531520.jpg

İran-Çin ortaklığı Orta Doğu için ne anlama geliyor?

Orta Doğu'daki jeopolitik dengeler evrilirken İran ve Çin stratejik ortaklar hâline geliyor ama bu ortaklığın güvenlik ve siyasi işbirliği alanlarında sert sonuçlar doğurması beklenmiyor. İran ve Çin'in stratejik menfaatleri pek çok noktada kesişse de Çin Orta Doğu'da ekonomik çıkarlarını ön planda tutuyor ve bu kapsamda İran'ın hasımlarıyla da iyi geçinmek istiyor.

22 Kasım 2019 Cuma
Çin'in Orta Doğu Özel Temsilcisi Zhai Jun geçtiğimiz günlerde İran'a giderek üst düzey yetkililerle bölgesel gelişmeleri ele aldı. 21 Ekim'deki görüşmelerde İranlı yöneticiler Çin'le ilişkilerin stratejik nitelikte olduğunu söylediler ve Çin'in Orta Doğu'da daha ağırlıklı bir rol üstlenmesini istediler. Ayrıca İran, Suriye ve Lübnan Hizbullahı'ndan oluşan ‘Direniş Ekseni'nin bölgedeki güç dengesini değiştirmekte başarılı olduğunu öne sürdüler.
 
Jun ise Çin'in bölgede istikrara önem verdiğini vurgularken, İran ve bölgesel rakibi Suudi Arabistan arasında barışçıl ilişkiler olması gerektiğini belirtti. 
 
Her ikisi de yükselen, revizyonist güçler olarak görülen İran ve Çin, ittifaka dönüşme potansiyeli taşıyan yakın bir ortaklık içindeler. İki ülke, Orta Doğu'daki yeni düzeni etkileme bağlamında müşterek stratejik çıkarlara sahip. Ayrıca ABD'nin iki ülkeye de baskı uygulaması işbirliği için yeni zemin sağlıyor. 
 
ABD ve müttefiklerinin aksine Çin Orta Doğu'da barış ve istikrarın sağlanmasında İran'ı “çözümün parçası” olarak görüyor. Büyük güçlerin bölgeye müdahalesini geleneksel olarak reddeden İran ise Çin'i daha aktif olmaya teşvik ediyor.
 
Bölgedeki güç dengesini değiştirmek için elverişli bir zemin sunan Suriye iç savaşında İran ve Çin Rusya'yla beraber Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ı desteklediler. İran Esad'a askeri, siyasi ve mali destek sağlarken, Çin BM Güvenlik Konseyi'nde Suriye'yi hedef alan kararları tam yedi kez engelledi.
 
Orta Doğu'da son 10 yılın en önemli krizlerinden biri olan İran'ın nükleer programı meselesinde de Çin'in etkinliği giderek artıyor. Çin hâlihazırda İran'ın birinci ticaret ortağı, teknoloji transferinde başlıca kaynağı, petrol ihracatında en büyük pazarı konumunda. İran ABD yaptırımlarının etkisini hafifletme çabalarında da artan ölçüde Çin'e bel bağlıyor. 
 
İran son aylarda Çin'le güvenlik alanında aktif bir diplomasi yürütüyor. Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri 40 yıl aradan sonra Çin'e giden ilk İran genelkurmay başkanı oldu. Bakıri eylüldeki ziyaretinin ardından İran, Çin ve Rusya'nın önümüzdeki günlerde Umman Körfezi'nde ortak deniz tatbikatı düzenleyeceklerini açıkladı.
 
1979 İslam Devrimi'nden 2018 yılına kadar Çin İran'a 4.25 milyar dolar değerinde silah sattı ve İran'ın ikinci büyük silah tedarikçisi hâline geldi. Çin son dönemde silah tedarikini durdurdu ancak BM'nin İran'a uyguladığı silah ambargosu beklendiği gibi ekim 2020'de sona ererse İran bu alışverişi canlandırmayı planlıyor. 
 
Orta Doğu'daki askeri dengenin dinamiklerine bakıldığında İran rakiplerine göre daha az seçeneğe sahip. Bu da Çin'i İran için daha da değerli bir ortak kılıyor.
 
Ancak karşılıklı menfaatler ve anlayış birliğine rağmen Tahran ve Pekin, işbirliğini derinleştirmekte bazı zorluklarla karşı karşıya. İki ülkenin güç projeksiyonu stratejileri, stratejik tercih ve kaygıları, ABD'yle ilişkilerinin dinamikleri oldukça farklı.
 
Çin'in güç projeksiyonu stratejisi jeoekonomik. Başlıca stratejik kaygı ve öncelikleri Doğu Asya'daki meselelerle sınırlı olan Çin, ABD'yle gerilimden kaçınıyor. Örneğin ABD'nin mayıs 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra Çin'in önemli devlet şirketleri İran'da ticaret ve yatırımdan geri adım attılar.
 
İran'ın güç projeksiyonu stratejisi ise jeopolitik nitelikte. Başlıca stratejik kaygı ve öncelikleri Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi'nde olan İran, ABD'yi varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Ayrıca İran Orta Doğu'ya derinden angajeyken, bu bölgede daha stratejik düzeyde müdahil olmak Çin'in üst öncelikleri arasında yer almıyor.
 
Çin bölgedeki ekonomik ilişki ve menfaatlerini olabildiğince artırmak, Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır'la ilişkilerinde istikrarı korumak istiyor. Pekin yönetimi bu ülkelerle ilişkilerinde ciddi bir gerileme veya gerilim yaşanmaması için elinden geleni yapacaktır. Çin bu nedenle İran'la daha yakın ilişkiler kurmaktan sakınıyor. Örneğin İran ve Rusya'yla planlanan üçlü deniz tatbikatında Çin'in sadece muharip olmayan unsurlar göndererek Orta Doğu'daki çatışmalara çekilmek istemediği mesajını vermesi bekleniyor. 
 
Orta Doğu'daki jeopolitik dengeler evrilirken İran ve Çin stratejik ortaklar hâline geliyor ama bu ortaklığın güvenlik ve siyasi işbirliği alanlarında sert sonuçlar doğurması beklenmiyor. Ancak iki ülke de yükselen, revizyonist güçler sayıldıkça menfaatlerinin çakışma alanının genişlemesi bekleniyor.
 
Mohsen Shariatinia
Al-Monitor
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler