2018419101129874.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Batı’nın Suriye’ye füze saldırısı ve bölgesel ve uluslararası denklemlerin geleceği

Batı’nın Suriye’ye füze saldırısı ve bölgesel ve uluslararası denklemlerin geleceği

Suriye'de meydana gelen kriz, kuşkusuz bölgesel ve küresel düzeyde önemli etkiler bırakacaktır. Bu nedenle Amerika, İngiltere ve Fransa'nın Suriye'de birkaç gün önce Şam da dâhil olmak üzere birkaç nokta üzerine düzenlediği füze saldırısını, bölgesel ve uluslararası denklemler üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak etki yaratacak olaylar olarak kabul edebiliriz.

21 Nisan 2018 Cumartesi

Ortadoğu, geçtiğimiz yıllar içerisinde dünyada en çok silahlı çatışmaların yaşandığı bölge olma özelliği taşıyor. Bu durum, bölgenin uluslararası ve bölgesel denklemler üzerindeki etkisine işaret ediyor.

Gözlemciler, Ortadoğu'nun yeteneklerini kontrol edebilen bölgesel veya uluslararası her gücün, çeşitli alanlarda geriye kalan her konuda üstünlük sağlayabileceğini düşünüyor.

Bu düşünce, bölgedeki siyasi ve askeri varlığını güçlendirmek isteyen büyük güçler arasındaki şiddetli rekabeti güçlendiriyor.

Geçtiğimiz yıllar içerisinde uluslararası ve bölgesel düzeyde etkili olan güçler arasında rekabet merkezine dönüşen Suriye'de meydana gelen kriz, kuşkusuz bölgesel ve küresel düzeyde önemli etkiler bırakacaktır.

Bu nedenle Amerika, İngiltere ve Fransa'nın Suriye'de birkaç gün önce Şam da dâhil olmak üzere birkaç nokta üzerine düzenlediği füze saldırısını, bölgesel ve uluslararası denklemler üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak etki yaratacak olaylar olarak kabul edebiliriz.

Rusya ve Çin'e karşı Batı ekseni birleşti

Doğu Guta'daki “Duma” şehrinde kimyasal saldırı düzenlendiği konusunda birdizi Batılı ülkenin Suriye hükümetine karşı ortaya attığı iddiaların ardından, bir yanda Amerika'nın önderliğindeki Batı, diğer yanda Rusya'nın yer aldığı anlaşmazlık derinleşiyor. Öyle ki, Amerikalı ve Rus yetkililer, bu anlaşmazlığı, İkinci Dünya Savaşının nihayete ermesi ile başlayan ve Sovyetler Birliğinin çöküşüne kadar uzanan soğuk savaş sırasında, Batı ve Doğu ekseni arasında meydana gelen en kötü anlaşmazlık olarak tanımlıyor.

“Moskova liderliğindeki Doğu” ve “Washington liderliğindeki Batı” arasındaki muhalefet, Güvenlik Konseyinde, “Duma” da kimyasal saldırı kullanıldığı iddiaları hakkında ortaya atılan karar tasarısının defalarca reddedilmesiyle daha da belirgin bir hale geldi. Bu, iki taraf arasındaki anlaşmazlığın derinliğinin göstergesidir.

Bunun yanı sıra, Washington ve Moskova arasındaki karşılıklı suçlamalar tırmandırılırken, siyasi açıklamalarda da gözle görülür bir gerginlik ortaya çıktı. Bu gerginlik, Batı tarafından Suriye'yi hedefleyen her türlü askeri saldırıya Rusya tarafından cevap verileceği tehdidinin ardından daha çok tırmandı. ABD Başkanı Donald Trump, İngiltere Başbakanı Theresa May ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından yapılan açıklamalar, Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin'in başını çektiği Rus liderler tarafından güçlü açıklamalar ile karşılandı. İki taraf arasındaki krizin derinliği ve karşılıklı sarf edilen ağır sözler, Suriye krizi konusunda Doğu ve Batılı askeri kampların anlaşmazlıklarının boyutunun ulaştığı noktayı ortaya koyuyor.

Bu noktada, Rusya ve Çin'in, ABD Başkanı Donald Trump ve NATO'daki müttefiklerinin benimsediği politikalara cevap olarak, siyasi, askeri ve ekonomik alanlar dâhil olmak üzere, ikili ilişkileri güçlendirmek için karşılıklı isteklerini bildirdiklerini unutmamak gerekiyor. Zira NATO ve ABD, Moskova ve Pekin'in özellikle Ortadoğu olmak üzere küresel düzeyde etkinliğini azaltmak için çalışmalar yürütüyor. Bu durum, Batı ve Doğu arasındaki askeri anlaşmazlığın şiddetlenmesine yol açarken, aynı şekilde uluslararası ve bölgesel denklemlerin de her düzeyde ve yakın – uzak vadede değişmesine sebep oldu.

Direniş Ekseninin bölgedeki rolünün güçlenmesi

Batı'nın Suriye'ye düzenlediği son füze saldırısının öncesinde, başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı bölgesel ülkeler, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın devrilmesi ve İran ile Direniş'in bölgedeki rolünün zayıflaması olasılığı üzerine oynadılar. Ne var ki tüm beklentileri fiyasko ile sonuçlandı. Bu, Suriye ve Irak'ta terörist gruplara karşı gerçekleştirilen parlak zaferlerin ardından, İran'ın liderliğindeki Direniş'in kazandığı büyük halk desteğini ve Batı ülkelerinin saldırıları karşısında sergilediği dayanıklılığının neticesinde Suriye Ordusunun kazandığı halk desteğini açık bir şekilde gün yüzüne çıkarıyor.

Hiç şüphesiz, Trump ve Batılı müttefikleri, Suriye'ye füze saldırısının Suriye Ordusu ve Direniş Ekseni'nin yeteneklerini sarsmayacağından emindi. Onlar bir saldırıya girdi, çünkü geçtiğimiz ay Prens Muhammed bin Selman'ın Paris, Washington ve Londra ziyaretleri sırasında, Suudi Arabistan'dan parasını almışlardı.

Gözlemcilerin birçoğu, Amerika liderliğindeki Batı'nın, İran liderliğindeki Direniş Ekseni ile karşılaşmaya gücü yetmeyeceğini vurguluyor. Bu, birçok mevkide defalarca kanıtlanmıştır. Teröristlerin Direniş Ekseni tarafından yenilgiye uğratılması, bölgeyi parçalamayı, gücünü ele geçirmeyi ve hâkimiyet altına almayı hedefleyen Siyonist-Amerikan projesine karşı koymak konusunda bu eksenin gücünün en iyi kanıtıdır.

Suriye güçlerinin kapasitesinin artışı

Suriye sahasında geçtiğimiz birkaç ay zarfında yaşanan son gelişmeler ve olaylar, önemli bir gerçeği ortaya çıkardı; Suriye Ordusu ve onu destekleyen Ulusal Güçler, ülkelerini savunma yeteneklerinin ve topraklarında bütünlük ve egemenliği koruyabilme yeteneklerinin seviyesini yükseltmeyi başardı. Bu durum, aynı zamanda Suriye güçlerinin, Batılı devletler, Suudi Arabistan'ın başta olduğu bölge ülkeleri, Amerika ve Siyonist varlık tarafından desteklenen teröristlerin kontrolü altındaki hassas ve son derece önemli pek çok noktayı geri almaktaki başarısını açıkça ortaya çıkardı.

Rusya'nın Suriye güçlerine gelişmiş füze savunma sistemleri sağlaması, Suriye'nin Batı ülkelerinin saldırılarına ve terörist gruplara karşı koyma kudretini arttırmıştır. Bu durum, Washington, Tel Aviv, Batılı başkentler ve bölgesel müttefikleri endişeye düşüren en önemli noktadır.

Kaynak: Al-Waght
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler