20189114341377.jpg

Yemen’in Dubai Havaalanı saldırısının hedefleri ve yankıları

Dubai Havaalanı saldırısında Yemen'in en önemli hedeflerinden biri, Birleşik Arap Emirliklerinin ekonomisini can damarlarından vurmaktır. Turizm, otelcilik, inşaat ve gayrimenkul sektörlerine dayanan Dubai'nin ekonomisi adeta camdan bir ekonomi olduğu için, havaalanı saldırısı ile Yemen hedefi on ikiden vurmuş oldu.

2 Eylül 2018 Pazar
İNTİZAR - Suudi Arabistan liderliğindeki Yemen'e saldırı koalisyonu, uzun zamandan beri savaş meydanında herhangi bir başarı kaydedemedi. Bu doğrultuda geçtiğimiz aylarda stratejik Hudeyde limanını kontrol altına alarak, hâlihazırdaki yenilgiden kaçış çabaları, eşsiz Yemen Direnişi ile karşı karşıya kalarak başarısızlığa uğradı. Yemen hakkında yayınlanan haberler, her gün Yemen Ordu güçlerinin ve Halk Komitelerinin zaferlerini dünyaya duyuruyor. Bu durum, saldırı cephesindeki zayıflık ve Yemen'in askeri gücündeki artışa işaret ederken, bu satranca avantajlı başlayan güçlerin, politik ve askeri denklemlerden dolayı karmaşık bir hale geldiğine işaret ediyor.
 
Bu bağlamda, geçtiğimiz günlerde Yemen Ordusunun, Birleşik Arap Emirlikleri'nde yer alan Dubai Uluslararası Havaalanı'na yönelik insansız hava araçlarıyla düzenlediği roket saldırısı, haber ajanslarına ulaştı. Bölgesel ve küresel medya araçları, bahsi geçen haberi hiç vakit kaybetmeden yayınladı. Geçtiğimiz hafta Yemen sahalarında Yemen Ordusu ve Ensarullah güçlerine dair çok daha fazla haberlerin yayınlandığına şahit olduk. Batı sahilinde işgalcilerin mevkilerine karşı düzenlenen saldırının yanı sıra, Yemen Ordusuna bağlı keskin nişancı biriminin Suudi güçleri ve milislerine ait çok sayıda bölgenin hedeflenmesi ile önemli başarılar kaydedilse de, Dubai Havaalanı saldırısı, pek çok açıdan büyük önem taşımaktadır.
 
Terör saldırılarını engellemek için uyarı mesajı
 
Geçtiğimiz haftalar boyunca, saldırı güçleri ve paralı askerlerin Yemen Ordusu ve Ensarullah güçleri tarafından aldığı yenilgiler sonucunda, özellikle çocuklar olmak üzere Yemenli sivilleri hedef alan Koalisyon Güçlerinin insanlık dışı, kindar ve ümitsiz saldırılarından tüm dünya haberdar oldu. Son olarak iki aşamalı bir şekilde düzenlenen saldırıda en az 70 kadın ve çocuğun hayatını kaybetmesi geniş yankı bulmuştu. 9 Ağustos'ta gerçekleşen Hudeyde limanında okula giden çocukların otobüsünü hedef alan saldırı sonucunda da, en az 60 kişi şehit olmuştu. Geçtiğimiz Perşembe günü ise Hudeyde limanının 20 kilometre güneyinde bulunan el-Durayhimi bölgesinde kadın ve çocukları taşıyan araca düzenlenen saldırıda 26 çocuk ve 4 kadın vahşice öldürülmüştü. Katliam gibi olan bu saldırılar, adeta bir soykırıma benziyor. Çünkü bu saldırıları düzenleyen gelişmiş füzelerin, hedefini şaşırması imkânsızdır.
 
Batılı hükümetler ve uluslararası toplumun Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin saldırılarını durdurmak noktasındaki sessizlikleri ve gevşeklikleri ile beraber, Güvenlik Konseyi'nin bu alanda caydırıcı kararlar alarak bu saldırılara son verilmesi umudu da pek mümkün görünmüyor. Zira Güvenlik Konseyi, bağımsız bir soruşturma yürütme teklifini reddetti. Dolayısıyla bu şartlar iyi bir şekilde okunduğunda, Yemenlilerin Suudi Arabistan ve BAE'nin derinliklerinde füze saldırısı düzenleyerek saldırı güçlerini cezalandırdığı anlaşılıyor. Bu, saldırı güçlerinin sivillere karşı aynı katliamları tekrar etmelerini önlemek için en iyi ve en etkili seçenektir. Birleşik Arap Emirlikleri için hassas ve stratejik bir nokta olması açısından Dubai'ye düzenlenen saldırı ile Riyad'a, Cidde'ye ve son aylarda Aramco'nun petrol tesislerine saldırı düzenlenmesi olayları aynı bağlamda değerlendirilmelidir.
 
Saldırı güçlerinin ödediği fahiş maliyet
 
Saldırı koalisyonu için üç yıldan fazla süredir hedeflerine ulaşmak şöyle dursun kan kaybettirici bir yola dönüşen Yemen savaşının maliyeti, her geçen gün Suudi Arabistan ve BAE ekonomileri üzerinde daha fazla baskı oluşturuyor. Uzmanlar, Yemen savaşının en iyi ihtimalle Suudi Arabistan için günlük 200 milyon dolara mal olduğunu belirtiyor. Bu rakam, yıllık 72 milyar dolara ulaşırken, 3 yıl boyunca devam eden savaşın maliyeti ise 216 milyar doları buluyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ı uzun yıllardır ilk defa yabancı bankalardan kredi çekmek zorunda bırakırken, Suudi liderler ülkede fiyatları arttırmak ve hatta yabancı işçilerin gelirlerine de vergi koymak zorunda kaldı. Aynı durum, Birleşik Arap Emirlikleri için de geçerlidir. Ülkede yeni yılın başından itibaren yeni KDV yasaları onaylandı. Bu yasalar, özel çalışma kuralları ve ticari aktivitelerde vergiden muafiyet durumu ile bilinen Dubai Emirliği için de geçerli oldu.
 
Bu nedenle, Dubai Havaalanı saldırısında Yemen'in en önemli hedeflerinden biri, Birleşik Arap Emirliklerinin ekonomisini can damarlarından vurmaktır. Turizm, otelcilik, inşaat ve gayrimenkul sektörlerine dayanan Dubai'nin ekonomisi adeta camdan bir ekonomi olduğu için, havaalanı saldırısı ile Yemen hedefi on ikiden vurmuş oldu. Bu tip ekonomi çeşidi, (üretim ve endüstri ekonomisinden daha çok) ulusal güvenliği koruma konusu ile yüksek derecede iç içedir. Bundan dolayı, Dubai Havaalanı saldırısı, bu zayıflığın farkındalığı neticesinde ve BAE ekonomisinin ana dayanağını vurmak için geldi. Bu saldırı ile BAE tarafından iddia edilen ve Yemen savaşı sırasında Dubai'deki sermayeyi korumayı amaçlayan kalın güvenlik duvarı da tam anlamıyla çökmüş oldu. Zaman geçtikçe sermayelerin Dubai'den kaçırılmasına ve ekonominin büyük kayıplar vermesine de şahit olacağız.
 
Bu çerçevede, Suudi Arabistan'ın Aramco petrol şirketine yönelik düzenlenen saldırının da Suudiler için tam olarak aynı mesajı taşıdığını söyleyebiliriz. Yemen Ordusu Askeri Sözcüsü Aziz Raşid konuyu şöyle özetliyor: “Uluslararası Dubai Havaalanına düzenlenen saldırı, Suudi Aramco şirketine düzenlenen saldırının ardından gelen bir diğer uyarı operasyonudur. Çünkü Aramco Suudi ekonomisinin kalbidir ve bugün Yemen Ordusu ve Ensarullah'ın füze gücünün menzili dâhilindedir.”
 
Diğer yandan, geçtiğimiz ay Abu Dabi ve Bab el-Mendeb boğazında Suudi petrol tankerlerine düzenlenen saldırıların ardından gelen Dubai Havaalanı saldırısı, -bunların hepsi stratejik hedeflerdir- bugün ağır silahlara sahip olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri karşısında Yemen'in ilerleyen füze gücünü göstergesi haline dönüştü. Aslına bakarsanız Yemenliler, bu saldırıları gerçekleştirerek sadece saldırı güçlerine karşı direniş kabiliyetlerini göstermekle kalmadılar, aynı zamanda Suudi Arabistan ve BAE askeri güçlerinin bölgesel ve küresel güçler karşısındaki prestij ve itibarını da zedelediler. Zira bu iki ülke, küresel sıralamada askeri harcamaları en yüksek olan ülkelerdir.
 
Yemen'in insansız hava sanayisini geliştirerek uzun menzilli füzelerle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin derinliklerine ulaşması, “Sammad-3” gibi füzelerle saldırı gerçekleştirebilmesi ve füze gücünün yanı sıra savunma yeteneklerini de geliştirmesi, saldırı koalisyonunun hava üstünlüğünü azaltacaktır. Yemenlilerin elindeki kartlar, saldırı koalisyonunun savaşa devam etme riskini almasını engelleyebilir.
 
Kaynak: Al-Waght
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler