Saudi-Israeli-officials-held-secret-meetings-in-Egypt.jpg

Hizbullah’a karşı "Kutsal Suudi İttifakı"

Fas'ın Hizbullah ve İran’ı Polisario cephesine* destek vermekle suçlamanın, Amerikalılarda hâkim olan, ‘Sahra halkının kaderini belirleme’ ilkesinin şeytanlığını ve aynı zamanda İran ile diplomatik ilişkileri keserek Suudi müttefikini razı etmeyi hedeflediğini söyleyebiliriz.

20 Mayıs 2018 Pazar

İNTİZAR - Bağımsızlığını elde ettiği günden bu yana Fas yönetimi, pusulayı Batılı liberal askeri kamp ile ilişkiler kurma yönüne çevirdi. Diğer yandan izlediği politikaları ise, kültürel ve coğrafi bakımlardan her zaman Doğu ülkelerine Batı ülkelerinden daha yakındı. Yönetim sistemlerinin benzemesinden dolayı, Kraliyet ailesinin kişisel eğilimlerinden etkilendi. (Bu modern çağda Avrupa'da kurulan ilişkilerin tarzıdır) Fas yönetiminin pozisyonu genel olarak, Amerika Birleşik Devletlerine stratejik bağlılığı bulunan Suudi Arabistan'ın politikalarını yineledi. Suudi Arabistan'ın devletlerin politikaları üzerine olan etkisi, 18'inci Ve 19'uncu yüzyılda Rus Çarlığı ve mutlak monarşiler tarafından Avrupa'da uygulanan politikalara benzetilebilir. Son yıllarda, bölgede Suudi Arabistan'ın politikalarının Fas yönetimi üzerindeki etkisini açıklamak için, Napolyon Bonapart'a karşı Rusya tarafından tasarlanan, Rusya, İngiltere ve Avusturya'yı bir araya getiren “Kutsal ittifak” terimini burada kullanabiliriz.

Suudi Arabistan'ın Körfez savaşları üzerindeki etkisi açıktır. Irak-İran savaşında, Suudi Arabistan ve müttefiki Körfez ülkeleri, bölgenin iki büyük ülkesi arasındaki anlaşmazlığı çözmek ve çatışmayı durdurmaya yönelik çalışmalar yürütmek yerine, askeri ve finansal destek sağlayarak çatışmaları alevlendirdi. Belki de savaşın kalıntıları, 1990 yılında Saddam'ı Kuveyt'i işgal etmeye götüren nedenlerden biriydi. Bu savaş, Arap ülkeleri arasında destekleyenler, muhalifler ve tarafsızlar şeklinde bölünme ile sonuçlandı. Bu çerçevede Fas, Kuveyt ile büyük bir dayanışma gösterdi. Bu dayanışma, Kuveyt'in kurtuluşu operasyonlarına katılmak üzere 1200 asker gönderecek seviyeye ulaştı. Çünkü Suudi Arabistan'ın Saddam karşısında oluşturduğu ittifak, Kuveyt'te Kraliyet ailesinin yönetime dönmesini amaçlıyordu. Bu ailenin yönetiminin istikrarı, en büyük tehlikeyi bertaraf etmek anlamına geliyordu.

Bununla ilişkili olarak, Fas 2009 yılında Bahreyn Krallığı ile dayanışmasını pekiştirmek için İran ile ilişkileri kesmeye karar verdi. Fas'ın Bahreyn yönetimi ile olan dayanışmasının arkasında, Bahreyn'de Şii çoğunluklar ve iktidar arasındaki çatışmaları alevlendirmek konusunda ve bölgedeki istikrarı tehdit eden tüm sorunların kaynağı olarak İran'ı suçlayan Suudi Arabistan bulunuyor. Bunun yanı sıra, Fas'ın Yemen'de “Husiler” tarafından oluşturulan Ensarullah cemaatine karşı savaşa girmesi, Fas'ın, Körfez ülkeleri tarafından benimsenen politikalarına katılımının boyutunun açık bir göstergesidir. Peki, Polisario cephesi ile Hizbullah'ın işbirliği suçlamaları ve ardından İran ile ilişkilerin kesilmesi, Suudi Arabistan'ın politikalarını izlemek için mi geldi?

İran'ın küresel ve bölgesel düşmanlarının hedeflenmesi

Bölgede yaşanan gelişmelerin, kurulmak istenen uluslararası bir sistem ile uyum içinde görevini yerine getirmesi bağlamında, bölgenin yeniden yapılandırılması ve kontrol altına alınmasını hedefleyen bir rotanın parçası olduğunu söylemekte fayda var. Belki de, içinde bulunduğumuz dönemin en belirgin özelliği, Trump yöntemiyle, sadece kar ve kazancın elde edilmesine inanan pragmatist bir Amerikan yönetiminin varlığının, onlarca yıldır savaşlar ve çatışmaların odak noktası olan problemlerin çözümüne yönelmesidir. Ancak bu konuda Trump, “Bizimle olmayan bize karşıdır” ilkesini benimsiyor, hatta spor dalında bile. (Trump'ın, Fas'ın 2026 dünya kupasına ev sahipliği yapmasını destekleyen ülkeleri tehdit etmesi buna örnektir.)

Çünkü Doğu ve Kuzey Afrika'daki yönetimlerin büyük kısmı, ülkelerinin menfaatleri ve bölgesel çıkarlara aykırı olsa bile, Amerika'nın tekliflerine karşı itaatkâr davranıyor. Dolayısıyla İran, bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçlanıyor ve “terör örgütü” olmakla suçlanan Hizbullah, İran'ın bölgedeki kollarından biri olarak görülüyor. Aynı şekilde Suudi Arabistan ekseni liderliğindeki ve İran'dan, Suriye, Lübnan ve Irak'a kadar uzanan Direniş Ekseni karşıtı bir takım Sünni ülkenin benimsediği ılımlılık ekseni ile bağlantılıdır.

Aynı bağlamda Güvenlik Konseyi'nde Amerika'nın temsilcisinin, 27 Nisan 2018'de BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan, Sahra hakkındaki karar metnini sunması hasebiyle, Fas, kendisini Polisario ile çözüm başarısına kavuşturacak bir fırsat olarak gördüğü her şeye karşı Amerika'nın benimsediği yıkıcı bir pozisyonunun karşısında buldu.

Hizbullah ve İran'ı Polisario cephesine destek vermekle suçlamanın, Amerikalılarda hâkim olan, ‘Sahra halkının kaderini belirleme' ilkesinin şeytanlığını ve aynı zamanda İran ile diplomatik ilişkileri keserek Suudi müttefikini razı etmeyi hedeflediğini söyleyebiliriz. Diğer yandan ABD, özgürlük, halkların kendi kaderini belirlemesi ve ülkelerin içişlerine müdahale etmemek konusunda halkların hakkını her zaman dile getiren Cezayir'in tarafsızlığını pek de masum olmayan bir şekilde sorgulamaya çalıştı. Cezayir'in yüzü ak diplomasisinin seyri, birçok anlaşmazlığı barış çalışmaları, tarafsızlık ve arabuluculuk yoluyla çözmek konusundaki olumlu rolünü ortaya koyuyor. Cezayir, Jeopolitik anlamda her türlü avantaja sahip olmasına rağmen, Irak işgalini desteklemedi ve Suriye ile Libya'nın yıkımına bulaşmadı, aksine Ortadoğu'da akıtılan kanın durdurulmasını destekledi.

Abdullah Rakıdi
Kaynak: el-Meyadin 
Çeviri: Merve Soydaş
 
 
------------------------------------------------------------------------------
*Polisario cephesiBatı Sahra'nın bağımsızlığı için mücadele veren örgüt. 20. yüzyılın üçüncü çeyreğinde yoğunlaşan sömürgelerin bağımsızlık mücadelelerinden Batı Sahra'da payını almıştı. Sömürgeciliğe karşı başlayan hareketler, İspanya sömürgeciliğinin sonunu göstermişti. İspanya, kendi sömürgelerinden biri olan Batı Sahra'dan 1976'da çekilmişti. İspanya'nın yerini almak isteyen Fas, işgal girişiminde bulunmuş, bu işgal de Polisario Cephesi tarafından engellenmiştir. Daha sonra 1976 yılında Cezayir'de sürgün "Arap Demokratik Cumhuriyeti"ni kuran örgüt, Libya'dan destek almıştır. Cephe Moritanya ile yakınlaşarak, "Afrika Birliği Örgütü" tarafından destek görmüş ve Fas'a karşı mücadele etmiştir. 
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler