HAMZA-BİN-LADİN-12.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  El-Kaide’nin Suriye’deki varlığını resmi olarak duyurması neyi hedefliyor?

El-Kaide’nin Suriye’deki varlığını resmi olarak duyurması neyi hedefliyor?

“El-Kaide” Suriye'de yeniden varlığını ilan etti. Taraftarlarına “İman edenlere yardım etmek, bizim üzerimizde bir haktır” başlığı altında bir mesaj gönderen El-Kaide örgütü, “sadık mücahitler” ile işbirliği ve herhangi bir gruba saldırmama çağrısından bulundu. Mesaj, Suriye sahalarının şahit olacağı yeni aşamanın göstergelerini taşıyor olabilir şeklinde yorumlandı.

16 Ocak 2018 Salı

İNTİZAR - 2016 Temmuz ayında “Nusra” cephesi terör örgütü lideri Ebu Muhammed el-Culani'nin “El-Kaide” terör örgütü ile ilişkilerin kesildiğini açıklamasından bu yana ilk kez “El-Kaide” Suriye'de yeniden varlığını ilan etti. Taraftarlarına “İman edenlere yardım etmek, bizim üzerimizde bir haktır” başlığı altında bir mesaj gönderen El-Kaide örgütü, “sadık mücahitler” ile işbirliği ve herhangi bir gruba saldırmama çağrısından bulundu. Mesaj, Suriye sahalarının şahit olacağı yeni aşamanın göstergelerini taşıyor olabilir şeklinde yorumlandı.

Bu adım, El-Kaide'nin liderliği için düşünülen “Ebu Humam es-Suri”, Sami el-Aridi ve “Ebu Culeybib” gibi liderler ile “Tahrir eş-Şam” liderliği arasındaki şiddetli anlaşmazlıkların ardından geldi. Tahrir eş-Şam heyeti, aralarında Sami el-Aridi ve Ebu Culeybib'in de bulunduğu kendisinden ayrılan bir dizi lideri geçtiğimiz günlerde tutuklamıştı. Bu bağlamda El-Kaide'nin Suriye'deki varlığını bu şekilde ilan etmesi, özellikle de Tahrir eş-Şam heyeti ile ilişkileri açısında pek çok soru işareti bıraktı.

Kaynaklara göre, kendisine karşı operasyonsuzluğu garanti altına almayan Tahrir eş-Şam'ın geçmişte tutukladığı liderleri serbest bırakmaması göz önüne alındığında, bu duyurunun Tahrir eş-Şam örgütü ile koordinasyon olmadan gerçekleştirilmesi mümkün değildir. El-Kaide en başından beri bu örgütün varlığını kendisine karşı bir tehlike olarak hissediyor. Ancak göstergeler özellikle de “irtibatı koparma” projesinin arzulanan amacına ulaşamamasının ardından, gelecekte bu iki örgüt arasında bir ittifakın hedeflendiğini ortaya koyuyor. Özellikle de Rus tarafı bugün hedefin terörü ortadan kaldırmak olduğunu söyledikten sonra ve “IŞİD” terör örgütünün 2017 yılında aldığı büyük yenilginin yanı sıra, ABD'nin liderliğindeki uluslararası koalisyon bu bağlamda açık bir konuma sahipken ve defalarca bu konu gündeme gelmişken, heyet terör örgütü olması bakımından hedef dairesinden uzak kalmayı amaçlıyor.

El-Kaide'nin Suriye'deki varlığına ilişkin açıklamadaki “herhangi bir gruba saldırmama çağırısı” üzerinde duran kaynaklar, bu sözlerden, saldırı yapmaması karşılığında Tahrir eş-Şam heyetinin kastedildiğinin anlaşıldığına dikkat çekiyor. Çünkü iki taraf için de ortak operasyon sahası olan İdlib, Astana'da yapılan anlaşmalar uyarınca tırmandırmayı azaltma anlaşmasındaki bölgelerin dairesi içinde kalmış olsa bile, Suriye ordusu burada yeniden büyük kesimlerin kontrolünü eline geçirmek istiyor.

Aynı kaynaklar, El-aide'nin Tahrir eş-Şam'ın aksine Zevahiri'nin talimatları üzerine bir metot benimsemek istediğini vurguladı. Bu metot, herhangi bir coğrafi bölgeye hakim olmama ilkesinin yanı sıra hedefin gücünü azaltmak ve güvenliği korumak amacı ile ani bir yıldırım vuruşu sonrasında tekrar gizlenen çete savaşlarına dayanıyor. Yönetim, güvenlik gereksinimlerini sağlamak ve sivillerin hayatı açısından örgütün omuzlarına yüklenen yükler sebebiyle Suriye'de yaşananlar başka bir seçeneğin mümkün olmadığını gösteriyor. Zevahiri'nin ilkesi, diğer yandan yoğun nüfusu olan yerleşim bölgelerinde var olmayı da kabul etmiyor. Çünkü bu koz üzerinden ona baskı uygulanması veya düşmanları ile işbirliği yapan kişiler tarafından sızıntı yapılabileceği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği öngörülüyor.

Sonuç olarak, önümüzdeki günler El-Kaide'nin Suriye sahalarında tekrar varlığını resmi olarak açıklamasının yankılarını ve özellikle de, geriye kalan silahlı muhalif gruplar ile ilişkilerinin boyutunu ortaya çıkaracaktır. Ancak dikkatlerden kaçmayan bir diğer nokta ise, örgüt liderinin isminin açıklanmaması oldu. Bu durum bu isim Hamza bin Ladin olabileceği sorusunu akıllara getirdi.

Mahir el-Hatib
Kaynak: en-neşra
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler