7576-maxresdefault.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  Amerika’nın Yemen savaşı hakkındaki açıklamaları neye işaret ediyor?

Amerika’nın Yemen savaşı hakkındaki açıklamaları neye işaret ediyor?

Amerikalı yetkililerin savaşın sonlandırılmasında dair açıklamaları, Amerika'nın Suudiler ve Emirliklilere girdikleri çukurdan çıkmaları ve uluslararası toplum karşısında yüzlerinin aklanması için uzattığı yardım eli olarak değerlendirilebilir.

9 Kasım 2018 Cuma

İNTİZAR - Yemen'e saldırıların başladığı ilk günden bu yana, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu çirkin suçu tek başlarına işlemedikleri ve efendileri Amerika'dan yeşil ışık almadan bu işi bir an dahi sürdürebilecek yetenek ve cesarete sahip olmadıklarını herkes gayet iyi biliyor.

Nitekim Amerika, Yemen halkına düzenlenen saldırıları yöneten ve saldırıları harekete geçiren bir dinamo görevi üstlenmektedir. Yemen halkını öldüren, ülkenin altyapısını yok eden ve halkı kuşatma altına alan asıl güç Amerika'dır. Eğer Amerika olmasaydı, Suudi Arabistan ve BAE yönetimleri Yemen halkına saldıramazdı.

Şeytanlığı ve kurnazlığı ile ün salan Amerika, savaşların, çatışmaların ve tüm pisliklerin arkasında olmasına rağmen kendisini “barış koruyucusu” olarak pazarlıyor. Eğer Amerika Yemen'deki saldırıların durdurulmasını istediyse, bu suçun işlenmesi için verdiği yeşil ışığı ve saldırı güçlerine askeri ve siyasi alanda verdiği destekleri durdurmuş olduğu anlamına geliyor.

Ne var ki, görünüşe göre Amerika'nın hesapları değişti. Saldırılar karşısındaki sessizliğini bozan ABD yönetimi, savaşın mümkün olan en kısa sürede bitirilmesi için bir takım açıklamalarda bulundu. Suudi Arabistan'ı bu savaşa devam etmesi konusunda uyaran ABD liderleri, savaşın sonlandırılması ve müzakere masasına oturulması için taraflara 30 gün zaman tanıdı.

Uzun bir rahatlık döneminden sonra, “unutulan” Yemen savaşının acilen sonlandırılmasını isteyen seslerin yükselmesi ve kalıcı bir siyasi çözüm için müzakere çağrılarının ardından, ABD Savunma Bakanı James Mattis, 30 gün içerisinde ateşkes çağrısında bulundu. Aynı talep, koalisyon güçlerini halkın yaşadığı bölgelerde acilen tüm hava saldırılarına son vermeye çağıran Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından da dile getirildi. Bununla eşzamanlı olarak, BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, bir ay içerisinde tüm Yemenli tarafların müzakere masasına oturacağına dair söz verdi. Aynı bağlamda, Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, Yemen'de savaşın sonlandırılmasının zamanı geldiğini ifade ederken, İngiltere Başbakanı Theresa May ise, kalıcı bir siyasi çözüm için ABD ile temas halinde olduklarını vurguladı.

Bu doğrultuda, ABD'li yetkililer tarafından yapılan açıklamaların boyutlarını şöyle değerlendirebiliriz:

Amerika'nın bu çağrısının arkasında, olası pek çok senaryo yer almaktadır. Çünkü Amerika'nın açıklamasında saldırının durdurulması ve ardından barış sürecinin düzenlenmesi için 30 gün süre verildi. Bu, sahada başarı kazanmak için tekrarlanan girişimlerin başarısızlığının ardından, Amerika'nın Batı sahilinde ciddi bir askeri kampanyaya yöneldiği senaryosunu güçlendiriyor. ABD bu bağlamda özellikle Riyad ve Abu Dabi'ye zafer kazanmaları için birçok tarih belirlemiş ve zaman tanımıştı. Bölgedeki bu sonuç, kızışan cephelerin büyük kısmında yoğun bir askeri operasyon ve planlanan müzakere tarihinden önce sahadaki denklemleri değiştirmek için son tarihin verildiğini düşünmemizi sağlıyor. Bu komplonun arkasında, saldırı güçleri ve dostlarının motivasyonlarının çöküşünün ardından, batı sahilinde büyük takviyeler yerleştirildiği gerçeği yer almaktadır.

Amerika'nın açıklamaları, Yemen Ordusu ve Halk Komitelerinin düşmana karşı korku denklemi kurabilecek kapasiteye sahip olduğu gerçeğini somutlaştırıyor. Nitekim bu düşman, sahip olduğu gelişmiş askeri cephanelik sayesinde Yemen'i işgal edebileceğini zannediyordu. Gelgelelim ki ordu ve komitelerin füze gücü ve insansız hava araçları alanındaki askeri yeteneklerini şaşırtıcı bir şekilde geliştirmesi, düşmanı saldırıları durdurmaya mecbur bıraktı.

Amerikalı yetkililerin bu açıklamaları, balistik füzeler ve insansız hava araçlarının Suudi Arabistan ve BAE'de hedefine ulaştığının açık bir itirafıdır. Bu, gizlemeye çalıştıkları bir gerçektir. Belki, Yemen'de sivillerin yer aldığı bölgelerde hava saldırılarının durdurulması için Suudi ve ABD'li araçlarını çağıran ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bunun karşılığında Ensarullah'ın BAE ve Suudi Arabistan'daki hedefleri bombalamayı durdurmasına işaret etmiştir. Bu açıklama, sahada elde edilen başarıları yansıtmakla beraber, aynı zamanda Ensarullah lideri Seyyid Abdulmelik el-Husi'nin ve şehit Başkan Salih el-Sammad'ın vurguladığı caydırıcılık denklemini kabul etmektir.

Amerikalıların açıklamaları, sadece Yemen saldırısı üzerinde karar sahibi olduklarını ispat etmekle kalmıyor, aynı zamanda Birleşmiş Milletler'in sadece Amerika Birleşik Devleri'nin kullandığı bir araç olduğunu ortaya koyuyor. Savaşı duyuran Amerika, barış sürecini belirliyor, düzenliyor ve bunun tarihini veriyor. Bilindiği üzere Amerikalı yetkililer barış sürecinin düzenlenmeye başlanması için 30 gün mühlet verdi.

Açıklamalar aynı zamanda Amerika'nın, Yemen'de saldırılar sırasında işlenen savaş suçları ve vahşi katliamın sonuçlarından kaçmaya çalıştığına işaret ediyor. Yemen'de ABD'nin işlediği suçlar dünya kamuoyu ve medyası tarafından görmezden gelinirken, Kaşıkçı cinayetinin ardından Amerika ve Avrupa medyası savaş suçlarına ışık tutmaya başladı. Washington kendisini aklamak için Suudi ve BAE liderlerinden bir ay içerisinde saldırıyı durdurmalarını istedi.

Amerikalı yetkililerin savaşın sonlandırılmasında dair açıklamaları, Amerika'nın Suudiler ve Emirliklilere girdikleri çukurdan çıkmaları ve uluslararası toplum karşısında yüzlerinin aklanması için uzattığı yardım eli olarak değerlendirilebilir. Özellikle de Suudi Arabistan ve BAE, bu beyhude savaşta bir çıkmaza girdiler. Zira Yemen bu savaşı onlar için çıkış yolu olmayan bir bataklık haline getirdi.

Her durumda, ulusal egemenlik ilkesi üzerine kurulu olan Yemen liderliği, Amerika'nın bu savaş üzerindeki rolünün çok iyi farkındadır. Ne var ki halkının çektiği acıları ortadan kaldırma isteği ve tüm ciddi uluslararası çabalar ile işbirliği yapmak, halkının hakları ve 21 Eylül devriminin hedeflerinden hiçbir şey eksiltmez.

Farklı cephelerdeki mücahitler, Amerika ve Birleşmiş Milletler'in, acılarını gidermelerini beklemiyor. Aksine dayanıklılıkları ve silahlarına güveniyorlar. Yemen halkı, Amerika'nın sahte vaatlerine boyun eğmeyecektir.

Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez. (Hud -113)

Necim es-Sakab
Kaynak: el-Alem
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler