19710951.jpg

Netanyahu’nun gemisinde çatlak: İlk düşen Lieberman oldu

Diğer yandan, işgalci İsrail rejiminde istifa dalgası oluşmaya başladı. Savunma Bakanı Avigdor Lieberman'ın görevinden istifasının ardından bu rejimin 9 yıldır Göçmen Bakanlığı'nı yürüten Sofa Landver'in de istifası, hükümette sarsıntıya neden oldu. Bu, Gazze Şeridi ile ilgili seçenekler karşısında İsrail yönetiminin gerçek bir krize girdiğini ve seçim hesaplarının karıştığını gösteriyor.

17 Kasım 2018 Cumartesi

İNTİZAR - İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman'ın görevinden istifa etmesinin arkasındakiler ister siyasi olsun ister seçimle ilgili, bu durumun Direnişin Gazze'deki zaferlerinin siyasi bir sonucu olduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Eğer Direnişe karşı bir boyun eğme eylemi söz konusu olmasaydı, Lieberman böyle bir zamanda, böyle bir istifaya yeltenmezdi. Diğer bir deyişle, her biri kendi içerisinde başlıca konumu olan iki önemli faktörün pay sahibi olduğu bir olay ile karşı karşıyayız. Bunlardan biri Direnişin Gazze zaferi, diğeri ise aşırı sağcı kesimde siyasi rekabet.

Gazze Şeridi'nde saldırıları tırmandıran İsrail'in Direnişi bastırmak ve caydırmak konusundaki başarısızlığına karşın, Direniş grupları ise füzeler ile verdikleri cevabı olabildiğince ileri götürmek konusundaki kararlılık ve yeterliliklerini ortaya koyduğu andan bu yana, Tel Aviv yönetimi önünde iki seçenek olduğunu anladı. Ya, Tel Aviv başta olmak üzere İsrail'in derinliklerinin füzeler ile hedef alınacağı bir açık savaşa girecek, ya da daha fazla can kaybının yanı sıra, güvenlik, politika ve caydırıcılık alanında güçsüzleşmekten kurtulmak için ateşkesi kabul edecekti.

Geçmiş deneyimlere ve Gazze'de Direnişin yeteneklerini geliştirmesine ilişkin elde ettikleri bilgilere dayanarak, Siyonist politika ve güvenlik liderleri, tercih edecekleri seçenekten elde etmek istedikleri hedef hakkında açık bir pozisyon belirlemek zorunda kaldı. Gazze Şeridini işgal etmek istiyorlar mı? Bu işgalden sonra ne olacak? Doğrudan askeri işgale ulaşamadan Direnişin yeteneklerini zayıflatmak istiyorlar mı? Yoksa sadece caydırıcı güçlerini geliştirmek mi istiyorlar? Tüm bu hedefler en az kayıp ve en kısa sürede nasıl gerçekleştirilebilir? İsrail bu hedefleri gerçekleştirmek için ödeyeceği can kaybı ve güvenlik - ekonomik alanlarında ödeyeceği bedelleri taşıyabilecek mi?

Kuşkusuz tüm bu sorular ve daha fazlası, sert bir savaş isteği ve uzun müddetli bir savaşa girme yeterliliğinin ışığında, İsrail'de karar masasına yatırılmıştır. Bu aşamada Siyonist varlığın bölgedeki stratejik öncelikleri ve bölgesel koşullar dikkate alınmamış mıdır?

Beklendiği gibi, İsrail bu şartlar altında Gazze Şeridi'ne geniş bir askeri operasyon seçeneğine yönelmedi. Bu bağlamda Direnişin akılcılığı bir kez daha kendini gösterdi. Öyle ki tüm cevaplarını, bu aşamada istemediği seçeneklere düşmanı itmek için kararlılık ve azim ile birleştirdi. Bu sayede Direniş, İsrail'in derinliklerini bir şantaj unsuruna dönüştürmeyi ve daha dramatik seçeneklerden caydırmayı başardı.

Böylelikle Direnişin Lübnan ve Filistin'de bir güç haline gelmesinin ardından Siyonist devlet ile oluşturulan güç denklemlerinin geldiği noktaya ilaveten, bu savaş turunun güçlü bir gösterge oluşturduğu gerçeği açıkça ortaya çıktı. Bu gösterge, Lübnan ve Filistin'deki Direniş güçlerinin Filistin'den Tahran'a doğru büyüyen bölgesel bir eksene dayanmasının ışığı altında, çatışmaların geleceğine dair iyimser görüşleri de güçlendirdi.

Sınırlı seçenekler ve her birinin maliyeti göz önüne alındığında, özellikle bazı taraflar arasına partizan düşünceler ve seçim uzlaşmaları girdiğinde ve Savunma Bakanlığı koltuğunda oturan biri söz konusu olduğunda, karar mekanizması içerisinde çok fazla görüş ve öngörü bulunması şaşırılacak bir durum değildir. Bu bakan, zaten aşırı muhalif olduğu için Gazze ve Lübnan'a karşı kendini kısıtlamıştır. Ancak göreve geldiği gün, askeri ve istihbarat bilgilerinin yanı sıra güvenlik kurumunda hâkim olan öngörülerin kendisine verilmesinden bu yana, daha akılcı hale gelmiştir. Bu durum ise, sağcı kesim ve seçmenin zihnindeki imajı üzerinde büyük bir olumsuz etki bırakmıştır. Gazze ile ateşkesin şartlarını kabul etseydi, İsrail'de kamuoyunun zihnine yansıyan imajıyla birlikte, kendisi için ölümcül bir darbe olurdu. Bu şekilde sadece hükümete değil Knesset üyeliğine de geri dönüş yolu kendisi için tamamen kapanmış olurdu.

İsrail için böyle bir zamanlamada, Gazze Şeridi'ne karşı yükselttiği sloganlara rağmen istifa kararı alan Lieberman, İsrail'in imajı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu çok iyi biliyordu. Ancak bunun arkasındaki hedef, önümüzdeki seçimler sırasında kredisini yükseltmeye katkı sağlaması ümidiyle, sağ kanatta popülaritesini yükseltmektir. Bu bağlamda Liberman'ın istifası, hükümetteki tüm taraflara dayatılacak bir seçim savaşının başlangıcına yol açabilir. Bakanlıktaki görevini terk etmesi konusuna gelince, Lieberman'ın yokluğunun güvenlik kurumu üzerinde herhangi bir etki oluşturması beklenmiyor.

Diğer yandan, işgalci İsrail rejiminde istifa dalgası oluşmaya başladı. Savunma Bakanı Avigdor Lieberman'ın görevinden istifasının ardından bu rejimin 9 yıldır Göçmen Bakanlığı'nı yürüten Sofa Landver'in de istifası, hükümette sarsıntıya neden oldu. Bu, Gazze Şeridi ile ilgili seçenekler karşısında İsrail yönetiminin gerçek bir krize girdiğini ve seçim hesaplarının karıştığını gösteriyor. Burada, ateşkes için kendisini teşvik eden ve bu kararı almaya iten ordu liderlerinin Lieberman tarafından eleştiri almaması dikkat çekiyor. Aksine, Lieberman şu sözleri ile okları Başbakana çevirdi: “Güvenlik kurumu tamamıyla siyasi düzeye boyun eğmiştir. Politikayı belirleyenler, siyasi düzeyi de belirler. Bana kalırsa bu politik seviye başarısız olmuş ve doğru karalar alamamıştır.”

Ali Haydar
Kaynak: el-Ahbar
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler