır

Bölgede yaşananların odağında Amerika'nın İslam İnkılabını yok etme amacı yatmaktadır

Bizzat şahit olmamıza karşın, olayların karmaşık yapısından dolayı kimse tam olarak ne olduğunu anlamamaktadır. Gerçekten ABD Başkanı Trump Suriye'den çıkmak mı istemektedir yoksa bir oyun ya da tuzak peşinde midir? Bu sorunun cevabı stratejik ilişkilerin analizinde gizlidir. Bu stratejik ilişkilerin temelinde ise ABD'nin İran'da üslenmiş olan İslam İnkılabını yok etme arzusu yatmaktadır.

20 Ekim 2019 Pazar
İNTİZAR - Bölgede yaşanan olayların boyutlarının büyüklüğü, çeşitliliği ve büyük bir hızla değişim göstermesi gerçekleşenin ardında aslında ne olduğunu sağlıklı tahlil etmeyi zorlaştırmaktadır. Kemal Erdem imzası ile sendika.org'da yayınlanan ve soru cevap tekniği ile oluşturulan analizin temeline İran'ı üs olarak kendine temin etmiş olan İslam İnkılabı aklının dünyaya söylediği yeni şeylerin etkisini yok etmeye dayalı Amerika'nın stratejisinin yattığına dair tespit oldukça dikkat çekicidir. Bu analizden de anlaşılan o ki bölgede yaşanan bütün olayların temelinde Amerika'nın, üs olarak İran'ı temin etmiş olan İslam İnkılabını yok etme arzusudur...
 
“Barış Pınarı Harekâtı” ve “büyük fotoğraf”
 
Bir olayın analizinde en büyük tehlike, olayın anlık yapısına fazla takılarak “büyük fotoğrafı” yani genel stratejik ilişkilerin yapısını unutmak ve gözden kaçırmaktır. Bu tehlike bugün Türkiye'nin Suriye'deki ama özellikle de Rojava'daki operasyonu için fazlasıyla geçerlidir.
 
Gözlerimizin önünde cereyan etmesine karşın, olayların karmaşık yapısından dolayı kimse tam olarak ne olduğunu anlamamaktadır. Gerçekten ABD Başkanı Trump Suriye'den çıkmak mı istemektedir yoksa bir oyun ya da tuzak mı peşindedir? Bu sorunun cevabı stratejik ilişkilerin analizinde gizlidir.
 
Bu makalede bazı sorular sorarak ve bunları cevaplamaya çalışarak “büyük fotoğrafı” ve bununla birlikte de Trump'ın ne yapmak istediğini anlamaya çalışacağız. Soracağımız sorulara kısa ve kestirme cevaplar vereceğiz ve ayrıntılı analizlere girmeyeceğiz.
 
Soru-1: ABD Ortadoğu'da gerçekten ne yapmak istemektedir?
 
Cevap: İran rejiminin yıkılması stratejik perspektifinde Suriye'de taktik düzenleme yapmaktadır.
 
Soru-2: Suriye'deki taktik düzenleme ile İran rejiminin yıkılması arasında ne tür bir ilişki vardır?
 
Cevap: Trump'a göre kendisinden önce, ABD ve müttefiklerinin Suriye'de kurmuş oldukları siyasi ve askeri ilişkiler yanlıştır ve bu ilişkiler İran rejiminin yıkımını sürekli ertelemektedir. Üstelik bu ertelemeyi İran-Rusya bloku, Türkiye'yi Suriye'ye kısmi olarak çekerek yapmaktadır. Amaç Türkiye'nin yönünü Kürtler ile ittifak geliştiren ve Rojava'yı İran rejiminin yıkımı için bir atlama tahtasına çevirmek isteyen Batı ve Kürtlere dönmesini sağlamaktı. Bunun için Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesine yeşil ışık yakıldı ve onunla Suriye'de güvenli bölgeler oluşturuldu. Bu taviz Türkiye ile ABD ve müttefikleri arasındaki çelişkileri derinleştiren bir etki yaparak, İran-Rusya-Suriye blokunu bir dereceye kadar rahatlatıyordu. İşte Trump önce Rojava'da Kürtlere dayanarak istikrarlı bir bölge kurma ve buradan hareketle PKK'yi İran'a karşı kullanma politikasının, Türkiye'nin mevcut Kürt politikasından dolayı mümkün olmadığı sonucuna ulaştı. Rojava'nın korunması politikası, Batı'nın İran politikasının iflas etmesine neden olmaktadır. Trump özellikle Obama döneminde uygulanan bu politikayı değiştirmektedir. (İleride bu noktaya tekrar döneceğiz.)
 
Soru-3: ABD'nin İran rejiminin yıkılması politikasında Türkiye ve Kürtlerin durumu niçin önemlidir?
 
Cevap: Batı'nın ama özellikle de ABD'nin İran stratejisinde yani İran rejiminin yıkılması sırasında Türkiye'nin sıkıca Batı'ya bağlanması, yok eğer bu mümkün değilse İran'dan tecrit edilmesi son derece önemlidir. Türkiye'nin Kürt sorunundan dolayı Ortadoğu'da statükoyu direk ya da dolaylı olarak İran ile koruması Batı'nın İran politikasını olumsuz etkileyecektir ki bugün bu tespitin doğruluğu görülmektedir. Türkiye'nin AB üyeliğinin önünün açılması ve AB üzerinden Batı'ya bağlanmak istenmesinin nedenlerinden bir tanesi de Batı'nın İran rejimini yıkma politikasıydı.
 
Bir başka açıdan aynı durum Kürtler için de geçerlidir. İran rejiminin yıkılmasında ve yerine kurulacak yeni rejimin istikrarının korunmasında Batı ile müttefiklik içinde olan Kürtler temel bir yere sahiptir. Bu nokta Irak'ta denenmiş ve önemli bir sonuç alınmıştır. İşte bu perspektifle Batı PKK'ye çengel atmış ve onu kendi İran politikası doğrultusunda kullanmak istemiştir.
 
Soru-4: Türkiye, Batı'nın İran politikasını nasıl boşa çıkarttı?
 
Cevap: Türkiye'nin Batı'nın İran politikasını boşa çıkarmasının altında Türk iç politikasında yaşanan tarihsel kırılma yatmaktadır. Bu tarihsel kırılma ilk başlarda Batı tarafından görülmemiş ya da görülememiştir. AKP'nin kendisini önce Batı yanlısı göstererek ve aldatma politikası uygulayarak içeride Kemalist orduyu bastırarak iktidarın iplerini ele geçirmesinden sonra, alttan alta Batı ile olan stratejik ilişkileri taktik ilişkiler düzeyine getirmiş ve Batı'dan bu uzaklaşmayı Rusya ve Çin ile taktik bir yakınlaşma ile dengelemiştir. Bu politika aynı zamanda Batı'nın Suriye'de Kürtler ile ittifak geliştirerek Rojava'yı güvenli hale getirmesinin de sonu olmuştur. Bu politikada ısrar etmenin sonucu ise Batı için sadece zaman kaybı olacaktır. Obama döneminde uygulanılan Rojava'yı güvenli hale getirerek ve ona dayanarak İran rejiminin yıkılması politikası, Türkiye'nin Batı'dan AKP ile stratejik olarak kopmasından dolayı çıkmaza girmiştir.
 
Soru-5: Yeni ABD yönetiminin Erdoğan ve AKP'ye bakışı nasıldır?
 
Cevap: Türkiye'ye rağmen Rojava'nın Batı tarafından korunmasının Batı'nın temel stratejik hedefinden sapmasına neden olduğunun Trump (daha çok danışmanı olan Henry Kissinger) tarafından anlaşılmasından sonra, İran rejiminin yıkılması stratejik hedefi korunarak yeni bir taktik düzene geçildi. ABD yönetimindeki bu yeni taktik düzenleme ve yönelimin temeli, AKP ve Türkiye'deki yeni rejimin uluslararası ilişkiler içerisine tarihsel konumlanmasının yeni bir analiz üzerine oturmuş olmasıdır. Obama döneminin hatası AKP'nin stratejik olarak hala daha kazanılabilecek olması üzerine otururken, Trump AKP'nin Batı'dan stratejik olarak koptuğunu kabul etmektedir. Trump-Kissinger ikilisine göre, AKP Batı'dan stratejik olarak kopmuştur ama Rusya ve müttefikleriyle de stratejik ilişki geliştirecek durumda değildir. Erdoğan Türkiye'sinin Stratejik Denge Konumu politikası uyguladığını ve bu durumun Rusya ve müttefikleriyle de çatışma potansiyelini içerdiğini ve de bu durumun çok kritik bir dönemde (örneğin İran rejiminin yıkılması durumunda) Türkiye'nin tecridine olanak sağlayabileceği anlayışının yeni ABD yönetiminde gelişmesine neden olmuştur. Trump-Kissinger ikilisi, Obama yönetiminden farklı ve doğru olarak Erdoğan yönetiminin karakterini daha gerçekçi olarak değerlendirmişlerdir. Bu durum belirli bir süreden beri ABD'nin kilitlenmiş Ortadoğu politikasını açan bir yapıya sahiptir ve orta dönemde İran rejiminin yıkılmasına neden olabilecektir.
 
Soru-6: Türkiye'nin Batı'dan AKP ile stratejik olarak kopmasının ABD ve müttefiklerinin İran politikası üzerindeki olumsuz etkilerini Trump nasıl gidermek istemektedir? Başka bir şekilde sorarsak: İran rejiminin yıkılmasında ABD Türkiye'ye karşı nasıl bir politika izlemek istemektedir?
 
Cevap: Yeni ABD yönetiminin yeni Türkiye analizi, İran rejiminin yıkılması sırasında Türkiye'nin İran'dan TECRİT edilmesine dayanmaktadır. Yani İran'dan uzak tutulmasına ve PJAK-PYD güçleri İran'a karşı tam seferber olurken, bu güçlere karşı Türkiye'nin ikinci bir cephe açmamasına dayanmaktadır.
 
Peki bu nasıl olacaktır?
 
Türkiye'nin İran ile birlikte bu güçlere ikinci bir cephe açmaması ya da açamamasının sağlanması yeni ABD yönetimine göre Türkiye'nin başka güçler ile içeride ve dışarıda meşgul edilmesi ve aynı zamanda Türkiye üzerinde ağır bir ekonomik ambargonun uygulanmasıyla mümkündür. Tecrit politikası sert, yumuşak ve taviz politikalarının akıllıca birleştirildiği bir taktik planlar sistemi etrafında örülmek istenmektedir.
 
Soru-7: Türkiye hangi başka güçler ile meşgul edilecek?
 
Cevap: Askeri olarak PKK, Suriye devleti, IŞİD. Siyasi ve diplomatik olarak da AB, İngiltere, Çin, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, yine ABD'nin kendisi ve eğer Türkiye Suriye'de yanlış hareket ederse Rusya ile. Buradaki ince nokta ABD yönetiminin PYD ile YPG'den farklı olarak PKK'yi ele alması ve Türkiye ile savaşta PYD-YPG güçlerinden ziyade PKK güçlerinin savaşmasını sağlayarak Merkezi PKK'nin zayıflamasına çalışmaktadır. Çünkü aksi taktirde PYD ile YPG'yi tam olarak kendisine bağlayamayacaktır. (Bu konuya da tekrar döneceğiz.)
 
Soru-8: Türkiye bu güçler ile NASIL meşgul edilecek?
 
Cevap: Bunun tek bir olanağı var ve bu olanak Suriye'de bulunmaktadır. Trump, Erdoğan'ın Suriye'de ama özellikle de Rojava bölgesinde güvenli bölge kurma ve burayı pratikte Merkezi Suriye devletinden koparma amacını bildiği için, Türkiye'yi başka güçler ile karşı karşıya getirmenin yolunun PKK'nin Rojava'dan kısmi olarak çekilmesinden geçtiğini anlamaktadır. Çünkü Türkiye, PKK ve Suriye devletini karşı karşıya getirmek için Suriye'de “bir boşluk yaratmak” gerekmektedir ve bu boşluğun doldurulması için de tarafları rekabete sokmak gerekmektedir. ABD'nin bunu yapabilmesinin tek yolu da kontrol ettiği Rojava bölgesidir. ABD ancak Suriye'de hâkim olduğu Rojava bölgesinde bunu yapabilir.
 
ABD, Merkezi PKK yönetiminin Rojava'nın bir kısmının Türkiye'ye verilmesine karşı olduğunu bilmektedir ve tek Suriye devletini değil PKK'yi de Rojava'daki bu hamle üzerinden yoğun bir şekilde Türkiye ile karşı karşıya getirmektedir.
 
Ama ABD bu hamle ile siyasi ve diplomatik olarak AB ile İngiltere'yi de Türkiye ile karşı karşıya getirmiştir. Çünkü Obama döneminde ABD ile AB'nin PKK ve PYD ile kurmuş olduğu ilişkilerin çerçevesini değiştirerek, AB ile İngiltere'nin politikalarını boşa çıkartarak (çünkü eski çerçeveden yeni ABD yönetimi çekilmiştir) onları da siyasi ve diplomatik olarak Türkiye ile karşı karşıya getirmiştir. Böylece Türkiye, askeri olarak PKK, IŞİD, Suriye, AB, İngiltere ile, Suriye'de yanlış hareket ederse İran, Rusya ve Çin ile siyasi ve diplomatik olarak gerilimli bir sürece girecek ve de bunları tamamlayan unsur olarak da yıkıcı ABD ekonomik yaptırımlarına maruz kalacaktır. ABD yönetimine göre bu çerçeve Türkiye'nin İran rejiminin yıkılması sırasında hareketsiz kalması için yeterlidir.
 
Yeni ABD yönetimine göre, İran rejimi yıkıldıktan sonra, Esad rejiminin yıkılması daha kolay olacaktır. Aslında genel ABD politikasında Ortadoğu'da değişiklik metottadır. İran ve Suriye rejimlerinin orta vadede bu yıkılmaları Rusya ve Çin için büyük bir darbe olacaktır.
 
Soru-9: ABD Türkiye'nin Rojava'da ne kadar ilerlemesini istemektedir?
 
Cevap: Hiç kuşkusuz bütün Rojava'nın Türkiye tarafından ele geçirilmesi taraftarı değildir. Çünkü bu durum İran politikasını sekteye uğratır. Bundan dolayı Trump, Erdoğan'ı tehdit ederek belirlenen sınırların dışına çıkmasını istememektedir. ABD'nin İran politikası için, Suriye'de PJAK-YPG için güvenli bir bölgeye ihtiyaç vardır ve bu bölge Rojava'nın neredeyse yarısıdır. ABD'nin oluşumuna yardım ettiği ve düzenli ordu durumuna getirdiği YPG aslında PJAK'tır. Trump Rojava'yı Türkiye ve PYD arasında paylaştırarak, bir yandan Türkiye ile diğer güçlerin çatışmasının yolunu açmış, Rojava'nın geri kalanını da İran politikası için “atlama tahtası” yapmıştır.
 
ABD, PYD ile YPG'yi savunmasız bırakarak, siyasi olarak değil ama askeri olarak Suriye devletine yanaşmasını ve birlikte Türkiye'ye karşı cephe almasını sağlamak istemektedir. Zaman içerisinde de savaşı PKK-Suriye ile Türkiye savaşına çevirerek, YPG'yi aradan çekmek istemektedir.
 
Soru-10: ABD'nin bu politikalarını Türkiye, Rusya, İran ve Suriye cephesi nasıl görmektedir?
 
Cevap: ABD'nin bu tarafları çatıştırma planlarından herkes haberdardır. Rusya Türkiye ile Suriye devleti arasında bir çatışma olmaması için devreye girmiş ve her iki devlet arasında koordinasyon sağlamaktadır. Türkiye de Suriye ile direk çatışmamak için dikkat etmektedir. Taraflar ABD'nin bu hamlesini boşa çıkararak bölgede zayıflamasını sağlamaya çalışmaktadır. Ama bununla birlikte de her güç, bu ABD taktiğinin boşa çıkartılmasında kendi nüfuz alanını genişletmek için yararlanmak istemektedir.
 
Soru-11: PKK, ABD'nin bu son hamlesinden sonra, Suriye-İran eksenine geçebilir mi?
 
Cevap: Evet geçebilir zaten Trump'ın istediği de budur. Böylece Türkiye ile savaşmış olacak ve Türkiye'nin tecridine katılmış olacaktır. Ama hiçbir zaman PYD ile YPG'yi bu kampa götüremez ve bu güçler ABD'nin sıkı kontrolü altına girmiştir. ABD hatta Kandil'in ezilmesinde Türkiye'ye destek vererek de bir yandan Türkiye'nin duygularını okşayacak bir yandan da Merkezi PKK'yi ezerek PYD ile YPG'yi tam kendisine bağlayacaktır. ABD'nin yeni yönetimi ile açmış olduğu bu süreç, PKK'nin 1999'dan daha büyük bir darbe yemesine neden olabilir ve özellikle de PKK'nin lider kadrosu büyük tehlike altındadır.
 
Soru-12: ABD Suriye'deki güçlerini nereye çekmiştir?
 
Cevap: ABD buradaki güçlerin bir kısmını Kuzey Irak'a çekmiş ve buradaki üslerin genişletilmesine de hız vermiştir. Burada güçlü bir “Güvenlik Şemsiyesi” kurarak, YPG içerisindeki PJAK'lıların Rojava'dan İran'a ABD korumasındaki bu bölgelerden geçmesini sağlamak istemektedir. Yine İran içlerinde eylem yapan PJAK'lılar bir tehlike durumunda bu üslere sığınabileceklerdir.
 
Soru-13: Trump, İran rejimini yıkma politikasını ne zaman uygulamaya sokmak istemektedir?
 
Cevap: İkinci defa seçildikten sonra. Şimdilik bunun altyapısını Suriye'de oluşturmaktadır. İkinci defa seçilmeden önce İran'ı yıkma politikasına geçmeyecektir. Trump ikinci defa seçilebilmek için içerideki Yahudi lobisine ihtiyacı vardır ve bu lobi de bu desteği İran rejiminin yıkılması karşılığı verecektir. Kaldı ki iç politikadaki sıkışmışlığından dolayı Trump'ın bu lobiye her zaman ihtiyacı vardır.
 
Soru-14: Trump'ın bu politikası boşa çıkarılabilir mi?
 
Cevap: Kısa dönemde Rusya-İran-Suriye blokunun Türkiye ile yakın çalışması ve Trump'ın ABD'de başkanlık yarışını kaybetmesiyle boşa çıkarılabilir. Ama orta ve uzun dönemde Türkiye ile Suriye arasında Suriye'deki işgalden dolayı çatışma potansiyeli her zaman olacaktır. Rusya-İran-Suriye bloku, Türkiye'nin Rojava'da YPG'ye darbe vurmasından sonra çekilip, buraları Suriye devletine bırakmasını istemektedir. Bu olmadığı zaman ilişkiler zamanla gerilimli bir düzeye çıkacaktır.
 
Soru-15: Trump, Erdoğan'a gayrı ciddi ve diplomatik teamüllere aykırı olan bir mektup niçin göndermiştir?
 
Cevap: Bu ABD'nin bir savaş hilesidir ve Erdoğan bu hileyi görmüştür. Bu hilenin aynısını Bismarck III.Napolyon'a yapmıştır. Alman Konfederasyonu'nun desteğini Prusya devleti etrafında toplamak için bir dış gücün Almanya'ya tehdidi gerekiyordu. Bismarck III.Napolyon'un Prusya saldırmasını sağlamak için ona göndermiş olduğu bir mektubu bir Alman gazetesine sızdırarak Fransa'da infial yaratmış ve Fransa'nın saldırmasını sağlamıştır. Bu saldırıya Alman Konfederasyonu birlikte cevap vererek bugünkü Almanya kurulmuştur. (Kaynak: Henry Kissinger'in “Diplomasi” kitabı.)
 
Erdoğan ve danışmanları hem Kissingeri hem de Trump'ı çok iyi tanımaktadırlar ve bu tür savaş hilelerine karınları toktur. Burada Trump'ın amacı, Erdoğan'ın bu tür bir taktiğe karşı güçlü tepki vermesini sağlamak ve ekonomik yaptırımlar için bahane elde etmektir. Erdoğan ister güçlü tepki versin ister vermesin zaten TECRİT politikasının bir parçası olarak bu ekonomik yaptırımlar olacaktır.
 
Soru-16: Türkiye'nin Rojava'daki askeri operasyonunun AKP iktidarı üzerindeki etkileri ne olur?
 
Cevap: Türkiye Rojava'da işgalci olarak kalırsa bir tür yeni Kıbrıs sorunu yaratmış olur ve bu sorun eski Kıbrıs sorunundan 20, 30 ve hatta 50 kat daha büyüktür. Zamanla AKP'nin dış politikada birçok yönden baskı altına alınmasına neden olacaktır. Bunun ise iç politikada köklü sonuçları olacaktır. Bunlardan ilki, içeride AKP'nin korkunç bir diktatörlüğe geçmesi ve bütün muhalefeti bastırması olacaktır. HDP'nin maruz kalmış olduğu baskıya zamanla CHP de maruz kalacaktır. AKP dışarıda yayıldıkça içeride katı olmak zorundadır. Türkiye'nin Suriye'deki işgali AKP iktidarının ömrü üzerinde kısaltıcı etkide bulunacaktır. Ama şu anki durumuyla AKP daha uzun süre iktidardadır.
 
Soru-17: AKP'nin genel olarak dış politikasıyla iktidarının ömrü arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?
 
Cevap: Bir hareketin siyasi hedefleriyle elinde bulundurduğu olanaklar arasında teorik olarak genel bir ilişki söz konusudur. Bu oranları bozduğu her anda politik zayıflıklar yaşaması kaçınılmazdır. Kendi açısından AKP'nin temel hedefi, kendi yeni rejimini kurumsallaştırmaktır. Bunu ise ancak doğru bir dış ve iç politika ile yapabilir. Eğer AKP Ortadoğu'da Kürt sorununda statükoyu koruma politikasını doğru ve güçlü bir şekilde uygularsa yani Türkiye, Suriye, Irak ve İran arasında güçlü bir ittifak sistemi oluşturabilirse bunu yapabilir. Bu ise başta Suriye'de rejim değişikliği peşinde koşmadan ve bu ülkede işgal ettiği yerlerden çekilmesiyle mümkündür. İdeolojik ve siyasal karakterinden dolayı AKP bu politikadan çok uzaktadır ve Suriye'de işgal ettiği bölgeleri zamanla Esad rejiminin devrilmesinde destek noktalarına çevirmek istemektedir.
 
Küresel sistemdeki üç temel kampın en az ikisi birlikte hareket ederse diğer kampın etkilerini zayıflatabilirler ve politikalarını boşa çıkartabilirler. Hiçbir kamp tek başına bunu yapacak durumda değildir. Bundan dolayı Erdoğan ancak Rusya-Çin-İran-Suriye kampı ile güçlü ilişkiler kurabilirse ve bu ilişkileri Kürt hareketini bastırmada kullanabilirse iktidarının ömrünü uzatabilir ki, bunun koşulları da Esad rejimini devirmekten vazgeçmesi ve Suriye'de işgal ettiği bölgelerden çekilmeye bağlıdır.
 
İttifak sistemleri tek dış değil “iç düşmanlar” için de kurulmuş sistemlerdir ve bu ikisi arasındaki ilişkiyi yanlış kuranlar bunun bedelini öderler.
 
Soru-18: Türkiye ile Suriye'nin bir tarihsel anlaşma yapma ve barışma olanağı var mıdır?
 
Cevap: AKP iktidarı döneminde Türkiye ile Suriye arasında bir tarihsel anlaşma olanağı yoktur. AKP'nin ve Erdoğan'ın peşine takılan ulusalcılar her ne kadar bunu isteseler de bu mümkün değildir. Her iki rejim arasındaki tarihsel bölünme kapanmayacak türdendir. Orta vadede ya Erdoğan rejimi yıkılacak ya da Esad rejimi yıkılacaktır ve de Türkiye Devrimci-Demokratik Hareketi, bu tarihsel çelişkiden yeni bir Demokratik Cumhuriyet hedefiyle sonuna kadar yararlanacaktır!
Peki, niçin Amerika illa da yukarıdaki analizde "İran rejimi" olarak isimlendirilen ama aslında daha doğru olarak isimlendirirsek "İslam İnkılabı stratejik aklı"nı ortadan kaldırmak istemektedir? Doğrusu bu sorunun cevabı esasa taaluk eden özü anlamaya yardımcı olabilecektir. İslam İnkılabı stratejik aklı diye vasıflandırılan aslında bin yıllar boyu insanlığın defaatle uyarıldığı ve tekrar tekrar bozulan güzergahlarının yeniden tanzim edilmesine dayanan basiretinin bir defa daha (ve son olarak) ayağa kaldırılmasının mukaddimesi olma durumudur. 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler