1442914224_1131562_620x410.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Rus uçağının düşürülmesi, İsrail – Rusya anlaşmasını fesheder mi?

Rus uçağının düşürülmesi, İsrail – Rusya anlaşmasını fesheder mi?

Teorik olarak, bu İsrail'in olanaklarını daraltmak anlamına geliyor. Nispeten Suriye'deki düşmanları üzerindeki iradesini kısıtlayacaktır. İsrail'i Suriye sahasında sadece frenleme ve saldırılarında ileriye gitmesini engelleme dönemi geride kaldı.

22 Eylül 2018 Cumartesi
İNTİZAR - Rus uçağının düşmesinin ardından gelen sorular teorik açıdan hala cevap bulamadı. Suriye sahasında etkileyen ve etkilenen tüm taraflar için masaya yatırılan en önemli soru, olayın yansımaları, etkileri ve sınırları ile ilgilidir: Olay, iki taraf arasında bir krize, çatışmaya ya da İsrail'in Suriye'deki saldırılarına Rusya'nın göz yummasının sona ermesine yol açacak mı? Ya da bu olay İsrail'in yükümlülüklerini aşmayan, sadece Suriye semalarında füze ve hareket özgürlüğünü daraltan kısmi değişikliklere mi sebep olacak?
 
Uçağın düşmesi iki taraf arasındaki ilişkiyi karmaşık hale getirse de, ilişkileri kesmek ve karşılıklı savaşa girmek için bir sebep değildir. Bu bağlamda Moskova da İsrail'in doğrudan işlediği saldırılarına bir ölçüde göz yumduğu için sorumluluğun bir kısmını taşıyor. Bununla birlikte, bu gelişmelerin bir sonucu olarak, iki tarafın da çıkarlarını yöneten ve bir araya getiren bir ilişkiye geri dönülmeyeceği öngörülmüyor. Düne kadar iki ülke arasında çarpışmayı engelleyen bu ilişki, geçici bir çarpışmayı da geçiştirecektir.
 
Suriye sahasındaki Rusya – İsrail ilişkileri, iki tarafında Suriye çıkarlarına erişmesinin yolunu açan bir anlayışa dayalı bir anlaşma ilişkisidir. Uzun süredir iki tarafa da hizmet eden bu anlaşma, daha çok İsrail'in faydalandığı yönünde yanlış bir intiba uyandırsa dahi, aslına bakılırsa en çok Rusya tarafına fayda sağlamaktadır. Çünkü İsrail'in gürültülü saldırıları, hatalı tahminlere yol açıyor.
 
İsrail, 2015 yılında, Afganistan'ın Sovyet işgali sonrasına benzer bir sahnenin tekrarlanması olasılığı ile birlikte, diğer eksenler gibi Rusya'nın da Suriye'deki bataklıktan hızlı bir şekilde kaçacağı iddiasında bulundu. Bu iddianın suya düşmesi ile birlikte, Müttefikleri aracılığıyla tüm Suriye'yi kontrol altına alma olasılığını gözeten İsrail, Suriye devletini biri Rusya diğeri İsrail'e olmak üzere devletçiklere bölme olasılığına kadar değişen beklentilerini bir şekilde korudu.
 
Suriye sahalarındaki durumun değişmesi ve iddiaların bir biri ardına geçerliliğini yitirmesi ile birlikte, sahada değişen şartlara uyum sağlamak zorunda kalan İsrail, Suriye devletinin düşmesi ile ilgili beklentileri ve iddialarından geri adım atmak zorunda kaldı. Öte yandan İsrail tehdidi mümkün olduğunca fırsata çevirmeye çalıştı.
 
Tel Aviv bu tehditleri üç ana unsura ayırmaya çalıştı: Birincisi, Rusya'nın askeri varlığıdır. İsrail bu varlığın hedeflerine karşı koyamadı ve reddedemedi. İsrail'e göre ikinci tehdit, Suriye devletidir. Öyle ki Suriye devleti Rusya'nın sağlam çıkarlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Üçüncüsü ise, özellikle İran ve Hizbullah olmak üzere Suriye'nin müttefikleridir. İsrail bu tehdide ve Suriye'de konumlanmalarına karşı yoğunlaşarak, onları Suriye devletinden ayırmaya girişimlerinde bulundu.
 
İsrail'in Rusya'ya yönelik konumu, karmaşıktır. Bir yandan, Rusya'nın askeri varlığının Suriye'deki düşmanlarına karşı İsrail'in askeri hareketinin sınırlarını daraltmaya yol açacak bir tehdit olduğunu gördü ve görmeye devam ediyor. Aynı şekilde, Suriye'de rejimin daha yumuşak ve ılımlı bir yönetim ile değişeceği olasılığı hakkında düne kadar var olan iddiaları da sona erdirdi. Diğer yandan ise, İsrail, Moskova ile iddialarının bir kısmından vazgeçmek ve Suriye devletinin bekasını kabul etmek yoluyla karşılıklı bir anlaşma olasılığı için uğraşıyor. İsrail buna karşın iki büyük düşmanına karşı hareket özgürlüğü elde etmek istiyor: İran ve Hizbullah.
 
Rusya tarafında ise, durum hiç kolay değil. Moskova ve beraberindeki Suriye devleti ile müttefikleri ortak bir görev ve hedefler doğrultusunda savaşıyor. Ancak aynı zamanda İsrail'in “endişesini” gidermeye çalışan Rusya, Suriye'deki kazançlarına zarar vermeye sebep olacak herhangi bir etkeni de engellemek istiyor. Bu nedenle, bir tarafta Suriye – İran – Hizbullah, diğer tarafta ise İsrail'den oluşan müttefik dostları arasında tarafsız olması gerekiyor. Bu durum, İsrail ve Rusya arasında iki taraf arasında yazılı olmayan bir anlaşmaya yol açtı: Herkes, diğerinin çıkarları ile çelişmediği sürece istediğini yapar.
 
Bahsi geçen anlaşma, İsrail'in Rusya'nın çıkarlarını kabul ederek, Suriye rejimini devirmeye yönelik hedefleri ve çabalarından geri adım atmasına dayanıyor. Bu, özellikle de Rusya'nın Suriye müdahalesinin ardından İsrail'in kapasitesi dışında değildi.
 
Görünürde, Suriye sahnesi ve etrafındaki karmaşada, tüm taraflar yeni bir gerçek ile çalışıyorlar. Düne kadar, herkes kendi çıkarlarına göre geleceğe yönelik ana hedeflerine bağlı bir şekilde hareket ediyordu. Ancak İsrail'i Suriye sahasında sadece frenleme ve saldırılarında ileriye gitmesini engelleme dönemi geride kaldı.
 
Bu bağlamda birkaç noktaya işaret etmek gerekiyor:
 
İlk olarak, İsrail ve Rusya arasındaki anlaşmanın temelleri, kasıtlı ve bir takım hedefleri olan politikalara dayanan, nispeten sağlam bir yapıdır. Bu anlaşma, kişisel çıkarları gerçekleştirmek için, kendilerine karşı olsa bile karşılıklı çıkarlara göz yumulmasına dayalıdır. Uçak düşürülmesi olayı da, Rusya'ya büyük bir hasar vermiş olmasına rağmen, iki ülke arasındaki ilişkilerin içine girdiği bir kriz, çıkar çatışması ya da İsrail'in Rusya'ya karşı büyüklenmesi bağlamında gelmedi. Bilakis bu uçak düşürme olayı, henüz görevini tamamlamamış olan aynı anlaşma kapsamında geldi. Saldırı, kendi başına bir tırmandırma olasılığı taşımıyor. Bu durum, Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin'in, olayın 2015 yılında Türkiye tarafından düşürülen uçak ile emsal olmadığı ve buna göre işlem yapılmayacağı konusundaki ısrarını açıklıyor.
 
İkincisi: Bir tırmandırma ve kriz beklentisi olmamasına rağmen, İsrail ve Rusya olayın veya benzerlerinin tekrar edilmesine izin vermeyen koruyucu önlemleri arttıracaklardır. Moskova'nın dayatacağı bu önemler, İsrail'e karşı herhangi bir durum içermiyor. Askeri, teknik, coğrafi çevre ve güvenlik alanlarındaki koruyucu önlemler de, iki taraf için de bu hatanın tekrarlanmasını engellemeyi amaçlıyor.
 
Üçüncüsü: Birinci madde üzerine kurulan bu nokta, İsrail'in hareket özgürlüğünün sınırlarını daraltılacak ve kendi başına Rusya'nın varlığı için bir tehdit ve tehlike taşıyan savaş araçlarından bir kısmını kullanma yeteneği azaltılacaktır. Teorik olarak, bu İsrail'in olanaklarını daraltmak anlamına geliyor. Nispeten Suriye'deki düşmanları üzerindeki iradesini kısıtlayacaktır. Bu durumdan korkan İsrail, geçtiğimiz hafta bu konu hakkında açıklamada bulundu. Tel Aviv'de iki yılı aşkın bir süredir Rusya'yı İsrail'e karşı politikalarını değiştirmeye götürecek sebepler hakkında araştırmalar yapılıyor.
 
Dördüncüsü: Uçak düşürme olayının ardından İsrail'in neredeyse sessiz kaldığı ve askeri bir açıklama ile yetindiği dikkat çekti. Düşman ordusu söz konusu açıklamada ise, Rus uçağının düşmesinden dolayı üzgün oldukları belirtildi ancak özür dilenmedi. Açıklamanın başlangıcında Suriye, İran ve Hizbullah olaydan sorumlu tutuldu.
 
Beşincisi: İsraillilerin siyasi ve askeri piramidin en tepesindeki isimden, en aşağıdaki yorumculara kadar açıklamaları, pozisyonları, analizleri ve ilgili yazıları yoluyla, Suriye'deki düşmanlarına, yani Suriye yönetimi, İran ve Hizbullah'a yönelik tehdit mesajlarını arttırması bekleniyor. İsrail bu aşamada tehdide ihtiyaç duyuyor. İsrail'in istediği şey de zaten budur. Zira İsrailliler, düşmanlarının yoğunlaşmasına karşı kırmızıçizgiler dayatmak konusundaki kararlılığını vurguluyor. Bu zorunlu mesaj ile beraber, Rus uçağı kazası İsrail'in saldırı pozisyonunu, istikrarını ve devamlılığını etkilemese de, bu girişimin sonuçları sorgulanacaktır.
 
Yahya Debuk
Kaynak: el-Ahbar
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler