be6cbe36-f751-4821-a054-44eef264eb27.jpg

Suriye savaşı yeni bir geçiş aşamasında

...bu çılgın terör savaşının yeni bir aşamaya geçiş dönemi, bu kez diplomatik alanda olacaktır. Bu aşama da, umdukları neticeyi elde edemeden sona erecek ve Suriye halkının iradesi onların tüm filolarından, ajanlarından ve ister terörü kullanarak ister ucuz güvenceler satın alarak halkın özgürlüğünü bastırma girişimlerinden daha güçlü olduğunu gösterecektir.

5 Eylül 2018 Çarşamba

İNTİZAR - Suriye Ordusu ve müttefiklerinin teröristlere karşı elde ettiği tüm başarılar ve bu terör sayfasını kapatan fırsatların doğması ile birlikte, Suriye devleti ülkenin dört bir yanına geri döndü ve Suriye halkının hayatı yeniden normale döndü. Bu aşamada, Batılı sömürgeci zihniyeti terör senaryolarını yeniden yazarak, Suriye halkını tüketmeyi, düşünceleri değiştirmeyi ve binlerce teröristi finanse ederek, eğiterek, silahlandırarak ve Suudi–Batı medyasını kullanarak başaramadıkları Suriye yönetimini değiştirmeyi hedefleyen yeni planlar peşine düştüler.

Bu noktadan hareketle, Amerika Dışişleri Bakanlığı'nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffry'nin, Suriye'de bu göreve getirilmesi ve Suriye'de “operasyon” görevinin başlatılmasının nedenlerini anlayabiliriz.

Nitekim bu görev, Suriye meselesinin Türkiye'de tartışılmasını ve tıpkı İsrail'in istediği gibi, İran ve Suriye'nin diğer müttefik güçlerinin Suriye'den çıkışını hedefliyor.

Bununla eş zamanlı olarak, Suriye topraklarında teröristleri destekleyen Amerika Birleşik Devletleri, işgalini genişletmek için yeni işgal üsleri kuruyor. Suriye'nin kuzeyinde 25 askeri üssü olduğu söylenen ABD, Demokratik Suriye Güçleri (DSG)'nin kontrolündeki Şeddadi bölgesindeki askeri üssünü, askeri havaalanına çeviriyor.  Aynı şekilde Suriye'deki teröristleri desteklemekle sorumlu olan ABD Elçisi William Roback, ülkedeki ajanlarının Amerikan terörizmine katılmasını sağlamak ve bu ajanları işgalci Amerika tarafından güvencelerinin ve birtakım hizmetlerinin sağlanacağı konusunda ikna etmek için güney Haseke'nin kırsallarına ziyaretler düzenliyor.

Trump tarafından Suriye'deki Amerikan terörizmi dosyasını teslim almakla görevlendirilen bu elçi, Rakka, Menbiç ve Tabaka kırsallarında işgal edilen bölgeleri gezerek denetlemek ve sivil konseyler ile görüşme görevlerini üstlendi.

ABD Savunma Bakanı James Mattis'in Suriye hakkındaki açıklamalarını dikkatle okuduğumuzda, Suriye'de terörü desteklemekle görevlendirilen Amerikalı elçilerin bölgeye akın etmesinin arkasındaki ABD'nin gerçek saldırı niyeti ortaya çıkıyor. Gerçek şu ki, bu elçiler terör savaşının ateşinin sönmesini engellemek ve terörist grupların başaramadığı planlarını yürütmek üzere bazı hainler ve paralı askerleri kendilerine çekmek için zemin hazırlamak üzere çalışan elçiler, danışmanlar ve diplomatlar ordusudur.

ABD Savunma Bakanı Mattis, geçtiğimiz 28 Ağustos tarihinde Pentagon'da yaptığı basın açıklamasında şu sözleri kullandı: “Hedefimiz, Suriye krizinin gidişatını Cenevre süreci çerçevesinde dönüştürmektir. Böylece, Suriye halkı kendilerine Beşar Esad'ın liderlik etmediği bir hükümet seçebilecekler.”  Mattis, sanki kendini Suriye halkının vekili olarak atamış gibi, Suriye halkının seçmesi ve seçmemesi gereken lideri önceden belirliyor. Bu sözlerin arkasında gerçek bir seçim değil, tüm dünyaya ilan edilenin aksine, açık bir sömürü zihniyeti yer almaktadır. ABD'li bakanın bu sözleri, kendisi ile çelişen ifadelerle dolu bir açıklamadır.

Arından Mattis, ülkesinin ve Batılı destekçilerinin Suriye'de girdiği terör savaşını bir “iç savaş” olarak tanımlayarak,  Suriye'nin geleceğine dair herhangi bir çözümde Esad'ın yer almaması gerektiğini vurguladı.

Mattis sözlerine şunları ekledi: “Eğer yerel nüfusun güvenliği garanti edilebilirse, askeri güçlerimizin sayısını azaltmaya başlayabiliriz.” Burada elbette yerel nüfustan kasıt, Amerika'nın paralı askerleridir. Bu sözler, eğer elçileri ABD'nin iradesine boyun eğecek ve planlarını yerli araçlar yoluyla yürütebilecek paralı askerleri görevlendirebilirse, işte o zaman ABD'nin Suriye'den geri çekilebileceği anlamına geliyor. Buna göre yeni ajanlar ve paralı askerler, IŞİD ve Nusra'nın görevini devralacak.

Tüm bu ziyaretler ve açıklamalara, kendini tekrarlayan fabrikasyon bir kampanya eşlik ediyor. Bu, kimyasal silah kullanıldığı iddiasıdır. Bu arada, Siyonist rejim Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun çerçevesini belirlediği, İsrail'in düşmanı olan İran'ın Suriye'deki varlığının tehlikesi hakkında yapılan pervasız açıklamalar da bu gelişmelerin beraberinde geliyor. Bu çerçevede, Suriye Eğitim Bakanlığı'nın müfredatını işleyen bazı okulların ırkçı örgüt olmaları bahanesiyle kapatılması, ardından bazı kiliselerin kapatılması ve Suriye halkının Süryaniler ve Ermenilerden oluşan bazı temel unsurlarının göçe zorlanması girişimlerinin arkasındaki gerçek nedenleri anlayabiliriz.  

Amerika'nın bu ırkçı uygulamalarına cevap, Suriye bayrağının yükseltildiği kitlesel gösteriler ile verildi. Kiralık keskin nişancıların tehdidi altında Suriyeli okulları kapatan şovenistler karşısında, Suriyeliler hayatlarını tehlikeye atarak okulları açtılar.

Bu cevap, Suriye'de Amerika'nın terör savaşından yeni bir döneme geçiş aşamasıdır: Bu cevap, Suriye topraklarının sebatı ve Suriye Arap Cumhuriyetinin bayrağına ve Suriye halkının birliğine her zamankinden daha fazla bağlı olmaktır. Aynı zamanda, Suriyelilerin varoluş seçimlerinin, topraklarında özgür, bağımsız, kararlı, kendini savunan ve direnen bir şekilde kalmaya devam etmesidir. Bu cevap, Suriye'nin medeniyeti ve tarihinde yer almayan her türlü mezhepçi, ırkçı, dinci ve bölücü ayrımın reddedilmesidir.

Ülkenin her kesiminden Suriyelilerin ulusal tercihlerine sımsıkı sarılmaları ve topraklarına, tarihlerine, medeniyetlerine ve gelecek nesillerine göz diken tüm açgözlülere farklı yollarla verdikleri cevaplar, Siyonist düşmana, Amerika'nın yönettiği hareketlerine ve Suudi Arabistanlı uşaklarına karşı bir direniştir.

ABD'li Bakan Mattis aynı basın açıklamasında, Siyonist rejimin endişe kaynağını şu cümlelerle açıkladı: “Bizler, bölgedeki problemlerin yayılmaya devam etmesine izin vermeyeceğimizi İran'a ilettik. Bunu ister Esad ile birlikte yapsın, ister Hürmüz boğazını kapatma tehdidi, ya da Yemen'de Suudilere füze fırlatan Husi isyancıları destekleyerek olsun”

Onlara göre bölgedeki problemlerin sona ermesinin en temel göstergesi, Amerikan yönetimine ve İsrail hegemonyasına boyun eğmektir. Ancak bu, Suriye halkının efsanevi dayanıklılığı ve dostları ile müttefiklerinin desteğiyle kazandıkları zaferin ardından artık imkânsız bir hale gelmiştir.  

Bundan dolayı, bu çılgın terör savaşının yeni bir aşamaya geçiş dönemi, bu kez diplomatik alanda olacaktır. Bu aşama da, umdukları neticeyi elde edemeden sona erecek ve Suriye halkının iradesi onların tüm filolarından, ajanlarından ve ister terörü kullanarak ister ucuz güvenceler satın alarak halkın özgürlüğünü bastırma girişimlerinden daha güçlü olduğunu gösterecektir.  Tüm bu koparılan yaygaralar, gerçeğin onların iradesi ve kontrolünden çıktığının bir göstergesidir.

Buseyna Şaban
Kaynak: El-Meyadin
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler