640x360_f6ff720c-d81c-46cc-bfea-be2b5986ee6d.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Amerika'nın yeni savaş kabinesiyle bütün bölgeyi İsrail’in çıkarına imha planı

Amerika'nın yeni savaş kabinesiyle bütün bölgeyi İsrail’in çıkarına imha planı

Amerika'nın dostlarını sevindiren fakat hangi ideolojik kökenden olursa olsun ABD ile birlikte bütün Batı'nın hegemonyasına karşı olan çevreleri de daha şiddetli bir karşı duruşa iten Trump yönetimindeki değişikliklerin neticesinin, Batı Asya bölgesini İsrail'in çıkarına imha planı peşinde koşanlardan oluşan bir savaş kabinesi olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.

26 Mart 2018 Pazartesi
İNTİZAR - Amerika'da baba ve oğul Bush iktidarlarının uyguladığı politikaların oluşturduğu kaosun devamını temin edecek yeni bir sürecin başladığının işaretleri kendini belli ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın iktidara geldiği günden beri devam eden belirsizlikler neticesinde yönetimdeki bir çok değişim içerisinde en son dışişleri bakanlığında ve CIA başkanlıında gerçekleşen görev değişikliklerinin ardından şimdi de ulusal güvenlik danışmanını değiştirilerek yerine John Bolton'un getirilmesi ile oluşan yeni tablo bir savaş kabinesi olarak değerlendirildi.
 
Bu görev değişikliklerinin Batı Asya'da "bölgenin İsrail çıkarına yok edilmesi" olarak değerlendirilmesi ise, daha önce Amerikan müdahaleciliğinin neticesi olan Irak ve Suriye faciaları dikkate alındığında bölgenin ne tip yeni faciaların eşiğinde olabileceğinin de işaretini veriyor.
 
Bu yeni durum bölgede bütün siyasi geleceğini Amerika'nın gücüne bağlı olarak ayakta tutan, siyasi geleceğini Amerika'nın siyasi emelleri ile tevhid ederek temin etmenin peşinde olan Suudi Arabistan, BAE gibi ülkelerin avuçlarını ovuşturmalarına sebep olurken, Amerika ile birlikte bütün Batılı güçlerin hegemonyasına karşı olan bölgedeki Direniş merkezli siyaset sahibi ülkeler ve beraber hareket eden unsurları daha şiddetli bir karşı duruşa itecek.
 
Evrensel'de Ali Karataş'ın hazırladığı "Arap Coğrafyasındta Geçen Hafta" köşesinde yer alan iki yazı tam da bu iki duruşun ifadesi olmuş.
 
Öteden beri bölgenin egemen güçlerin sultasından özgürleşmesi anlayışına dayalı değerlendirmeler yapan Abdulbari Atwan'ın yaklaşımı ile Suudi sermayeli Şarkul Awsat gazetesinde yer alan Abdurrahman Raşid imzalı yazı yukarıda bahsi geçen iki yaklaşımın tipik örnekleri durumunda.  Abdulbari Atwan Trump kabinesindeki bu yeni değişimlerin neticelerinin neler olabileceği hakkında uyarılarda bulunurken, Suud sermayeli gazete Şarkul Awsat'ın yazarı Abdurrahman Raşid'in yaklaşımı, kenardan bu sürecin sonuçlarının meyvalarını toplama heyacanı ile avuçlarını ovuşturarak beklemek şeklinde. Abdulbari Atwan bölgenin geleceği adına endişe ederken, Suud sermayeli gazete yazarı Abdurrahman Raşid Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin Amerika ile işbirliğinin getirilerinin hesabı peşinde.
 
Bu tip pragmatist siyaset sahiplerinin göremedikleri şey kendi şahsi menfaatlerini tevhid ettitleri işgalciler (İsrail) ve bu işgalcilerin müdafii büyük güçlerin (Amerika ve diğer Batılı güçler) siyasi emelleri gerçekleştiğinde kendileri için de yolun sonu gelmiş olacak. 
 
Abdulbari Atwan'ın Amerika Başkanı Donald Trump'ın son kabine değişikliklerinden en sonuncusu olan John Bolton'un Ulusal Güvenlik Danışmanı makamına atanmasını hakkındaki değerlendirmesi: "bölgenin İsrail'in çıkarına imha planı"...
 
John Bolton neden atandı?
 
Aslında bu haftalık konuşmamda Hindistan'da katıldığım ve Ortadoğu'nun geleceği, terör ve önümüzdeki süreçte gelişmeleri konu alan konferansla ilgili konuşacaktım. Lakin John Bolton'un Trump'ın yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atanması bütün planlarımı alt üst etti. Neden bu atamayla ilgili konuşmakta ısrarlıyım, çünkü bu atama, belki de  bölge ve dünya için birçok savaşın habercisi. Ben bu kişiyi tanıyorum ve onunla Londra'da BBC'de bir saat süren bir programa katıldım. Programda aramızda daha önce görülmemiş bir çatışma yaşandı. Bu adam Amerikalı milliyetçi bir siyonist. Buluşmamız ABD'nin Irak'a karşı Ocak 1991'de gerçekleştirdiği bombardımandan önce oldu.
 
Bolton; “Biz Irak'ı imha etme, Ortadoğu'ya hakim olmak niyetindeyiz. Kafasını kaldıranın kafasını kıracağız” demişti. Ben ona “Irak'ta ve bölgede büyük kayıplarınız olacak” dedim. Bana “Irak'a gideceğiz, Bağdat'a gideceğiz” dedi. Ben ona “Irak'a git, Bağdat'a git” dedim. Bakalım faturayı kim ödeyecek? ABD 5 trilyon dolardan daha fazla para kaybetti. 3 bin Amerikan askeri öldü ve 30 binden fazlası yaralandı. Hatta şu an bile ABD bu savaşın bedelini ödüyor.
 
Burada Irak'ı, Suriye'yi, Cezayir'i, Libya'yı, Mısır'ı ve bütün  bölgeyi İsrail'in çıkarına imha planları var. Trump ne yapıyor? Elinde bir mıknatıs, bir büyüteç var. Nerede Araplara, Müslümanlara, bölgeye karşı ve İsrail'in dostu birisi varsa onu arıyor onu kabinesine koyuyor.
 
John Bolton üç ana sebepten dolayı geldi.
 
Birincisi Kuzey Kore'yle görüşmelerle ilgili. Eğer bu görüşmeler başarısızlığa uğrarsa savaşla karşı karşıya kalabiliriz.  
 
İkincisi; Donald Trump önümüzdeki Mayıs ayında İran ile “Nükleer Anlaşma”dan çekilecek. İran'la çatışması, şiddetli darbeler vurması mümkün.
 
Üçüncüsü; yüzyılın anlaşması. Yüzyılın anlamasından ayrılacak. Bolton baştan beri nükleer anlaşmaya karşıydı.
 
Bolton İsraillileri, Yahudileri dünyadaki en büyük millet olarak görüyor. Filistin'de iki devletli anlaşmaya karşı. İsrail ne yapmak istiyorsa onu yapmaktan yana. Batı Şeria veya ondan ne kaldıysa belli şartlarla Ürdün'e vermek, Gazze'yi Mısır'a yöneltmek niyetinde. Bolton'un atanması nedeniyle İsrail'de kutlamalar var. Bu adam savaşlara, şiddete, ırkçılığa düşkün.
 
Abdulbari Atwan'ın bu yaklaşımına karşın Suudi sermayeli Şarkul Awsat gazetesindeki Abdurrahman RAŞİD imzalı yazı ise avuçlarını ovuşturarak duruşunu şu şekilde ifade ediyor: "Yine yeni yönetim yeni yetme ergenler gibi şımaran ve Türkiye ve İran'la ittifak kurarak ve beceriksiz politikalarıyla dört ülkeyi ve her şeyini kaybeden Katar'ın davranışlarını da durduracaktır"... 
 
Trump'ın savaş kabinesi kime karşı?  
 
John Bolton, İranlı muhaliflerin toplantısında binlerce kişiye, “Gelecek yıl Tahran'da beraber kutlayacağız” dedi. Bu ifade toplantı salonunda yankılandı ama dışarıda ilgi görmedi. Çünkü söyleyen sadece eski bir büyükelçiydi. Onun bu ciddi ifadesi sadece İranlı muhaliflerin coşkusundan kaynaklı değildi, kendi kanaatinin de bir yansımasıydı. Üç yıl önce New York Times'ta kaleme aldığı ve çok ses getiren “Tahran'ı bombalayalım” adlı makalesindeki kanaatlerinin açık bir şekilde ifadesiydi.
 
İşte bu John Bolton, ABD Başkanı Donald Trump tarafından McMaster'ın halefi olarak ulusal güvenlik danışmanlığına atandı. Beyaz Saray kadrosuna katılmasıyla ekipteki asker kökenlilerin çoğunluğuna atfen Trump'ın muhalifleri kabineye “savaş hükümeti” adını taktı. Bolton'ın üstlendiği önemli görev, Soğuk Savaş'ın başlangıcında ortaya çıktı. Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı'nın katıldığı önemli toplantıların başkanlığını yapıyor. Ulusal güvenlik danışmanının ofisi Beyaz Saray'ın başkanlık bölümünde yer alıyor ve kendisi bizzat Başkan'a güvenlik raporunu sunuyor.
 
Bolton, Rusya ve Çin'in yükselişe geçtiği ve İran ve Kuzey Kore gibi küçük güçlerin güvenliklerini, çıkarlarını ve müttefiklerini tehdit ettiği bu zamanda güçlü bir Amerika'ya inanan sert tutumuyla ünlü.
 
Bolton'ın muhalifleri kazanamayacaklarını bildiklerinden İran ve Kuzey Kore gibi konularda onunla tartışmak istemiyor. Dolayısıyla onu kişisel suçlamalarla karalamaya çalışıyor ve kendisinin ırkçı ve Müslüman karşıtı olduğunu söylüyor. Aslında bu açıklamalar medyada itibar suikastında kullanılan ifadeler. Gerçekten de Bolton IŞİD, el Kaide, İran'da İslamcı kisvesine bürünen Velayet-i Fakih devletinden ve Hizbullah gibi Müslümanlardan kurtulmak istemekle birlikte Kim Jong-un'un liderliğindeki Kuzey Kore Hükümetine de karşı duruyor.
 
Trump'ın muazzam baskısı İran'ın Irak, Lübnan, Suriye, Sudan ve Yemen'deki müttefiklerine karşı artacaktır. Yeni Amerikan yönetiminin Irak Hükümetinin İran'ın Bağdat'taki kurumlarına, kuvvetlerine, güvenlik ve mali kurum ve müesseselerine sızmasını önlemek için çaba sarf etmesi kuvvetle muhtemeldir. Keza; yeni yönetim, Hizbullah'ın gücünün azaltılması için Lübnan'a baskı uygulaması ve Müslüman Kardeşler gibi ideolojik grupları dizginlemesi de mümkündür.
 
Yine yeni yönetim yeni yetme ergenler gibi şımaran ve Türkiye ve İran'la ittifak kurarak ve beceriksiz politikalarıyla dört ülkeyi ve her şeyini kaybeden Katar'ın davranışlarını da durduracaktır. Bunların çok uzak bir zamanda gerçekleşeceğine inanmıyorum. Bunlar meğer düşündüğümden de yakınmış.
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler