73926-ShowImage.jpg

Ürdün’de protestolar ve yabancı eller

Ürdün Haşimi Krallığı'nın dört bir yanında geniş çaplı gösteriler düzenleniyor. Fakat bu gösterilerin dalgası genişledikçe, ülkede kışkırtıcı bir rol üstlenen gizli siyasi ellerin varlığı ufukta görünüyor. Çok sayıda kaynak, “Yüzyılın anlaşması”na karşı çıkan Ürdün'deki protestoların arkasında, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika ve İsrail'in yer aldığını söylüyor.

14 Haziran 2018 Perşembe

İNTİZAR - Ürdün Haşimi Krallığı'nın dört bir yanında geniş çaplı gösteriler düzenleniyor. Geçtiğimiz haftalar boyunca ülkenin birçok şehrine yayılan eylemler, krallığın modern tarihinde bir ilk olarak değerlendiriliyor. Fakat bu gösterilerin dalgası genişledikçe, ülkede kışkırtıcı bir rol üstlenen gizli siyasi ellerin varlığı ufukta görünüyor.

El-Mulki hükümetinin istifası ve Ömer er-Razzaz hükümetinin kurulması, gösteriler ve protestoların durdurulması için işe yaramadı. Aksine, Ürdün toplumunun çeşitli kesimlerinden sendikacılar, avukatlar ve vatandaşlar da protestoları genişletmek ve ülke çapına yaymak için gösterilere katıldı.

Çok sayıda kaynak, “Yüzyılın anlaşması”na karşı çıkan Ürdün'deki protestoların arkasında, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika ve İsrail'in yer aldığını söylüyor.

Ürdün'e dış yardımların azaltılmasını öngören Suudi Arabistan ve BAE'nin önderlik ettiği Arap planı ve Ürdün'e giden gazın Mısır tarafından kesmesi ile Ürdün'de yaşanan gelişmeleri birbirine bağlayabiliriz. Ülkeye sağlanan mali yardımın boyutundaki bu keskin düşüş, Ürdün Krallığı'nda krize neden oldu. Bahsi geçen ülkeler, Ürdünlü vatandaşların ekmek parası, yani geçim kaynağını kullanarak Ürdün'ü en hassas noktası üzerinden vurdu.

Art arda ekonomik darboğazlardan geçen ülkede, hayat pahalılığı ve vergiler hızla artarken, yoksulluk seviyesinin sınırı ise geçtiğimiz birkaç ay içerisinde beklenmeyen rakamlara ulaştı. Bu sebeplerden dolayı Ürdün halkı, artık herhangi bir politik ya da ekonomik baskıya tahammül edemeyecek noktaya geldi. Sabır ve tahammül seviyesi tükenen Ürdünlüler, öfkelerini ifade edebilmek için sokaklara inmeye başvurdu.

Başta Emirlikler ve Suudi Arabistan'ın yer aldığı dış unsurlar, dolaylı da olsa etkili bir şekilde bu gösterileri önemli bir ölçüde etkiledi. Bunu, Ürdün ekonomisinde hayati bir rol oynayan mali yardımlardaki büyük düşüşler takip etti.

Geçtiğimiz aylarda, Kral Abdullah el-Sani, Ürdün'ün Kudüs'teki gelişmelere karşı üstlendiği konumu, yüzyılın anlaşmasına katılmayı reddetmesi, birden fazla defa Suudi Arabistan'ın kucağından ayrılması ve Kudüs'ü desteklemek için Türkiye'nin ev sahipliğini yaptığı İslam Konferansı'na katılımı gibi nedenlerden dolayı, ülkenin ekonomik sıkıntılar yaşadığını defalarca vurguladı. Ne var ki tüm bunlar Suudi Arabistan'ı İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye gitmekten alıkoymadı.

Ürdün'ün bu şekilde cezalandırılacağına işaret eden bazı nedenler

1948 yılından bu yana Ürdün, Kudüs'teki Müslüman ve Hristiyanlara ait kutsal mekânların sorumluluğunu üstleniyor. Nitekim Ürdün vakıflar bakanı hâlâ, Kudüs ve Mescid-i Aksa'daki işleri yönetiyor.

Trump'ın Kudüs hakkındaki son kararının yayınlamasından kısa süre sonra, Ürdün bu kararı kesin bir şekilde reddettiğini açıklayarak, söz konusu kararın Filistin halkının hakları ve uluslararası kanunlarını açık bir şekilde ihlal ettiğini belirtti. Daha da önemlisi, Ürdün Kralı, Filistin davasının tasfiyesini hedefleyen yüzyılın anlaşmasına dair Trump'ın taleplerine cevap vermedi. Diğer yandan Ürdün'ün Türkiye ile yakınlaşması ve Ürdün Kralı el-Sani'nin, İstanbul'da düzenlenen İslam ülkelerinin liderlerinin yer aldığı toplantının son iki oturumuna bizzat katılması, ABD ve Suudi Arabistanlı yetkililer tarafından oldukça rahatsız bir şekilde karşılandı.

Bu gelişmelerin sonucunda, Ürdün geleneksel Arap ekseninden uzaklaşmaya başlarken, bunun sonucu olarak, ülkeye sağlanan mali yardımlar da jet hızıyla ve keskin bir şekilde düşürüldü.

Bu arada Mısır yönetimi de ülkeye gönderdiği gazı kesti. Zira Kahire, uzun süredir Amman tarafından rahatsız oluyor. Çünkü Mısır Cumhurbaşkanı, Ürdün Kralı'nın Müslüman Kardeşler ile başa çıkmak konusunda Mısır'a destek olması gerektiğine inanıyordu. Ancak beklentileri karşılıksız kaldı, çünkü Ürdün, ister Selefiler olsun ister Müslüman kardeşler, İslami hareketler konusunda diğer tüm Arap rejimlerinden farklı bir politika izliyor.

Geçtiğimiz iki ay boyunca, Ürdün, Suudi Arabistan'ın Müslüman Kardeşler ile başa çıkmak için geliştirdiği yeni yöntemi çok sayıda yolla reddetti. Ne var ki Ürdün Kralı Abdullah el-Sani; İran ve Katar'a baskı kartlarından faydalanmaya çalıştı ve yeni zorluklar karşısında bu kartı kullandı. Bu sayede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni ülkeye sundukları yardımları sürdürmek zorunda bıraktı.

Geçtiğimiz ay, Arap Koalisyonu için endişe verici bir mesaj Ürdün'e iletildi. Mesajda Ürdünlü bir dizi parlamentere, Katar'ın başkenti Doha ile diplomatik ilişkileri Körfez krizi başlamadan önceki aşamaya geri döndürmeleri çağrısı yapıldı. Bu çerçevede Ürdün ve Batı Asya Futbol Federasyonu Başkanı Ali bin El-Hüseyin, Doha'ya ziyarette bulundu.

Geçtiğimiz günlerde Ürdün'ün eski Başbakanı Tahir el-Mısri de, Ürdün büyükelçisinin yakında Katar'a döneceğini açıkladı. Bu bağlamda, İstanbul'da gerçekleşen İslam liderlerinin son toplantısında Ürdün Kralı Abdullah el-Sani'nin İran Cumhurbaşkanı ile görüşmesini ve özellikle de Ürdün Kralı'nın Ruhani ile sıcak bir şekilde tokalaşmasını Ürdün'den Suudi Arabistan'a gönderilen başka bir mesaj olarak değerlendirebiliriz.

Eğer Kral Abdullah açıkgözlülüğü sayesinde İran'ı Suudi Arabistan'a karşı bir baskı kartı olarak kullanmak istiyorsa, bunun işe yaramadığını görmekteyiz. Ürdün'ün bu mesajlarının istenen sonucu vermediğini ve ekonomik baskının devam ettiği açık bir gerçektir. Protestoların yoğunlaştığı ülkede durum, Suudi Arabistan için bile endişe verici bir noktaya doğru gidiyor.

Ürdün'ün Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin isteklerine boyun eğip eğmeyeceğini ve yüzyılın anlaşması konusundaki tavrının nereye varacağını görmek için beklemekten başka yapacak şey yok. Ürdün'de parlayan alevlerin yatışması mümkün olsa da, durdurulamayacak gibi görünüyor. Ülkeyi saran ateşin küllerinden tekrar alevlenmesi de uzak görülmüyor.

Kaynak: Al-Waght
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler