DV1J6iNXUAAvCD-.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Putin, üçlü saldırıya ve İsrail’in kışkırtıcı tehditlerine cevap verecek mi?

Putin, üçlü saldırıya ve İsrail’in kışkırtıcı tehditlerine cevap verecek mi?

Rusya büyük bir devlettir. Suriye ise stratejik olarak en önde gelen müttefiklerinden biridir. Özellikle de, Suriye Arap Ordusu, topraklarının yüzde 80'inden fazlasını geri aldıktan ve yedi senelik savaşın akabinde ülke yavaş yavaş normale dönmeye başladıktan sonra İsrail'in aşağılayıcı ihlallerine karşı Rusya'nın sessiz kalması mümkün değildir.

29 Nisan 2018 Pazar

İNTİZAR - Bugünlerde, iki askeri mesele İsrail'i endişelendiriyor. Bunlardan ilki, Suriye Arap Ordusunun “S-300” tarzı uçaksavar ve füze savunma sistemlerini elde etmesi. İkincisi ise, “Teyfur” askeri havaalanına İsrail tarafından düzenlenen son saldırıda şehit edilen 7 askeri uzmanın intikamının İran tarafından alması.

Bu endişe, önceki gün bir Rus yetkilinin “Kommersant” gazetesine verdiği demeç ile zirveye ulaştı. Demeçte, ülkesinin “S-300” füzelerinin bataryalarını en kısa zamanda ve ücretsiz olarak Suriye'ye teslim edeceğini belirten Rus yetkili, “İsrail eğer saldırırsa, sonucu felaket olacaktır” uyarısında bulundu.

Rus yetkililer, bu tür sızıntıların verdiği mesajın alıcısına ulaşması için titizlikle en doğru zamanı seçiyor. Bu son mesajda da, İsrail Savaş Bakanı Avigdor Lieberman'ın “küstahça” tehditlerine karşılık olarak İsrail devleti kast ediliyor. Lieberman, eğer İsrail uçaklarına karşı kullanılırsa Suriye'deki bu füze savuma sistemlerinin ülkesi tarafından bombalanacağı tehdidinde bulunarak, “Bu füze savunma sistemlerinin bize karşı kullanılmaması önemlidir” demişti.

***

Suriye'ye karşı düzenlenen üçlü saldırı ve İsrail'in Rusya'ya yönelik “aşağılayıcı” seviyeye ulaşan kışkırtıcı tehditleri, Rusya'nın bu yüksek hassasiyetli füze savunma sistemlerini Suriye'ye sağlaması için süreci hızlandırmaya götürdü. Bu da, Rus liderlerin İsrail'in tehditlerini pek de ciddiye almadıklarını gösteriyor.

Rus yetkililerin uyarılarına göre, söz konusu gelişmiş füze sistemlerine karşı İsrail tarafından düzenlenecek herhangi bir saldırı, İsrail için felaket ile sonuçlanacaktır. Zira Rusya'nın vereceği bir cevap, İsrail'in saldırı uçakları ya da füzelerinin düşürülmesi olabilir.

İsrail'in bu füzeleri vurma tehdidi, kibir ve küstahlığın zirvesidir. Çünkü bu tehditler; hava sahasını, egemenliğini ve vatanını tehdit eden İsrail ihlalleri karşısında Suriye'yi kendini savunma hakkından mahrum ediyor. Peki, İsrail liderliği Suriye ve Lübnan'daki hedeflere, hiçbir itiraz olmaksızın saldırmaya devam etme hakkını nasıl kendinde görüyor? Üstelik bir itiraz gelirse de bunun cevap verilmesi gereken bir suç olduğunu düşünüyor.

İsrail liderliğinin, hem siyasi hem de askeri olarak anlamadığı şey, uçakların Suriye'ye saldırabildiği ve diledikleri hedefe karşı koyulmaksızın saldırdıkları zaman sonsuza dek bitti. Bu kuralsız, başıbozuk ve aşağılayıcı durumu sonlandırmak için geri sayım, geçtiğimiz Şubat ayında, işgal altındaki el-Celile semalarında “F-16” uçaklarının düşürülmesiyle, Suriye Hava Savunmasının elde ettiği başarısından bu yana başladı. Aynı şeklide geçtiğimiz ay Suriye'de “Teyfur” Askeri Havaalanına düzenlenen saldırılara karşı koyarak Suriye Hava savunması kendini gösterdi.

Rus yetkilinin, Suriye topraklarında “S-300” füze sistemlerinin bombalanmasına karşı uyardığı feci sonuç, İsrail'i, uçaklarını, füzelerini ve belki de derinliklerini hedef alacaktır. Rusya büyük bir devlettir. Suriye ise stratejik olarak en önde gelen müttefiklerinden biridir. Özellikle de, Suriye Arap Ordusu, topraklarının yüzde 80'inden fazlasını geri aldıktan ve yedi senelik savaşın akabinde ülke yavaş yavaş normale dönmeye başladıktan sonra İsrail'in aşağılayıcı ihlallerine karşı Rusya'nın sessiz kalması mümkün değildir.

Lieberman, soluğu Washington'da alarak, Savunma Bakanı James Mattis, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Beyaz Saray'ın resmi olmayan İsrail Büyükelçisi Jared Kouchner'den yardım istedi. Bu, İsrail'in en kötüsünün beklediği anlamına geliyor. Ne var ki, Washington belki de Suriye'ye bir sonraki saldırısının çukurunda durmayabilir. Çünkü bu Rusya ile olası bir savaş anlamına geliyor.

***

“S-300” füze sistemleri, henüz ulaşmasa da Suriye'nin eline geçecektir. Çünkü kendini savunma hakkı, ister karada olsun ister havada, uluslararası yasalar tarafından garantilenmiştir. Küstah İsrail'in bu mağrur durumuna, mümkün olan en kısa zamanda bir son verilmelidir. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs gibi pek çok ülke, hiçbir saldırıya maruz kalmadan bu füzelerden elde edebiliyorken, son 5 yıl içerisinde İsrail tarafından yüzlerce hava saldırısına uğrayan Suriye niçin bu haktan yoksun bırakılsın?

Geçtiğimiz ay “Teyfur” havaalanına düzenlenen ve 7 İranlı uzmanın öldürülmesine sebep olan saldırıya karşı İran'ın cevabına gelirsek, İran Ordusu liderlerine göre, kaçınılmaz olan bu cevap ister İsrail'in içinde ister dışında olsun, herkesin beklediğinden daha erken gelebilir. İsrailli liderlerin durumu ise, infazını bekleyen mahkûm gibi kendi idamını beklemektir.

İsrail'in bu endişesi, kendi sınırları içerisinde kalmayacak ve belki de bazı müttefiki ve sponsoru olan Arap ülkelerine kadar uzanacaktır. Bu gelişme belki de suçları, kuşatmaları ve hakaretlerinden muzdarip olan birçoklarını mutlu edebilir

İsrail'in saldırı uçaklarını, Suriye'nin “S-300” savunma sistemleri ile önlemesi için düzenlenen kutlamalar çok yakında başlayabilir. Bu kutlamalar belki de “F-16”lar düşürüldüğünde İslam dünyasının dört bir yanında düzenlenen kutlamalardan çok daha büyük olacaktır.

Kaynak: Ray el-Yevm
Abdulbari Atvan
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler