syria-9.jpg
  • Anasayfa» 
  • Analiz»
  •  İran’ın Suriye’den çekilmesi karşılığında ABD’nin yaptırımları hafifleteceği söylentileri doğru mu?

İran’ın Suriye’den çekilmesi karşılığında ABD’nin yaptırımları hafifleteceği söylentileri doğru mu?

Bu sızıntılar, Amerika'nın İran yaptırımlarının henüz birinci ayını tamamlamadan başarısız olduğunu doğruluyor. Açıklamalar aynı zamanda İran'ın askeri varlığının Kuzey cephede genişlemesi ve hem Suriye'deki varlığı hem de Hizbullah'ın füze gücünün büyümesi ile İsrail'i köşeye kıstırması yüzünden İsraillilerin yaşadığı korku ve hüsranı ortaya koyuyor.

23 Kasım 2018 Cuma

İNTİZAR - Bugünlerde İsraillileri ve siyasi - askeri liderliğini endişelendiren iki önemli husus gündemde yer alıyor. Bunlardan birincisi, Hizbullah'ın mevcut caydırıcılık denklemi ve stratejik dengeleri alt üst eden gelişmiş silahlara sahip olmasıdır. İkincisi ise İran güçlerinin Suriye'deki varlığıdır.

Diğer bir deyişle “Kuzey cephesi”, yani Lübnan ve Suriye, İsrail ve Amerika'nın stratejik anlamda odak noktasını oluşturuyor. Hal böyle iken, İran'ın askeri güçlerini Suriye topraklarından çekmesi karşılığında, Tahran'a yönelik yaptırımların bir kısmının kaldırılmasına ilişkin Rusya tarafından bir öneri sunulduğu söylentilerinin dolaşması şaşırılacak bir durum değildir.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Çarşamba günü yaptığı açıklamada “Axios” haber sitesinin konu hakkında yayınladığı rapora işaret ederek, askeri güçlerinin Suriye'den çekilmesine karşın, İran'a dayatılan yaptırımların ABD tarafından kısmen kaldırılmasına yönelik Rus hükümeti tarafından İsrail ve Amerika'ya teklif sunduğu söylentilerini reddetti.

Suriyeli yetkililer tüm basın açıklamalarında, Suriye topraklarında bulunan diğer tüm askeri güçlerin aksine, İran güçlerinin Suriye hükümetinin talebi ile Suriye'ye geldiğini ve çıkışlarının da yine hükümetin talebi ile gerçekleşeceğini vurguluyor. Suriyeliler, ülkenin bağımsızlığını ihlal eden tüm askeri varlıkların ülkeyi acilen terk etmesini istiyor.

Birtakım inandırıcı unsurlar bulunduran bu sızıntılarda yeni olan, “ateş olmayan yerden duman çıkmaz”, örneğinin uygulanmasıdır. Bunu birkaç nokta ile özetleyebiliriz:

Birincisi: İsrail ve Amerika, askeri seçeneğin yani Suriye'deki İran güçlerine yönelik saldırı düzenlemenin, artık faydasız olduğunu anladılar. Böyle bir saldırı, Suriye Arap Ordusu ve hava savunmasının, Rus yapımı “S-300” tipi gelişmiş füzelere sahip olmasından dolayı belki de tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

İkincisi: ABD'nin İran'a dayattığı yaptırımların, İran'ın nükleer anlaşmayı ya da nükleer silahların yayılmasını önleyen anlaşmayı ihlal etmesi gerekçesiyle dayatılmadığı açıktır. Bu yaptırımlar, İsrail'in güvenliğine hizmet etmesi için ve İran'ın Suriye'den çekilmesine karşı baskı kartı olarak kullanılıyor.

Üçüncüsü: Moskova bu fikre prensip açısından karşı çıkmadı. Rusya'nın bu konudaki pozisyonu, Ryabkov'un şu ifadeleri aracılığıyla beyan edildi: “İsrail'in güvenliği ile ilgili konuları, açıklamalar aracılığıyla değerlendirmiyoruz. Ancak en üst düzey sorumlulukla ve çeşitli düzeylerde yoğunlaştırılmış diyaloglar içerisinde kalmaya devam ediyoruz.”

Bu sızıntılar, Amerika'nın İran yaptırımlarının henüz birinci ayını tamamlamadan başarısız olduğunu doğruluyor. Açıklamalar aynı zamanda İran'ın askeri varlığının Kuzey cephede genişlemesi ve hem Suriye'deki varlığı hem de Hizbullah'ın füze gücünün büyümesi ile İsrail'i köşeye kıstırması yüzünden İsraillilerin yaşadığı korku ve hüsranı ortaya koyuyor. Suriye'nin özellikle askeri olmak üzere çeşitli alanlarda kendini toparlaması etkenini de unutmamak gerekiyor.

Burada akıllara takılan bir soru var: Doğruluğu kanıtlansa bile, İran'ın böyle bir mübadele anlaşmasını kabul etmesi mümkün müdür? Bu soruya cevap vermek zordur. Ancak şunu söyleyebiliriz, İranlılar en üst düzeyde pragmatizme sahip bir millettir. Bununla birlikte, aynı zamanda bu gibi tekliflerin güçlü bir konumdan değil, aksine zayıf bir konumundan geldiğini çok iyi biliyorlar. Bunun gibi bir değerlendirmenin İranlıları daha çok teşvik edeceği ve Suriye'de Direniş Eksenini güçlendirmek için askeri güçlerinin varlığına daha sıkı sarılabileceğini düşünüyoruz.

Kaynak: Ray el-Yevm
Çeviri: Merve Soydaş
Kategorideki Diğer Haberler
Öne Çıkan Haberler