IMG08012894.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Yenilen Amerika Batı Asya'da tutunabilmek için terör örgütlerini kullanıyor

Yenilen Amerika Batı Asya'da tutunabilmek için terör örgütlerini kullanıyor

Amerika dünya egemenliğini tesis etmek ve kurduğu hegemonyanın devamını sağlamak için terör örgütlerini kapalı kapıları açan bir maymuncuk gibi kullanıyor. Kendi politikalarına karşı direniş ile karşılaştığı coğrafyalarda tutunabilmek, varlığını sürdürebilmek için terör örgütlerini kullanıyor.

20 Kasım 2017 Pazartesi
İNTİZAR - Amerikan emperyalizmi kurduğu dünya egemenliğini tesis ederken ve geleceğini temin ederken bir istikrarsızlaştırıcı unsur olarak terör örgütlerinden yararlanıyor. 
 
Batılı emperyalist güçler, özellikle de Amerika üzerinde hegemonya kurdukları/kuracakları coğrafyalarda istikrarın oluşmaması, sürekli olarak bir kaos halini temin edecek ve bu şekilde kendi varlıklarını bu coğrafyalarda anlamlı kılacak şekilde terör örgütlerinin varlıklarından yararlanmaktadır.
 
Dünyanın herhangi bir yerinde eğer bu sultacı güçlerin çıkarı söz konusu ise orada herhani bir sorun yoksa, yapay bile olsa bir mesele icad edilir, sonra da o meseleyi derinleştirecek ve istikrarsızlaştıracak örgütler inşa edilir ve en sonunda bu örgütlerin vasıtasıyla hedeflenen çıkarın temini mümkün hale getirilir.
 
Egemen güçlerin hegemonyalarını temin için istikrarsızlaştırma, bölüp parçalama, kristalize etme stratejilerinin yakın dönemdeki en belirgin örneği Batı Asya'nın istikrarsızlaştırılması, bölünüp parçalanması planıdır. Bu plan çerçevesinde başta Irak ve Suriye'nin istikrarsızlaştırılması hedeflenmiş, bu amaca ulaşılması durumunda ise bütün Batı Asya'nın bu akıbete uğratılması amaçlanmıştı. 
 
Bütün Batı Asya'nın istikrarsızlaştırılarak kristalize edilmesi üzerinden egemen güçlerin hegemonya kurması ve bunu geleceğe taşınmasının mümkün kılınması noktasında kullanılan ve en öne çıkan enstrüman terör örgütleri oldu ve bu terör örgütleri içerisinde de en etkilisi IŞİD oldu. 
 
IŞİD'in Batılı egemen güçlerin özellelikkle de Amerika ve onun bölgedeki ortaklarının emellerini gerçekleştirmek için kullandığı bir araç olduğu İran, Rusya ve Suriye yönetimi tarafından defalarca ortaya konmasına rağmen dünya kamuoyunun bu noktada oluşması mümkün olmadı. 
 
Amerika, diğer Batılı güçler, İsrail ve onların bölgedeki ortaklarının kendi çıkarlarının temini noktasında kullandıkları bu terör örgütleri kendilerine verilen görevi yerine getiremeyip yenildiler. Bu örgütlerin başta Suriye ve Irak'taki yerel direniş güçleri ve bu güçleri örgütleyen ve destekleyen İslami İran ve sonrasında dışarıdan destek olarak Rusya'nın karşısında yenilgiye uğramaları sonrasında artık gizlide bir çok şey açığa çıkmaya başladı.
 
Batı medeniyetinin gerçek yüzünü ortaya koyan bu kirli ilişkiler ağının akılları zorlayacak boyutlara ulaşmış olması dünyada kamuoyunun yeniden şekillenmesine, olayların yeni oluşmakta olan bu bilinçle yeniden değerlendirilmesine sebebiyet veriyor. Bu gün Amerika gibi, sömürgeci, egemen güçler ile Siyonist İsrail ve Suudi Arabistan gibi onun planlarını uygulamada olmazsa olmazı olan bölgesel güçlerin, bölgede tutunabilmek için hala bu örgütleri kullanma eğiliminde olması aynı zamanda bu denklemin artık daha rahat çözümlenerek bir itiraz kültürünün oluşmasına da sebebebiyet veriyor.
 
Bu gün artık iki taraf var: Amerika ve diger Batılı güçler (ki onlar bile kendi aralarında bölünmek noktasına geldiler) ile onların bölgedeki destekçileri ve bütün bu kirli ortaklığın planlarına karşı direnen 'Direniş Eksini'.
 
Bu tablo artık giderek daha da netleşiyor. Halklar bu tablonun netleşmesi ile birlikte ne olup bittiğini anlamakta yaşadığı zorluktan kurtularak daha doğru bir kanaatin oluşmasına imkan buluyor. Halkların biriken, itiraz temeline oturan enerjileri bu çerçevede daha doğru hedeflere yönelerek egemen güçlerin ve onlar adına bölgede iş gören iktidarların sonunu getirecek gibi gözüküyor. 
 
Terör örgütleri ile egemen güçlerin bağlantılarına dair açık istihbarat kaynaklarında çokça yazı yer alıyor.  Bill Van Auken WSWS'de yayınlanan yazısı da Amerika'nın IŞİD ile ilişkisine, bu ilişkinin niteliğine dair önemli tespitler içeriyor. Bu yazıdaki tespitleri ilginize sunuyoruz... 
 
 
ABD'nin Rakka'da IŞİD'i kurtardığı açığa çıktı
 
BBC'nin “Rakka'nın kirli sırları” başlığıyla yayınladığı bir araştırma haberi, İran'ın, Rusya'nın ve Suriye hükümetinin, Pentagon'un ABD kuşatması altındaki kentlerde bulunan Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) savaşçılarının tahliye edilmesi konusunda örgüt ile gizlice anlaştığı yönündeki önceki suçlamalarını doğruluyor.
 
Savaşçıları ve diğerlerini taşımak için getirilmiş ve onları gözlemlemiş olan kamyon sürücüleriyle ve tahliyeyi organize etmiş olanlarla yapılmış röportajlara dayanan BBC öyküsü, “50 kamyonu, 13 otobüsü ve İslam Devleti [(IŞ)İD] grubunun 100'den fazla kendi aracını” içeren yaklaşık 7 kilometrelik bir konvoydan bahsediyor. “Yüzleri kapatılmış olan (IŞ)İD savaşçıları, cüretkar bir biçimde bazı araçların üstünde oturuyordu.”
 
12 Ekim'de yola çıkan konvoy, tonlarca silah, cephane ve patlayıcı ile birlikte toplamda 4.000 dolayında kişiyi (IŞİD savaşçıları ve aileleri) taşımış. ABD ordusu ve onun vekil kara gücü YPG'nin hakimiyetindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), IŞİD savaşçılarını taşıyan uzun kamyon kafilelerinin fotoğraflarının dünya geneline yayınlamasını önlemek için, gazetecileri ve kameramanları Rakka'dan uzak tuttuklarından emindi.
 
BBC'nin haberi, ABD medyasında büyük ölçüde görmezden gelindi. Bu haber, önde gelen ABD subaylarının IŞİD'i Irak ile Suriye'deki son adama kadar “yok etme”ye yemin eden birçok açıklamasını çürütmekte ve 21. yüzyılın en büyük “aldatıcı haber” öyküsü olan ABD'nin sözde terörle mücadelesinin kirli çamaşırlarını açığa çıkarmaktadır.
 
Pentagon, BBC'nin deşifre ettiği kanıtlar karşısında, tahliyenin gerçekleştiğini itiraf etmek zorunda kalırken, kendisinin sadece masum bir görgü tanığı olduğu konusunda ısrar etti.
 
Haber ajansına, “Biz kimsenin ayrılmasını istemedik” diyen İçkin Kararlılık Operasyonu sözcüsü, Albay Ryan Dillon, şöyle devam etti:
 
“Ama bu, sahadaki yerel önderler tarafından, onlarla ve onlar aracılığıyla yürütülen stratejimizin odağında olan, Suriyelilere kalmış bir mesele. Savaşan ve ölen onlar, operasyonlarla ilgili kararları onlar alıyor.”
Bu, apaçık bir saçmalıktır.
 
Rakka kuşatması, ABD tarafından düzenlendi. Binlerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına, kentin büyük kısmının enkaz haline gelmesine yol açan amansız hava saldırıları harekatı ve topçu bombardımanı ABD kuvvetleri tarafından gerçekleştirildi. SDG milisleri, kendi safları içine yerleştirilmiş Amerikan özel harekat birlikleriyle birlikte, ABD komutası altında faaliyet göstermektedir.
 
Silahlı IŞİD savaşçılarını güvenlikleri için Suriye'de başka bir yere nakletme kararı, ABD ordusunun ve istihbarat aygıtının üst kademelerinde ve belirli stratejik nedenlerle alınmıştır.
 
Washington, acil hedefler açısından, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor vilayetindeki stratejik açıdan yaşamsal petrol ve doğalgaz sahalarının kontrolü konusunda Suriye ordusunu alt etmeyi amaçlayan hızlı bir saldırı başlatabilmek için, Rakka kuşatmasını kaldırmaya istekliydi. SDG, o zamandan beri en büyük iki petrol sahasını (El-Tanak ve El-Umar) ele geçirdi.
 
Bununla birlikte, daha geniş açıdan bakıldığında, Washington, IŞİD'in başka bir gün savaşmak üzere hayatta kalmasını seçmekte önemli bir çıkara sahiptir. IŞİD'in devam eden varlığı, Suriye'de ve Irak'ta terörle mücadele adına kalıcı bir işgal için bahane sağlamaktadır.
 
ABD Savunma Bakanı General James “Kuduz Köpek” Mattis, Pazartesi günü yapılan bir Pentagon bilgilendirme toplantısında ABD ordusunun IŞİD ile mücadele etmek için, “savaşmak istedikleri sürece” Suriye'de kalacağını ilan ederek, bu hedefleri doğrudan dile getirdi.
 
Mattis, ardından, ABD'nin, bizzat CIA'in altı yıl önce Suriye'de rejim değişikliği gerçekleştirmek için organize ettiği savaşı sona erdirecek bir siyasi anlaşma olana dek ülkedeki yasadışı işgalini sürdürme niyetinde olduğunu belirtti.
 
O, Devlet Başkanı Beşar Esad'ın hükümeti ile CIA, Suudi Arabistan ve Körfez'in diğer petrol şeyhlikleri tarafından desteklenen sözde asiler arasındaki uzun süredir sürüncemede kalan görüşmelere atfen, “Cenevre süreci çözülmeden önce hemen çekip gidecek değiliz.” dedi.
 
CIA ve Washington'ın bölgesel müttefikleri tarafından Suriye'ye akıtılan milyarlarca dolarlık silah ve yardım ile güçlenen IŞİD, ABD'nin rejim değişikliği savaşı sayesinde, bölgede büyük bir güç olarak ortaya çıkmıştı. O, 2014'te Musul'da ve Irak'ın büyük kısmında ABD tarafından eğitilmiş Irak güvenlik güçlerini bozguna uğratacak şekilde Irak'a yönelene kadar bu desteğin tadını çıkarmaya devam etti.
 
IŞİD'in sözde yenilgisinin ve “başkent”i Rakka'nın geri alınmasının ardından, aynı güçler Esad karşıtı “asiler” adıyla yeniden sahaya sürülebilir ve ABD emperyalizminin, Suriye'de rejim değişikliğini güvenceye alma, İran ve Rusya ile askeri çatışmaya hazırlanma ve Ortadoğu'daki ABD egemenliğini silahlı güç yoluyla ileri sürme biçimindeki devam eden hedeflerini ilerletmede kullanılabilirler.
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler