04aoXHbjnl.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Robert Fisk: ABD Kürtlere yine ihanet edecek ve Esad ile Erdoğan yakınlaşacak

Robert Fisk: ABD Kürtlere yine ihanet edecek ve Esad ile Erdoğan yakınlaşacak

Fisk, ABD'nin Kürtlere yine ihanet edeceğini; bu süreçte Erdoğan, Esad ve Putin'in Suriye'deki Amerikan hedeflerine karşı bir araya geleceğini öne sürdü. Usta gazetecinin ifadeleri çok net: "Şundan emin olun ki, Kürtler yine her zamanki gibi ihanete uğrayacak. Yeni güç, sadece Amerikalılar gerekli gördükçe var olacak..."

23 Ocak 2018 Salı

İNTİZAR - İngiliz yazar Robert Fisk, ABD'nin kurmayı planladığı SDG'li orduyu kaleme aldı.

İuvmpress'de yer alan habere göre Fisk, ABD'nin Kürtlere yine ihanet edeceğini; bu süreçte Erdoğan, Esad ve Putin'in Suriye'deki Amerikan hedeflerine karşı bir araya geleceğini öne sürdü.
 
İngiliz basınının kıdemli Ortadoğu muhabirlerinden Robert Fisk, ABD'nin Suriye'de kurmayı planladığı ‘Sınır Güvenlik Gücü'nü kaleme aldı.
 
Bu adımın Suriye'yi bölmek anlamına geldiğini savunan Fisk, “Bir sonraki Kürt savaşı ufukta. Türkiye ve Suriye hiçbir zaman bir mini devlet kurulmasına izin vermez” ifadelerini kullandı.
 
Fisk, ABD'nin bu adımıyla Türkiye ile Suriye arasında ortak bir çıkar yarattığını savundu.
 

Fisk: Kürt savaşı ufukta beliriyor... Suriye ve Türkiye bir mini devletin kurulmasına izin verecek mi?

İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden İndependent'de geçtiğimiz hafta dünyaca ünlü gazeteci Robert Fisk tarafından Suriye hakkında yazılan söz konusu bu makaleye göre, Suriye kendi toprakları dâhilinde Kürdistan'ın varlığını kabul etmiyor. Türkiye'nin de güney sınırında, laik, liberal ve sosyalist olsa bile bir Kürt iktidarına izin vermesi mümkün değil. 

 

İlk resmi bölme açıklaması 

İngiliz yazar, Albay Thomas Veale'ın, Suriye'nin etnik ve mezhepsel temeller üzerine bölünmesi için ilk resmi Batı girişimini duyurma görevini üstlendiğini belirterek Albayın birkaç gün önce yaptığı olağan dışı açıklamanın etkilerine dikkat çekti. Makaleye göre, Kansas üniversitesinden mezun olarak Amerikan Askeri Akademisinde yüksek lisans yapan Albay, Suriye'de on binlerce kilometre kareye hakim olacak 30 bin kişilik “sınır güvenlik gücü”nün Arap üyelerinin de katılacağı yeni bir Kürt gücü oluşturulmasına teorik açıdan büyük ölçüde açıktı.

Makalede albayın şu sözlerine dikkat çekildi: “Yeni Kürt birliği için askere alma işlemi, hem soy hem de ırk bakımından hizmet ettikleri toplumu yansıtacak bir güç inşa edecek şekilde gerçekleştirilir.” Albayın iddiasına göre, Kürtler, Kürtler ve Araplar ile ilgilenecek (çoğunlukla Sünniler) Kuzeydeki Türkiye sınırı boyunca yayılan bu yeni şeritte, Kürtlerin dışında bir çevre devreye girecek. – Ayrıca iç savaşın devam etmesine her zamankinden daha fazla davetiye çıkaracak.

 
 
Türkiye şüphelerinde haklı
 
Amerikan kararının ne kadar tartışmalı olduğunu anlamak için Suriye rejimi ile Türkiye arasında yarattığı kısa süreli ittifaka bakmak yeterli (Suriye son yedi yıldır, IŞİD, El Kaide ve Batı ile ABD destekli silahlı militanların saldırdığı ülkenin her bir metrekaresini geri almaya kararlı; Türkiye ise aynı zaman diliminde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı devirmeye çalışıyordu.) Tayyip Erdoğan, ABD'nin bu son ‘terör ordusu'nu boğma vaadinde bulundu. Esad'ın hükümeti, yeni milislerin oluşturulmasını egemenliğine karşı ‘açık bir saldırı' olarak niteledi, Rusya'yı bölünmeye karşı uyardı.

Albay Veale için talihsiz bir biçimde, Türkiye, yerel Kürt savaşçıları PKK'nin kontrol ettiğinden şüphelenmekte haklı. Esad  ‘Sınır Güvenlik Gücü'nü egemenliğine saldırı olarak nitelemekte haklı ve Ukrayna'nın bölünmesine pek de yabancı olmayan Rusya, benzer Amerikan aldatmacalarını gördüğü yerde tanır. Yerel Kürt “Halk koruma birimleri” (YPG), IŞİD, El-Kaide ve Suriye Devletini ele geçirmek isteyen diğer cihatçı terör örgütlerine karşı çıkması konusunda cesaretlendirildiğinde, bu meselenin kökleri savaşın başlangıcına kadar uzanıyor.

 
SDG'nin temellerini Esad attı
 
Bu gücün temelleri savaşın başına, YPG'nin Şam'daki yetkililer tarafından Suriye devletini ele geçirmeye çalışan IŞİD, El Kaide ve diğer cihatçı gruplara karşı teşvik edilmesine dayanıyor. Suriye devleti YPG'ye, kendilerini korumaları için binlerce silah verdi. Hatta Esad ilk günlerde, Kürtleri IŞİD ve El Kaide'nin terörist gruplarına direndiği için övdü.
 
Sadece üç yıl önce, Türkiye sınırındaki Kamışlı'da hem Suriye askerleriyle hem de onların daha doğudaki Kürt müttefikleriyle konuşmuştum. Kürtler her zamanki gibi kuzeyde bir ‘federal' bölge arzusunu dile getirmiş ve Suriye rejiminin elinde maruz kaldıkları işkenceleri hiçbir zaman unutmayacaklarına yemin etmişti. Suriye ordusu da Kürtlere ‘hiçbir zaman' toprak vermeyeceklerinde ısrarlıydı. Fakat sonra ABD'nin IŞİD'i yok etme kararı, Irak'ta Musul ablukası ve IŞİD'in kalesi Rakka'ya yönelik saldırı geldi.
 
Washington sonra ilk IŞİD ve Esad karşıtı milis gücünü oluşturdu ve onlara, Suriye Demokratik Güçleri adını verdi. Bu tür grupların hepsinde olduğu gibi, etnik açıdan ‘Suriyeli' değildi -çünkü büyük ölçüde Kürtlerden oluşuyordu- ve bir devlet olarak Suriye'yi ‘savunmakta' bir çıkarı yoktu. Ve, Amerikan hava desteğinin yokluğunda, bir ‘gücü' de yoktu. Saatler içinde ‘SDG' kısaltması ortaya çıktı ve medya hızla adını tırmak içine almaktan vazgeçerek onu yapay bir yasallıkla ödüllendirdi. Kısa süre içinde ‘ABD destekli SDG'ye dönüştüler, cesurca güneye ilerleyip nihayetinde büyük bir Suriye kenti olan Rakka'yı ekimde aldılar.

 

Şam'ın Rakka planı hazırdı

Fakat Suriye ordusu Rakka'nın öbür yakasının sadece 12 mil uzağındaydı ve Fırat'ın yakınlarında kerpiç evlerin olduğu bir köyde, Suriyeli subayların, Amerikalılar tarafından silahlandırılan Kürt savaşçıların ve bir Rus hava kuvvetleri albayının düzenli olarak buluştuğu bir koordinasyon merkezi kurmuştu. Rakka'nın ele geçirilmesinden hemen önce onlarla karargahlarında biraraya gelmiştim. Suriyeli yetkililer, Rakka'nın batısında Esad yanlısı bir yerel yönetimi yeniden tesis etmekteydi; Suriye ağından elektriğin gelmesi, yaşlılar için emekli maaşları, kanalizasyon ve diğer hizmetlerin geri getirilmesi için çalışıyorlardı. Diğer bir deyişle, çok sayıda Amerikan silahlı Kürt sokaklarını işgal etse de, Suriye Rakka üzerindeki egemenliğini sürdürecekti.
 
Bölgede tabii ki başkaları da yaşıyor; Sünni Müslümanlar, Çerkes Hıristiyanlar, Ermeniler, Türkmenler ve hatta Çeçenler. Dolayısıyla Albay Veale'in bölgenin gelecekte etnik, yani mezhepsel temelde kontrol edileceği vaadi bundan kaynaklanıyor. Fakat ‘Suriye Demokratik Güçleri'nin son kullanma tarihi geçti. ABD'nin sahadaki askerleri rolünü oynadıktan sonra, bir diğer tuhaf isimle, bu kez ‘Sınır Kontrol Gücü', reenkarnasyon geçirmeleri gerekiyordu. Bu güç, SDG gibi tamamen Amerikan silahlarına, hava korumasına ve gerekirse hava saldırılarına bağımlı olacak.

Yeni güç, elbette Amerikalıların bunun gerekli olduğuna inandığı sürece var olacaktır. Daha sonra ise bu gücü hakimiyetlerinin tehdidi olarak gören Suriyeliler ve Türklerin merhametine bırakılacaklardır. Suriye, toprakları üzerinde bir Kürt devletçiğini asla desteklemeyecektir. Aynı şekilde Türkiye de, Güney sınırı üzerinde bir Kürt devleti kurulmasına asla müsaade etmeyecektir.

 

Kürtler yine ihanete uğrayacak 

Şundan emin olun ki, Kürtler yine her zamanki gibi ihanete uğrayacak. Yeni güç, sadece Amerikalılar gerekli gördükçe var olacak; sonrasında, ikisi de onu hegemonyalarına karşı bir tehdit olarak algılayan Suriyeliler ile Türklerin merhametine terk edilecek. Hem Erdoğan hem Esad devletlerinin her düşmanını uzun zamandır ‘terörist' (etimolojisi Çarlık Rusyası'na ve 2. Dünya Savaşı'na uzanan, yükselişi ise Amerikalılar ile dünya muhabirlerinin desteğini gerektiren bir sözcük bu) olarak görüyor ve Kürtlere de Ankara ve Şam tarafından dize gelene kadar bu şekilde davranılacaktır. (Haklı gerekçelerle iddia ettiği gibi) Ne kadar laik, liberal ve sosyalist olursa olsun, Suriye topraklarında bir Kürt mini-devletine göz yummaz ve Türkiye de güney sınırında bir Kürt mini devletini hoş görmez.
 
Şu an Sınır Güvenlik Gücü'nün sadece 230 milisi var ve 29 bin 770'i gelecek… Ve bu savaşçılar sadakatlerini bir Amerikan yanlısı silahlı gruptan bir diğerine transfer etmeye hazırlanırken, Bay Erdoğan ve Bay Esad, Bay Putin'le birlikte, ortak bir çıkarı konuşacaktır: ABD'nin Suriye'deki siyasi hedefleri.”

 

Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler