Theresa-May-and-the-Saudi-Arabia-King-Salman-742644.jpg

Suriye'de ilan edilen ateşkes ile birlikte her şey bitmiş değil!

İran, Rusya ve Türkiye'nin üçlü iradesi ile Suriye'de ilan edilen ateşkesin hayata geçirilmesinde pratiğe dönük zorluklardan ziyade, yeni oluşan bir takım dengelerin bu ateşkesi esastan tehdit ettiğine dair emareler ortaya koyuyor

4 Ocak 2017 Çarşamba
İNTİZAR - İran, Rusya, Türkiye'nin ortaya koyduğu irade ile Suriye için ilan edilen ateşkes ile ilgili farklı haberler gelmeye devam ediyor. Gelen haberler söz konusu ateşkesin ne ölçüde hayata geçirilebileceğine dair ip uçları barındırması sebebiyle önemli. 
 
Suriye'de yaşanan savaşın 'vekalet savaşı' olarak nitelendirilmesi karşılığı olmayan bir ifade değil. Bu durum İran, Rusya ve Türkiye tarafından ilan edilen ateşkesin vucut bulması için de belirleyici. Zira Suriye'de sahada iş gören silahlı gruplara destek sağlayan güçlerin hepsi ateşkes kararının alındığı masada bulunmuyordu. Özellikle lokomotifi ABD olan Batının ateşkes kararında devre dışı bırakılması karşısında nasıl bir tavır ortaya koyacağı belirleyici olacak. Hatta Türkiye'nin, Batının Suriye'deki vekil güçlerini bu ateşkese karşı kullanması ve bu noktada mesafe katetmesi durumunda ateşkes kararının alındığı masadan kalkması da söz konusu olabilir. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt "Çavuşoğlu'nun Artan ihlalleri durduramazsak Astana süreci akamete uğrayabilir" ifadesi bu anlamda önemli bir veri olarak not edilmelidir. 
 
Voltairenet'te "İngiliz yanlısı gruplar, Suriyeliler arasında gerçekleştirilecek Astana müzakerelerine karşı" başlığı ile verilen haber de bu anlamda önemli ip uçları içeriyor. Söz konusu haberin metni şöyle;
 
ABD, Fransa ve Birleşik Krallık'ın 31 Aralık 2016'da Güvenlik Konseyinde Astana müzakerelerine ilişkin şüphelerini ifade etmesinden sonra, Rusya ve Türkiye arasındaki ateşkese imza atan birçok grup müzakerelere katılmama tehdidinde bulundu. 
 
Bunların arasında, Alluş Ailesinin grubu, İngiliz MI6 tarafından desteklenen Ceyş'ul İslam dikkat çekmektedir.
 
Olası geri çekilmelerinin hazırlıklarını yapan imzacı gruplar, halen Barada Vadisi'nde (Şam'a 15 km uzaklıkta) devam eden çatışmaların, ateşkesi ihlal ettiğinin altını çizmektedirler. Çatışmalar, Suriye Arap Ordusu ile El Kaide, Ceyş'ul İslam ve Özgür Suriye Ordusu'na bağlı olduklarını belirten unsurları karşı karşıya getirmektedir.
 
Bu çatışmalar, 23 Aralık 2016'da Ceyş'ul İslam tarafından kirletilen su tesislerinin tamirini engellemeye çalışan cihatçıları geri püskürmeyi hedefliyor. 5 milyon kent sakini bir haftadan beri şebeke suyundan mahrum kalınca, yetkililer Şam mahallelerinde halkın ihtiyacını karşılamak üzere tankerlerle su dağıtmak zorunda kalıyor. Bu çatışmalar Harira Köyünün Suriye Arap Cumhuriyeti tarafından kurtarılmasından ve birkaç haftadan beri devam ediyor.
 
Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni başkanı Donald Trump görevi devraldıktan sonra Suriye meselesinde ortaya koyacağı tavır ateşkesin geleceğini de etkileyecek. Seçim sürecindeki yaklaşımlarından yola çıkarak oluşan beklentiler Amerika'nın Suriye meselesinden çekilerek daha pasif bir konumu tercih edeceği şeklinde. Bu beklentiler gerçekleşirse o zaman Suriye meselesinde Amerika ile birlikte hareket eden bölegesel güçler de pasifleşebilir.
 
Fakat Voltairenet'teki haberde dikkat çeken bir başka gücün Amerika'nın çekilmesiyle oluşacak boşluğu doldurmak üzere harekete geçebileceğini gösteriyor.  Daha önce İngiltere Başbakanı Theresa May'in onur konuğu olarak Körfez ülkeleri liderlerinin toplantısına katılması ile ilgili yapılan değerlendirmelerde İngiltere'nin Amerika'dan doğabilecek boşluğu doldurma gayretinde olduğuna vurgu yapılmıştı. Hatta İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkışı ile birlikte yeni arayışlar peşinde olduğu, bu çerçevede yeni müttefikler edinmeye çalıştığı değerelendiriliyor. Eğer Amerika'nın çekilmesi söz konusu olursa, oluşan boşluk ile ilgili başta Suudi Arabistan ve Körfez krallıklarının  İngiltere'nin bu müttefik arayışını karşılamak gibi bir duruma büyük bir arzu besleyeceklerini tahmit etmek güç değil.  
 
Değişmeye yüz tutmuş bütün bu dengelerin toplamda; Suriye'de İran, Rusya ve Türkiye'nin üçlü iradesi ile ilan edilen 'ateşkes'in ve devamında planlanan 'Astana süreci'nin vucut bulmasının önündeki en büyük engel ve ciddi bir tehlike olduğu ortada. En önemlisi ise; Rusya, Türkiye ve İran'ın ortaya koyduğu iradedeki zayıf halka olan Türkiye'nin Körfez krallıkları ile Batı arasındaki dengelerin oyuncu değişimi ile yeniden şekillenmeyesinin ardından ateşkes sürecindeki denklemden düşmesi ihtimalinin söz konus olmasıdır. Zira Türkiye'nin mevzubahis ateşkes sürecine dahli bir anlamda 'mecburi istikamet' sebebiyle mümkün olmuştu. Yani Türkiye'nin bu süreçte bulunması Suriye meselesinin başından beri sergilemiş olduğu tutumun neticesi değil, özellikle İran İslam Cumhuriyeti'nin başını çektiği Direniş Cephesi'nin ve daha sonra Rusya'nın dahil olması ile Suriye'de gelinen şartların sonucudur. Bu şartların değişmesi Türkiye'nin de bu noktadaki duruşunu değiştirecektir. Bunun için de Körfez krallıkları ve özellikle de Suudi Arabistan İngiltere ile birlikte yeniden şekillendirecekleri iş birliği ile öncelikle bu ateşkes sürecini hedef alacaklardır.  
 
Türkiye'nin de ilişkilerini geliştirme adına da olsa Avrupa Birliği'nden çıkma sürecindeki İngiltere ile yeni bir süreç inşa ettiği ortada. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Türkiye'nin İngiltere ile AB dışında da ikili ilişkilerini ortak iradesi çerçevesinde güçlendireceğini dile getiren açıklaması bu anlamda dikkat çekicidir. Çavuşoğlu, ayrıca İngiltere Başbakanı Theresa May'in 27 Ocak'ta Türkiye'yi ziyaret etmesinin planlandığına dair verdiği bilgi de bu anlamda önemli. Batı ile problemleri olan Türkiye'nin Suudi Arabistan ve diğer Körfez krallıkları gibi bu problemlerini İngiltere üzerinden dizayn edilecek yeni ilişkiler ağı ile giderme yoluna gitmesi ihtimal dahilinde. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi durumunda oluşacak yeni dengelerin Suriye ateşkesi ve devamındaki Astana sürecine etkisinin çok da olumlu olmayacağını tahmin etmek güç değil. 
 
Görünen o ki, Suriye'de her şey henüz bitmiş değil. Anlaşılan; Osmanlı İmparatorluğu döneminde kullanılan "Osmanlı'da oyun bitmez" sözü henüz tedavülden kalkmamış gözüküyor. Ama bu sözün farklı versiyonlarını da üretmek mümkün; 'İngilizlerde oyun bitmez', 'Suudilerde oyun bitmez' gibi...
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler