telesigrafo-apo-chezbolach-syria-ke-iran-sto-israil.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Hizbullah'ın füzeleri, geçmişteki vaat ettiğimiz zafer gibi yeniden kazanacaktır

Hizbullah'ın füzeleri, geçmişteki vaat ettiğimiz zafer gibi yeniden kazanacaktır

Hizbullah "Geçmişte zafer vaat ettiğimiz gibi, yeniden kazanmaya söz veriyoruz." sloganlarını yükseltirken, Seyyid Nasrallah'ın bu sözü, yeni aşamanın simgesi halini aldı.

29 Mart 2018 Perşembe

İNTİZAR - "Araplar, sesten ibaret bir görüntüdür". Bu sözü her kim söylediyse, Arapların büyük çoğunluğunun gerçeğini ortaya koyduğunu itiraf etmek gerekiyor. Araplar ile Siyonistlerin çatışmasının tarihinde, Arap liderler, medya ve entelektüellerin hamleleri, çınlayan sloganlardan ibaretti. Belki de Araplar, politikacılar ve medya tarafından üretilen sloganların niceliğiyle övünen dünyadaki tek millettir. Ne var ki, sloganlar sadece slogan olmakla kalırken, düşmanlar ise slogan atan herkesten soğuyana kadar, alay ediyordu, ta ki Seyyid Hasan Nasrallah çıkarak, meşhur konuşmasında acımasız Siyonist güçlerine açık bir şekilde meydan okuyan sloganlarını atana kadar: "Allah'a yemin osun ki, İsrail örümcek yuvasından daha zayıftır" 2006 Temmuz savaşının, doğruluğunu kanıtlandığı bu slogan, Lübnan ve Londra'daki birtakım çürümüş medya organları ile birlikte, Körfez ihanet medyasındaki "işbirlikçiler" için eşine az rastlanan bir durumdur. 

Otuz üç gün zaferinin bütünüyle kazanılmış olduğu gerçeğinin gölgesi altında, Arap ordularının İsrail karşısında yalnızca altı gün durabildiği herkes tarafından biliniyor. Bu zaferle Hizbullah, dürüst iradenin yenilmeyeceğini ve Siyonist savunma güçlerinin alayları ve iftiralarının, -raporlara göre- tarihinin en büyük yenilgisine uğradığını kanıtladı.  Lübnan ve diğer Arap ülkelerinin semalarındaki askeri turizm, sona yaklaşıyor. Bundan böyle İsrail, binlerce kez hesap yapmadan önce Lübnan'a karşı  savaşa giremeyecektir. 

Hizbullah "Geçmişte zafer vaat ettiğimiz gibi, yeniden kazanmaya söz veriyoruz." sloganlarını yükseltirken, Seyyid Nasrallah'ın bu sözü, yeni aşamanın simgesi halini aldı. Direnişe karşı komplocu sınıfa dâhil olan "öteki" grubun karga seslerini görmezden gelen Nasrallah'ın Suriye'deki durum hakkındaki meşhur sözleri ise şöyleydi: "Hizbullah, nerede olması gerekiyorsa orada olacaktır."  Seyyid Nasrallah'ın tüm hutbelerinde söylediği gibi vaat edilen zafer, İsrail'e yalvarıp yakararak, yalancı Amerika'nın vaatlerinin arkasına gizlenerek, Filistin Direnişi ile dalga geçerek ve Filistin yönetimi Başkanı Mahmut Abbas'ın söylediği gibi, Filistin Direnişini "saçmalık" olarak tanımlayarak gelmez. Aksine zafer, tökezleme ve yanılgılardan kaçınarak, tüm boşluklara karşı dikkatli olarak, çaba planlama ve hassasiyetle gelir. 

Direniş liderleri, mücahid yoldaşları eşliğinde, gasıp düşman ile girilen her savaşta Hizbullah'ın bel kemiği olan füzeleri elde etmenin zorluğuna uzun zamandan beri dikkatle katlanıyordu. Bunun sonunda, gasıp düşman ile savaşmak, gasp edilmiş Lübnan topraklarını özgürleştirmek için çaba harcamak ve caydırıcı operasyonlar için gerekli olan füze gücü dâhil mevcut tüm silahları üretme çalışmalarını yürütmek, ulusal Direniş gücü olarak Hizbullah'ın hakkıdır. Bu iş, bölgesel şartların zorluğunun yanı sıra, Lübnan içerisindeki düşman, yozlaşmış Arap kuruluşlar ve Amerika ile doğrudan iş birliği yapan akımların varlığı nedeniyle kolay değildir. Ancak buna karşın Hizbullah, iradenin imkansızı gerçekleştireceğini ve Siyonist ablukasının kırılmasının biraz zor olsa da imkânsız olmadığını düşünüyor.

Meydan okumalar, tarihte önemli zaferler kazandırmıştır. Hizbullah'ın bugün, geçmişe göre her düzeyde en güçlü zamanlarını yaşadığı kanıtlanmıştır. Suriye'deki terörist grupları ortadan kaldırmak için olumlu ortaklıklar kuran Hizbullah, önemli tarihi zaferleri kökünden koparmıştır. Hizbullah için çok önemli şehitler vermeye mal olan bu durum, diğer yandan Hizbullah'a büyük bir savaş deneyimi kazandırırken, Siyonist cephede ise büyük bir askeri karmaşa oluşturdu. Tarihin sayfalarını karıştırdığında, Lübnan ve Suriye meydanlarındaki kötü durumu ve Şam'daki terörist uygulamaları hatırlayanlar, Hizbullah'ın Irak, Suriye ve Lübnan'da yazdığı birçok ölümsüz askeri destan ile karşılaşacaktır. 

Bölgenin 10 yıldan bu yana tanıdığı en kirli ve büyük komploları başarısızlığa uğratan Hizbullah, bugün bölgede pek çok aydınlık dönüm noktası yaşatmıştır. Bu bağlamda Siyonist - Amerikan - Körfez projesinin sonunun başlangıcı söz konusudur. Burada bir diğer öneli nokta ise, Rusya cephesinde Direniş Ekseninin lehine, önemli bir stratejik dönüş meydana gelmiştir. Suudi terörist orduları ve Suudi politikası, kötü bir yenilgiye maruz kalırken, aynı zamanda burada tüm askeri zorluklara karşı koyabilecek kapasitede olan İran'ın yükselen gücü herkes tarafından öğrenilmiştir. Bu yükselen gücü vurmak için oynanan bahislerin sefil bir başarısızlığa uğradığı yönünde bir kanaat oluşmuştur. Hatta Amerika yönetiminin bu günlerde nükleer müzakereler dosyası hakkında kopardığı gürültü, İran'ın kararlı politikasını denemek için baskılardan ibarettir. Öyle ki İran, nükleer dosyası hakkındaki müzakerelerin ve siyasi kavganın tüm aşamalarında, sağlamlığını korumuş ve kararlılığını göstermiştir. 

Bugünlerde, Lübnan'da inşa edilen bir fabrikaya İran'ın etkin bir şekilde ortaklık gösterdiği hakkında sızıntılar ortalıkta çokça dolaşıyor olabilir. Buna göre, söz konusu fabrika, Direnişin bölgedeki Siyonist varlık ve ajanlarını karmaşaya sokmak ve caydırmak için ihtiyaç duyduğu füzeler ve diğer silahları toplamak ve üretmeyi hedefliyor. Ancak öyle görünüyor ki, ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Burada Direniş güçleri, bölgedeki askeri güçlerinin kendi başına yeterliliği projesinin özünü oluşturan tarihi nitelikli bir sıçrama kararı aldı. Bu proje, şehid İmad Muğniye'nin ve şehid Samir Kuntar'ın Siyonist rejimi caydırmak için yeterli bir korku dengesi oluşturmak üzere ortaya koydukları düşünceden uzak değildir. Bu anlamda, Lübnan Direnişi bugün, 2006 Temmuz zaferinden bu yana Siyonist kibirliyle mücadele eden zor bir ordu haline geldiğini  ve Arapların geri kalmış rejimlerinin altındaki halıyı çektikleri, Siyonistlerin üstün olduğu ve ordularının yenilmez olduğu efsaneleri hakkındaki çürümüş sloganlarını ezip geçtiğini herkese kanıtladı.  

Ahmed Habassi 
Arabipress 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler