DYNDaioXUAEwISZ.jpg

Direniş Ekseni için tüm ölçütlerde altın hafta

Direniş Ekseni ittifakını yok etmek için geliştirdikleri tüm planları, birbiri ardına fiyasko ile sonuçlandı. Ne var ki, Direniş Ekseni karşıtı müttefiklerin koparmaya yöneldiği, Direniş ülkelerinin bağlantı ipi, adeta çetin bir doğum sancısının ardından bu Eksen için yeni bir doğumu müjdeleyen bir göbek bağına dönüştü. Yani, Washington ve müttefiklerinin umduğu ölüm yerine yeni bir hayat doğdu.

14 Mayıs 2018 Pazartesi

İNTİZAR - Amerika ve bölgedeki küçük müttefikleri, Tahran'dan başlayan Bağdat ile Şam'dan geçerek Lübnan ve Yemen'e ulaşan bağlantı hattını kesmek ve Direniş'in belkemiğini oluşturan ipleri koparmak umuduyla, Direniş Ekseni ülkelerini tek tek sırtından bıçaklamaya yönelik sarf ettiği çabaların hiç biri sonuç vermedi.

Direnişe zarar vermek, bölmek ve iletişim hatlarını engellemek için bedeli ne olursa olsun tüm imkânlarını seferber eden ABD ve müttefikleri, milyon Dolarlar, hatta belki de milyar Dolarlar harcadı. Ancak buna rağmen Direniş Ekseni ittifakını yok etmek için geliştirdikleri tüm planları, birbiri ardına fiyasko ile sonuçlandı. Ne var ki, Direniş Ekseni karşıtı müttefiklerin koparmaya yöneldiği, Direniş ülkelerinin bağlantı ipi, adeta çetin bir doğum sancısının ardından bu Eksen için yeni bir doğumu müjdeleyen bir göbek bağına dönüştü. Yani, Washington ve müttefiklerinin umduğu ölüm yerine yeni bir hayat doğdu.

Bu eksenin yeniden doğuşunun sinyalleri, Suriye'den başladı. Zira Suriye krizinin başlangıcından bu yana ilk defa başkenti tamamen silahlı gruplardan arındırıldı. Suriye'nin kuzeyine gönderilen son partinin de bölgeden çıkarılması ile bölge teröristlerden temizlendi. 4 gün içerisinde yüzlerce terörist ile ailesi, Suriye Arap Kızılay'ının gözetimiyle171 otobüs ile 3 beldeden çıkarıldı. Bu teröristlerin Cerablus ve İdlib'e aktarılması işleminin tamamlanması ile Şam'ın güney banliyösündeki Yalda, Babila ve Beyt Şam beldeleri, teröristlerden arındırılmış oldu.

Şam yönetimi, yalnızca teröristleri topraklarından kovarak alnını yeniden aklamadı. Geçtiğimiz Perşembe günü silahlıların ülkeden çıkışıyla eş zamanlı olarak, Suriye izzet ve gururunu yeniden kazandı. İşgalci rejimi caydıran Suriye yönetimi, Siyonist varlığın silahlı teröristleri destekleyerek Suriye topraklarında işlediği ihlallerine son verdi. Silahlı teröristler, Suriye Ordusu ve müttefiklerinin boğazlamasından sonra, belki de bu ihlaller yoluyla yeniden canlanıyordu. Suriye'deki teröristlerin tüm kalıcı olma ve Şam'da günlük hayatın akışını bozma temennileri boşa çıktı.

Perşembe günü, Suriye topraklarından işgal altındaki Golan tepelerine onlarca füze fırlatıldı. İsrailli liderlerin, füzelerin herhangi bir yaralanmaya yol açmadığına dair piyasaya sürmeye çalıştığı söylentilerin aksine, İsrailli kaynaklara göre, fırlatılan füzelerin üçte birinden daha fazlası “Demir Kubbe” sistemleri tarafından engellenemedi. Nitekim Direniş'in füzelerinin Golan'daki İsrail Ordusuna ait hassas mevkileri tahrip ederek yok ettiği bilgisi de doğrulandı. İsrail ilk şoku atlatmasıyla birlikte, olayları tırmandırmak istemediği açıklamasında bulundu. İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, askeri saldırının ardından yaptığı konuşmasında tüm açıklığıyla: “İsrail olayları tırmandırmak istemiyor, bunun son olmasını umuyoruz” dedi. Aynı bağlamda bir açıklama da, İsrail İçişleri Bakanı ve Bakanlar Kurulu üyesi Aryeh Deri'den geldi. Siyonist bakan, “İsrail savaş istemiyor ve savaşa doğru ilerlemiyor” ifadelerini kullandı.

Suriye'de geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmelerin ardından Lübnan'a gelirsek, Lübnan Direniş'in zaferlerini, siyasi bir zafer ile taçlandırdı. Üstelik ne pahasına olursa olsun, Hizbullah'ın zaferinin gerçekleşmemesi için yapılan planlara rağmen, Lübnan'da parlamento seçimlerini Direniş kazandı. Suudiler, Lübnan parlamento seçimlerinde Direniş Ekseni'nin destekçilerinin kazanmaması için, inanılmaz bir fon sağlasa da seçim sonuçları İsraillilerin, Amerikalıların ve Suudilerin hayallerini suya düşürdü. Hizbullah parlamentoda 28 sandalye kazandı. Bu sayede Hizbullah, Lübnan arenasında en güçlü siyasi aktör haline geldi. Bu seçimlerdeki başarısı, Lübnan halkının Direniş'e olan güveni, fikirlerini benimsemesi, desteklemesi ve İsrail'in saldırılarına meydan okumasında Direniş'in yanında durmasının en güçlü delili oldu. Bu durum, Siyonistlerin yararına olmadı çünkü bu siyasi zafer, İsraillilere, gelecek savaşta Lübnan halkının Hizbullah'ın yanında duracağı mesajını fısıldıyor. Bu, uluslararası platformlarda da İsrail için iyi bir sonuç doğurmayacaktır. Dolayısıyla Lübnan'a savaş seçeneği, İsrail'in faturasını ödeyemeyeceği bir riske sahiptir.

Lübnan'ın ardından Irak sahnesine gelirsek, ülke içinde ve dışında büyük bir siyasi öneme sahip olan parlamento seçimleri yaşandı. Irak, IŞİD terör örgütünün ortadan kaldırılmasının ardından ilk kez seçime gitti. Dolaysıyla bu seçimler, teröristlere karşı kazanılan askeri zaferin doruk noktası ve siyasi zafer için ön hazırlık olarak kabul ediliyor. Önümüzdeki saatlerde netleşecek olan seçim sonuçları, ülkesinin toprak bütünlüğünü korumak için binlerce şehit veren Irak'ta, egemenliğin ve onurun geri kazanılması ve tüm Iraklılara parlak bir gelecek için ülkeyi doğru yola koyacaktır.

Yemen'de ise, aldığı tüm yaralara rağmen bu ülke, saldırı güçlerine boyun eğmeyeceğini ve Suudilere bağımlı egemenliği olmayan bir ülke olmasının imkânsız olduğunu kanıtladı. Geçtiğimiz günlerde, Sokotra adasında Suudi Arabistan ve BAE'nin büyük ittifakına karşın iç cephe büyük bir ittifaka şahit oldu. Bu durum, Birleşik Arap Emirlikleri'nin, Arap koalisyonunda varlığının yeniden gözden geçirilmesi tehdidine yol açtı.

İran ile tamamlayacak olursak, Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin sonuçları ve İran'ın içişleri ve dış politikası üzerinde oluşturacağı etkinin boyutu ülkede tartışılıyor. Ne var ki bu çekilme, olumsuz gibi görünse de gerçekte iki sebepten dolayı İran için bir zaferdir. Birincisi: Amerika'nın anlaşmalarına sadık kalmadığı ve çark ettiğinin göstergesi olması. ikincisi: Bu durum, taahhütlerini yerine getirmeyen Washington karşısında İran'ın anlaşmalarına bağlı kaldığını ve Amerikalı meslektaşlarının pervasızca hareketlerine karşı İranlıların ağır başlı diplomasisi kanıtlandı.

Kaynak: Al-Waght
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler